10 NEBEVÎ Sünnet:
♦️İkramı sağdan başlamak
♦️Kelama selamla başlamak
♦️Arabaya sağ ile binmek
♦️Kur'an'a misvakla başlamak
♦️Uyanınca gözleri elle silmek
♦Umumda nasihat vermemek
♦️Çocuğunu toplumda ezmemek
♦️Eşine argo söylememek
♦️Doyuran işine sımsıkı sarılmak
♦️Ve sürekli salavat getirip sünnetini yaymak sevap getirir, der Ebu Davud Hadisinde.
Allumme salli âla Seyyidina Muhammed ve âla âlihi
Allah’ın elçisi, bir gün Hz. Âişe’ye, “kendisiyle dua edildiğinde, Allah’ın duayı kabul ettiği ismini, bana bildirdiğini biliyor musun?”buyurmuş,
Hz. Aişe’nin bu duayı kendisine öğretmesini istemesi üzerine de; “Ey Âişe! Onu sana bildirmem uygun olmaz.+
Resûlullah sallâllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular:
“Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz. (Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)”
(Buhârî, Edeb, 83)
Arapçada bir tabir vardır:
"elmücerreb lâ yücerreb"
المُجَرَّبُ لاَ يُجَرَّبُ"
“Tecrübe edilmiş birşey tekrar tecrübe edilmez.”
Hz.Muhammed ﷺ buyurdu ki;
“Şüphesiz ki ümmetimin iflas etmişleri; kıyamet günü namaz, oruç ve zekâtla gelir. Aynı zamanda şuna sövmüş, buna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve şunu dövmüş bir hâlde gelir. Bunun üzerine iyiliklerinin sevabı şuna buna verilir. Üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yüklenir. Sonra da cehenneme atılır.”
(Müslim, Birr ve sıla, 59)
Zübeyr b. Avvâm radıyallâhu anh'ın şöyle dediği rivâyet edilmiştir:
“Sonra şüphesiz, siz de kıyamet günü, Rabbinizin huzurunda dâvâlaşacaksınız.”
(Zümer, 31) âyeti nâzil olunca, dedim ki:
“Yâ Rasûlullah!
Dünyada iken aramızda gerçekleşen özel günahlar” yâni davalaşmalar dışındaki bize özel günahlar “bize tekrar tekrar sorulur mu?” Şöyle cevap verdi:
“Evet, her hak sâhibine hakkını verene kadar size tekrar tekrar sorulur.” Bunun üzerine Zübeyr radıyallâhu anh şöyle demiştir:
“Vallahi, öyleyse iş gerçekten çetin.”
(İbn Kesîr, IV, 52)
Peygamber efendimiz ﷺ buyurdu ki;
“Yaptığınız duânın kabul edileceğine yürekten inanarak duâ edin! Çünkü Allah Teâlâ gaflet içinde ve dikkatsizce yapılan duâyı kabul etmez.”
Tirmizî
Peygamber efendimiz ﷺ buyurdu ki;
“Allahım! Her türlü keder ve üzüntüden sana sığınırım. Her türlü çaresizlik ve tembellikten sana sığınırım. Her türlü korkakl��k ve cimrilikten, eli sıkı olmaktan sana sığınırım. Borç yükü altında ezilmekten ve zorba insanların baskısı altında kalmaktan sana sığınırım.”
Ebû Dâvûd
''Modern bilimin her şeye dokunduğunu görecek''
E o zaman niye halen tıbbi çalışma yapılıyor ? Her şeye dokunuldu ise ne gerek var ?
Adamdaki dindarlığa bak yahu. Belli ki yerde ve gökte ne varsa hepsine hakim bu modern bilim. Modern bilim kalplerde gizli olanı filan da biliyor mu ?
Aslında hitap ehli olmayan bir mukallit. Eğitim boyunca müfredat taklit etmesini zeki olmasının alameti olarak verdiği için, taklidini zekasından kaynaklanıyor sanıyor. O yüzden IQ filan diye cümleye giriyor.
Mesela bu çarın herhangi bir bilgiyi tahkik edebilme imkanı yok. Ne okuduğu önemli değil. Çok okuması da önemli değil. Tahkik kabiliyeti yok adamın. Direkt anlamak ile ilişkiyi kesmiş. Bu yüzden zaten kendi sözünün bile anlamını kavrayamıyor.
Ellerine bir oyuncak olarak ''eskinin tüm bilgisi bizde var(ilerlemeci anlatı). Başka şeyleri araştırmaya bile gerek yok.(videoda söylenilen)'' veriyorlar. Sen aslansın filan deyip piyasaya salıyorlar. Büyük bir kısmı ticaret olan bir sektörü din kitap savunur gibi savunuyor.
Karikatürize edilen katolik ortaçağında soylusunu canı pahasına savunan köylüden farkı yok, ama eğitimle kendi halini bile tahkik edecek kabiliyet bırakmamışlar.
Modern tıbba dair bir şey söylüyorsun doktorlar savunuyor. Sen icracısın olm, fayda görmesi gereken hasta. Senin sandığın kadar iyi olsa hastalar savunur. Sana dert olan ne ? İcradan memnun olunmasa kayba uğrayacak olan sen değilsin. Ticaret senin değil zaten. Ağasına saldırılınca ekmeğine saldırıldığını sanan köylü refleksi.
Tıp senin sandığın gibi kemaline ulaşmış ve diğer tüm eski bilgiden müstagni olsa insanlar alternatif tıbba gitmezler zaten. Gerçi ne gam ''makaleler var makaleler'' deyip geçecek haşevi.
Hz.Muhammed ﷺ buyurdu ki;
Sizden biriniz yatağına girdiğinde, şöyle dua etsin: “Rabbim! senin adınla yan tarafıma uzandım, senin adınla da kalkarım. Eğer ruhumu alırsan, bana merhamet et. Eğer ruhumu geri verir (uyandırır)sen, salih kullarını koruduğun gibi beni de koru!”
(Buhârî, Daavât, 13; Müslim, Zikir, 64)
Allah Teâlâ bir kişiye buğzettiğinde onu sürekli tökezleyip, her hâlinde şaşkın ve kararsız bırakarak kendi hâline terk eder. O kimseye yüce hedeflere yönelme azmi vermez ve onu faziletlerden alıkoyup düşük ve değersiz işlerle meşgul eder.
İbnul Cevzi رحمه الله
Abdullah bin Amr bin Âs (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“İki özellik veya iki haslet vardır ki, bir Müslüman bunlara devam ettiği sürece cennete girer. Bunlar kolaydır, fakat yapanlar azdır: Her namazın ardından on defa Subhânallah, on defa Elhamdulillah, on defa Allahu Ekber, der. Böylece bunlar günde yüz elli tesbih olur. Mizanda ise bin beş yüz sevap yazılır.
Yatağına yattığında da otuz dört defa Allahu Ekber, otuz üç defa Elhamdülillah, otuz üç defa Subhânallah der. Böylece bunlar dil ile yüz defa söylenmiş olur, mizanda ise bin sevap yazılır.”
Ravi devamla der ki:
“Ben Resûlullah (s.a.v.)’i bunları eliyle sayarken gördüm.”
Ebû Dâvûd, Salât, 142 (5065)
Tirmizî, Daavât (3410)
“Allah Teâlâ rahmetini yüz parçaya ayırdı. Doksan dokuzunu kendi yanında tuttu, bir parçasını ise yeryüzüne indirdi. İşte bu bir parça rahmet sebebiyle bütün canlılar birbirine merhamet ederler. Hatta kısrak (emzirirken) yavrusuna basıp da zarar verir korkusuyla ayağını kaldırır.”
(Buhârî, Edeb,19; Müslim, Tevbe, 21)
Ebû Hureyre’nin, Abdullah b. Amr’ın rivayet ettikleri bir hadiste
Efendimiz sallâllahu aleyhi ve sellem buyurmuşlardır ki:
“Her amelin bir coşkusu, her coşkunun bir gevşemesi vardır.
Kimin gevşeme dönemi sünnetimden yana olursa, o mutlaka kurtulmuştur. Kimin de istek, arzu ve rağbeti sünnet dışına yönelik olursa o, helak olmuştur.”
(Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2/158, 165; Tirmizi, Kıyamet, 21)
Hz.Muhammed(a.s.m) buyurdu ki;
“Önemli bir neden (zarûret) olmaksızın kocasından ayrılmak isteyen bir kadına cennet kokusu haram olur.”
-Ebû Dâvûd, Talâk, 3
Kabiliyetim olsaydı bir naat yazmayı çok isterdim. Çok imreniyorum.
Ölmeden düzyazı şeklinde de olsa kalemi onunla şereflendirmek keşke nasip olsa. Şu anki halimle imkansız ama ilerde kalbimize cesaret gelse ve Allah layık bulsa ne güzel olur.
Allah niyetimizi amel kılsın.
Sana iman etmenin tek karşılığı, seni sevmekten aldığımız lezzet olsaydı vallahi yeterdi. Seni seveni sevmeyi bile seviyoruz. Salat ve selam sana olsun.
Müthiş bir ilaç:
—Hz. Huzeyfe r.a, aileme karşı dilim keskindi...bunu Resûlullah s.a.v'e şikayet ettim.
—Resûlullah s.a.v buyurdular ki:
"İstiğfardan ne kadar uzaksın?" Ben günde 100 kez istiğfar ediyorum."
| Müsned 5/394