Tüm KPSS’ye gölge düşmüştür!
Neredeyse her yıl bir sınav skandalıyla karşı karşıya kalıyoruz! Yılda milyarlarca lira kazanıp tek amacı güvenilir bir sınav yapmak olan ÖSYM, bunu bile başaramaz bir kurum haline gelmiştir.
Şanlıurfa’da 22 salonda mevzuata aykırı uygulamalar yapıldığını kabul edip 392 adayın mağduriyetine yol açıyorsunuz, ancak skandalın gerçek sorumlularını es geçiyorsunuz! Sadece sınavı tekrarlayarak bu zafiyeti örtbas edemezsiniz.
Ayrıca bir mağduriyeti düzelteceğim derken, sınava giren diğer tüm adayların güvenini sarsıyor, hakkını yiyorsunuz.
Eşdeğer adı altında yeni bir sınav yapmak sınava giren diğer adaylar için yeni mağduriyetler yaşanmasına neden olabilir.
Gençlerin emeğiyle oynayan bu düzenin sorumluları derhal tespit edilmeli ve hesap vermelidir.
Sayın ösym, ufak bir hatırlatma olsun istedim. Bizzat sizin koyduğunuz kurallar, madde 6 ve 7'nin mevcut durumda neden uygulanmadığını bizimle de paylaşır mısınız?
Toplu iptal yapılmaması güzel ama usulsüzlük tespit edilen öğrencilere 2028 için başarılar dilenip iptal edilmeliydi çözümü yeni bir sınav hakkı değildi
Ezgi Yen meselesinde garip bir durum var.
Bir insan parasını verdiği ürün yanlış geldiğinde, aldığı hizmet kötü olduğunda ya da bir şirketle sorun yaşadığında bunu dile getirir. Tek tek bakınca herhangi birimizin başına gelse şikâyet edeceği şeyler.
Sonra eski tweetleri bulunuyor, “Bu da her şeyi şikâyet etmiş” diye dalga geçilmeye başlanıyor. Ekran görüntüleri paylaşılıyor, makarası yapılıyor ve hak arayan taraf yavaş yavaş hikâyenin problemli kişisine dönüşüyor.
Bence burada daha da garip olan, hak aramayı değil, hak aramaktan vazgeçmeyi normalleştirmemiz. Yanlış sipariş gelir, uğraşmayız. Kargo kaybolur, peşine düşmeyiz. Fazla para çekilir, “neyse” deriz. Birisi bunların hepsinin peşine düşünce de aklımızca alay ederiz.
Halbuki eskiden bakkaldan bir şey alırken para üstü olarak 1 TL yerine sakız vermeye çalışan amcayı bile içimize sindiremezdik. Şimdi tekel bayileri sigara satarken 10 TL POS farkı alıyo herkes eyvallah çekiyor.
Sizi de Ezgi’ye havale ediyorum.
Son günlerde yaşanan ve hepimizi derinden sarsan hayvanlara yönelik eziyet ve şiddet görüntülerinin ardından, devletimizin üst düzey yöneticilerine ve ilgili tüm kurumlara açık bir çağrıda bulunuyorum.
Hayvanlara yönelik işkence, eziyet ve şiddet uygulayan kişilere caydırıcı ve ağır cezalar getirilmesini talep ediyorum. Bir canlıya acı çektirmek yalnızca hayvana karşı işlenmiş bir suç değildir; toplumun vicdanını, huzurunu ve güven duygusunu da zedeleyen ciddi bir şiddet biçimidir.
Ayrıca son dönemde köpeklerin ardından kedilerin de belediyeler tarafından toplandığına ilişkin görüntü ve haberlerle karşılaşmak, bir insan olarak beni derinden üzmüş ve insanlığımdan utandırmıştır.
Bu nedenle, hayvanların toplanması, taşınması, barındırılması ve rehabilitasyonu konusunda belediyelerin sahip olduğu yetkilerin acilen ve kapsamlı biçimde araştırılmasını, uygulamaların mevcut mevzuata uygun olup olmadığının denetlenmesini ve varsa yetki aşımı veya hukuka aykırı uygulamalar hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını rica ediyorum.
Hiçbir kamu kurumu, hayvanların yaşam hakkını ve refahını koruma yükümlülüğünün dışında düşünülemez. Belediyelerin bu konudaki uygulamalarının şeffaf, denetlenebilir ve hayvanların yaşam hakkını esas alan bir anlayışla yürütülmesi gerektiğine inanıyorum.
Ayrıca hayvanlara yönelik işkence ve şiddet görüntülerinin sosyal medya üzerinden yayılmasının da ciddi biçimde denetlenmesini; şiddeti teşhir ederek normalleştiren içeriklerin hızla kaldırılmasını ve bu konuda gerekli hukuki düzenlemelerin yapılmasını talep ediyorum.
Devletimizin ilgili kurumlarını acilen harekete geçmeye; hayvanlara yönelik şiddete karşı caydırıcı yaptırımların uygulanması ve kamu kurumlarının hayvanlara yönelik uygulamalarının etkin biçimde denetlenmesi için gerekli adımları atmaya davet ediyorum.
Şiddetin mağduru olan hiçbir canlı, kamu otoritesinin ihmali veya denetimsizliği nedeniyle korunmasız bırakılmamalıdır.
Gereğinin acilen yapılmasını rica ederim. @TCTarim@adalet_bakanlik@RTErdogan
#HayvanaŞiddetSuçtur #hayvanlariçinadalet
Toplum Türk Kürt barış içinde yaşasın dendiğinde itiraz etmiyor, geçmişte de etmedi. Bunun yolunun Apo, Apocular ve Cumhuriyet düşmanlarının meşruiyet kazanmasından geçtiği yalanına hiç inanmadı. Yalan çünkü. Makam mevki peşinde olan da sizin gibiler.
@BoraOzkent Ücretli de olsa aynı şey. Çevre ve şahsi temizlik ile ilgili problemli insanlar var. Para da verse halk plajına da gitse o bebek bezini kuma gömüyor. Arabayı burnuna kadar sokuyor. Bütün plajlar böyle. Ceza dan başka yol yok maalesef
Kadıköy’de ne oluyor sorusuna cevap ararken işe Beyoğlu’ndan başlamak iyi olur. Beyoğlu farklı sınıflara mensup bireylerin kültür ve eğlence ihtiyacını karşılayan bir merkez iken AKP’li yıllarda adım adım bu vasfını yitirdi. Mekanların nasıl el değiştirdiği, bu süreçte yerel yönetimin ve iktidarın neyi hedeflediğini biliyoruz. İktidar, gece hayatını büyük ölçüde Kadıköy’e sürdü.
‘Beyoğlu’ndan Kadıköy’e göç’ orta sınıfa başta çok cazip geldi. Zira Kadıköy, Beyoğlu’na nazaran sınıfsal ve kültürel olarak daha homojendi. Semtte içki adabını bilen, sürdüren bir geleneğin yanı sıra alternatif kültür adacıkları da canlıydı. Bu haliyle konforlu ve besleyici bir yanı vardı. Ancak Kadıköy beşeri ve maddi olarak karşılama kapasitesinin ötesinde bir taleple yüz yüze kaldı.
Öncelikle sahaflar başta olmak üzere Kadıköy kültürel yaşamının vazgeçilmez mekanları tek tek kepenk indirdi. Zira eğlence yerlerine endeksli kiralarla baş etmek mümkün değildi. Eskiden kitap baktığınız, düğme seçtiğiniz dükkan kafe ya da bar oluverdi. Kadıköy merkezin yakın çevresinin meskûn mahal olma vasfı,
emekli dostu özelliği günden güne azaldı. Kamuya ait mekan azlığı ticarileşme furyasının dengelenmesini imkansız kıldı.
Son yıllarda bir de mafyatik tiplerin geldiği, Kadıköy dokusuna uymayan işletmeler mantar gibi çoğaldı. Beyoğlu’nun son 15 yılını anımsatan bir mülkiyet değişimi baş gösterdi. Rant iştahı ile hareket eden sermayenin alternatif mekanlara doğru bir yayılma taktiği izleme ihtimali de yüksek.
Özetle, Kadıköy’ün mevcut hali bir ‘operasyon’ için mümbit bir zemin oluşturuyor. Bunun yaşam tarzına müdahaleyi içeren bir boyutu var ama tanık olduğumuz durum bundan çok daha fazlası. Haydarpaşa’dan Söğütlüçeşme’ye uzanan rant odaklı bir dönüşüm peyderpey tamamlanıyor. Toplumsal muhalefet, semti sakinleri ile yerel yönetimin ortak bir hatta çözüm için buluşması dışımda bir yol da görülmüyor.
Çözüm kısırlaştırma, mahallenin köpeğine gönüllülerce bakılmaya devam edilmesi ve rehabilitasyon.Yıllarca insanlar kısırlaştırma yaptığı, sahiplendiği için birçok "elit semtte" köpek nüfusu azaldı. Önce hayvanın canı çeker diye kısırlaştırmayanlarla , üretim yapanlarla ilgilenin
Türkiye’deki sokak köpeklerini İstanbul’da Etiler’e, Göktürk’e falan; Ankara’da Çankaya’ya, Çayyolu’na falan; başka şehirlerde de benzer lokasyonlara bırakalım. Madem rant onların, söz onların, ağalık onların, sorun da onların olsun.
🖊 @kilicarslan_is
https://t.co/SooX9mf23t
@Delinin1iyimdir Eskiden vardı dilekçe yazma dersleri vs eski dediğimde 2000 ler. Ama şimdi resmi yazı yazınca memurlar böyle yazılmıyor diyip dilekçeleri almıyor. Herkes kafasına göre kompozisyon,yazım kuralı oluşturmuş resmen
@bosunatiklama İlk önce projektör gibi olan LED farlara bir çözüm bulsunlar. Bütün yol hem görüşü engelliyor yetmiyormuş gibi uzunları yakarak kullanılıyor. Bu farlar yüzünden kör olup tahmini ilerliyoruz neredeyse
@SongulGulltekin@Mimariietkiler Şile öyle merkezi dışında sağlam zemin diye garanti bir ilçe değil. Geneli su havzası, dere yatakları ve bataklık, tarım alanı bir bölge. Avantajı seyrek nüfuslu, fay hattına uzak olması ki son depremlerde baya sallandı.
@kadikoybelediye Hem kedi evlerini topluyorsunuz hem de burda hayvansever reklamı yapıyorsunuz. Kadıköy'ün en önemli özelliği hayvan hakları savunucularıdır ama ranttan bunu unutmuşsunuz. @eczozgurozel@ozgurcelikchp
@mesutkosedagi @kadikoychp Hiç iyi bir yıl değil. Dayanışma kelimesi ise size yakışmıyor. Kozyatağı'nda halk yerine sermayeyi tercih ettiniz. Bizi orada yalnız bıraktınız.
@mesutkosedagi@kadikoybelediye@alpkokin_pelin@yildirimbaris34 Kozyatağı Çınaraltı ile ilgili de inceleme de bulunursanız çok güzel olur. Sermayenin tarafını tutmak yerine halktan taraf olmanızı öneriyorum. Belediye izni var diyerek bütün yeşil alanı tahrip ettiler. Belediyecilik anlayışımız bu mu??