Siyasiler ve sendikalar il emri diye destekledikleri saçmaligin aslında ne olduğunu abiden dinlesinler☺️ Demogoji yapmadan izleyelim.Evliligi çocuğu bahane edenlerin olusturdugu mağduriyet ve gerçekler.Ben gideyim de gerisi umrumda değil.
#ilemrinehayır
30 sene önce skeçti, bugün memleketin gerçeği!
Gemisini yürüten kaptanlar ülke yönetir oldu!
Adalet bir kelepçe, vicdan bir masa etrafında satılık!
Bu düzen böyle gitmez!
#BedeliniSandıktaÖdeyeceksiniz#pazar
@TekYolFener Kadro yeterliydi hani ! Takim orta sahayı geçemiyor. Bu seneyi de birilerinin egoları uğruna heba ettik .Teşekkürler Fenerbahce şaşırtmiyorsun her zamanki gibi
@FFTVofficial Kadro yeterliydi hani ! Takim orta sahayı geçemiyor. Bu seneyi de birilerinin egoları uğruna heba ettik .Teşekkürler Fenerbahce şaşırtmiyorsun her zamanki gibi
@ogulcan_akce Vlahovic yerine kağnı Lukaku yu alan yönetim aklından, Kerem ,Nene den umut bekleyen,Semedo dan çikamayip Teliscayi gönderen bu kafadan bi halt olmaz .Bu sezon da çöp oldu .Fenerde her şey değişiyor ama zihniyet değişmiyor
Kurtlar Vadisi'nin senaryosunda eksik bırakılan konulardan biri de Kılıç'la Testere Necmi'nin nerede, nasıl ve ne şekilde tanıştığının net bir şekilde açıklanmamasıydı.
Testere, Konseyin en ağır topları olan Laz Ziya ve Hüsrev Ağa'dan asla çekinmezken, Sehem olayında barona bile ilk başta yalan söyleyerek oyun kuracak kadar cüretkârken, Kılıç'ın karşısında süt dökmüş kedi gibi koşulsuz bir itaat söz konusu.
Çakır bile Testere'den bahsederken, "Bir tek adama boyun eğer, o da Kılıç'a" diyor. Bu ikilinin geçmişine dair birkaç sahneye mutlaka yer verilmeliydi.
Derler ki kader, birbirine ait olan iki insanın küçük parmaklarına görünmez bir kırmızı ip bağlarmış. Kimse görmezmiş o ipi. Ne gözle seçilirmiş ne elle tutulurmuş ama hissedilirmiş kalpte.
O ip bazen gerilirmiş. İnsanlar uzak şehirlere savrulurmuş, yanlış zamanlara düşermiş, başka hayatların içinde kaybolurmuş. Bazen kırılır gibi olurmuş insanın umudu, bitti sanırmış. Ama aslında o ip hiç kopmazmış. Sadece sabırla bekler, zamanı gelince iki kalbi yeniden aynı hizaya getirirmiş.
Belki biz de hayatın içinde yürürken farkında olmadan birbirimize çekildik. Belki o görünmez bağ, kalabalıkların içinden seni bana doğru usulca itti. İlk bakışta tanıdık gelen o his, sanki “geç kaldın ama geldin” der gibi. Kırmızı ip kavuşmanın garantisi değil belki ama vazgeçmeyen bir bağın sembolü.
Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s.)
İslâm’ın bazı şartlarda tam olarak yaşanamayacağı iddiâsını hâlleri ile çürütüp, asra yakın ömürlerinin, doğumundan i‘tibâren tamâmını, sünnete harfiyyen riâyet ederek geçirip, İslâm, fitnenin zirveye çıktığı devirlerde bile sünnete tam olarak ittibâ edilerek yaşanabilir ve kıyâmete kadar da yaşanacaktır diye hayatı ile bunu isbât etmiş bir âlî kadîrdir Hazret-i Sâmî (k.s.).