4018 Gündür Soruyoruz: Failler Nerede?
4 Nisan 2015 tarihinde, Futbol A Takımımızı taşıyan otobüse yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırının üzerinden 11 yıl geçti.
Aradan geçen 4018 günde faillerin hâlâ bulunamamış olması; yalnızca kulübümüzü değil, Türk sporunu ve kamu vicdanını derinden yaralamaya devam etmektedir.
Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bu alçak saldırıyı hiçbir zaman unutmadık, unutmayacağız.
O gün hedef alınan sadece takımımız değil; sporun ruhu, rekabetin onuru ve insan hayatıydı.
🔗 https://t.co/rveko7Qm2s
📌 DUYURU - Kentimizde meydana gelen orman yangınları hakkında bilgilendirme - Güncel durum
Dün (26.07.2025) saat 16.50’de Kestel ilçemize bağlı Ağlaşan Mahallesi’nde başlayan ve Gürsu ilçemiz sınırları içerisinde yayılımını sürdürerek gece boyu süren, Ağlaşan, Karahıdır, İğdir, Avdancık mahallelerimizi etkileyen orman yangını sabah saatlerinde kısmi olarak kontrol altına alınmıştır.
Bugün (27.07.2025) saat 11.45 itibarı ile ekiplerimiz ve araçlarımız bölgede çalışmalarına aralıksız devam etmektedir.
Buna rağmen Gürsu ilçemize bağlı Dışkaya mevkii ve Gürsu TOKİ yolunda devam eden yangınlarla beraber toplamda 4 ayrı noktada alevler şiddetini tekrar artırmıştır.
Dünden bu yana fedakarca çalışan tüm ekiplere teşekkürü borç biliyor, devam eden söndürme ve soğutma çalışmalarında kolaylık diliyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@mustafabozbey@bursabelitfaiye
3 TEMMUZ KUMPASININ 14. YILI
3 Temmuz 2011’in üzerinden geçen 14. Yıl olan BUGÜN,
FETÖ gölgesine gizlenmiş, Fenerbahçe karşısında yerle yeksan olmuş polis, savcı ve medya mensuplarının kumpasının değil; Fenerbahçe’nin, Başkanıyla, yöneticileriyle, camiasıyla dik duruşunun yıl dönümü!
Karanlık güçlerin alçak saldırılarının değil; Fenerbahçe’nin milyonlarca taraftarıyla kenetlenmesinin yıl dönümü!
İftiralarla Fenerbahçe’yi hedefine koyanların değil; Fenerbahçe’nin doğruluğundan şüphe etmeyenlerin yıl dönümü!
Fenerbahçe’nin alın terine göz dikenlerin değil; kadınıyla çocuğuyla genciyle yaşlısıyla Fenerbahçe’nin emeklerine sonuna kadar sahip çıkanların yıl dönümü!
Ve bugün, Fenerbahçe’nin sadece sahalardaki salonlardaki mücadelesi ile değil; ülkesini tehdit edenlere karşı dik duruşuyla da “dünyanın en büyük spor kulübü” olduğunun kanıtı!
3 Temmuz 2011’in yıldönümünde, bir kez daha vurguluyoruz ki;
Biz ilk gün olduğumuz yerde, gururla, dimdik duruyor; ülkemize hizmet ediyor, milletimize katma değer yaratıyor, gençlere yuva, bayrağımıza nefer, geleceğe fener oluyoruz...
Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bu karanlık yapıya karşı tavrımızın net ve değişmez olduğunu, bu yapının izlerini taşıyanlarla mücadelemizin bitmeyeceğini açıklıyoruz.
Tarihe not düşülsün: Bugün, 14 Nisan 2025. Atatürk Cumhuriyeti’nin herkes için eşit olan sisteminde eğitim alan bir birey olarak, yıllar önce üzerinde çalışmaya başladığım giyilebilir ultrason cihazımı uzaya gönderdim—tarihte ilk kez tamamı kadınlardan oluşan ilk uzay ekibi ile🚀
Bir toplumda şiddet artıyorsa bireylerin hasta olup olmadığına değil, ekonomik ve sosyal yaşama bakmak gerekir.
Bir hastalık olarak depresyon ile ev kirası maaşından fazla olduğu için mutsuz ve umutsuz hisseden kişilerin ruh halini birbirinden ayırt etmek gerekir. Birincisi sağlık hizmetlerinin, ikincisi çalışma koşullarının iyileştirilmesini gerektirir.
Sosyoekonomik bir krizin içinde çırpınan insanların ruh sağlığını psikiyatrist ve psikologlardan medet umarak değil sosyoekonomik durumlarını iyileştirerek, sosyal destek sistemlerini harekete geçirerek azaltabilirsiniz.
...
Özne anıların bıraktığı izlerin üstüne kurulur. Anılar ise her zaman kişiler ve mekânlarla bağlantılıdır. İnsanın her eylemi etine işlenmiş acıların, belleğine kazınmış resimlerin yeniden yorumlanmasıdır. Bu da ancak ötekilerle mümkündür. Düşünce hemen her zaman bir ötekiyle mücadele halindedir. Hem kendimizi, hem dünyayı, hem de hayatı, sokağı ancak başkalarıyla yorumlayabiliriz. Kendimizin kıymetini anlamak için başkalarıyla, başkalarının kıymetini anlamak için kendimizle kalabilmemiz, konuşabilmemiz gerekir. İnsan ruhsallığının kurucusu, dayanağı, onarıcısı öteki insanlarla kurduğu ilişki ve dayanışmadır.
Travma düşünceyi ve sözü parçalar. Toplumda artan kaygıyı dindirebilmek için bu parçalanmış düşünce ve sözleri duyup dinlemek, daha çok dinlemek, sabırla dinlemek gerekir. Bunu birbirimizden ve kendimizden esirgeyemeyiz. Dayanışma, yardımlaşma ve birbirimizi dinlemek profesyonellerin vereceği yardım kadar değerlidir.
(Röportajın tamamı @GazeteOksijen 'de)
Bu poz, öğrenciler hukuksuz yere tutukluyken verildi.
Ekrem İmamoğlu ve Ümit Özdağ siyasi bir kaygıyla tutukluyken verildi.
Murat Ağırel ve Timur Soykan gözaltındayken verildi.
Ve bu pozun verildiği görüşmeye ilişkin DEM yetkileri “Çok iyi atmosferde bir görüşme oldu. Bugün düne göre daha umutluyuz” açıklamasını yapabildi.
Herkesin kendi önceliklerine göre pozisyon aldığı ve aldığı pozisyonla gerçek önceliklerini ortaya koyduğu bir “süreç”.
Gözden kaçmasın.