Özel İtalyan Lisesi Yönetimine Sesleniyoruz: Anayasal ve yasal hak ihlallerine, yapısal emek sömürüsüne ve açık hukuk katliamına son verin! #AnlaşmayaUyTCYasalarınaSaygıDuy
I'm happy to share an open letter to the Israeli government from 23 professors of economics across the US and Europe (including myself):
https://t.co/miz2X7yNWF
Türkiye’de sorumsuzluk duygusunu benimsemek bir prensip hâline getiriliyor. Sadece yönetilenlerin değil yönetim katmanlarındaki kamu yöneticilerinin de bu zaafı var.
Korkunç bir utanç kaynağı ve dram olan Bolu otel yangınında bürokratların soruşturulmasına izin verilmeyeceği açıklandı. Bu çok tehlikeli bir yoldur. Bürokrasinin huzurunu ve teminatını sağlamakla ilgisi olmayan bir karardır. Ciddi bir ilkeye dayanmaz. Bunun sonunda doğacak tepkiden, kararı alan zarar görür. Bu dikkate alınmalıdır. Bir karar merciinin başındaki bürokrat, neden soruşturmanın dışında kalsın? Böyle bir şey Rusya tarihinde bile görülmez. III. Petro’nun, soylular lehinde çıkardığı buna benzer bir kararı, kendi karısı II. Katerina ortadan kaldırmak zorunda kalmıştır. Soruşturma, insanların adalet duygusunun başlıca prensibidir; idare edenler her zaman denetime tabidir. Bunun tarihte istisnası yoktur. Bu kurala uyulmazsa, sonuçlar aslında o kararı alanın bile istemeyeceği bir yere gider.
Genel kural ve prensiplere uyamayan veya uyum sağlayamayan bir bürokratın orada oturmasına zaten gerek yoktur. Bu çok açık bir durumdur. Adalet duygusu tatmin edilmedikçe taş devrine dönmek mümkündür. Çünkü sabırlı ve kanuna itaati yüksek Türk toplumunda bile, istenmeyen şahsi tecelli duyguları ve hareketler uyanabilir. Nitekim örnekleri görülüyor.
Hiçbir suç cezasız kalmamalıdır; o nedenle Justitia'nın ("Adalet Ana"nın) kılıcı keskin ve hızlıdır. Suç ve ceza her daim ölçülü olmalıdır, eldeki kanıtlar tarafsız olarak tartılmalıdır; o nedenle Justitia, diğer elinde bir terazi tutar. Ama Justitita'nın günümüzde en çok unutulan ve belki de en önemli olan sembolizmi, gözlerindeki bağdır. Adalet Ana, kişilerin ismine, cinsiyetine, partisine, dinine, diline, sosyoekonomik sınıfına, ırkına ve etnik kökenine karşı tamamen kör olmalıdır. Yargıladığı kişileri sadece ve sadece kanıtlara göre değerlendirmeli, adaleti her gruba aynı hızda ve tamamen eşit bir şekilde dağıtmalıdır. Eğer ki adalet belli isimler, belli cinsiyetler, belli partiler, belli dinler, belli diller, belli sosyoekonomik sınıflar, belli ırklar, belli etnik kökenler için farklı, diğerleri için farklı çalışıyorsa, orada adaletten söz edilemez. Birine uygulanan adalet, keyfi bir şekilde diğerine uygulanmıyorsa, adalet ölmüş demektir. Adaletin öldüğü yerde bir millet de yeşeremez. Justitia'nın tam olarak neyi temsil ettiğinin ve bize neyi hatırlattığının asla ama asla unutulmaması temennimizle...