“Hz. Ali’nin sözünü tekrar ediyorum:
Zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır.
Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.”
📍 Silivri / 17.10.2026
OLAY OLAY BELGE BELGE MURAT AĞIREL OPERASYONU 1/2
Mustafa Sarıgül ve ailesine yönelik operasyonda gazeteci Murat Ağırel de gözaltına alındı. Daha önce yaptığı haberlerden dolayı gözaltına alınan hatta hapis yatan Murat Ağırel bu kez bir haberi yapmadığı için İstanbul Emniyet Müdürlüğü nezarethanesinde. Mustafa Sarıgül ve ailesi ile Almanya’da yaşayan 3 kişinin arasındaki akçeli işlere gazeteci Murat Ağırel’i de karıştırmayı hedefliyorlar. Almanya’daki kişiler, Mustafa Sarıgül hakkında gönderdikleri belgelerle haber yapmadığı için Murat Ağırel’i suçluyor ve “Belgeleri Sarıgüllere verdi, Sarıgüller de bizi tehdit etti” iddiasında bulunuyor.
Bu suçlamaların saçmalığını olayı baştan anlatarak açıklayalım…
Murat Ağırel, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in oğlu Ahmet Gökçek ve gelini Hülya Gökçek’in Almanya’da satın aldığı gayrimenkulleri ortaya çıkarmıştı. Bunları görüntülemek için Almanya’ya gitmişti. Bu sırada Melih Gökçek hakkında elinde bilgiler olduğunu söyleyen Sinan Çampınar, Murat Ağırel ile temasa geçti. Öncelikle Mustafa Sarıgül, oğulları Emir ve Ömer Sarıgül hakkında bilgiler vermek istediğini anlattı. Sinan Çampınar, Alman vatandaşları K.P. ve M.B. ile ortaktı. Çampınar, Murat Ağırel’e Mustafa Sarıgül ve oğulları ile aralarında para konusunda husumet olduğunu söyledi. Birlikte kara para akladıklarını, kayıt dışı para transferleri gerçekleştirdiklerini ikrar etti. Bu sırada Sarıgüller tarafından dolandırıldıklarını daileri sürdü.
Özetle şu iddiaları vardı:
- Sarıgüllerle 80 milyon euro tutarında sözleşme düzenledik.
- 32 milyon euro değerindeki gayrimenkulün satış işlemi için Emir Sarıgül’ün hesabına 100 milyon euro havale ettik.
- 100 milyon euro yabancı banka tarafından bloke edildi.
- Sorunun çözülmesi için 1.5 milyon euroluk tekneyi Sarıgüllere devrettik ama sorun çözülmedi.
- 1 milyar euroluk fonu yurt dışına çıkartmak için online bir toplantı yaptık. Nihayetinde…
Sinan Çampınar, Mustafa Sarıgül ile fotoğraflarını, telefon görüşmelerinin ses kayıtlarını, bazı telefon görüşmelerinin videolarını Murat Ağırel’e verdi.
Murat Ağırel’in karşısında kayıt dışı para işi yaptığını, yani yasa dışı işler yaptığını itiraf eden bir kişi vardı. Üstelik bu kişinin savcılığa gitmemesinin nedeni yasa dışı faaliyetleri olmasıydı. Murat Ağırel normal olarak; bu kişiye güvenmiyor, manipüle edilme kaygısı yaşıyordu. Çok temkinli hareket etti. Sadece video, ses kaydı ya da fotoğraflarla bir haber hazırlamayacağını, belgeler olması gerektiğini ifade etti. Sinan Çampınar’a, bahsettiği para hareketlerini kanıtlayan dekontlara sahip olup olmadığını sordu. Dekont görmeden, belgesiz haber yapmayacağını anlattı. Sinan Çampınar isedekontlara sahip olduğunu savundu ama uzun bir süre dekontları göndermedi. Bununla birlikte, Murat Ağırel’den de dekontları göndermeden haber yapmasını istedi.
“YOLLADIĞI BELGE SAHTE” ŞÜPHESİ
Çampınar, Murat Ağırel'in iddialarla ilgili ısrarla belge istemesine rağmen belge verme konusunda çekingen davrandı.Hatta Murat Ağırel'e "Önce haber yap, sonra belge veririz" ifadelerini kullandı. Murat Ağırel ise kimse hakkında belgeye dayanmadan haber yapmayacağını net olarak söylüyordu. "Mustafa Sarıgül'ün parayı çıkardığını gösteren dekontlar lazım bana" dedi.
Murat Ağırel'in ısrarları üzerine Çampınar swift, yani uluslararası para transferini gösteren belgeyi gönderiyordu. Bu belge doğru mu yanlış mı, bilmiyoruz. Neden mi?
Çünkü Ağırel, her gazetecinin yapması gerektiği gibi, aldığı belgeleri karşı tarafa, Sarıgül'ün avukatına sormayı planlıyordu. Bu sırada Sarıgül’ün avukatları, konu hakkında Timur Soykan’ın haber yaptığı yönünde bir iddiaya ulaşmıştıve Timur Soykan’a ulaştılar. Bu yazışmaların ekran görüntüleri de mevcut. Yani Murat Ağırel, Sarıgüller’in örgüt üyesi olmakla suçlanıyor ama Sarıgüller, haberi Murat Ağırel’in hazırladığını bile bilmiyordu. Timur Soykan’ın haber vermesinden sonra Murat Ağırel, bu avukatı Cumhuriyet Gazetesi’ne davet etti.
Gazeteyle, gazeteciyle, televizyonla bitmeyen kavganın bir nedeni var. Her gün yatıp kalkıp milyarlık vurgunları konuştuğumuz ülkede, kendi kırılgan iktidarlarını sopalı vitrinle kuranlar, gazetecilerin yazdığı gerçekleri kendilerini tuzla buz edecek çakıl taşları olarak görüyor. İşte bu yüzden susturma, hapsetme, kapatma, kayyum atama sıradan bir yol olarak oluyor. En acısı mazlumun güvencesi olması gereken hukuk bu zalimane düzenin çivili sopasına dönüşüyor. Bir gazete, bir televizyon, bir belediye derken ülkenin kendisi yargı eliyle “kayyumhane” haline geliyor.
https://t.co/Bn8hl7r2v4
Timur Soykan: "Şubat 2025'te Destek Faktoring'i halka arz ediyorlar, arz sırasında hisse değeri 47 lira, şirketin değeri, 438 milyon dolar.
Temmuz 2026'da hisse değeri 47 liradan 3.960 liraya çıkıyor. Halka arz sırasında, 47 lirayken 100.000 lirayla sen bu hisseyi aldığın zaman, 100.000 liran 8,4 milyon TL oluyor.
Şirketin değeri Temmuz 2026'da 28 milyar dolar. O dönemde Tüpraş'ın, Türkiye'nin en büyük sanayi şirketinin değeri 11,5 milyar dolar.
Bu, göz göre göre işlenmiş bir cinayet. Herkesin bildiği bir cinayet."
Bir tane evle eski eşi dahil 12 kişiye vatandaşlık almış!
Murat Ağırel: “Kendisine almış, eşine almış. 'Bir de benim demiş eski karım var o olmazsa olur mu?' demiş. Ona da vatandaşlık almış! İkisinden olma kızlarına ve oğluna da çocuklarına da hepsine almış."
I used to write so much.. Some tales found their endings, while others remain suspended in time.. Especially after 2014, when the brain hemorrhage struck, the stories seemed to abandon me.. I was unable to compose more than a single line. It is peculiar, because until that tragedy, vivid visions would sweep over me—even while driving—of a young woman confined to a hospital ward.. Yet following the trauma, those images dissolved as well. But this particular piece has neither beginning nor conclusion; it lingers suspended in the middle, frozen since September 2020.. That midpoint belonged to a period shared with my beloved friend, who has since departed from our world—one of my final moments and precious memories beside her. I cannot say why, but this gentleman offered us a quiet caution.. In an effort to capture what lingers in my thoughts, I turned to AI tools like Grok, yet it could never truly capture the essence..
""Since the king paused in that moment... what are the moments in our lives? What measure does Death use for moments - for the king? For those who listen? For storytellers? For ravens? For humanity itself?
For some, it's a collection of good and bad events. For someone preparing to leave, it's the last minute. For me, it's seconds.
As I focused wolf-shape on his hat, he remained lost in thought. This was a pivotal moment for the king, one that drew him back into memories I cannot share. I have no specific past to revisit; I forget most things. My mind can't hold onto moments, a trade-off for the gift of listening. If I don't tell the stories, I lose them. Perhaps this makes me ideal for those who want their tales heard but not remembered.
He said, "I am 72 years old. I've seen and done many things, but this was the moment I felt truly protected." It's strange how he speaks as if I can see into his mind, pointing out snapshots as he gazes at the crows.
Friend of crows, king of ravens... he didn't ask me to listen, he simply began to speak. My own father passed at the same age, and the thought stayed with me. I couldn't abandon the king, couldn't tell him to stop talking. What if my father had yearned to share his story in his final days, and I wasn't there? What if all he needed was someone to listen?
That's why he didn't ask. I simply listened."""
(le📷la 090920... some true and some made up, meeting with the king)
Timur Soykan: "Artık FETÖ taktiği dediğimiz hamleye gidiliyor.
Davalar yetmedi, operasyonlar yetmedi, hapse atmalar yetmedi. Şimdi özel hayata dair görüntüleri yayınlıyorlar.
Ya size ne ya? İnsanlar eşleriyle, arkadaşlarıyla oturabilir, bir şeyler içebilir, yemek yiyebilir."
Maalesef yine bir tehdidi ifşa edeceğim.
Bu kez sadece ben değil, tüm ailem hedefte.
Bir kişi, isim de vererek “şayet o kişi ile röportaj yaparsam” 13 yaşındaki kızıma, eşime, kız kardeşlerime tecavüz edip; onları “Narin gibi katledeceğini” söylüyor.
Bu sefer, milyonlarca yurttaş gibi benim ve tüm ailemin kimlik bilgilerini ele geçiren, yapay zekâ ile porno fotoğraf / video üretip şantaj yapan bir çetenin tehditleri ile uğraşıyorum.
Adreslerimize kadar mahrem olması gereken tüm kişisel bilgilerimizin ellerinde olduğunu anladığım bu çete, ailemin tüm fertlerinin telefonlarına tehdit mesajları gönderiyor.
Mesajlarının bir kısmını paylaşıyorum…
Emniyet Siber Suçlar bu kişilere hemen ulaşır isterse… Kayda geçsin diye paylaşıyorum.
Biz gazetecilerin nasıl yaşadığını görün istiyorum.
@Darkes_48 @av_06_trump hastalikli beyin cocuk diye bakmayin, oyle cocuklrla insanlarla yasamadiysaniz tehlikeyi goremiyorsunuzdur yargilamayin, bir insani oldurmek kolay degildir cocuk icin hic degil,
🔴FIKRA GİBİ MEMLEKET
🎙️@timursoykan: "Erdoğan, 'Laikliği Savunuyoruz' bildirisini eleştirdi. Bildiri, Ramazan'da huzur bozuyormuş! Erdoğan dedi ki, “23 yıldır kimsenin hayatına müdahale etmedik.” Bu fıkra, bu kadar. Komik değil, trajikomik değil. Sadece trajik..."
🎙️@timursoykan ile Bunu da Kimse Anlatmaz YENİ BÖLÜMÜYLE YAYINDA!
🔗https://t.co/48n5Dv9Vdb