Yepyeni bir Anadolu ve Işıl Işıl bir vatan, güzelim Türkiye yoksulluğun, çaresizliğin olmadığı, bir çocuğun hayallerinin bile yük haline gelmediği bir ülke olursa binlerce yıllık acılarımız sağalmaya başlayacak.
fransadaki protestolardaki animeci genç erkek yoğunluğu bütün önyargılarımı kırdı. artık türkiyedeki animeci kardeşcanlara daha sempatiyle bakacağım. anlat bakalım narutonun orjinali kaç bölümmüş de sonradan eklemeler olmuş canım kardeşim dinliyorum #17octobre
İBB davasında yargılanan Ekrem İmamoğlu, savunmasını tamamladı:
"Devriniz bitmiştir. Türkiye geçmişte de ara dönemler yaşadı. Bu dönem de tarihe bir ara dönem olarak geçecek. Zorla ayakta kalmaya çalışan, yorgun, gözünün feri bitmiş, muhakemesi zayıflamış, yürümekte zorlanan bir ara dönem
Halktan, sokaktan, meydandan, pazardan, camiden, milletten kopuksunuz. Milletin dışındasınız. Kendinize uygun bir muhalefet inşa etmeye çalışıyorsunuz. Rakibinizi sandıkta değil, adliyede yenmeye çalışıyorsunuz. Diplomamı iptal ediyorsunuz, kurultayı iptal ediyorsunuz, partiyi kapatıyorsunuz. Sonra yaptığınız millî irade hırsızlığını kutluyorsunuz
Bu bir bitiştir. Bu, sandıktan korkan iktidarın milletten korktuğunun daniskasıdır. Allah kimseyi sizin düştüğünüz bu acınası duruma düşürmesin. Hz. Ali’nin sözünü tekrar ediyorum: 'Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır'" (ANKA)
@FBPublic Fenerbahçelilik, hayatta oluşan her gelişmenin kendine veya takımına olumlu dönüş sağlayacağını düşündürten psikosomatik bir akıl hastalığıdır. İslam cupi ile başlamış bu akım türk köylüsü için sarı-lacivert bir dal olmuş, fakir ve dandik hayatlarına bir umut ışığı olmuştur
Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
Milyonlarca yurttaşımızın özgürlük, adalet ve doğa için omuz omuza verdiği #Gezi13Yaşında.
Yıllardır haksız yere cezaevinde tutulan Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden ve Osman Kavala’nın bir an önce özgürlüklerine kavuşması; toplumsal vicdanın, adaletin ve hukuk mücadelemizin bir gereğidir.
Gezi’nin 13. yılında; ağacına, şehrine, haklarına ve memleketin geleceğine sahip çıkan milyonların iradesiyle, adil ve özgür bir Türkiye mücadelesini kararlılıkla sürdürüyoruz.
Karanlık gidecek, Gezi'nin aydınlığı ve umudu kalacak!
ne kadar gerçek bir fotograf ya. akıllı telefon vs geliştirmeleriyle birlikte tüm gerçeklik yok oldu, her görsel şey sadece sosyal medya içeriği hissi veriyor. ama bu fotolar mesela baya gerçek hissettiriyor
💥 Ali Mahir Başarır, isim vermeden Kemal Kılıçdaroğlu’na seslendi:
“Bizim tankımız, TOMA’mız, suç örgütlerimiz falan yok.
Yıllarca kendisiyle omuz omuza yürüdüğü arkadaşlarını dövdürtecekse, öldürtecekse Allah onun belasını versin!
Bu millet, bu tarih onu affetmeyecek!”
2 kere seçildiği parti abluka altında kardeşim dediği adamların yarısını hapse atmışlar şimdi de yetmez gibi partiye çöküyorlar HERİF 3 METRE YAZI YAZIP HUKUK MUKUK DİYOR AQ AHSJRMMSMCMMZMGM
bu da yine laf salatası yapıyor yüreksiz herif. hukuk mukuk yazmış anca özgür özelin adı geçmiyor. "özgür özelin yanındayım" diyemiyor. gerçi biz seni 6lı masa zamanı kemal'in dizinin dibinde politika yaparken gördük. seçim kaybedilince istifa diyemediğinde gördük. bozkır tilkisi
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
Cumhuriyet Halk Partisi sarayda kurulmadı. Saraya karşı milletin desteğini arkasına alarak savaş meydanlarında kuruldu.
Genel başkanımız Özgür Özel kurultay delegelerinin özgür iradesiyle dört kez üst üste seçildi.
Genel başkanımız başta olmak üzere, bütün parti organlarımız kurultaydan aldığı yetki ile görevinin başındadır.
Yargı kumpaslarıyla Cumhuriyet Halk Partisi teslim alınamayacaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi Saray’dan yönetilemez!
Bu kirli müdahale hem delegenin, hem üyenin, hem de milletin duvarına çarpıp paramparça olacaktır!