''gerçek sen'' bu değildin dimi? değişecektin.. zihninden atacaktın bu ''garip'' düşünceleri.. internette gezinirken dikkatini çekmiş ve aklını çelmişlerdi ama ''gerçek sen'' kendi varoluşunu ancak Güçlü bir Kadının ayaklarının dibinde olduğunda hissedebilen..
itaat etmek, teslim olmak ve o teslimiyetin içinde kaybolmak isteyen biri..
değildin dimi?
kendi kendine yüzlerce kez tekrarladığın yalanlarını arkadaşlarına sakla küçüğüm.
dış dünyaya sakla maskelerini.
zihninde dolaşan düşünceler bile Benim eserimken, aklına gelen, tekrar tekrar okudukların Benim cümlelerimken nereye kadar kaçabilirdin cidden?
tek başına bir küçük insan..
üzerine akın akın gelen bir tsunaminin karşısında nedir ki?
ne kadar direnebilir?
bedende bırakılan etki basittir. elinde kırbacı, oyuncağı olan herkes bir bedene imza atabilir, ona hükmedebilir veya onu çiğneyebilir. adam gider, izler geçer ve etki biter..
ama imzasını ruha atmışsa Üstün olan ve o ruhu damgalamışsa mührüyle.. o ruh hayattaki tüm gerçeklerini Üstün olanın ışığıyla öğrenmişse ve tanımışsa kendini..
zaman, mekan, imkan fark etmez..
geri döneceksin.
uzun zamandır tanıdığım hikayelerin bir süre ortadan kaybolduktan sonraki geri dönüşlerinden daha keyifli çok az şey vardır FemDom'da..
acemi itfaiyecilerin bir kıvılcımı kontrol etmeye çalışırken şimdi kendilerini tamamen insafına kaldıkları bir yangının ortasında bulmaları gibi..
istisnasız bir şekilde hepiniz NEDEN HER GİDİŞİNİZDEN SONRA ESKİSİNDEN BİLE DAHA YOĞUN, DAHA YÜKSEK BİR ŞEKİLDE GERİ DÖNÜYORSUNUZ?
ahahahahaha - bu kadar kullanışlı, donanımlı, işlevsel hizmetkarlar yetiştirdiğim için kendimi çoook seviyorum.
hangi alanda neye ihtiyacım olursa hemen karınca gibi çalışıp emirlerimi yerine getiriyor küçük K-9'larım.
huzurunuz ancak hizmetinizde.
DAHA ÇOK ÇALIŞIN.
bugün adına ''hanımcılık'' denilerek yumuşatılmaya çalışılan, erkeklerin doğasının şaşmaz gerçeğidir.
erkek daha itaatkar bir doğada olabilir veya bir Alfa olabilir.. kendi yağında kavrulmaya çalışan standart bir adam olabilir.. veya bir fabrikatör.. kişiliği, karakteri, ruhu, mesleği, yaşantısı değişebilir..
ama değişmeyen tek bir şey vardır:
erkek hayatta tüm yaptıklarını bir Kadın'ın onayını almak için yapar.
bu Kadın eşi, sevgilisi veya uzaktan hayranlık duyduğu biri olabilir.. illa ki bir aşk hikayesinin gereği değildir bu motivasyon (belki de ''EN BÜYÜK AŞKIN'' TA KENDİSİDİR) ama dünyanın neresine giderseniz gidin erkeğin hareket etme biçimi değişmez.
kendini ''yalnız kurt'' olduğuna inandıranlar bile içten içe bu onayı ararlar. sonunda pes edip kendilerini bir inziva haline kapatsalar bile kurdukları en büyük hayal aynıdır hep: bir Tanrıça'nın dokunuşuyla kutsanmak.
Kadın'ın gücü elinde tutması da doğasının gereğidir.
seçen daima güçlüdür
ve seçilen daima çabalamak zorundadır.
peki bu dinamik.. seçileni bir ezilen kılıp onu zavallı bir çaresize dönüştürmek için midir?
yoksa seçilene onu hayatı boyunca diri tutacak, ileriye götürecek, daima ''daha iyi versiyonuna'' dönüştürecek bir motivasyon mu kazandırır?
bu soruların cevabını anlayan ve özümseyen.. GERÇEK itaatkarın hikayesini de anlar..
dizlerinin üzerine çökmesinin ne anlama geldiğini de.
hahahahahahaha - zihinsel oyunların en büyük hazzı avın artık hiçbir yere kaçamayacağını ve tüm kaderinin Avcı'nın elinde olduğunu kabullendiği o an.
kaçamazsın.
çünkü Bana hizmet etmek için yaratıldın.
bu, senin varoluşunun gereği.
yazılarımda her zaman söylediğim gibi:
bu bir oyun değil. bir fantezi değil.
3 saat oynanıp bırakılacak bir roleplay değil.
BU RUHUNUZUN EN BÜYÜK GERÇEĞİ.
VE HİZMET ETMEK İÇİN YARATILANLARDANSANIZ..
BU GERÇEĞE TESLİM OLMADAN RUHUNUZ ASLA HUZUR BULMAZ.
şimdi en başa dön
ve tekrar, tekrar, tekrar ve tekrar oku.
nerede olduğunu anladın mı?
Türk FemDom'unun en temel problemi her iki taraftaki sığlık ve cehalet - sahibeyim diye geçinenlerin bir felsefesi, derinliği yok yalnızca para için ''bu işe'' girmişler ve müşteriler ne isterse, ne söylerse ona göre şekilleniyorlar.
sahibinden öğrenen bir papağan gibi bir şeyleri tekrar ediyorlar ama bir an için durdurup konuştuğu lafın bağlamını anlamını sorsan 2 kelimeyi bir araya getirmekten acizler.
ama aynı şekilde itaatkarlar, köleler de fazlasıyla aptal ve sığ - ''kim ayağını uzatırsa onun kölesi oluruz '' kafasında büyük çoğunluk ve itaatkar olmayı salt fetişlik üzerinden okudukları için de asla bir yere varamıyorlar. hesapları silip kaçıp uzaklaşırız sanıyorsunuz ama yine tıpış tıpış buraya geri dönüyorsunuz. çünkü bu tarafta kendi benliğinize dair büyük bir sır saklı.
bunu hissettiğiniz için geri dönüyorsunuz
ama yüzeyselliğin ötesine geçecek cesaret ve kişilikten de yoksun olduğunuz için %90'ınız aynı kısır döngüde tekrar tekrar dolaşıyorsunuz.
şu ana kadar en başarılı, en kendini geliştirebilen hizmetkarlarımın hepsinin ortak özelliği asla kendileriyle bir savaşta olmamalarıydı. gündüz aslan rolünde olsalar bile akşam eve geldiklerinde dönüşecekleri kediyle bir sorunlarının olmaması:)) bu durumla barışık olmak ve kendini kendin olarak sevebilmek.
yaşadığın bu gel gitlerin sebebi ne?
hala kendine karşı dürüst olup kim olduğunu kabullenememiş olman.
buradaki 4 günümde size son bir ders:)
bu yazıyı okuyanların %70'i için yapılabilecek bir şey yok - cesaretleri olsa bile mentalleri belli bir seviyenin yukarısı için hep zayıf kalacak.
kalan %30? CİDDEN BURADA NE ANLATILMAK İSTENDİĞİNİ ANLAYABİLECEK DONANIMI OLANLAR?
cahilin problemi hedefe gidecek yol bilmemesidir
akıllının problemiyse hedefe gidebileceği 20 farklı yolu bilmesi:))
bakalım bu kalan 4 günde zihinlerindeki kaosun içinde bir çıkış yolu bulabilecekler mi:))
kaybetme korkusu güzel bir motivasyon. eskiden kendi korkaklığına sıkışıp kalmış, ''hazır hissettiğimde, korkumu yendiğimde yazarım nasıl olsa Nora Hanım hep buralarda'' diyen düşünen kimler varsa.. onları aniden hapsedeceğim karanlıkta kendilerini görmüşler, cesaretleri yerine gelmiş.
''bir daha o karanlıkta kalamam'' demişler kendilerine.. ve şimdi nasıl da cesaret edip neler neler yazıyorlar, şaşkınlar:)) ''nihayet o zinciri kırdım Efendim'' ''sizi bir daha kaybedemem Tanrıçam'' ''lütfen gitmeyin, bizi karanlıkta bırakmayın''
Sessiz sessiz köşesinde bekleyenlerdi bunlar:)) şimdiyse K9 olabilmek için kendilerinden geçmeye hazırlar. Öncesinde FemDom onlar için bir merak, bir düşünce, bir ihtimaldi.
ama şimdi.. zihinlerindeki ses gittikçe güçleniyor, tekrarlar artıyor, gözlerini kapattığında aklına gelen hayaller.. farklı. buraya gelip bu yazıları tekrar, tekrar, tekrar ve tekrar okudukça hayatları boyunca taşıdıkları o ağır maskenin yavaş yavaş kaybolduğunu hissediyorlar.
tekrar, tekrar, tekrar ve tekrar.
''iki şehrin arasındayım, biri beni bilmiyor.. ötekiyse artık tanımıyor'' demiş jean paul sartre. yolculuk halindeki bu küçük K9'ların tam olarak şimdi oldukları yeri anlatmak istemiş.
merak, düşünce, ihtimal.. ne kadar soft ve güvenli ihtimaller öyle değil mi?
o halde geri dön eski şehrine? yeniden ''eski sen'' ol?
hayallerini, hayallerindeki seni bırak ve klasik bir adam olarak devam et hayatına..
yapabilir misin?
geriye dönüp her şeyi unutabilir misin?
Ben cevabı çoktan biliyorum.. seni tanımadan, görmeden..
ama ruhunun burada neyi aradığını bilerek.
yeni hayatının ilk gününe haz��r mısın? korkma:))
ne zaman yolunu kaybetmiş hissetsen aşağıya baktığında göreceğin bu kilit sana Alfaların dünyasındaki yerini ve senin kumaşından kesilenler için mümkün olan tek cenneti hatırlatacak:
senden GÜÇLÜ OLANA TESLİM OLMAK.
bazen bu düşüncelerle savaştığını ve değişmek istediğini biliyorum ama kendini dışarıda anlatılan o masallara ne kadar inandırmak istersen iste hiçbir şey değişmiyor ve kendini yine burada, çizmelerimin tabanına diz çökerken buluyorsun.
sen busun ve hayattaki gerçeğin de bu.
kendin için ''doğru olan yolu'' seçebilmen senin zayıf iradenle mümkün değil.
anahtarlarını ve tüm benliğini Efendine teslim et.