Ajans Muhbir, son dönemde bazı siyasal İslamcı çevreler tarafından “İsrail ajanlığı” gibi mesnetsiz bir ithamla hedef alınmış; bu ithamlar gerekçe gösterilerek yayın platformlarımıza erişim engeli uygulanmıştır.
Ajans Muhbir’in yayın arşivi açıktır. İsrail’in kanlı yüzünü ortaya seren, bölgedeki zulmü paylaşan çok sayıda haber yayınlamıştır.
İsrail’den “Terör devleti” diye bahseden bir basın kuruluşunun “İsrail ajanlığı” ile itham edilmesi Türkiye’de hukukun gelmiş olduğu noktayı açıkça ortaya koymaktadır.
Ajans Muhbir Türk milliyetçilerinin kalbidir. İftira ile gerçekler değişmez. Erişim engelleri gerçeği ortadan kaldırmaz.
Bize destek olmak için yeni hesabımız takip edip tweeti paylaşabilirsiniz.
Ajans Muhbir, meşru ve hukuki tüm yollarla yayıncılık faaliyetlerine devam edecek; kamuoyunu bilgilendirmeyi sürdürecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Ajans Muhbir
Il mendie la Turquie pour les armes en contrepartie il insinue que la Turquie est un état d’envahisseur sur l’île de Chypre.
Que la Russie rase ton pays.
Çatışma bölgesinde, ailenizle birlikte bir evde olduğunuzu düşünün. Teröristler polisle çatışıyor. Silah sesleri, patlama sesleri geliyor. Eğer o anda canını, malını, namusunu bu Allahsız piçlere karşı savunacak bir silahın yoksa neye yararsın sen?
Korkmayın, yasal bir şekilde silahlanın. Yoksa bu piçler evinize girdikleri anda cehennemi yaşamak için ölmenize gerek kalmaz.
Kimse bana demesin ki; adamlar polis vuruyor biz napalım. Çaresizce ölmek isteyen bir aciz misin? Yoksa Allahsız vatansız piçlere, teröristlere karşı savaşarak mı ölmeyi istersin? Buna kararını ver ve hemen gerekeni yap.
Tehlike artık çok yakınında.
Değerli dostlar; yaklaşık bir yıl önce açıktan ilan edilen 'Yeni Devlet kurma projesi' ve buna bağlı yürütülen İhanet Süreci bugün çok tarihi bir şerefsizliğe imza atmış bulunuyor.
Bunca zamandır 80 milyonun dizi izler gibi hayretle takip ettiği sürecin aslında ne olduğunu hâlâ bilmiyoruz; bu yönüyle çok başarılı yazılmış bir senaryosu var. Hani sanat eserleri yorumlanırken, eseri yorumlayan kişi kendisinden bir şeyleri yansıtır ya? Eserin anlamının ne olduğunun önemi olmaksızın. Hatta anlamı da olmayabilir. Bu süreç tam olarak böyle bir eserdir. Ortada kimsenin tanımlamadığı bir süreç var ve Türk müesses nizamı el ele olmasını umduğu şeyi yansıtıyor, okuyor. Bunun için gazetecisi kendi kendine spin doctorluğa soyunuyor, sanatçısı kanaat önderliğine atlıyor. Duvara yapıştırılan bir muzda hayatın anlamını arayan duayen sanat eleştirmenleri gibi „Kardeşlik“, „Barış“, „Bir asırlık sorun“, „Devlet Projesi“, „Demokrasi“ gibi yarak kürek laf salatası içinde kendi ideallerini görüyorlar. Veyahut psikolojideki meşhur Rorschach testinde olduğu gibi, süreçte türlü acayiplikler okuyan şizofrenleri dinliyoruz.
Bu sizleri şaşırtmasın; zira burada beylik beylik konuşan AKP’liler, MHP’liler veya DEM’liler de ne olduğunu bilmiyor. Çünkü adam yerine konmuyorlar. Oysa ne beylik konuşuluyordu, değil mi? Güya pazarlık yoktu, PKK kendi kendine silah bırakacaktı. İsrail kapımızdaydı. Halbuki şizofreni daha sürecin başındaydı. Cumhur “Terörsüz Türkiye” derken, Terör Örgütü “Demokratik Cumhuriyet süreci” diyordu. Kimse de “Madem sorun Kürt sorunu, tanımlaması ne, çözümü ne?” demiyordu. “Madem sorun PKK ve terör; o zaman Meclis ne alaka?” demiyordu. Sadece “Bize güveniiiin!” diye bağıran bir Cumhurbaşkanı; öcalan’a methiyeler dizip Türk milletine söven bir MHP Genel Başkanı.
Oysa terör örgütü bize gün gün anlatıyordu: meşru muhatap kabul edildiklerini, pazarlık yürüttüklerini, af yasası çıkacağını, dağdaki teröristin siyaset yapacağını ve yeni anayasa hazırlayacaklarını - tek tek söylüyordu. Duayen aydınlarımız ise panik olmuştu. İyi hoş ama Demirtaş ne olacaktı? Peki, madem hepimiz birbirimize tren yapacağız; CHP başkanları niye hapisteydi? Yoksa Öcalan–Bahçeli–Erdoğan üçgeni demokrasi için savaşmıyor muydu? Tabii tüm bunlar eski röportajlar, tutanaklar veya kulis bilgilerini “sızdırarak” kamuoyunu manipüle etmelerine engel olmadı.
Ve gözleri yönelmişti Edirne’deki peygamberlerine. Palulu Obama da durur mu? Yıllardır olduğu gibi minik bir göz kırpma, minik bir kuyruk sallamayla müritlerine yeni umut üfledi ve bir altı ay daha “Öcalan’a karşı çıkacak” ümitlerini harladı. İş bitene kadar bu salakları da idare etmek gerekiyordu; ne yaparsın?
Esasen şu an gerçekleşen, bir gerçekliğin Anayasa’ya geçirilme projesidir. Maksat, Türkiye Cumhuriyeti’ni tarihe gömmek ve Kürtçü-İslamcı ittifakı temelinde yeni bir devlet kurmaktır. Sizin bu aşamada konuşmak veya fikir beyan etmek gibi bir lüksünüz yoktur. Çünkü eliniz silah tutmuyor. Çalmıyorsunuz. Öldürmüyorsunuz. İnsan gibi yaşamaya çalışıyorsunuz. Siz bu işin finansman kısmında varsınız. İmralı’da haftalardır süren inşaattan tutun da Meclis’teki kebaplara kadar veya bu kaymak tabakayı beslemek için verilen ihalelere kadar işi finanse etmek için debelenen kölelersiniz.
Bakın ne konuşulduğunu, neden konuşulduğunu, ne için konuşulduğunu - hiçbirini bilmiyorsunuz. Sadece "Siz Kürtlerle savaşıyordunuz, Bahçeli ve öcalan sizi barıştırdı. Hadi Özgür bu nikahı onayla da şu süreç suç olmaktan çıksın, hepimiz bulaşalım boka!" diyorlar. "Olmaz" derseniz de sövüyorlar. Buna da demokrasi şöleni diyorlar. Oy verdikleriniz sizi adam yerine koymuyor, 40 bin kişinin katiline gitmek için birbiriyle yarışıyorlar - bunu da aramızda çözdük diye komisyona bağlıyorlar. Yalan yok, bizim siyasiler komisyon işlerinden iyi anlıyorlar.
Meğer yıllar önce Bahçeli ipi değil, ipini atmış - biz anlamadık. Tutan biri çıktı elbette. Imralı'ya mı gitmek istiyor? Gitmeli, ama kelepçeli. Ipini de birlikte yanına vermeli.
This imbecile and his predecessors mocked Türkiye for years, fighting Turkish interests on a geopolitical level at every single opportuniy, and NOW they want Turks to die for their imperial interests?
With all due respect: FUCK off. Get your colonial ass outta here.
Bize yapılan hakaretleri,saygısızlıkları her şey öte Türk subayını aşağılayanların hepsini not ettik.Hepsinin hesabını günü gelince soracağız.Kimsenin şüphesi olmasın.
💥 Emekli Albay Orkun Özeller, Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanı Ömer Şanlı’nın iddialarına tek tek cevap verdi:
• Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan Kayseri Hava İndirmeye neden gönderildin?
Özel Kuvvetler’den 2006 yılında FETÖ’nün toplu kıyım yaparak Özel Kuvvetler’in içini boşaltmaya çalıştığı dönemde Diyarbakır Ergani’ye terörle mücadele alanına bölük komutanı olarak gönderildim. Kayseri Komando’ya ise 2011 yılında Diyarbakır’dan kendi isteğim ile ben savaşçıyım karargahta yapamam diyerek gittim. konuyu git sana E. Org. Salih Zeki Çolak anlatsın (öpüldün)
• Zekai Aksakallı Paşa neden üstünü çizdi?
Zekai Paşa beni Sur operasyonlarındaki başarılarımdan ve kendisine duyduğu güven nedeniyle Kayseri Komando’dan Özel Kuvvetler’e geri aldı. Neden geri aldığını ve bana hangi özel görevleri verdiğini de git, emekli Korgeneral Zekai Aksakallı komutanıma sor. (Azıcık kitap okusanız bunları bilirsiniz. İncirlik Ağacı kitabımı sana imzalı göndereceğim. (Öpüldün.)
• 2015-2016 Diyarbakır Sur Operasyonlarında rütben albay olmasına rağmen neden çatışma sahasından uzak tutulup sana ayak işleri verildi?
Bak, en çok güldüğüm de bu oldu. Ben, albay olarak Kayseri’de durmak ağırıma gittiği için tugay komutanımız rahmetli şehit Tümgeneral Aydoğan Aydın’dan beni bölgeye götürmesini rica ettim. Bu isteğim üzerine bölgeye geldim. Yani gönüllü geldiğim Sur operasyonlarında ne görevler yaptığımı, hangi çatışmalara girdiğimi emekli Korgeneral Musa Çitil Paşa’ya sorabilirsin. Bak, istersen Sayın AK Parti Diyarbakır Milletvekili M. Sait Yaz hocama da sorabilirsin. O da şahittir. (Öpüldün)
• Hain Semih Terzi ile neden bu kadar yakındın?
Semih Terzi ile nerede, ne kadar yakınmışım? Nereden uydurduğun, çıkardığın kokudan belli. Semih Terzi ile hiç çalışmadım, görev gereği bile hiç temas etmedim.
• Devrelerin ki o şerefli Türk Subayları kurmay olmamalarına rağmen paşa olurken sen neden emekliye sevk edildin?
Ben emekliye sevk edilmedim, 2021 yılında kendi isteğimle emekli oldum. Bunu da git, birliklere komutan aranırken bana komutanlık görevi vermeyen, 15 Temmuz’da ne yaptığı yavaş yavaş gün yüzüne çıkan ABD madalyalı generaliniz Hulusi Akar’a sor. (Öpüldün)
• Seni fonlayanlar, kitaplarını basanlar NATO'nun hangi kliği?
Benim kitabımı önce Pankuş, şimdi de Nergiz Yayınevi bastı. Çünkü herkes cesaret edemezdi. Para konusuna girme, gel mal beyanlarımızı ve kredi kartı dökümlerimizi açalım. Kim nereden ne geliri var, kamuoyu görsün; yiyor mu? Parasızım ama onurluyum. Kimseden yardım almadım, almam. (Öpüldün)
• Bir de çıkıp TSK üzerinden hamaset yapıyorsun; sen kimin çocuğusun Orkun?
Şimdi bunları okuyanlar, kimin ne çocuğu olduğunu net olarak anlamıştır. Nasıl, acımadı değil mi?
Eğer bugün İran ABD ve İsrail saflarında olsaydı bu Kemalist laik muhalif geçinen tayfadaki İran karşıtı tavrın çoğu solardı.
Suudi Arabistan'da alkollü partileri görünce Suudilere bir anda kanı kaynayan adamlarla bir yol alınmaz.
Mülteci geliyor diye ağlayıp eheheh mollalar ölüyor İran dağılır insanlar özgürleşir diye tribe giren bir başka pkkistan kurulursa milyonlarca mülteci gelirse milyonlar ölürse ne olur denince salağa yatan bir kitle ne ilerici olabilir ne ümit olabilir sadece iktidarın kitlesinin bir başka versiyonudurlar.