8 saattir sekerat halinde bir teyzemizin yanındayız. ‘Ne öğrendin?’ derseniz;
Zikrullahı dilimizden düşürmemeliyiz. Can verirken çok ihtiyaç duyuluyor. Ölümle pençeleşirken zikretmek o kadar da kolay olmuyor. Gündelik hayatta; para, şarkı, türkü, mal-mülk, dizi, film, top, pop, magazin (kim kiminle nerde ne yapmış?) dedikodu vs. yerine dilimizde Zikrullah olmalı. Heryerde, her ortamda paradan, ekonomide, dünyalık işlerden konuşmak yerine Kelime-i Tevhid-i konuşmalıyız, dilimizi ona alıştırmalıyız. Gün içerisinde ara sıra telefonu elimizden bırakıp tesbihi almalıyız. Evde, arabada, iş yerinde heryerde bir tesbihimiz olmalı.
Unutmayalım! Kur’an-ı Kerim ‘çokça namaz kılın’, ‘çokça oruç tutun’, ‘çokça zekat verin’ demez ama; "Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin." der. (Ahzâb Suresi, 41)
Bir gün Süleymaniye Kütüphanesi’ne her zamanki vaktinden yarım saat geç gelir kıymetli ilim adamı ve hekim Süheyl Ünver. 88 yaşında dahi muazzam çalışma disipliniyle bilinen hocamızın bu görülmemiş gecikmesi, Kütüphane Müdürü Muammer Bey'i telaşlandırır. "Ne oldu hocam?" diye sorduğunda, Süheyl Hoca'nın yüzünde bilgece bir tebessüm belirir ve hepimize ders olacak o cevap dökülür:
"Muammer Beyciğim, neden geç kaldım biliyor musunuz? Yolda Azrail'e rastladım. Bana dedi ki: 'Süheyl, senin canını alacağım ama bir türlü boş vaktini bulamıyorum.'"
Emekli olup köşesine çekilenlere inat, hayata ve üretmeye nasıl tutunulması gerektiğinin en zarif özetidir bu nükte. O, ömrü boyunca şu gerçeğe inandı: "Ben de emekliyim ama pencere kenarına oturup Azrail'i beklemiyorum. Azrail meşgul olmayan insana uğrar; onun için meşgul olmalı."
Süheyl Hoca muayenehanesini kapatalı tam 30 yıl olmuştu. "Dinlenme vakti" denen o emekli yıllarını, yeni eserler vermek için kullandı.
Onun hepimize, özellikle de yaş alıp yavaşlamayı, geriye çekilmeyi düşünenlere çok net bir uyarısı var: "Boş vakit geçirmeyip benim gibi her şeyi değerlendirin. İnanın ki diğer insanlara bıktıracak kadar çok yaşarsınız. Boş geçen her vakit sizleri ölüme götürür. Acıyın kendinize."
İnsan emekli olduğunda değil, üretmeyi bıraktığında, merakını kaybettiğinde yaşlanır. Hayatta çalışan, ortaya eser koyan insan göçüp gitse de ruhen asla ölmez; bıraktığı eserleri onu yüzyıllar boyunca yaşatmaya devam eder.
Eğer gerçekten yaşamak istiyorsak, yaşımız kaç olursa olsun pencere kenarından kalkmalı ve mutlaka bir şeyler yapmalıyız. Çünkü ölüm, kalp durduğunda değil, umut ve meşgale bittiğinde gelir...
İnsanlar düzlüğe çıkınca sizinle aştıkları yokuşları unuturlar.
Bir insana ihtiyacınız bittiği halde, değer vermek, kıymetini bilmek ve vefa göstermek asaletin göstergesidir.
Çünkü vefa sadece asil ruhlarda bulunan bir erdemdir.
Allah'ın çizdiği rotada yaşanan bir hayat;
- İnsanın kendisini gerçekleştirdiği,
- Yoksunluk değil tatminkârlığın olduğu,
- Varoluşsal can sıkıntısının değil huzurun olduğu,
- Hayata yetişememişlik hissinin değil her şeyin yerinde ve zamanında olduğu
bir hayattır.
Sadi Şirazi’den 30 Değerli Söz:
“Gayesiz yaşayanlar, nasipsiz kalırlar.”
“Hepiniz kendi ayıplarınızın hamalısınız. Başkalarının kusurlarını taşımayınız.”
“Kişiye hatası söylenmezse, kabahatini hüner zanneder.”
“Çocuklarımızı kuzu gibi büyütmeyelim ki, ileride koyun gibi güdülmesinler.”
“Fedakârım diye görünmeyin. İyilik edin, görünmeyin.”
“Denize açılma demiyorum. Açılacaksan tufana bile katlan diyorum.”
“Kendi ekmeğini yiyip oturmak, altın kemer bağlayıp bir kişinin karşısında ayakta durmaktan iyidir.”
“Düşmanın en büyük hilesi, dostluğudur.”
“Elalemi ayıplarla anan bir kimsenin, senden de teşekkürle bahsedeceğini zannetme.”
“Ahmağa nasihat edip ders anlatmaya çalışan, kendisi nasihate muhtaçtır.”
“İnsanın ruhunu iki şey karartır: Susulacak yerde konuşmak ve konuşulacak yerde susmak.”
“Ne kadar bilirsen bil, bilmediğin haddince, bence hiçsin.”
“Taht ve taç geçicidir. Hiç gönüllere girdin mi?”
“Kendi halinde olmak güzeldir. Bu kadar hal bilmezin arasında.”
“Soru: Cahil olman değil, kendini âlim sanman.”
“Olgun bir adam dost edinmek istersen eleştir; basit bir adam dost edinmek istersen methet.”
“Ne kadar okursan oku; bilgine yakışır şekilde davranmıyorsan cahilsin demektir.”
“Ermindekileri bağışlamasını bilmeyenler, bir gün bu insanların affına muhtaç olurlar.”
“Kişi bu, alçak dünyaya tenezzül etti mi, bala kapılmış sineğe döner.”
“Her ormanı boş sanma; belki de kuytuluklarında bir kaplan uyuyordur.”
“Gönlünün perişan olmasını istemiyorsan, perişan olanları gönlünden çıkarma.”
“İnsanlarla münasebetin ateşle münasebet gibi olsun. Çok uzaklaşırsan donarsın; çok yaklaşırsan yanarsın.”
“Övdüğünü, tesir etmeyeceğini bildiğin bir kimseye verme ey ahmak! Elinden dizgin kaçırmış olan zavallıya ‘oğlum yavaş sür’ denmez.”
“Tahammül sana önce zehir gibi görünür, fakat tabiatına kök salınca bal kesilir.”
“Kendisinden fazlasıyla iyilik gördüğün kimseye fenalık etmen insanlık değildir.”
“Kendi ahlakını düşmanından dinle; dostun gözünde her yaptığın iyidir.”
“Kötü insan başkasının üzüntüsü ile rahatlayandır.”
“Ne etrafını kıracak kadar sert ne de karşındakilere cesaret verecek kadar yumuşak ol.”
“Doğru söyleyip zincire vurulmak, yalan söyleyerek zincirden kurtulmaktan iyidir.”
“İnsan dilini tutup konuşmadıkça, ayıbı da hüneri de gizli kalır.”
Sadi Şirazi
Erteleme davranışı bir zaman yönetimi sorunu değil, bir duygu düzenleme sorunu olarak ele alınabilir.
.
Erteleme, başarısızlık ihtimalinin sebep olduğu kaygıdan kaçınmak için kullanılan bilinçsiz bir savunmadır. Kişi en iyisini yapamamaktan ya da kötü yapmaktan korktuğu için erteliyor ya da hiç başlamamayı tercih ediyor olabilir.
Sürekli sorumluluk,
hayal kırıklıkları,
gelecek kaygısı
insanın enerjisini kısıtlar.
.
Enerjinizin düşmesi, tembel olduğunuz anlamına gelmez.
Yetersiz olduğunuz anlamına da gelmez.
Bu sadece uzun süredir taşıdığınız yüklerin ağırlığını gösterir.
İnsandışılaştırma bir metafor değil, klinik bir süreçtir.
İnsan anlamdan koparıldığında;
bağımlılık artar, empati azalır, saldırganlık normalleşir.
Ortaya çıkan şey özgürlük değil,
ruhsal çözülmedir.
Sanki yılanın deri değiştirdiği gibi kişiliğinizin bi anda değişeceğini mi düşünüyorsunuz yeni yıla girer girmez de, gerçekleştiremeyeceğiniz bi sürü karar alıyorsunuz ki zaten bize lazım olan adam olmak şu andan itibaren ve değil bi yıl, bi dakika hatta bi saniye bile beklemeden
Ciao Papa
Global, Crusadic Journey to Türkiye. Nicaea 325–2025
27 November – 30 November
One Lord, one faith, one baptism
but;
you are all cordially invited to
ALLAH, ISLAM, SHAHADAH
#CiaoPapa