"Seni gerçekten anlamayı denememiş biri için söyleyeceklerin hep fazla gelir" demişti
Filibeli Ahmed Hilmi.
Trajik bir tezatla... İnsan konuştukça, izah ettikçe daha da anlaşılmaz. Her ikna çabası ve ısrarı anlaşılmama direncini kışkırtır. Tam bu eşikte susmak en âlâ cevaptır.
Evlenirsen pişman olursun. Evlenmezsen de pişman olursun. Çocuk yapsan da yapmasan da pişman olursun. Kierkegaard bunu 200 yıl önce şöyle söylemiştir:
"Neyi seçersen seç pişman olursun. Çünkü sorun tercihlerinde değil yaşanmamış bir hayatı romantize etmendir. İnsan her daim gidilmemiş bir yolu cazibeli ve gizemli bulur. Bu yüzden mesele en doğru seçimi yapman değil. Hangi pişmanlıkla yaşayacağını seçip karar vermendir."
Sen neye karar verdin?
Görmezden gelmek saflık değil, zekadır. Herşeye karşılık verirsen tükenirsin. Her sesi dikkate alırsan, aklını kaybedersin.
Bazı şeyleri bilerek yok saymak, ruhunu korumaktır.
Herkesin herkese hayalî ve icat edilmiş kriterle üstünlük tasladığı,
rakip gördüğünü sinsi imalarla gözden düşürdüğünü zanneden o azımsama hırsında ve mütemadiyen kendi itibarını yükseltme hilelerine tenezzül ettiği bu yeni zamanlarda;
böyle "eski adamlar"ın birbirini onore etme biçimi ne asil bir görgüymüş meğer.
Vefat eden insanları en önce güzellikleriyle hatırlamalı. Ve güzel huylarını miras gibi yaşatmalı. Rahmetle.
evde hicbir sey yapmadan durmayi bi de kitap okumayi cok seviyorum, hayati yasadigimi hissettiren seyi zaten cocuklugumdan beri biliyo olmak cok garip, hayat kendinle ya da kitabinla dumduz durabilmeyi ogrendikce inanilmaz keyifli oluyo, bunu ya bugun ya da bi gun anliyosunuz