ÖĞRENCİ GELİŞİM RAPORLARI HAKKINDA EYLEM KARARI ALDIK
Eğitim-Bir-Sen olarak, öğretmenlere zorunlu tutulan “Öğrenci Gelişim Raporları” uygulamasının öğretmenler tarafından gönüllülük esasına göre hazırlanması yönünde eylem kararı aldık.
Uygulamanın, angarya yasağına aykırılık teşkil etmesi, öğretmenlerin dinlenme hakkını ihlal etmesi ve iş-aile hayatı arasındaki dengeyi aile aleyhine bozacak nitelikte olması nedeniyle öğrenci gelişim raporlarının hazırlanmasının öğretmenlerin isteğine bırakılması gerektiğini ifade ediyoruz.
Şehit Öğretmen Şenay Aybüke Yalçın’ı, şehadetinin 9’uncu yılında rahmetle anıyoruz.
Şenay Aybüke Öğretmenin sesinden kulaklarımızda yankılanmaya devam eden Magusa Limanı ağıtındaki “Beni öldürende yoktur din iman” sözleri, onu hayattan koparan teröristleri de ülkemizin birlik ve dirliğine kasteden tüm hainleri de tarif etmeye devam ediyor.
Çocuklarımızı ve gençlerimizi yetiştirmek için gayretle görev yaparken eli kanlı teröristlerce katledilen şehit öğretmenlerimizi unutmayacağız, unutturmayacağız!
#ŞehitÖğretmenAybükeYalçın
Türkiye’nin emek hareketi,
Kamu görevlilerinin adresi,
Hak, emek ve özgürlük mücadelesinin merkezi,
Memur-Sen’imizin yeni yaşı kutlu olsun!
Hep birlikte nice yıllara…
#MemurSen31Yaşında
KAYIPLARIMIZ ARTMIŞ, SOSYAL MALİYET BÜYÜMÜŞ, SEYYANEN ZAM KAÇINILMAZ OLMUŞTUR
Mayıs ayı enflasyon oranı %1,71 yıllık enflasyon %32,61 olarak açıklandı. 5 aylık toplam enflasyon %16,61 olurken kamu görevlileri ve emeklilerimizin enflasyon farkı %5,05 olarak gerçekleşti. Memur ve emeklisine ilk 6 ay için %11’lik zam reva görülürken enflasyon şimdiden %16,61 seviyesine ulaştı.
Toplu sözleşme görüşmeleri sırasında esas alınan ve 2026 yılının tamamı için hedeflenen %16’lık enflasyon oranı ilk 5 aylık süreçte gerçekleşmiş oldu. Biz masada bu hedeflerin tutmayacağını, memur ve emeklisinin yüksek enflasyon altında ezileceğini, maaş ve ücretlerin enflasyon farkıyla gecikmeli olarak belirleneceğini ısrarla söyledik.
“Memur ve emekliler Temmuzda şu kadar zam alacak.” yanlışı yerine “Kamu görevlisi ve emeklisinin maaş/ücretleri Nisan ayından itibaren enflasyona yenildi.”Gerçeğini merkeze alarak konuşmak ve gereğini yapmak gerekiyor.
Kişi başına düşen milli gelir rekora koşuyor ise,büyüme rakamları istikrarlı şekilde devam ediyor ise,kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz büyümeden payını, milli gelirden hakkını alamıyor. 2021 Aralık ayından itibaren yıllık enflasyon %30’un üzerinde seyrediyor. Sıkılaşma politikaları sabit gelirlinin ücretlerini eritiyor, alım gücünü azaltıyor fakat enflasyonu düşürmüyor.
Kamu İşvereni; memuru enflasyona ezdirmek yerine Memur-Sen’i dinleyerek enflasyonu ezecek zam oranlarına imza atsaydı; bugün ne kamuda maaş ücret çarpıklığı ne de enflasyonun oluşturduğu kayıplar konuşulurdu. 7. Dönemdeki hatayı 8. Dönemde tekrar etmek; artık hata değildir. Tasarruf, kemer sıkmak ya da tutumlu olmak; olmayanı paylaşmada anlaşılır, olanı adaletsiz ve eşitsiz dağıtırken ne anlatılır ne de anlaşılır.
Bugün enflasyon konusu kadar önemli diğer başlık; çalışanlar arasında oluşturulan çarpıklık ve adaletsizliktir. Emeğin, alın terinin, hayat mücadelesinin kıyası olmaz!
Ömür boyunca verdiğimiz emeğin karşılığı, asli ve sürekli işin icracısı, kamu hizmetinin asli unsuru olarak cümle kuruyor, aynı işi yapanlar arasında oluşturulan çarpıklığı ısrarla gündeme getiriyoruz.
Kamuda en düşük memur maaşının konuşulduğu her masada ve mecrada diğer statülerdekilerinin en düşük ve ortalama ücretini görmezden gelen anlayış; aslında kamuda huzursuzluğa, kamu çalışanları arasındaki çatışmaya sessiz kalıyor demektir.
Beklentimizi, talebimizi, kamu görevlisinin sesini bir kez daha altını çizerek belirtiyoruz.
•Yasanın eksikliklerinin, Hakemin yetersizliklerinin faturasını memur ve emeklisi ödemesin.
•Üç ayda bir enflasyon hedefi güncellediği gibi kamu görevlisi ve emeklisinin maaşları güncellensin.
•Seyyanen zam verilsin, çalışanlar arasındaki adaletsizlik bitirilsin.
•4688 sayılı Kanun değişsin, aynı kanunla artık farklı sonuç üretilmesi beklenmesin.
“Dünya bir misafirhane, biz biraz misafiriz.”
Kelimeleriyle gönüller inşa eden, düşünceleriyle nesillere istikamet veren üç güzel insanı ebediyete irtihallerinin sene-i devriyesinde rahmet ve minnetle yâd ediyorum.
Abdurrahim Karakoç; hakikati cesaretle haykıran sesiyle, Cahit Zarifoğlu; insanın iç dünyasına dokunan zarif kalemiyle, Mevlâna İdris; çocukların gözünden dünyaya umut ve merhamet taşıyan yüreğiyle silinmeyecek izler bıraktı.
Vefat yıl dönümlerinde; sözü emanet, kalemi sorumluluk bilen bu üç müstesna gönül insanına Yüce Rabbimden rahmet diliyorum.
Mekânları cennet, makamları âli olsun.
#AbdurrahimKarakoç #CahitZarifoğlu #MevlânaİdrisZengin
Toç-Bir-Sen’in 25. kuruluş yıldönümü vesilesiyle düzenlediği “Tohumdan Çınara Dava Öncüleri Vefa Buluşması” muhteşemdi
Çeyrek asra ulaşan Toç-Bir-Sen’imiz 51.000 üye sayısı ile alanının rakipsiz lideri olarak tüm emektarları Vefa Buluşması ile bir araya getirdi.
“Vefa hatırlamak değil unutmamaktır” şiarı ile hareket eden; ormanda, tarlada, laboratuvarda ve sahada ülkemizin gıda güvenliği ve Yeşil Vatan için alın teri dökenlerin örgütlü gücü Toç-Bir-Sen’imiz çeyrek asra ulaştı Elhamdülillah.
Bir teşkilat, istikametini bozmadan yürüyorsa; emektarlarına sahip çıkıyor, geçmişine vefa gösteriyorsa orada bir dava ruhu vardır. Toç Bir-Sen, çeyrek asırlık yürüyüşünde ahlakın, nezaketin, kararlılığın ve erdemli hak mücadelesinin de sembolü olmuştur.
@huseyinozturk_1@TocBirSenGM #ToçBirSen #ToçBirSen25Yaşında2
“YERİMİZ ZİRVE, YÖNÜMÜZ UFUK, YOLUMUZ UMUTTUR”
Kurucu Genel Başkanımız Mehmet Akif İnan ve arkadaşlarının attığı adımlarla başlayan kutlu yürüyüşümüz, bugün 444 bin 454 yüreğin aynı inançla attığı büyük bir davaya dönüştü.
Yükümüzün ağırlığını ve sorumluluğumuzun büyüklüğünü biliyor, kutlu yürüyüşümüzü başladığı ilk günkü inanç, azim ve adanmışlıkla sürdürüyoruz.
Kutlu davamızın öncülerini rahmet ve minnetle yad ediyor; bugünün yükünü omuzlayıp emek ve gönül veren her bir yol arkadaşımıza şükranlarımızı sunuyoruz.
444 bin 454 üyemizin desteği ile yerleştiğimiz sendikal hayatın zirvesi ülkemize, milletimize, üyelerimize, eğitim çalışanlarımıza ve teşkilatımıza kutlu olsun.
T E Ş E K K Ü R L E R
Eğitim-Bir-Sen olarak 444.454 üye sayısına ulaşarak tarihi bir rekora imza attık.
Geçtiğimiz yıl 428 bin 618 olan üye sayımız, bu yıl yaklaşık 16 bin eğitim ve bilim çalışanının ailemize katılmasıyla;
📌 Milli Eğitim Bakanlığında 394 bin 705’e
📌 Yükseköğretim kurumlarında 49 bin 749’a
📌 Toplamda ise 444.454’e yükselterek tüm zamanların zirvesine taşıdık.
.
Eğitim-Bir-Sen’i tarihi zirveye taşıyan 444 bin 454 üyemizin her birine ayrı ayrı şükranlarımızı sunuyorum.
Teşkilatımıza, emek , ömür ve gönül verenlere yürekten teşekkürler.
“Bugünün,Yarınların Kalıcı İş ve Eylemlerin Adresiyiz”
https://t.co/0HBXCHhlHU
#RekorÜyeYerimizZirve #EğitimBirSen
TCMB Enflasyon Beklentisini Güncelliyor, Hükümet de Zammı Güncellemeli
8.Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri sırasında 14 Ağustos 2025 tarihinde TCMB Enflasyon Raporunu açıklayarak 2026 yılı için %16 enflasyon beklendiğini belirtmiş, kamu işvereni de bu oranı esas alarak kamu görevlilerine ve emeklilerine %11 + %7 artışı teklif etmişti.
Memur-Sen olarak; geçmiş dönem tecrübelerimiz ve piyasanın gerçeğini baz alarak şunu söylemiştik. “Bu hedef tutmaz, dönemsel enflasyon 2 ya da 3 ay içerisinde enflasyona yenilir.” demiştik.
Bugün geldiğimiz noktada 4 aylık enflasyon %14,64 çıkarak hedefin/beklentinin yine tutmayacağını açıkça göstermişti.
Masada, Hakemde, Meclis'in önünde, 1 Mayıs'ta Çorum'da her bir platformda “Tutmayan enflasyon hedefinin faturasını memur ve emeklisi ödemesin, yol yakınken yanlıştan dönülsün, seyyanen zam verilsin” dedik.
Nisan ayı enflasyonun açıklandığı 3 Mayıs’ta “Hedefi tutturana kadar enflasyon tahminini devamlı yenileyen kamu işvereni; kamu görevlisine verdiği zammı da hedefi yenilediği gibi yenilemeli ve Seyyanen Zammı bir an önce vermelidir.” dedik.
Enflasyon hedefi tutmayacağını anlayan Merkez Bankası 14 Mayıs’ta açıkladığı Enflasyon Raporu’nda 2026 ara hedefini %24, beklentisini ise %26 olarak açıkladı. Daha 2026 yılına ilişkin 2 rapor daha açıklanacak. Enflasyon tutmadıkça hedef/beklenti güncellenecek.
Peki kamuda bozulan ücret dengesini telafi edecek, tutarsız enflasyon hedefi beklentisi nedeniyle oluşan kaybı memur ve emeklilerimize iade edecek düzenleme ne zaman yapılacak?
Biz bu hedeflerin tutmayacağını 2025 yılı Ağustos ayında söyledik. Aynı ifadeleri 2023 yılında masada söyledik ve 2 yıl boyunca kamu görevlilerimizin maaş/ücretleri enflasyona yenildi.
Bu durumda yapılacak şey bellidir. Masada olmaz diye diretileni enflasyon farkıyla vermek değil, memurun ve emeklinin hak ettiği gibi zam oranıyla önceden vermektir. Meclis kapanmadan Seyyanen zam gelmeli ve tutarsız hedeflerin faturası memura ödetilmemelidir. Merkez Bankası beklentiyi güncelledi, sıra hükümetin zammı güncellemesidir.
Yöntem Değiştirmeye. Yaklaşımı Geliştirmeye İhtiyaç Var !
Dört ve sekiz yılı dolan eğitim yöneticilerine Milli Eğitim Akademisi tarafından verilen eğitimler illerde icra edilmeye başlandı.
Tokat’ta eğitimlerin gerçekleştirildiği 15 Temmuz Şehitler Anadolu Lisesi’ni ziyaret ederek eğitim yöneticisi arkadaşlarımızla ile hasbıhal ettim.
Bayram haftasını erkene almaya, uzak mesafelerden toplamak yerine online eğitim ile uzağı yakın kılmaya ihtiyaç var.
Milli Eğitim Akademisi yöneticilerinin ilk haftayı değerlendireceğine ve serzenişleri görmezden gelmeyeceğine inanıyorum.
📌 Karını ya da kocanı aldatmayacaksın❗️
📌 Evlâdından sevgini şefkatini eksik etmeyeceksin❗️
📌 Evde, sosyal hayatında edepsizlik yapmayacaksın❗️
📌 Ev hayatını aleniyete dökmeyecek, karını kocanı sergiye açmayacaksın❗️
📌 "Yediği önünde yemediği ardında, daha ne istiyor ki" yollu lâflarla, evlâdını hayvan yerine koymayacaksın❗️
📌 Çoluk çocuğunla birlikte namaz kılacak, dua edecek, kitap okuyacaksın.
📌 Evine haram para sokmamak için kılı kırk yaracak, kulun-kamunun malına-parasına sarkmayı aklının ucundan bile geçirmeyeceksin.
📌 Ailenle birlikte sık sık mezarlıklara, hasta ziyaretlerine gideceksin❗️
📌 Çocuklarını fırsat buldukça köye götürmeyi, köylülerle-tabiatla buluşturmayı ihmal etmeyeceksin.
📌 İsraftan, cimrilikten uzak duracak, ev halkına örnek olacaksın❗️
📌 Çoluğun çocuğun önünde karınla-kocanla atışmayacaksın❗️
***Pazartesi'den Pazartesi'ye****
▪︎▪︎▪︎AİLEDE PİŞER OKULA DÜŞER!▪︎▪︎▪︎
Üniversitede bir hocamızın, çocuğun eğitimini, anne ile babanın evlilik sürecine kadar götürdüğünü duyunca, abarttığını düşünmüştüm. Çok haklıymış, hocamız aslında bize, ailenin hangi dinamikler üzerine kurulduğunu sorgulayıp, eğitimde ailenin rolünü anlatıyormuş.
Bugün ortada okulun aileye, ailenin de okula atarak kendini sorumluluktan kurtaramayacağı kadar ciddi bir problemimiz var. Bozulan ailenin ürettiği problem okula taşındı. Şimdi el ele verip çözüm üretme zamanıdır.
Aile planlaması ile başlayıp; dizilerle, reklamlarla, ders kitaplarındaki görsellerle, fonlanmış kampanyalarla idealize edilen modern aile yapısında artık anne baba otoritesi yok. Bugün okulda öğretmenler, bir yandan alabildiğine şımartılmış, kuralsız yaşamaya alıştırılmış diğer yandan yerlerine kedi ve köpeklerin konulmaya çalışıldığı çocukları, veli zorbalığına rağmen, kurallı bir hayata hazırlamaya çalışıyor.
Bugünün velilerine yakın zamana kadar; “Ben çocuğumla arkadaş gibiyim, onunla her şeyi konuşabiliyorum.” dedirtenler; artık, “Çocuğun cinsiyetine sen karışamazsın, cinsiyetine o kendisi karar verir.” diye yasa çıkarabiliyorlar.
Oysa bizim toplumumuzda, okuma yazma dahi bilmeyen anneler, gözleriyle, bakışlarına sinen sevgi, saygı, merhamet ve disiplinle çocuklarını eğitirdi. “Yemeğe oturduğunda ilk başlayan sen olma, yemeğini herkesten hızlıca yiyip bitirme, çiğnerken ağzını açma, aç olsan bile açlığını kimseye hissettirme, büyüklerin yanında az konuş, onlara yer ver…”
Ailenin dengesini bozanların okulu görmezden geldiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Ailede çocuğu şımartıp anne ve babanın otoritesini yok edenler, okulda da öğretmenin otoritesini, saygınlığını “öğrenci merkezli eğitim” diyerek yok etti.
Yıllar içinde meydana gelen bu vahim tabloya çözüm üretmesi gereken eğitim üst yöneticileri, karar vericiler, politika geliştirenler, beş yıllık kalkınma planları yapanlar, teşkilat yapısını değiştirenler, öğretmenin saçını keserim diyenler, vizyon belgesi hazırlayanlar ise uygulamaları ile tablonun daha da ağırlaşmasına sebep oldular.
Bugün velilerin okul ve öğretmen üzerinde kurduğu tahakküm, sınıfa kadar uzanan veli zorbalığına dönüştü. Okulu veliden, öğretmeni veli ve öğrenciden koruyabilme problemi olan eğitim sistemi ile dijital çağın elimizden aldığı, zehirlediği çocuklarımızı eğitmeye, hayata hazırlamaya çalışıyoruz.
Okullarımızda üzücü olayların yaşandığı, ailenin çözüldüğü, sapkın akımların kol gezdiği, her türlü bağımlılığın zirve yaptığı bir dönemde biz öğretmeni korumak ve işini yapabilmesi için uygun ortam sağlayabilmek adına CİMER kaldırılsın, randevu sistemi geliştirilsin, disiplin yönetmeliği düzenlensin aşamasına takılıp kaldık, bir adım öteye geçemedik.
İhtiyacımız olan radikal adımlardır. Yapmayın, etmeyin aşaması geride kalmıştır. Cezaların artırılmasına, sınıf seviyesinin altında kalan başarısız öğrencileri alt sınıflarda ayıklayan ve onlara uygun seçenekler sunan eğitim sistemine, dijital ortamı sert önlemlerle kontrol etmeye, sapkın dernekleri kapatmaya ve annelerimizin eğitim yöntemlerinden esinlenen yeni bir eğitim yaklaşımına ihtiyacımız vardır.
Talat YAVUZ
Eğitim Bir Sen Genel Sekreteri
[email protected]
BURSA İL DİVAN TOPLANTISI-05/2026
Baharın tüm ihtişamıyla yaşandığı bir haftanın son mesai akşamında Bursa 1 Nolu Şube Mayıs 2026 İl Divan Toplantımızı teşkilatımızın sarsılmaz iradesi ve büyük heyecanıyla gerçekleştirdik.
Şube Yönetimi ve İlçe Başkanlarımızın katılımıyla gerçekleştirdiğimiz toplantıda; yetkili sendika olma sorumluluğuyla güne, gündeme dair değerlendirmeler yanında, 15 Mayıs mutabakat sürecini tüm yönleriyle ele aldık, saha çalışmalarımızı değerlendirdik; Şube Avukatımız Hakan Yıldız ve Emekli Memur-Sen Başkanımız da toplantımıza katkı sundular bu akşam.
Birlik, beraberlik, kardeşlik bilinci ile inancı, emeği ve ekmeği için örgütlenen teşkilat liderlerimizin varlığıyla heyecanımızı tazeledik.
Divanımıza katılarak gücümüze güç katan tüm dava arkadaşlarımıza hassaten teşekkür ediyoruz.
Zirvede kalmak için durmadan, yorulmadan çalışmaya, mücadelemizi büyütmeye #devam ediyoruz.
Rabbim adımlarımızı bereketlendirsin ayaklarımızı ahdimiz ve kardeşliğimiz üzere sabit kılsın.🤲
#GüveninAdresiÜyemizinGüvencesi #VarOlsunEğitimBirSen
Sözleşmeli Personel Doğum İzni Düzenlemesi Yapıldı
Doğum iznini 24 haftaya çıkartan düzenlemeden sözleşmeli personelinde yararlanması için Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğüne yazdığımız yazı sonrası düzenleme yapıldı.
Kadrolu memurlar ile sözleşmeli personelin doğum izni hakları eşitlendi. Hayırlı olsun.
İngilizlere 30 bin asker zaiyatı verdirip 13 bin askerini esir aldığımız şanlı Kut’ül Amare Zaferimizin 110. yıl dönümü kutlu olsun.
Hak için seferimiz, zalimlere karşı zaferimiz daim olsun.
Açıklamamızı okumak için: https://t.co/mOiOgLFbjZ
İmanla Yazılan Zafer: Kut’ül Amare
Sadece bir zafer değil, imanla yoğrulmuş bir direnişin ve millet iradesinin tarih sahnesinde vücut bulmuş halidir Kutül Amare Zaferi.
I. Dünya Savaşı’nda Irak Cephesi’nde, Osmanlı ordusunun İngiliz Ordusu’na karşı verdiği destansı mücadelenin zirvesi olarak, 29 Nisan 1916’da Kut kasabasında tarihe altın harflerle yazılmıştır.
Halil Kut Paşa komutasındaki kahraman ordumuz; yenilmez denilen İngiliz kuvvetlerini kuşatarak 5’i general, 481’i subay 13 bin askeri teslim alarak Çanakkale’den sonra en büyük zaferlerden birine imza atmıştır.
Yokluklar içinde, imanla, sabırla ve sarsılmaz bir iradeyle kazanılan bu büyük zafer; milletimizin esareti asla kabul etmeyeceğinin, şartlar ne olursa olsun istiklalinden vazgeçmeyeceğinin en güçlü nişanesidir.
Bugün bizlere düşen; o ruhu diri tutmak, aynı inanç ve kararlılıkla geleceğe yürümektir.
Ecdadımızın ruhları şad, mekânları cennet olsun.
#KutülAmare #KutülAmareZaferi
***KAOSA İZİN VERMEYECEĞİZ!***
Öğretmene şiddet görüntüsüyle başladı, arkasından çok daha büyük bir plan çıktı. Şer odakları, dijital ortamda tuzağa çektiği çocuklarımızı, oyunlar ve sapkın inançlarla, arkadaş ve öğretmen katili haline getiriyor.
İstanbul, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylar, hepimize çok daha büyük sorumluluklar yüklüyor.
Gün suçlu arama günü değil, aklıselimle düşünüp milletçe yaşadığımız bu kötü günleri atlattıktan sonra, ortaya sivil toplum, üniversiteler ve devletimizin bütün birimlerinin katkısıyla kalıcı çözüm üretecek bir eylem planı koyma günüdür.
Karşı karşıya kaldığımız problem, işi bilen bilmeyen herkesin bir çırpıda söylediği tespit ve önerilerle çözülecek kadar basit bir problem değildir. Çok yönlü ve uzun soluklu bir çalışma gerekmektedir.
Zorunlu eğitim süresinden, geç kaldığımız dijital terörle mücadeleye, öğretmenin toplumda yıpranan saygınlığı ve rehberlik hizmetlerinden disiplin yönetmeliğine, okullarda eğitimli profesyonel güvenlik personelinden mesai saatlerinin düzenlenmesine kadar geniş bir alanı uzmanlarıyla çalışmak ve sisteme dönüştürmek gerekmektedir.
Uzun vadede çalışacağımız bu görevimizden önce bugün okullarımıza sahip çıkmaya, insanlığın düşmanı şer odaklarının sergiledikleri kirli oyunlara karşı dik durmaya ihtiyaç vardır.
Devletimizin bütün birimleriyle hızlı reaksiyon verdiği, binlerce dijital bataklığa erişimin engellendiği, zehirlenip zombiye dönüşen suç ortaklarının bir bir enselendiği, bizim de toplumsal duyarlılık oluşsun, gerekli önlemler alınsın diye tepkiyi yükselttiğimiz iki günlük muhasebeden sonra dipdiri görevimizin başında olacağız.
Bugün yaşanan bu elim olayları kaosa dönüştürmek için her türlü provokasyonu yapanların; okullarımızda sapkın akımları nasıl desteklediklerini, din ve maneviyat adına ne varsa nasıl karşı çıktıklarını, değerlerimize nasıl düşmanlık ettiklerini çok iyi biliyoruz. Sözde tepkilerine, içine düştükleri çelişkilerle baktığımızda maskelerinin arkasındaki kirli yüzü görmüyor değiliz.
Artık bu sapkınlara tahammül edeceğimiz günler geride kaldı. Mecliste on beş yaş altına sosyal medya kullanımına sınır getiren düzenlemeye karşı çıkıp;
Bir ay önce “Okullar karakol değildir, eğitim polis nezaretinde sürdürülemez.” Deyip, Urfa ve Maraş meydanında ise “Bakanlığın önünde polis var, okulların önünde yok. Neden okulların güvenliği sağlanmıyor?” diyerek, sorumsuzluğun dibini görenlerin gerçek yüzlerini milletimize anlatacağız.
Yeniden başlıyoruz. Ayağa kalkıyor ve sahip çıkıyoruz. Tıpkı gezi olaylarında, 15 Temmuz gecesinde yaptığımız gibi.
Başlıyoruz, bir milyon yüz bin üyemizle buradayız. Bunun bir vatan savunması olduğunun farkındayız. Yeniden öğretmenin öğretmen, velinin veli, öğrencinin öğrenci olduğu günlere kavuşmaktan, taşları yerli yerine oturtmaktan başka çaremiz yoktur.
Bu arada yıllar yılı yazıp söylediklerimizi görmeyen, duymayan, CİMER’i kapatmayıp öğretmenini korumayan, veliyi şımartıp öğretmenin başına çıkaran, veli şikayeti ile öğretmenini süren, cezalandıran, okulları proje çöplüğüne döndürüp ders yapılamaz hale getiren, her gün sudan sebeplerle öğretmeni sınıftan alıp toplantı salonlarına yığan, öğrenci merkezli eğitim deyip öğrenciyi şımartanlara; sitemimiz, itirazımız, isyanımız da devam edecek. Umarım bu sefer derdimizi anlatabiliriz.
***