Bunun adı edepsizliktir, hayasızlıktır, iffetsizliktir. Sokakta artık açıklık saçıklık değil, çıplaklık var.
Önce şunu açık söyleyeyim:
Tesettür konusunda eksikleri olan kardeşlerimiz var. Belki onların kalbi bizden daha temizdir. Nitekim çok edepli, iffetli, dua eden kardeşimiz var.
Onların tesettür noktasındaki kusuru kendileri ile Allah arasındadır.
Biz o kardeşlerimize dua ediyoruz: Rabbim gönüllerine tesettürün güzelliğini tam manasıyla nasip eylesin.
Benim söylediğim şey bambaşka…
Bugün sokaklarda, sosyal medyada, reklamlarda, dizilerde açıklık değil, teşhircilik var.
Şorttan kısa kıyafetlerle sokaklarda geziyor bazıları. Bunun adı çağdaşlık değil, hayasızlıktır. Biz kendi annelerimizi evin içinde bile pijamalı görmedik.
Bakın, bir toplumda edep ölürse arkasından merhamet ölür, sadakat ölür, aile ölür, güven ölür. Zaten çoğu da ölmüş durumda. Çünkü ahlak, bir toplumun süsü değil; taşıyıcı kolonudur. Kolon çürürse bina ayakta kalmaz. Zaten bina neredeyse yıkılmış durumda.
Bakın, geçen bir arkadaşımız dedi ki:
“Çocuğa elbise almaya gittim. Kız çocuğu, erkek çocuğu fark etmiyor; kısacık elbiseler vardı. Normal bir elbise bulamadık.”
Siz bunları üretirken hiç utanmıyor musunuz? Bu çocukları neye alıştırıyorsunuz?
Çocukları küçük yaşta beden odaklı bir kültürün içine çekiyorsunuz. Sonra da “Neden gençlik bozuluyor?” diye soruyorlar. Çünkü bir nesli ayakta tutan şey sadece eğitim değildir; hayadır.
Tarih boyunca ahlakını yitiren hiçbir medeniyet ayakta kalamadı.
Roma da böyle çöktü, Endülüs de böyle zayıfladı. Çünkü ahlaki çürüme başladığında toplum önce utanmayı kaybeder, sonra vicdanını kaybeder.
Bu yüzden mesele sadece bireysel tercih meselesi değildir. Sokakta, televizyonda, sosyal medyada sürekli teşhir edilen çıplaklık; çocukların psikolojisini, aile yapısını ve toplumun ahlakını doğrudan bozuyor.
Nasıl ki uyuşturucuya, kumara ve şiddete sınırlama getiriliyorsa; toplumu ahlaken çürüten teşhircilik kültürüne karşı da ciddi tedbirler alınmalı. Çünkü özgürlük, başkasının iffetini, huzurunu ve neslini bozma hakkı değildir.
Anne-babalar… Evlatlarınıza sahip çıkın. Sokaklardan koruyun. Sosyal medyanın karanlık bataklığından koruyun. Onlara kul olduklarını hatırlatın, günahı hatırlatın, kalplerine Allah korkusu bırakın.
Ve devletimiz şunu görmeli:
Bir toplumu ayakta tutan sadece ekonomi değildir. Ahlakı çöken bir milletin teknolojisi de olsa huzuru olmaz.
Bu yüzden televizyonlarda, dijital platformlarda ve sosyal medyada teşhirciliği özendiren içeriklere karşı ciddi hukuki yaptırımlar uygulanmalı.
Sokakta teşhircilik yapanlara karşı da caydırıcı bazı tedbirler alınmalı.
En önemlisi de çıplaklığı normalleştirenlere karşı toplumsal bir tepki oluşmalı. Yani onlara sırtımızı dönmeliyiz. Gerçekten bu toplumun ahlakını bozan insanlardan uzak durulmalıyız.
Rabbim bu toplumu hayasızlığın fitnesinden muhafaza eylesin.