Bireyler her türlü kötülüğü, pisliği, ahlaksızlığı yapabilir; adam da öldürebilir, şike de yapabilir. Bir veya birkaç kişinin karaktersizliği yüzünden bir kuruma, takıma veya zümreye kin beslemem. Ama siz camia olarak o kişiyi ve ekibi üstelik daha önce yapılanlar da aşikar olduğu ve bundan da zarar gördüğünüz halde tekrar tekrar sizi yönetmesi için seçiyorsanız, işte bu sizin camia olarak hayattaki duruşunuzu gösterir.
‘Her toplum hak ettiği şekilde yönetilir.’
📍TBMM
Psikologlar her alanda var; fakat hepsi farklı statülerde, farklı maaşlarda, farklı haklarla çalışıyor. Önemli bir kısmı psikolog ünvanıyla çalışmıyor!
Yapılması gereken ilk iş;
👉 1219 sayılı Kanun içerisine psikolog ünvanının eklenmesidir.
👉 Psikologlar için meslek kanununun çıkartılmasıdır.
📍TBMM
Bugün, Ankara Milletvekilimiz Dr. Aylin Yaman, Giresun Milletvekilimiz Elvan Işık Gezmiş, Milli Eğitim Politika Kurulu Üyemiz Prof. Dr. Armağan Erdoğan ile birlikte; Türkiye'nin farklı illerinden gelen kendi alanlarında uzman akademisyenlerimiz ve değerli psikologlarımızla Meclis'te bir araya geldik.
👉 Ülkemizde 166 psikoloji bölümü var. Her yıl 13.000 psikolog üniversitelerden mezun oluyor.
❗Ancak Türkiye’de hala psikologların bir meslek yasası yok!
Psikologların meslek haklarına ilişkin dile getirdiğimiz sorunlar ve talepler doğrultusunda,Sağlık Bakanlığında Çalışan Psikologlar Platformu ve Türk Psikologlar Derneği (TPD) olarak;
AKP İstanbul Milletvekili Sn.İsa Mesih Şahin ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşme gerçekleştirilmiştir.
Sayın milletvekilimiz, sunduğumuz yasal dayanakları ve sahadaki fiili durumu dikkatle dinlemiş; sürecin takipçisi olacaklarını ve gerekli desteği vereceklerini beyan etmişlerdir.
Mesleğimizin itibarı, meslektaşlarımızın emeği ve kamu yararı adına bizleri dinleyen, anlayan ve destekleyen vekilimize teşekkür ediyoruz.
Bu mücadele kişisel değil, mesleki ve kamusaldır.
Psikologluk mesleği lisansla kazanılır.
Haklıyız, kararlıyız ve birlikte güçlüyüz.@isamesihsahin 👏🏻💐❤️
Sağlık Bakanlığı Kumar, Uyuşturucu, Tütün Alkol Gibi Yakıcı Bağımlılık Sorununda Sorumluluk Almalıdır!
Bağımlılık, bu ülkenin en yakıcı halk sağlığı krizlerinden biridir. Kumar, madde, tütün ve alkol bağımlılığı artık münferit bir sorun değil; her hanenin kapısını çalan, aileleri dağıtan, gençlerin geleceğini karartan bir toplumsal yıkımdır. İntiharlar artıyor, uyuşturucu kullanımı yayılıyor, tütün ve alkol bağımlılığı kanser başta olmak üzere onlarca hastalıkla toplumsal sağlığı kemiriyor. Bu tablo bir “alarm” değil, doğrudan bir çöküş manzarasıdır.
Gün geçmiyor ki kilolarca, tonlarca uyuşturucu yakalanmasın. İktidar bunu bir başarı hikâyesi gibi sunuyor. Oysa bu, uyuşturucunun ülkenin her köşesine ne kadar rahat girdiğinin kanıtıdır. Uyuşturucu artık bir güvenlik başlığı değil; gençliği hedef alan, toplumun geleceğini tehdit eden yapısal bir halk sağlığı sorunudur.
Peki Sağlık Bakanlığı bu tablo karşısında ne yapıyor?
Cevabı bütçede gizli. 2026 bütçe teklifine bakıyoruz: Bağımlılıkla mücadele için ayrılan kaynak 5,56 milyar TL. Kulağa büyük geliyor olabilir. Gerçekte ise Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzbinde 3,77’si. Aynı yıl tütün ve alkolden hedeflenen vergi geliri 715 milyar TL. Bunun yalnızca yüzbinde 7,6’sı bağımlılıkla mücadeleye ayrılmış. Yani devlet bir yandan bağımlılıktan devasa vergi topluyor, öte yandan bağımlılıkla mücadeleyi sembolik rakamlara hapsediyor.
Daha vahimi var. 2025’te ayrılan 4,5 milyar TL ödeneğin yalnızca %45’i kullanılmış. 2 milyar lira bütçede dururken, aileler çaresizlik içinde kapı kapı dolaşıyor. Bu bir “kaynak yetersizliği” değil, bilinçli bir ilgisizliktir. Üstelik bu durum tek bir yıla özgü değil; önceki yıllarda da aynı tablo karşımıza çıkıyor.
Kaynağın nasıl kullanıldığına baktığımızda ise tablo daha da çarpıcı. Bağımlılıkla mücadele için harcanan ödeneğin %90’ı, yani yaklaşık 1,8 milyar TL, “bağımlılığın önlenmesi” adı altında Yeşilay’a aktarılmış. Tedavi ve rehabilitasyona ayrılan pay ise yok denecek kadar az. Gerçekleşen ödeneğin sadece 203 milyon TL’si, yani %10’u, tedavi ve rehabilitasyon için kullanılmış.
Bu rakamlar neyi gösteriyor? Çok açık: Devlet, bağımlılıkla mücadelede halkı kaderiyle baş başa bırakmıştır. Sağlık Bakanlığı, bağımlılığın tedavisi ve rehabilitasyonu konusunda sorumluluk almamaktadır. Kamu eliyle yaygın, erişilebilir, nitelikli tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri kurmak yerine, sorumluluk sivil topluma devredilmektedir.
Ülkenin kaynakları başka alanlarda hoyratça harcanırken, toplumun geleceğini doğrudan ilgilendiren bağımlılıkla mücadele “ikincil” bile sayılmamaktadır. Bakanın övünçle anlattığı ALO 191 hattı ise başlı başına bir soru işaretidir. Bu hat üzerinden hangi somut hizmetler verilmektedir? Kaç kişi nereye yönlendirilmiştir? Hangi tedavi merkezlerine, hangi rehabilitasyon programlarına?
Gerçek hayatta cevap nettir: Aileler, uyuşturucu bağımlısı çocukları için tedavi ve rehabilitasyon bulamadıklarını haykırmaktadır. Yatak yoktur, merkez yoktur, kamusal bir sistem yoktur. Sonuç ise şiddet, cinayetler, parçalanan hayatlar ve kararan bir gelecek.
Bağımlılıkla mücadele, birkaç ünlü ismin gözaltına alındığı magazinlik operasyonlarla, popüler kampanyalarla, vitrinlik telefon hatlarıyla yürütülemez. Bu sorun, toplumu içten içe kemiren, ülkenin geleceğini tehdit eden devasa bir halk sağlığı krizidir.
Ve bu kriz, bütçede yok sayıldıkça, tedavi ve rehabilitasyon kamu sorumluluğu olmaktan çıkarıldıkça büyümeye devam edecektir.
#bağımlılık #kumar #uyuşturucu #sağlıkbakanlığı #bütçe
@drmemisoglu@saglikbakanligi
Kamuda görev yapan psikolog arkadaşlarımız için yürütülen bu süreçte @TPDBilgi’ye teşekkür ediyoruz.
Meslektaşlarımızın haklı mücadelesinde her türlü desteği vermeye devam edeceğiz.
Sağlık Bilimleri Lisansiyerleri birlikte mücadeleye devam ediyor ve edecektir.
@lisansiyer_sen@kamusaglis@TPDBilgi
Türk Psikologlar Derneği olarak, mesleğimizin maruz kaldığı hak kayıplarını ve mevcut yasal çelişkileri Kamu Denetçiliği Kurumuna resmi olarak bildiriyoruz. Psikologlar ve psikoloji öğrencileri olarak alanımıza sahip çıkıyor; mesleğimizin bilimsel niteliğine ve toplumsal sorumluluğuna yakışır yasal düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesini talep ediyoruz.
Dayanışma ile güçlüyüz. Birlikteyiz; çünkü sen yoksan bir eksiğiz.
Başvuruda kullanılacak dosya ve başvuru yönergesi Web Sitemizde yer almaktadır. Sorularınız ve katkılarınız için [email protected] adresi üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Türk Psikologlar Derneği olarak bu çağrıya katılıyor ve destekliyoruz. “Klinik psikolog” unvanının lisans düzeyinde kadrolaştırılması; bilimsel eğitim süreçlerine, meslek tanımlarına ve hukuki çerçeveye aykırıdır. Kamusal istihdamda eşitlik ve mesleki standartlar korunmalıdır.
@genelsaglikis Kamusal alandaki bu eşitsiz ve emsali görülmemiş uygulamanın karşısındayız. Bu ve bunun gibi mesleğimizi hedef alan tüm kararlarlarla ve karar alıcılarla mücadele etmeye devam edeceğiz 🙏
Sağlık Bakanlığı’nın Sağlıklı Hayat Merkezlerinde hafta sonu hizmet sunumunu “mesai kaydırma” adı altında başlatma ve psikologları bu kapsama dâhil etme yönündeki kararı; psikologların hafta sonlarını planlama, aileleriyle vakit geçirme, dinlenme ve kurulu yaşam düzenlerini sürdürme hakkını açıkça yok saymaktadır.
Bununla birlikte Bakanlığın, psikologların günlük görmesi gereken danışan sayısını artırmaya yönelik dayatmaları, ruh sağlığı hizmetlerinin niteliğini doğrudan tehdit etmektedir. Psikolojik destek bir üretim bandı değildir; seans sayısının idari talimatlarla artırılması, hem mesleki etik ilkelere hem de bilimsel ruh sağlığı hizmeti anlayışına aykırıdır.
Psikologların iş yükünü artırmak çözüm değildir. Çözüm; sahadaki ihtiyacı gözeterek psikolog istihdamını artırmak, hizmeti nitelikli ve sürdürülebilir biçimde planlamaktır. İş yükünü artırarak sistemin açıklarını kapatma yaklaşımı kabul edilemezdir.
Sahada çalışan psikologların görüşü alınmadan, mesleki ve etik sınırlar gözetilmeden alınan bu kararlar; çalışanı yıpratan, tükenmişliği artıran ve hizmetin niteliğini düşüren uygulamalardır.
Türk Psikologlar Derneği Genel Merkezi olarak; bu yanlıştan dönülmesi, meslektaşlarımızın mağdur edilmemesi ve ruh sağlığı hizmetlerinin niteliğinin korunması adına itirazlarımızı ve görüşlerimizi Sağlık Bakanlığı’nın ilgili birimlerine ilettiğimizi meslektaşlarımızın bilgisine sunuyoruz.
Türk Psikologlar Derneği olarak; psikologların hafta sonu çalışmaya zorlanmasına, danışan sayısı dayatmalarıyla iş yüklerinin artırılmasına ve angarya niteliği taşıyan düzenlemelere açıkça karşı çıkıyoruz. Bu uygulamalardan derhal vazgeçilmelidir.
Kanuni Dayanaklar Çelişkiyi Açıkça Gösteriyor!
Psikologlar, resmi olarak zaten SAĞLIK MESLEK MENSUBUDUR:
YÖK ve Danıştay: Psikologları Sağlık Bilimleri Lisansiyeri olarak tanımlamıştır. Yasal kararlar ortadadır.
657 sayılı DMK: Devlet Memurları Kanunu'na göre Psikolog kadrosu, Sağlık Hizmetleri Sınıfı içinde yer alır.
Her kapı 'sağlık' diyor, tek eksik 1219!
#SağlıkMeslekMensubuPsikologlar
@saglikbakanligi@drmemisoglu@DrYerebakan@vedatbilgn@drummugulsen@tubavuralcokal@drpelinyilik@leylasahinusta@sagliklicozum
Hem olağan hem de olağanüstü dönemlerde önemli görevler üstlenen bir meslek grubuyuz. Buna rağmen 1219 sayılı Kanun’da adımızın geçmemesi büyük bir belirsizlik ve haksızlık yaratmaktadır. Uzmanlığımızın ve emeğimizin yasada açıkça tanımlanması hem toplumun güvenli hizmet alması hem de mesleğimizin geleceği için zorunludur. Karar verici makamlara çağrımızdır: 1219’daki eksiklik giderilsin, psikologlar hak ettiği yasal tanıma kavuşsun. #1219daPsikologŞart
@saglikbakanligi@drmemisoglu@DrYerebakan@drummugulsen@tubavuralcokal@leylasahinusta@AliKARAOBA@YS_Turkoglu@ismakgul14@sagliklicozum