Bizim siyaset anlayışımızda “imkânsızlığın diline teslim olmak” yoktur.
Biz, iman varsa imkân da vardır diyenleriz. İman varsa her engelin aşılacağına inananlarız. Akıl varsa, bilgi varsa çözüm bulanacağını bilenleriz.
Ülkücünün ülkücüye sırt döneceği, dava arkadaşlarının birbirine gönül koyacağı, aynı sancağın gölgesinde yürüyenlerin alınganlıkla, kırgınlıkla birbirinden uzaklaşacağı zaman mıdır?
“Amedspor’un ismi Melik Ahmet Turanspor’du. Rengi kırmızı ve beyazdı. ‘Amed’ ismini PKK verdi, renkler ‘Öcalan’ istedi diye değiştirdi!”
🗣️ Yılmaz Özdil: “Tıpkı Türk milli takımı gibi. Kırmızı beyazdı renkleri.
1985 yılına kadar böyle geldiler.
Kırmızı beyaz formalarla Melik Ahmet Turanspor olarak geldiler.
1990 yılında Melik Ahmetspor kulübü Diyarbakır Belediyesi tarafından satın alındı.
Kulübün adı da Diyarbakır Belediyespor olarak değiştirildi.
Kırmızı beyaz ufak ufak alerji yapmaya başlamıştı.
1990’da kulübün ismi değiştirilirken renkleri de değiştirildi. Yeşil beyaz oldu.
1996 yılında kulübün renkleri yine değiştirildi.
Yeşil beyazdan vazgeçildi, sarı kırmızı oldu.
‘Niye böyle bir şey yaptınız’ diye sordular.
1996 yılında Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Refah Partili Ahmet Bilgin’di.
Kulüp başkanı da o zaman Ferit Çağlayan diye biriydi.
Dediler ki ikimiz de aslında Galatasaray taraftayız. Bu yüzden kulübün renklerini sarı kırmızı olarak değiştirdik dediler.
Peki gerçekten öyle miydi?
E değildi tabii. Yani o dönemde medyaya yansıyan haberler gayet açık yazıyordu.
Abdullah Öcalan, Galatasaray taraftarıydı. Bunu röportajlarında açıkça dile getiriyordu. Hatta kardeşi Osman Öcalan gazeteci Hasan Cemal’e anlatmıştı. Demişti ki forma sarı kırmızı sahanın çimleri de yeşil. Sarı, kırmızı, yeşil PKK renkleri oluyordu. Bu yüzden Galatasaray taraftarıyız diyordu.
Tribünlerde hep aynı pankart açılıyordu.
Nedir o? ‘Seni seviyoruz Cimbom, seni seveni de’ diye pankart açılıyordu.
Sarı kırmızı renkler üzerinden Galatasaray kulübünün ismini alet ederek akıllarınca örgüt propagandası yapıyorlardı Galatasaray’ın popülaritesinden de faydalanarak.
Abdullah Öcalan da röportajlarına buna atıfta bulunuyordu. O tarihlerde futbolun ve Diyarbakırspor’un toplumda üstlendiği rolü falan anlatıyordu.
İsmiyle, sponsoruyla, felsefesiyle Türk kulübü olan Melik Ahmet Turanspor, renkleriyle, ideolojisiyle ufak ufak ismiyle örgütün oyuncağı haline getiriliyordu.
2013 yılı oldu. Kulübün renkleri bir kez daha değiştirildi. Ne yapıldı?
Yeşil kırmızı yapıldı. Dediler ki Diyarbakırspor’un orijinal renkleri bu.
Aradan bir yıl daha geçti. 2014 yılında. Bu defa kulübün ismi değiştirildi Amedspor spor yapıldı.
Amed ne?
Lafı böyle hiç eğip bükmeye gerek yok. PKK’nın istediği isimdi. PKK’nın Diyarbakır şehrimize vermek istediği isimdi.
Diyarbakır tarih boyunca aslında Türkmen boylarının yerleşim yeri. Kültürel dokusu hep bu kökenle şekillendi. 11. yüzyıldan itibaren Selçukluyla, Artukluyla, Akkoyunlu gibi Türk devletleriyle mimari ve sosyal açıdan daima Türk İslam merkezi haline getirilmişti.
PKK ise daima bambaşka bir tarih yazmak istiyordu. Alternatif bir tarih yazmak istiyordu.
Amed ismini Diyarbakır’ın en eski ve asıl ismiymiş gibi sunmaya çalışıyorlardı hep.
Halbuki tarihin hiçbir döneminde şehrin ismi Amed olarak kayıtlara geçmemiş.”
Resmi bir ziyaret maksadıyla Türkiye’ye gelen, aralarında Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali Ahmed Al-Haddad ile Kara Kuvveleri Komutanı Korgeneral Alfitory Jribil’in de yer aldığı beş kişiden müteşekkil Libya Heyeti’nin dönüş yolculuğu maalesef faciayla sonlanmıştır.
Dün akşam saatlerinde Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan Libya’nın başkenti Trablus’a gitmek üzere havalanan Falcon 50 tipi özel jet Haymana civarında düşmüştür.
Bu elim ve feci olayda Libya Heyeti’nin yanı sıra üç kişiden oluşan mürettebat da hayatını kaybetmiştir. Türkiye-Libya arasındaki samimi ve yakın diyalogların arttığı, karşılıklı hak ve çıkarların eşgüdüm halinde müdafaa edildiği bir dönemde vaki uçak kazası hem düşündürücü hem de ziyadesiyle üzücüdür.
Tarihi, siyasi, ekonomik ve köklü ilişkilerimiz olan Libya’nın acısı elbette Türkiye’nin de acısıdır. Bu münasebetle dost ve kardeş ülke Libya’ya taziyelerimizi iletiyor, hayatını kaybedenlere Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum.
“Biz Devlet Bahçeli’yi yalnız bırakamazdık; çünkü bizde lideri yarı yolda bırakmak yoktur. Dava durursa biz ayağa kaldırırız, lider konuşursa biz dağları titrettiririz.”