Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin tutuklandı.
İsmail Yetişkin diyaliz hastası ve haftanın üç günü diyalize giriyor. Benim babam da aynı şekilde haftada üç gün diyalize bağlanıyor. Bu nedenle diyaliz hastalarının yaşadığı zorlukları yakından biliyorum.
Diyaliz sonrası birçok hasta ciddi halsizlik, tansiyon düşüklüğü ve yorgunluk yaşıyor. Düzenli kullanmaları gereken ilaçlar, sıkı beslenme kuralları ve özel sağlık ihtiyaçları bulunuyor. Tuzdan sıvı tüketimine kadar pek çok konuda hayati hassasiyet söz konusu.
Cezaevi koşulları, sürekli diyaliz tedavisi gören ağır kronik hastalar açısından uygun değildir.
Engelli raporu almak istese en az yüzde 90 engelli raporu alacak bir kişi nasıl cezaevinde kalabilir.
GERÇEKLER KONUŞSUN!
Merhabalar, ben Avukat Cemil Çiçek, bu yeni hesabım. Butlan aleyhine paylaşımlarımdan dolayı son hesabım da erişime engellendi!
Ciddi bir haksızlığa maruz kalıyorum. Susmam için ciddi baskıya maruz kalıyorum.
“Ama o FETÖ’cü” diyenler için, daha önce defalarca açıklamıştım ama bir kaç dostumun önerisiyle e-devletten aldığım belgelerle o iddiaları kökünden tek tek çürüteceğim:
1– 15 Temmuz darbe girişiminde daha 18-19 yaşındaydım. Memur falan değildim. O yüzden ihraç değilim.
2– İlk belge 26 Haziran 2026 tarihli (güncel) adli sicil kaydım. Tertemiz.
3– İkinci belge babamın güncel adli sicil kaydı. Tertemiz. Hiçbir zaman ceza almadı yani. Bu cümleyi Siber’deki polislerimiz iyi okusun: Babam Hakkari-Yüksekova’da PKK tarafından vurulan gazi polis memurudur.
4– Belgelerden görüldüğü üzere soyadımı hiç değiştirmedim. Hep Çiçek’ti. Babamın ismi de belgelerde görüldüğü üzere Murat Çiçek.
5– Son belge Polis okulundan “istifa” ettiğime dair belge. Polis okulundan atılmadım. 2014 yılında girdiğim okuldan kendi isteğimle 2 ay sonra istifa edip Hukuk okumaya karar verdim.
6– 2020 yılında Adalet Bakanlığı’nın her türlü güvenlik soruşturmasından geçerek Ankara Barosu’na kaydolarak avukat oldum.
7– Eğitim amacıyla vize alarak ve pasaportla legal bir şekilde yurtdışına gitmek firar etmek değildir.
Özür dileyenlere, laflarını geri alanlara hakkım helaldir. Ama tüm bunlara rağmen hala iftira atanlara hakkım asla helal değildir ve dava açma hakkım saklıdır.
Sesimi duyurup destek olabilirseniz sevinirim, olmazsa da hepinizin canı sağolsun! Bu yeni hesabımı takip edebilirsiniz. @avcemilyedek2
Murat Ağırel: "Telefonda "Bir emanet bıraktım oraya, Fırat sana" diyor. Savcılık bunu rüşvet sayıyor.
Peki "emanet" dediği şey ne? Adalar'daki Kahve Dünyası'ndan alınmış, biri büyük biri küçük iki kutu çikolata.
Fişi de var, kamera görüntüsü de.
Bakılsa o şeyin para değil çikolata olduğu ortaya çıkacak. Ama suçlamaların içinde rüşvet olarak yer alıyor."
Kaldırıma bırakılan birkaç demir için kesilecek 3 bin 700 liralık cezayı önlemek için başkan ile görüşmek,başkan yardımcısına mesaj göndermek ‘’rüşvet ‘’ sayılıyor.
Çocuğuna ve yeğenine çanta, bot, mont yardımı yapılan bir garsonun teşekkür amacıyla verdiği bir şişe alkol, dosyada “emanet” adı altında rüşvet sayılıyor.
Eşinden ayrılmış, maddi zorluk yaşayan ve sağlık sorunları bulunan çocuğu için kreş ücretinde indirim istemek için başkan yardımcısı ile görüşmesi, yapılmamış bir indirim nedeniyle “kamu zararı” suçlamasıyla karşı karşıya kalıyor.
Ve bütün bu gerekçeler tutuklama gerekçesi oluyor.
Bugün köşemde, rakamların ve manşetlerin arkasındaki dosyaları, insanların nasıl suçlandığını ve kamuoyunun bilmediği ayrıntıları yazdım.
Kararı siz verin.
📍Onurunu satmayan milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, büyük bir soygun iddiasını ifşa etti!
“— AKP döneminde hayata geçirilen kılçıksız soygun modeli!
— 2018-2025 yılları arasında; AKP’nin 5 yandaş şirkete ait santrallere, “üretmedikleri elektrik” için, 559 milyon dolar teşvik ödemesi yaptığını tespit ettik!
— Bunun adı, devletin kasasını yağmalamaktır!..”
Üretilmeyen elektriğe ödeme! Bu soygunu herkes duymalı! Helal olsun Deniz Yavuzyılmaz! 👏🏻
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in açıkladığı Adalet Bakanı Akın Gürlek'in, savcıyken aldığı mülkler:
1- İstanbul Kartal Esentepe Avrupa Konutları'nda villa.
Değeri: 26 milyon 250 bin lira.
2- İstanbul Kartal Esentepe Avrupa Konutları'nda ikinci bir villa.
Değeri: 26 milyon 250 bin lira.
3- İstanbul Beykoz, Çavuşbaşı Mesa Orman’da villa.
Değeri: 85 milyon lira.
4- Avcılar Firüzköy’de Bizim Evler projesinde daire.
Değeri: 15 milyon 500 bin lira.
5- Tuzla Marin City’de daire.
Değeri: 10 milyon lira.
6- Ankara Çankaya’da, Park Joven Sitesi’nde ev.
Değer: 35 milyon 500 bin lira.
7- Çankaya Lodumlu’da VIP Tower Beytepe projesinde ev
Değe: 25 milyon lira.
8- Çankaya Lodumlu’da, Mahall Ankara’da daire.
Değer: 17 milyon 500 bin lira.
9- Çankaya Lodumlu’da Mira Rezidans’ta daire
Değer: 23 milyon lira.
10- İzmir Konak’ta Mahall Bomonti’de daire.
Değeri: 27 milyon lira.
11- İzmir Konak’ta Mahall Bomonti’de ikinci bir ev.
Değeri 27 milyon lira.
12- Çanakkale Gelibolu’da arsa.
Değeri: 7 milyon 500 bin lira
SATTIĞI MÜLKLER
1- Esenyurt Çınar’daki N Live Residence’ta daire.
Değeri: 7 milyon 750 bin lira.
2- Küçükçekmece Halkalı, Tema İstanbul Projesi’nde daire.
Değeri: 43 milyon 5 bin lira.
3- Üsküdar Altunizade’deki Acıbadem Konutları’nda daire.
Değeri: 47 milyon 5 bin lira.
4- Ankara Çankaya’da, Lodumlu’da Bey Terrace Sitesi’nde daire.
Değeri: 27 milyon 750 bin lira.
Dışişleri Bakanlığı’nda buharlaştırılan milyonlar!
Mahkemelik olan;
Kazakistan’ın başkenti Astana’daki Büyükelçilik İdari Binası, Rezidans ve Lojman Binaları yapım işinde;
Dışişleri Bakanlığı’nın, inşaat şirketine yaptığı ödemeleri göstermek için mahkemeye sunduğu;
İlk 4 hakedişteki 15 milyon dolarlık ödeme tutanaklarının, üretilmiş belgeler olduğu ve sahte imzalı oldukları ortaya çıktı.
❗️Yani şirket paramı ödemediniz diyor,
❗️Dışişleri Bakanlığını mahkemeye veriyor.
❗️Dışişleri Bakanlığı, bu parayı ödedik diyor,
❗️Ancak mahkemeye sunduğu ödeme evrakları sahte çıkıyor.
Bu nasıl iş!
Dışişleri Bakanlığının, şirkete yapılan ödemelerle ilgili Ankara 12. İdare Mahkemesi’ne sunduğu;
İşin ilk 4 hakedişine ait ödeme tutanaklarındaki;
🔴Büyükelçi’nin imzası sahte!
🔴İdari Ataşe’nin imzası sahte!
🔴Bölge Koordinatörü’nün adı, soyadı, imzası sahte!
Sahte imzalı ödeme tutanaklarının listesi⬇️
🔴02.11.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 1.539.518 Dolar tutarında düzenlenmiş.
🔴06.11.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 4.511.267 Dolar tutarında düzenlenmiş.
🔴04.12.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 4.511.874 Dolar tutarında düzenlenmiş.
🔴31.12.2007 tarihli sahte ödeme tutanağı, 4.511.883 Dolar tutarında düzenlenmiş.
Sahte imzalı üretilmiş belgelerin toplam tutarı: 15.074.542 Dolar
Güncel kurla 700 Milyon Lira!
Ödeme tutanaklarındaki imzalar sahte, belgeler üretilmiş olduğuna göre;
Dışişleri Bakanlığının bu belgelere dayanarak kasasından çıktığını beyan ettiği para da, ilgili şirkete ödenmediğine göre;
O halde bu paralar nerede?
15 Milyon Dolar kimlerin cebinde?
Dışişleri Bakanlığı yetkililerine soruyorum!
Nedir bu mahkemeye sunduğunuz sahte ödeme tutanakları? Derhal açıklayın!
Önemli not: Bu skandalın ortaya çıkarılmasındaki emekleri için Barış Terkoğlu’na teşekkür ediyorum.
Sahte ödeme tutanakları⬇️
Bugün, 3 yıldır devam eden Salacak Sahili’nde uğradığım saldırıyla ilgili davanın duruşması vardı.
Duruşmaya fiziken katılma talebim uygun görülmedi ve cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katılmamın yeterli olduğuna karar verildi. Hiçbir sanığın katılmadığı duruşmaya, Marmara Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan SEGBİS üzerinden katıldım.
Bir kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla saldıran, yaralayan ve linç etmeye çalışan kişiler bugün özgürce hayatlarına devam ediyor, kamu alanlarında ticaretlerini sürdürüyor. Ben ise kamu görevimi yaptığım için tutukluyum.
Sonucun ne olduğunu merak edenler olacaktır. Dosya için Aralık ayına yeni bir duruşma günü verildi. Böylece dava dördüncü yılına doğru ilerliyor.
“Rakibinden korkan” yine dayanamamış 7 yıllık yönetimimizi eleştirmiş.
İstanbul’u yağma, rant ve talan düzeninden kurtarmamız onun için kâbus olmuş.
Bize hapisteyken bile laf yetiştiriyor.
Ulaşım demişken;
yıllardır yatırım planına almadığınız için yapamadığımız Sefaköy - Beylikdüzü Metrosu’nu ve diğerlerini hızlıca imzalayın da işimize taş koymayın.
Günlerden 25 Mart 2025. Saraçhane'de gece nöbetindeyiz. Biz gazımızı yemişiz, karnımız tok ama sokakta yaşayan çocuklar yanımıza gelip yaktığımız ateşin etrafında ısınıyor.
Birisi bize doğru geliyor; elinde bir koli sandviç. "Başka bir şeye ihtiyacınız var mı çocuklar? Üşümeyin burada, karnınızı doyurun." diyor. Benden başka kimse onun milletvekili olduğunu bilmiyor, o da söyleme gereksinimi duymuyor hiç. Önce çocuklar yiyor, sonra abiler, ablalar.
Her yerde kıymetli vekilim; herkesle. Kim direniyorsa onun yanında. 19 Mart'tan bu yana evinde kaç gece başını yastığa koyabilmiştir, gerçekten bilmiyorum. Tahmin bile edemiyorum.
Allah herkese senin gibi bir yol arkadaşı nasip etsin Suat Özçağdaş. 🤍 @Suat_Ozcagdas
BABAMA...
“14 yaşında düştüm yola, gurbete, köyde anne yok, baba yok ne yapacaktım? Köyden Zara'ya yürüdük" der, anlatırdı babam.
"Kulaksız Çöpçüler Koğuşu’nun orada 20 kişi bir evde kalırdık. Gündüzcüler kalkar, gececiler yatardı ama yataklar hiç boş kalmazdı. Araba falan nerede, koşarak giderdik işe… Sonra, Maksim'de bulaşıkçılık yaptım, taksicilik yaptım, sonra askere gittim" derdi.
Askerlik anıları hem babam için hem Türkiye siyasi tarihi için bir tanıklıktı. Şöyle anlatırdı: “Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i idam eden mahkeme hakiminin şoförüydüm. Komutanı bırakır kapı arasından dinlerdim duruşmaları. Gelir giderken Deniz'i izlerdim. Koç yiğitti, boylu posluydu, aslan gibiydi. Annesiyle babası gelir tel örgülerin orada otururdu, izler üzülürdüm. Bir gün yanlarına gittim gizlice, ellerini öptüm, ‘Ben hakimin şoförüyüm’ dedim. Ana, 'Hakim ne diyor evladım bizim çocuklar için?' diye sordu. Ben de, ‘Bir şey der mi bana anacığım’ dedim ve boynum bükük ayrıldım yanlarından’ der, titreyen sesiyle anlatırdı o günleri.
Askerden gelip, Beyoğlu Belediyesi'nde şoför olarak işe girmiş babam. Çöp kamyonu kullanır, sokak sokak gezermiş Beyoğlu'nda. Her gün gittiği sokaklardan birinde çöpünü aldıkları evlerden birinde bir kız görmüş, sevmiş ve böyle evlenmişler annemle...
Üç kardeştik, çocuktuk, babamız evde olmazdı çoğunlukla, sabah 5'te kalkar belediye işine gider, öğleden sonra 3’te taksiye çıkar, gece 12’de eve gelir yatardı. Yatmadan teybe bir kaset koyar; ya Papur, ya Aşık Gülabi dinler, öyle yatardı. Belki de tek keyfiydi o.
Sadece Pazar günleri görürdük babamı. Öyle yoğun çalıştı yıllarca, ekmek aslanın ağzında derdi.
Ablam, abim, ben okuyalım diye her fedakarlığı yapardı, yemez yedirir, giymez giydirir derler ya, o fedakarlıkla, 'Yeter ki okusun çocuklar' derdi. Belki de yaşamadığı çocukluğunu, görmediği mevkileri, çalışarak geçen gençliğinin, yitip giden yıllarının, ezilmişliğinin bedeli olarak çocukları, bizler, güzel yerlerde olalım, okuyalım istiyordu.
Babam; artık büyüdük, evlendik, gelinlerin, damadın oldu, 7 torunun oldu.
Oğlun, o çöp kamyonunun direksiyonunda ter döktüğün, sokaklarını arşınladığın, Beyoğlu'na başkan oldu sayende. Her işçiye baktığımda sen aklıma geldin, seni gördüm gözlerinde, evlidirler, evlerinde onlar da evlat sahibidirler, belki de geleceğin başkanlarını yetiştiriyorlar diye düşünür, sana duyduğum saygıyı, sevgiyi gösterirdim tüm işçi kardeşlerime.
Senden öğrendim ben, “Emek en yüce değerdir” demeyi.
Başkan oldum, çok çalıştım baba, şimdi yolum düştü mahpusa. Cezaevine girdiğimde dimdik ayaktaydın, arabanı kullanır, Örnektepe’ye kahveye giderdin. Ama ilk açık görüşümde tekerlekli sandalyeyle getirdiler ya seni, o an dünya başıma yıkıldı. Sen bizim dağımızdın, kaç yaşında olursak olalım, mevkimiz ne olursa olsun gölgene sığındığımız çınardın.
O an sen beni mahpus, ben seni hasta görünce ağladık, sarıldık ya gitmiyor aklımdan. Erkekler ağlamaz derler, oysa bal gibi ağlarmış işte...
Bu Babalar Günü kapını çalamayacağım, elini öpüp sarılamayacağım ama biliyorum ki yol arkadaşlarım, dostlarım, eşim ve kızlarım çalacak kapını, onlarca İnan Güney öpecek elini.
Üzülme dayan babam, elbet bu günler geçecek ve ben kapını çalıp elini öpeceğim, gölgene sığınacak, sarılacağım ve mutluluk gözyaşları dökeceğiz.
O güne kadar, özgür günlerde kucaklaşana kadar kal sağlıcakla babam. Hani bir türkü dinlerdin ya hep; "Ben yanarım yavrum sana, yavrum yanar yavrusuna" derdi; biliyorum sen bana, ben yavrularıma yanarım hücrede.
Bu Babalar Günü sen evladından, ben evlatlarımdan ayrıyım baba…
Ne sana ne bana kutlu olmayacak ama kutlayacağımız, güleceğimiz, sarılacağımız daha nice Babalar Günü’ne olan inancım tam. Ellerinden öpüyorum, elbet bugünler geçer, zulüm son bulur, yeter ki sen sağlıklı ol, var ol babam.
Sağlıcakla kal… Oğlun İnan Güney Silivri Zindanı
Kadıköy moda civarında cüzdanımı kaybettim (mavi deri cüzdan)
İçinde rahmetli annemin ve babamın son fotoğrafları var.
Parayı alsınlarda fotoğraflar cok önemli. Duyan gören haber etsin lütfen 🙏🏼
AKP döneminde hayata geçirilen kılçıksız soygun modeli!
2018-2025 yılları arasında;
AKP’nin 5 yandaş şirkete ait santrallere, üretmedikleri elektrik için, 559 milyon dolar teşvik ödemesi yaptığını tespit ettik.
Bunun adı, devletin kasasını yağmalamaktır!