İstanbul’un dört bir yanından sesleniyoruz:
Nafaka hakkına dokunma!
Kadınların hayatına dokunma!
Kadınları yoksulluğa mahkûm eden, erkek egemenliğiyle ayakta duran bu kara düzene karşı eşitlik ve özgürlük mücadelemizi büyütüyoruz.
Mayıs ayında;
▪️16 kadın cinayeti,
▪️33 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.
Mayıs ayı veri raporumuzun tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.
https://t.co/L4ZHfwR0yT
Partimize mahkeme tarafından atanan yönetimin bugün ortaya koyduğu tavır, en az Genel Merkezimize polis sokmak kadar ağır bir zarara neden olmuştur. Yalanlarla bezenmiş bir seviyesizlik ne yazık ki bayram gününde sergilenmiştir.
O zaman artık, sustuğumuz gerçekleri anlatmanın zamanıdır.
İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim ki;
1-Genel Merkezimizin bahçesinde seviyesizce sergilenen iki araç da partimizin kendi parasıyla alınmıştır, tüm faturaları mevcuttur.
2-Araçlardan biri 2022 yılında Sayın Kılıçdaroğlu döneminde alınmış ve bizzat Sayın Kılıçdaroğlu tarafından makam aracı olarak kullanılmıştır. O araçları Genel Merkezimizin bahçesine koyanlar bunu bilemeyecek kadar cehalet sahibidir.
3- Diğer araç da partimizin kendi parasıyla henüz bu yıl satın alınmıştır.
4-O araçlardan hiçbirinin Özkan Yalım ya da Aziz İhsan Aktaş ile ilgisi yoktur. Bunu iftirayı attıkları için şimdi ilk kez açıklamak zorundayım. Sayın Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta saldırıya uğradıktan sonra, Sayın Erdoğan Toprak, İstanbul’dan, Aziz İhsan Aktaş’tan bir zırhlı araç almış ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kullanımıma sunmuştur. Sayın Kılıçdaroğlu, Aziz İhsan Aktaş’ın zırhlı aracını 1,5 yıl boyunca kullanmıştır. Kasım 2023’teki kurultaydan bir gün sonra ise Sayın Erdoğan Toprak o zırhlı aracı alıp yeniden İstanbul’a götürmüştür. Bunların hepsinin kayıtları mevcuttur.
Bir daha böyle seviyesiz görüntüler görmemek umuduyla söylüyorum:
Evi camdan olan başkasının evine taş atmasın!
İl Başkanımız Fırat Çoban:
‘’Bu mesele CHP’nin genel başkanının kim olacağı meselesi değil. Bu mesele, bu memlekette yurttaş mı olacağız, köle mi olacağız meselesidir.
Mutlaka, mutlaka bu karşı devrimi birlikte savuşturacağız!’’
İş görüşmesi için gittiği evde öldürülüp cesedi halıya sarılarak denize atılan Sedef Güler için yarın Bakırköy Adliyesi'nde buluşuyoruz.
📆 29 Nisan Çarşamba, 13:00
📍 İstanbul Bakırköy Adliyesi 4. Ağır Ceza Mahkemesi
Antakya'da 14 yaşından itibaren dört sene boyunca akrabası olan erkeğin cinsel istismarına maruz kaldığını söyleyen Sena Y. davasında "rızası" var denilerek beraat kararları veriliyor.
Çocuk istismarı davalarının son zamanlarda "rıza" gerekçesi ile kapatılarak rıza yaşının düşürülmeye çalışılmasını kabul etmiyoruz. Çocuk istismarlarını haberleştiren gazeteciler tutuklanır, hapis cezaları alırken, çocuklara cinsel istismarda bulunan faillerin tutuksuz yargılanmasını kabul etmiyoruz .
Çocuğun rızası vardı diyerek bu davaları kapatanlar, bir gencin son çare olarak adaleti sosyal medya üzerinden aramak zorunda kalmasına neden olanlar, çocukların cinsel istismarını normalleştirmeye çalışanlar, adalet önünde hesap verene kadar mücadelemiz devam edecek.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak çocuk istismarı ve çoçuklara yönelik şiddet davalarını takip ediyoruz. İstismara uğrayan tüm çocuklarımızın yanındayız. Faillerin hak ettiği cezayı alması ve sorumluların hesap vermesi için mücadelemizi sürdüreceğiz.
🟣 8 Mart’ta sokaklar bizim!
Erkek şiddetiyle öldürülen, gittikçe yoksullaşan ve bu yüzden evliliğe mahkum olan, ev içi emeği görülmeyen, patronların sağlamadığı uygun çalışma koşullarında günden güne neşesi sönen, saray rejiminin yarattığı cezasızlık düzeni ile kendini güvende hissetmeyen tüm kadınlar için yanyanayız!
Bu Kara Düzen’i kadınlar yıkacak!
🟣 8 Mart’ta hikayesi yarım kalmış tüm kız kardeşlerimiz için, erkek şiddetine hayır demek için, görünmeyen ev içi yeniden üretim emeğinin adil paylaşımı için, eşit işe eşit ücret demek için ve bunlarla sınırlı olmaksınız tüm söylemek istediklerimiz için İstanbul’da birlikte olalım.
Tüm kadınlar sokağa, hayatlarımızı özgürleştirmeye 🔥
Erkek egemen karanlığınızı kadınlar yıkacak! 📣
#8M26
#KaraDüzeniniziKadınlarYıkacak
Şubat ayında;
▪️ 23 kadın cinayeti,
▪️ 29 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.
Şubat ayı veri raporumuzun tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz. 👇🏻
https://t.co/TKdlvWy34y
Türkiye'de son haftalarında kadın cinayetleri neden arttı?
Kadınlar neden korunamıyor?
Son dönemlerde kadın cinayetlerideki artış ile birlikte bir çok kadın yüksekten düştü denilerek kaza süsü verilmesinin ardındaki sır perdesi nedir?
Kadın ve Çocukların korunması için acilen hangi yasaların çıkarılması gerekiyor?
Türkiye'de kadın cinayetleri neden durdurulamıyor?
CHP'nin İstanbul sözleşmesi çıkışı toplumda nasıl karşılandı?
Türkiye'nin bir çok bölgesinde katledilen kadınların hakkını arayan, kadın hakları savunucusu, İstanbul Barosu üyesi avukat @AvTurkanKara ile canlı yayında kadın cinayetlerini konuşacağız.
Bu akşam saat 20.30'da herkesi bekliyoruz...
https://t.co/SyycKiENaL
Ben de çocuklar için #BirÖğünYemek kampanyasına imza verdim. Tüm okullarda çocuklara sağlıklı ve ücretsiz bir öğün yemek için sıra sende. https://t.co/ni3HAPGFcg
18 yaşından küçük bir stajyerin TBMM'de çalışan bir personel tarafından istismara maruz bırakıldığı hakkında soruşturma başlatılması, görmezden gelinmeyecek kadar ciddi bir tablodur. Üstelik Meclis’te yıllardır birçok çocuğun TBMM personeli tarafından istismara uğradığına dair iddialar varken bu durum daha da ağırdır.
Çocukları korumakla yükümlü Meclis’in içinde bile bu iddiaların ortaya çıkması; tacizin, şiddetin ve cezasızlığın failleri nasıl cesaretlendirdiğini gösteriyor. Bir personelin uzaklaştırılması yetmez, tüm sorumlular açığa çıkarılmalı ve kamuoyu gerçekleri öğrenmelidir.
Bu olayın peşini bırakmıyoruz. Faillerden ve ihmali olan tüm yetkililerden hesap sorulacak; adalet sağlanana kadar mücadeleyi sürdüreceğiz.
TBMM de bile genç bir kadın tacize uğruyor!
Tacizin ve şiddetin iktidar tarafından normal görüldüğü her an erkekler cesaret buluyor.
Cezasızlığın ve 6284’e saldırılmasının önüne geçmek için bir araya geliyoruz. Bu olayın peşini bırakmayacağız.
Adaletin çöktüğü yerde demokrasi ayakta kalmaz. Seçilmiş belediyelere kayyım atandığında, muhalifler tutuklandığında, basın susturulduğunda, adaletsizlik, kadınların yaşam hakkına kadar sızıyor. Hukuk yoksa, yaşam da güvencesizdir.
Adalet ve demokrasi göstergelerindeki bu düşüş, her bir kadın cinayeti dosyasının neden sürüncemede kaldığını, her bir şüpheli ölümün neden karanlıkta bırakıldığını da açıklıyor aslında. Çünkü hak ihlaliyle başlayan her suskunluk, cezasızlığın bir başka halkasını örüyor.
Peki Kimin için Cezasızlık?
Bu ülkede cezasızlık, adalet isteyenler için değil. Uydurma delillerle tutuklananlar, siyasetçiler, gazeteciler, grevdeki işçiler, baklava çalanlar, meşru müdafaa hakkını kullanan kadınlar için hiç değil. Cezasızlık ayrıcalıklılar için işliyor: Kadın katilleri, tecavüz failleri, patronlar, yandaşlar, pudracılar, vurguncular için. Böyle bir ittifakla karşı karşıyayız.
Ama biz de kendi ittifakımızı kuracağız: adaletin ve eşitliğin ittifakını.
Yeni Paket Eski Zihniyet
Şimdi önümüzde 11. yargı paketi var. Taslağa göre: “Doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı tutum ve davranışta bulunan ya da bulunmayı alenen teşvik eden, öven veya özendiren kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” Yani şiddet faillerini dahi bulmadıkları yurttaşlarının varlığını ve davranışlarını cezalandırmak istiyorlar.
Yaşam hakkını güvenceye alan İstanbul Sözleşmesi’nden imzanın çekilmesi ardından devletin yönü koruma yükümlülüğünden cezalandırma yetkisine çevrildi. Bu paket, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesini doğrudan hedef alıyor. Cezasızlığın üreticisi olan adalet sistemi, şimdi aynı sistemle özgürlükleri sınırlıyor. Aynı sistem, suça sürüklenen çocuklarla ilgili sorumluluklarını gerçekleştirmek yerine cezasını artırarak, çocukluğu bile adaletin dışına itmek istiyor.
Bu bir hukuk paketi değil de, istediğine yargı dağıtma paketi. Bu “yeni” paket, aslında eski zihniyetin devamı: Korumayan, soruşturmayan, cezalandırmayan ama kadınları, LGBTİQ+’ları ve muhalifleri cezalandırmakta ısrar eden bir yargı düzeni. Halbuki cezasızlığın önüne geçilmeli, sözde ahlakçı yeni cezalar üretilmemeli.
Cezasızlığın Karşısında
İstanbul Sözleşmesi yürürlükte ve çizdiği çerçeve hala geçerli: Şiddet önlenmeli, koruma mekanizmaları etkin olmalı, suçlar etkili biçimde soruşturulmalı ve kovuşturulmalı. Ama bugün bunların hiçbirinin uygulanmadığını görüyoruz.
Cezasızlık, “en ağır cezayı” değil, etkili, orantılı ve caydırıcı adaleti gerektirir. Yetkililer delillerin karartılmasına izin vermemeli, “toplumsal normlar” bahanesiyle haksız tahrik indirimleri uygulanmamalı.
Yine de Mücadele Sonuç Veriyor
Bu karanlıkta bile bize umut veren gelişmeler var. Gecikmiş olsa da, bazı davalar cezasızlığın mutlak olmadığını gösteriyor. İzmir’de boşanma aşamasındaki Kaffar Yeğin tarafından öldürülen Hülya Şellavcı davasında, devletin koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı tazminata mahkum edildi. Bu karar, failin cezalandırılmasından öte, devletin sorumluluğunu tescilledi. Yani kamu görevinin ihlali artık hukuken görünür hale geldi.
Ezgi Zerkin davasında koruma tedbirlerinin etkili uygulanmaması nedeniyle İçişleri Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tazminata mahkûm edildi. AYM’nin başka bir kararında boşanma aşamasındaki eşinden şiddet gören bir kadının başka bir ilçeye tayin istemesinin reddi üzerine maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlali kararı verildi.
Benzer biçimde, Rabia Naz Vatan soruşturmasına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı, yedi yıl sonra da olsa, soruşturmanın özensiz yürütülmesi nedeniyle “yaşam hakkı ihlali” tespiti yaptı.
Bu kararlar, hem adalet arayışının hem de toplumsal baskının sonuç verebildiğini gösteriyor.
📍İstanbul
Dünyayı yerinden oynatacağız!
Bu düzeni kadınlar değiştirecek.
Emeği görünmeyen, sözü bastırılan, hayatı değersizleştirilen kadınlar…
Her gün sokaklarda, işyerlerinde, evlerde biriktirdiğimiz öfkemiz ve dayanışmamızla.
Bu düzeni kadınların örgütlü mücadelesi değiştirecek.
Bir araya gelişimizden, birbirimize uzattığımız elden, “artık yeter” dediğimiz her andan korkuyorlar.
Bizi geri adım attırmaya çalıştıkça daha da çoğalıyoruz.
Bu yüzden kazanacağız.
Biz varız ve değiştiriyoruz.
Her yerde, her gün, her mücadelede.
#bizvarız
#25Kasım2025
Şule Çet davasında cinayete yardımdan 12 yıl 6 ay, tecavüze yardımdan 5 yıl, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmadan 1 yıl olmak üzere toplamda 18 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan Berk Akand yaklaşık 7 yıl 3 ay sonra tahliye edilmiş.
Öyle bir infaz sistemimiz var ki suçlulara "cesaret" veriyor.