Cumhurbaşkanımızın yaptığı "Ali de bizim, Ebubekir de, Aişe de bizim Zeynep de" konuşmasından "bak bak, Cumhurbaşkanı bunlara ağzının payını verdi" sonucunu çıkaran ezik İrancılar var. O konuşma, bir benzeri bir Şii lider tarafından yapılana kadar bir "ahlaki üstünlük konuşması"dır. Bunu pekala hissediyordur İrancılar ancak kabul etmek işlerine gelmez.
Niçin? Çünkü İrancıların bize teklifi şu: "Ben Müminlerin annesine hakaret edeyim, Müminlerin güzidelerine söveyim; ama sen benimle yakınlaş." Deli işi bu.
"Ben Irak'ta, Afganistan'da, Lübnan'da, Suriye'de Müslüman katledeyim ama sen benimle yakınlaş." Bu da deli işi.
Yakınlaşmak, daha doğrusu uzlaşmak karşılıklılık gerektirir. Bu durumda bu karşılıklılık için İran'dan daha fazla efor beklenir. Niye? Çünkü İran bize "Hz. Ali'ye hakaret etme" teklifiyle gelemez moron değilse. Çünkü hiçbir Sünni İmam Ali'ye hakaret etmez. Ama her Şii Hz. Ebubekir'e, Hz. Ömer'e hakaret eder. Dolayısıyla uzlaşma şudur: "Biz Hz. Ebubekir'e, Müminlerin annesi Hz. Aişe'ye hakaret etmeyeceğiz."
Bunu anlamamak için kör ya da İrancı olmak gerekir.
Meselenin politik tarafı da şudur. Türkiye 20 yıldır İran'a "mevzi kazanmaya değil, mihver olmaya bakalım" diyor. Bu da bir başka ahlaki üstünlüktür. İran bu teklifi her seferinde elinin tersiyle itti. Suriye'de, Irak'ta, Lübnan'da Müslümanlar lehine mihver oluşturmak yerine Şia lehine mevzi kazandı ve daha kötüsü olarak bu mevzileri Müslümanlara zulmetmekte kullandı.
Bütün bu manzaraya rağmen bugün ABD-İsrail soysuzluğuna karşı İran'ı açıkca destekliyoruz.
Türkiye'deki, Irak'taki, Lübnan'daki Sünni ana bloğun bundan ötesi için bir vazifesi, bir ahlaki ödevi de yoktur.
Güncel Şia ideolojisi, daha doğrusu İran emperyalizmi nedamet getirmek yerine Türkiye'deki Müslümanlara tetikçileri eliyle saldırmaya devam etmemelidir. Düşman bellidir ve madem düşman belliyse bir parantez açılabilir.
Ancak İrancılar her zaman yaptıkları gibi parantez ödevini de bize yıkmanın derdindeler. Kusura bakmayacaklar. Terbiyesizlik, yalan ve iftiraya devam ederlerse onca işimize gücümüze rağmen bu kritik mücadeleyi de veririz.
Yakınlaşma isteklerinde samimilerse adam gibi davranmak zorundalar.
"Türkiye iran olmaz, Cezayir olmaz.
Birilerinin Türkiye'yi Suriye yapmasına izin vermeyeceğim" diyerek 28 Şubatın fiili darbe olmasını TEK CÜMLESİ ile engelleyen ve Türk siyasetine darbelere direnmeyi öğreten Şehit Muhsin Yazıcıoğlu'na rahmet olsun...
Altay Cem Meriç bir kişiyi hedef almadı, bir kişiyi suçlamadı, bir ismi işaret etmedi. Son derece basit ama son derece rahatsız edici bir şey yaptı; mekanizmayı görünür kıldı.
Anonim hesapların aynı dili, aynı çerçeveyi eşzamanlı biçimde dolaşıma sokmasının “kendiliğinden” olmadığını; bunun bir koordinasyon, bir dağıtım ve bir finansman altyapısı gerektirdiğini söyledi.
Bu kadar tepkinin sebebini anlıyoruz değil mi? Bu yapıların asıl gücü söylediklerinde değil, görünmezliklerinde. Kendilerini “organik kamuoyu, halkın sesi, özgür tepki” gibi sunabildikleri ölçüde etkililer. O görünmezlik pelerini kalktığında, geriye yalnızca organize bir dil, senkronize bir refleks ve tekrar eden kalıplar kalıyor. Anlamsızlaşıyorlar. @AltayCemMeric
Buraya gelen herkes bu atmosfere rağmen geliyor. İslam ne büyük din ki böyle sürüngenlere rağmen tüketilemiyor.
Çocuklar gene de geliyorlar. Ellerinizden ve dillerinizden emin olmamalarına rağmen geliyorlar.
Sizden ne öğrenecekler ? Bu çocukların ayaklarını öpseniz yeridir.
Bunların size salça olmaması için gavur olmak gerekiyor.
Allah düşmank olduğunuz zaman ellerinden ve dillerinden emin oluyorsunuz. Hatta sizi destekleyip övdükleri de oluyor.
Sonra çocuklarımız niye gavur oldu ? Bela oldunuz oğlum tertemiz çocukların başına.
Müctehidim. Şu yaptığım işlere cevaz veren ehli sünnet alim de benim. Sizden fetva almıyorum. Hadi yaylan.
İşinize geliyorsa. İşinize gelmiyorsa barlardaki insanlar sizden nasıl eminse, müslüman gençlerden de uzak durun.
Installing Docker on my laptop for "light use" was a mistake. My CPU is overloaded, the fan is now louder than a jet engine, and I've officially turned my powerful machine into a space heater. #devlife#docker
Milli Gücümüz Göğsümüzü Kabartıyor, Yüreklere Huzur Veriyor!
Vatan evlatlarımızın enerjisi ile güç verdiğimiz Türkiye’nin ilk Millî Turbofan Motoru #TF6000 millî motor test sisteminde ilk kez çalıştırıldı!
Test sürecinin ardından Milli Turbofan Motorumuz TF6000 #KIZILELMA ve #ANKA-3’e güç verecek!
Başta mühendislerimiz ve teknik ekiplerimiz olmak üzere projede emeği geçen herkesi yürekten tebrik ederim.
Ülkemize, milletimize hayırlı uğurlu olsun.
#MilliTeknolojiHamlesi🌍🇹🇷
Dizüstü bilgisayarların klavyesinde FN tuşunu CTRL tuşunun yerine sol alta koyan tasarım mühendisleri, hiç mi bilgisayar kullanmadınız? @LenovoTurkiye@LenovoThinkPad