Meslekteki birçok sorunla, ekonomik kaygıyla mücadele etmek yetmezmiş gibi can güvenliğimizi de düşünmek zorunda kalıyoruz. Dosyanın tarafı haline getirilmek istemiyoruz. Görevimizi yerine getirirken başıma bir iş gelir mi kaygısıyla yaşamak istemiyoruz. Çok mu şey istiyoruz?
AVUKATLARI HEDEF GÖSTEREN DİLİN VE CEZASIZLIĞIN SONUCU:
BİR MESLEKTAŞIMIZ DAHA KATLEDİLDİ!
28.04.2026 tarihinde Bursa ili Gürsu ilçesinde meydana gelen silahlı saldırı sonucunda, Baromuza kayıtlı meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe’nin yaşamını yitirdiğini, kız kardeşinin de yaralandığını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.
Edinilen bilgilere göre; saldırıyı gerçekleştiren şüphelinin, meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe tarafından başlatılan icra takibinin borçlusu olduğu ve meslektaşımızın yalnızca avukatlık görevini yerine getirmesi sebebiyle hedef alındığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle, bu saldırı doğrudan doğruya avukatlık faaliyetinin icrasına yönelmiş olup, mesleki görev nedeniyle işlenmiş ağır bir suçtur.
Bu saldırı, yalnızca bir meslektaşımıza yönelmiş bireysel bir şiddet eylemi değil; savunma hakkına, hukukun üstünlüğüne ve yargının kurucu unsurlarından biri olan avukatlık mesleğine yönelmiş alçak bir saldırıdır.
Meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe’nin hayatını kaybetmesine neden olan bu menfur saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz. Sorumluların etkin bir soruşturma ile yargı önüne çıkarılması ve en ağır şekilde cezalandırılması için sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiririz.
Bu kapsamda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ile temas halinde olduğumuzu, failin yakalanması ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için süreci yakından takip ettiğimizi ve üzerimize düşen her türlü çabayı göstereceğimizi özellikle vurgularız.
İstanbul Barosu olarak, meslektaşlarımızın can güvenliğinin sağlanması için gerekli tüm önlemlerin alınması gerektiğini bir kez daha vurguluyor; yetkili makamları bu konuda ivedilikle harekete geçmeye davet ediyoruz.
Meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe’yi rahmetle anıyor, ailesine, yakınlarına ve tüm meslektaşlarımıza başsağlığı; yaralıya acil şifalar diliyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İSTANBUL BAROSU
“Zamanın kaybolmuşu yoktur. Yaşanan her şey, müspet, menfi, bizi inşa eder. Yalnız bizi değil, bizden sonraki kuşakları da…
Yaşadıklarımızı anında belki en iyi şekilde inşa edemeyiz. Ama, onları değerlendirdiğimiz vakit; gelecek daha emin olur.
Hayat “gemi”mi bilmiyorum; “gemicilik” olduğu gerçektir. Yaşandıkça ve akılda tutuldukça daha iyi seyrüsefer ederiz.
Herkes kendi talihinin mimarıdır.
Yaşadıkları, anbean insanı oluşturur ve arkasında bıraktıkları, farkına varmadan önüne geçer. Kader, gaipten yazılmaz. İnsan, kaderini kendi yazar.”
İLBER ORTAYLI
İlber Ortaylı'nın şubat ayında kaleme aldığı yazısından bir kesit:
"Pazar gecesi fenalaştım. Hasta bakıcı Sevim Hanım, Dr. Şevval Kanlı, hemşirelerden Tuğba ve Çağla hepsi birden seferber oldular. Zaman makinesine binebilsem Gazi Paşa’ya telgraf çekeceğim: Paşam, dört Türk kadını, ihtiyar moruk profesörü kurtardılar. İnkılaplar hedefine varmıştır."
Sivas’ta bir adam, “Miyavses” adını verdiği bıyıklı kedisini her gün sobanın başında ısıtırken, kedinin ertesi gün anne ve babasını da alıp gelmesiyle üç kediyi aynı anda ısıtıp mama vererek gönülleri ısıttı.
Kaygıdan göğsünün tam ortası yanıyorken işe gitmek, markete gitmek, bir şey yokmuş gibi yaşamaya devam etme ama o sırada tam anlamıyla cehennemi yaşamak. Anlatsan bile anlaşılmayacağını bilmek. Her yeni güne daha fazla kaygı duyarak başlamak... Sadece çeken bilir.
Adam taş gibi bir tenor.
Arkasında dev bir orkestra, ona eşlik eden büyük bir koro var ama fark etmiyor bile.
Hepsini adeta bastırıyor ve çatır çatır şovunu yapıyor.
Sahip olduğu hayatı kendi tırnaklarıyla kazanarak var eden, mücadelesinin sesi uzaktan duyulan, güçlü ve bağımsız kadınlar en çok alkışı hak edenlerdir.