Öğretmeni baskılayan değil, haklarını savunan disiplin hükümleri istiyoruz! Eğitim emekçileri olarak özgürce mesleğimizi yapacağız!
#BuÖMKyıKabulEtmiyoruz
Stalin ve Gazi Mustafa Kemal
Stalin’in Sovyetler Birliği’nin başında olduğu dönemde Sovyetler in Ankara Büyükelçisi ünlü bir diplomat Karahan’dı. Sovyet Devrimi’nin yıl dönümlerinden birinin sabahında Stalin, son derece sivri, anlamsız ve onur kırıcı bir demecinde aynen şunları söylüyordu;
‘’herkes bilsin ki, Rus milleti; Boğazlarla, Ardahan’ı ele geçirmekten asla vazgeçmeyecektir. Çok yakın bir zamanda bu davalarımı halletmiş olacağımızı şimdiden müjdeliyorum…’’
Aynı gece Ankara’da Sovyet Büyükelçiliği’nde de ihtilalin yıldönümü kutlamaları yapılıyor. Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal, gece yarısına doğru Stalin’in bu densiz demecinden haberdar oluyor ve emrediyor.
‘’ Arabaları hazırlayın gidiyorum.’’
‘’ Paşamız bu saatte nereye gidecekler?’’
‘’ Sovyetler Elçiliği’ne.’’ Ekibin etekleri tutuşur. Çünkü olayları kavrarlar, içlerinden birisi Gazi’ye:
‘’ Paşa Hazretleri nasıl olur? Protokolsüz mü? Siz devlet başkanısınız, protokolsüz nasıl gidersiniz?’’
‘’ Ben protokol falan dinlemiyorum çocuk. Stalin vatanımın topraklarına göz dikmiş, sen bana protokolden söz ediyorsun. Hazırlayın arabaları’’ diye cevap verir. Büyük önderimiz ve arabalar hazırlanır. Gazi ve ekibi Sovyet Elçiliğinin kapısına dayanır. Ulu önderimiz yüzü asık bir şekilde yukarı çıkar ve o sırada elçilikte bir balo vardır. Gazi kendisini karşılayan Büyükelçi Karakan’ı görünce:
‘’ Merhaba Karahan ‘’ der ve aynı sert ifadeyle devam eder:
‘’ Rahatsız etik ama sen benim şahsi dostumsun, kusurumuza bakmazsın. Bir hususu esasında anlamaya geldim.’’
‘’ Emredin Sayın Başkan’’
‘’ Ajanstan öğrendiğime göre, Başbakanınız Stalin, Ardahan ile Boğazlar’ı istemiş, kararı katıymış…
Pek yakın bir gelecekte bu kararını uygulayacakmış. Tam böyle söyleyip söylemediğini bilemem ama buna benzer şeyler söylemiş. Tabii ki bu konuşmanın bir kopyası sende vardır. Getir bakalım şunu da işin aslını faslını iyi anlayım.’’
Stalin’in konuşması getirilir. Gazi metnin o kısmını yanındakilere kelime kelime tercüme ettirir. Konuşma ajanstan geçen metin ile aynıdır. Gazi sorar:
‘’ Karahan, elçiliğin telsizinden derhal Stalin’i bulduracaksın. Bu beyanatından vazgeçip geçmediğini sorduracaksın. Başbakanın tükürdüğünü yalayacak, yalamazsa ben yapacağımı bilirim. Bu cevap bu gece gelecek çünkü benim senin başbakanından daha önemli kararım var. İstediğim cevabı almadan elçiliğinizden dışarı adım atmam. Eğer cevap istemediğim şekilde gelirse bil ki buradan çıkıp doğru Rus sınırına gideceğim.
Karahan çaresizlik içinde telsizin başına koşar ve Gazi’nin söylediklerini aynen nakleder. Stalin’den gelen cevap büyük önderimizi tatmin eder çünkü cevapta aynen şöyle söylemektedir:
‘’ Stalin sürçü lisan eylemiştir. Boğazlar ile Ardahan’ı almak gibi bir arzusu kesinlikle yoktur…’’
Gazi cevabı okuduktan sonra Rus Büyükelçisi Karahan’a hitaben;
‘’Karahan seni geri çağırırlar ve yaşatmazlar. Uzun süredir tanışıyoruz, istersen iltica et’’ Karahan bu teklife olumsuz cevap verir ve cevabı telgraftan hemen sonra bir telgrafla geri çağırıldığını açıklayarak:
‘’Teşekkür ederim. Sizi tanımış olmam bile yeterlidir. Ancak memleketinizdeki görevim sona ermiştir. Yarın hareket edeceğim.
Gazi fazla ısrar etmez ve Çankaya’ya döner. On gün sonra şöyle bir haber gelir. Sovyetler Birliği’nin eski Büyükelçisi Karahan fırında yakılmak suretiyle idam edilmiştir.
Devlet ADAMI olmak. ..
Elinde Kur’an boynunda Yahudi cesaret madalyası olmamalı,
Vatan millet edaları takınıp, Türk toprağından türbe kaçırmamalı,
Sokaklarında aç yaşlı, aç çocuk olmamalı,
Askerinin başına çuval geçirilmemeli,
Peygamber ocağına emanet, annesinin kınalı kuzusu yakılmamalı,
Devletin kurumlarına bilmem kimin cemaati sızmamalı,
Borcunu onur bilen vatan evladı işsizlikten intihar etmemeli,
Bulunduğu makamın kurucusuna küfür edenleri makam sarayında ağırlamamalı,
Kumpas olan bir davanın savcısı olmamalı....
Halkı bölüp yarısına küfüre varan sözler söylememeli...
Ve... Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Bilinmeli....
#Vatan 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Üç kişi giyotinle idama mahkûm olur. Bunlardan biri papaz, biri hâkim, biri de fizikçi.
İdam sehpasına ilk papaz çıkarılır. Başını giyotinin altına yerleştirir ve sorarlar:
– Son sözün nedir?
Der ki:
– Ben Allah’a inanıyorum, O beni kurtaracaktır.
Giyotini indirdiklerinde boynuna birkaç santim kala giyotin durur.
Halk şaşırır ve hep bir ağızdan bağırır:
-Onu serbest bırakın; Allah sözünü söylemiş ve onu korumuştur.
Böylece papaz idam edilmekten kurtulur. Sıra hâkime gelir, ona da sorarlar:
-Demek istediğin en son söz nedir?
Der ki:
-Ben papaz gibi Allah’a inanmıyorum. Ama adalete güveniyorum.
Giyotini indirirler, giyotin hâkimin de boynuna birkaç santim kala durur...
Bunun üzerine insanlar tekrar şaşırır ve bağırırlar:
-Adalet sözünü söyledi, onu serbest bırakın.
Böylece hâkim de boynunun kesilmesinden kurtulur...
Sıra fizikçiye gelir. Ona da Son sözünü söyle derler
Der ki:
Ben ne Allah’a inanan bir papazım, ne de adalete güvenen bir hâkim..Bildiğim tek şey şudur: Giyotinin ipinde bir düğüm var ve o düğüm giyotinin tam inmesine engel oluyor.
Görevliler giyotini kontrol edince gerçekten de bir düğüm olduğunu görürler. Düğümü açıp tekrar bırakırlar, böylece fizikçinin başı bedeninden kopar..
Toplumdaki "düğümler" ve sorunlara işaret edip gerçekleri söylemenin acı sonuçları olabilir!
Gerçeğe talip olanlar, bedel ödemeyi göze almalıdır..
@kilicdarogluk Yurt dışı dahil yaklaşık 5 milyon seçmen oyunu kullanmadı, ikinci turda bununla ilgili özel bir çalışma yapılabilir. Sizden başka umudumuz kalmadı gelecek adına, yanınızdayız Kemal Bey dürüstlük kazanmalı ❤
Sevgili halkıma sesleniyorum: Tam da bu ortamda, yakınlarımız göçük altındayken,acımızı yürekten hissederken ülkene sahip çık. Bir kaç ay sonra seçim olacak, siyasetçiler vaadlerde buluncak, kendilerini beğendirmeye çalışacaklar, senden oy isteyecekler. Elbette bir partiye gönül
İsteklerimizi karşılayacak bir muhatap yok dinlemiyorlar, yıllardır istediklerini yapıyorlar. 19 Yıllık öğretmenim, takdir belgesi, 4 başarı belgesi, üstün başarı belgesi verdiler. Bize reva görülen aralık maaşı 9880. Tek yol ,artık gidin ,yettiniz gari.✍ #OgretmenAsgariUcretli
Bu enflasyonda bu zamlar bile yetersiz,çözüm 3 ayda bir zam istiyoruz. Özellikle gelir vergisi ve maaşımızdan kesilen tüm vergilerde adaletli bir düzenleme istiyoruz. İstediğimiz, düzeltilmesi,değişmesi gereken o kadar çok şey var ki!Çözüm değişim yeter artık!✍ #ogretmeneEnaz25B
2005 Yılında yapılan öğretmenlik KBYS 'den bu güne kanunda sınavın tekrar yapılacağı yazdığı halde 17 yıl boyunca yapılmaması uzman olmayan her öğretmen için dava sebebidir. 17 Yıl boyunca bu konuda tepki verilmemesi hem bizlerin ,hem de sendikaların suçudur✍#Mebinatetmeiptalet
Daha önce 3 kez Asgari Ücretin artacağını ama Alım gücünün üç ay içinde ERİYECEĞİNİ yazdım. Çok insan bana karşı çıktı. Ne olduğunu hep beraber yaşadık gördük.
Asgari ücret yine ciddi artacak. Ama kısa sürede Mal fiyatlarındaki artışla eriyip gidecek. Yine izleyelim, görelim :-(