Seni sen yapan sanatlar, ata mirası sporlar Malazgirt Ovası'nda seni bekliyor 🇹🇷🏹
Anadolu'nun fethinin 955. yılında, ecdadımızın köklü mirasını yaşatmak için Ahlat ve
Malazgirt'te buluşuyoruz.
Tarihin yazıldığı yerde
başlayan #KutluYürüyüş
Hem atın hem toprağın sahibi alperenlerin okları, Malazgirt’te rüzgarla yarışacak!
Cumhurbaşkanlığı Himayelerinde düzenlenen Malazgirt 1071 Anma Programı coşkusu 23-26 Ağustos'ta başlıyor!
Sultan Alparslan’ın başlattığı #KutluYürüyüş aynı imanla devam ediyor
Adnan Oktar cezaevinde Kediciiikler dönemini kapatıp, vizyonu güncellemiş.
Alihan Kuriş ile Alparslan Kuytul'u toplantıya çağırmış. Koğuşta çaylar eşliğinde öyle bir kadro toplanmış ki, izleyen infaz memurları şaşkın!
Vizyon yine arşa çıkmış.😁😅
#Gündem, #Sondakika, #Ekonomi
Toplumsal meşruiyet olmadan yukarıdan kurgulanan süreçleri politik bilinç sahibi olan bir halka dayatmanın karın ağrısını yaşıyorlar.
Bu dayatma, halkın iradesini yok sayan, tepeden inme bir mühendislik çabası olarak karşılık buluyor ve her geçen gün daha belirgin bir rahatsızlık yaratıyor.
DEM Parti milletvekilleri, STK komiserliği yapan sosyal medya maymunu şovmenleri, yıllardır Kürt işadamları ve belediyeler üzerinden finanse ettikleri gazetelerdeki kadrolu emir eri gazetecileri, devletin makbul eski gazetecisi yeni vekili Çandar, foncu gazeteci Çakır, ulak oğlanı ve ulak kızı gibi talimatla çırpınanlara rağmen Kürt kamuoyu ikna olmuyor.
Bu isimlerin ve yapıların yoğun çabalarına, sürekli tekrarlanan mesajlara ve organize kampanyalara rağmen Kürt toplumunda beklendiği gibi bir kabul oluşmuyor.
Aksine, bu dayatmalar karşısında temkinli ve mesafeli bir duruş sergileniyor.
Kürtler ikna olmadıkça ve ortaya irade koyanları gördükçe devletin planlamaları aksıyor; bu aksadıkça makamları riske girenler kudurganca tepkiler vermeye başlıyor.
Planların takılması, hesapların bozulması, süreçte rol alan bazı aktörlerde panik ve öfke patlamalarına yol açıyor.
Bu tepkiler, meşruiyet eksikliğinin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.
Bazı vekiller utançlarından süreci savunamadıkları için saçma sapan toplantılarda boy gösteriyor; kafelerde yaptığımız sohbetlerde de başlarını kaldırıp bu saçma süreci savunamıyorlar.
Kamuoyu önünde veya özel sohbetlerde sürecin mantığını açıklayamıyor, savunu geliştiremiyorlar.
Bu durum, sürecin toplumsal zeminden ne kadar yoksun olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.