Muğla/Fethiye-Göcek Osmanağa Koyu’nda doğal sit alanında yürütülen faaliyetlere ilişkin iddialar son derece ciddidir.
Ağaçların sökülmesi, betonlaşma ve kara yolunun kapatılması; yalnızca çevreyi değil, hukuku da hedef almaktadır.
Karada jandarma, denizde sahil güvenlik vatandaşın doğayı korumasına engel oluyor.
Kamu gücü, doğayı ve vatandaşı mı koruyor, yoksa hukuksuzluğu mu?
Anayasa çok nettir:
Madde 56: Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Devlet çevreyi korumakla yükümlüdür.
Madde 43: Kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır, herkesin eşit ve serbest kullanımına açıktır.
Madde 34: Vatandaşın demokratik tepki ve protesto hakkı güvence altındadır.
Bu çerçevede:
Doğal sit alanındaki tüm faaliyetler derhal durdurulmalıdır.
Çevreye verilen zarar tespit edilip sorumlular hakkında işlem başlatılmalıdır.
Vatandaşın ulaşım ve kıyıya erişim hakkını engelleyen uygulamalara son verilmelidir.
Kolluk kuvvetleri, hukuku korumalı; hukuksuzluğun aracı haline getirilmemelidir.
Açık söylüyorum:
Devletin görevi betonu korumak değil, doğayı ve hukuku korumaktır.
Bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağım. Göcek halkı yalnız değildir.@halktvcomtr@ankahabera@szctelevizyonu@BirGun_TV@bizimtvcomtr@TvCumhuriyet@evrenselgzt@cumhuriyetgzt@gazetesozcu@KararHaber@BirGun_Gazetesi@korkusuzgazete
Giresun, özgün iklimiyle çay ve fındık üretiminde büyük bir değer yaratıyor; bitki örtüsü, yaylaları ve akarsularıyla da eşsiz bir doğa mirasına sahip.
Ne yazık ki bu kadim coğrafyanın %85’İ IV. GRUP MADENLERE RUHSATLI.
❗Bölgede devam eden madencilik faaliyetleri nedeniyle topraklarımız, havamız, suyumuz, biyolojik çeşitliliğimiz ve kültürümüz üzerindeki tehdit hızla büyüyor.
📌 2025’te Meclis’ten geçen Torba Yasa’nın maden ruhsat süreçlerini hızlandırdığını ve izin mekanizmalarını doğa aleyhine şekillendirdiğini hatırlatıyor, doğamızı korumak için herkesi bu konuda sorumluluk almaya davet ediyoruz.
Tüm partilerden bölge milletvekillerini ve karar vericileri bu konuda bilgilendirmek hepimizin görevidir.
Başta Tirebolu halkı olmak üzere toprağı, suyu, ağacı ve yaşamı savunan tüm yurttaşlarımızın yanındayız.
#BiliyorsunSorumlusun
@csbgovtr
24 Mart 1923’te Mustafa Kemal Atatürk, ilk kez Time dergisinin kapağında yer aldı.
Time dergisi Atatürk’ü şu sözlerle okuyucularına tanıtmıştı:
“Mustafa Kemal Paşa, 'Bir Türk nerede kendi efendisidir?' şeklindeki sözü, alışılmış “Cehennemde!” cevabı yerine 'Türkiye’de!' diyerek çürütmüştür. Bu sözler, Kemal’in politikasının temel özelliklerini özetlemektedir. O bugün 'Türkiye'nin Kurtarıcısı' olarak kabul edilmektedir. Halkı, yabancı otoriteye kölece boyun eğme bataklığından kurtarmış, içsel niteliklerinin farkına varmalarını ve düşünce ve eylem bağımsızlığına ulaşmalarını sağlamıştır.
Kemal, çelişkili iftiraların potasından lekesiz bir itibarla çıktı. Bu asılsız haberlerden bazıları onu ülkesine ihanet etmekten 'yabancı' olmaya kadar her şeyle suçladı. Kemal saf bir Türk'tür (bazılarının dediği gibi Yahudi değil) ve tüm dünyaya Modern Türkiye'nin özü olduğunu kanıtlamıştır. O, mesleğine bağlı kalarak başarılar kazanmış seçkin bir askerdir.
Profesör Arnold J. Toynbee, hayranlık uyandıran eseri "Yunanistan ve Türkiye'de Batı Sorunu" adlı kitabında onun hakkında şöyle diyor: 'Bir Türk’ün, daha iyi bir dünyayı beklemeden Anadolu’da kendi efendisi olabileceğini bizzat gösterdi ve onun ilhamıyla Millî Hareket hayat buldu.' Şüphesiz Mustafa Kemal Paşa, çağdaş tarihin büyük şahsiyetlerinden biridir. Şimdi, Türkiye'nin kazandıklarını korumaya kararlı bir şekilde, Batı'nın görünmez güçlerine karşı duruyor..."
Kapak yazısının tamamı için bkz.👇
https://t.co/z29sbTDHsS
Bu, sadece sapkın bir zevk değil. Bu, nihai ayrıştırma ve bağlılık testidir. En üst tabakanın, tüm insani ve toplumsal normların ötesinde olduğunu kanıtlama yöntemi. Burada amaç:
Dokunulmazlık İnşası: En kutsal yasağı (kendi türünü yemek) çiğneyen, artık hiçbir yasaya tabi değildir. Bu, mutlak gücün psikopatolojik tezahürüdür. Çoğu zaman bir iktidar, korku ve kutsalın ele geçirilmesi ayinidir.
Klan Bağını Pekiştirme: Böyle bir sırrı paylaşanlar, ömür boyu birbirine zincirlenir. İhanetin bedeli, yalnızca ölüm değil, şeytanlaştırmadır.
Gabriela Rico Jimenez'in gördüğü; küresel iktidar oligarşisinin karanlık diniydi. Onu susturmaları, sırlarını korumak için değil, ayinlerini korumak içindi. Epstein Dosyaları, bu “ayinlerin” belgeleridir. İnsanlığa karşı işlenmiş, dini, ahlaki ve biyolojik tüm sınırları yok eden bir küresel sınıf suçunun kanıtıdır. #Epstein #YamyamElitler #KaranlıkRitüeller
https://t.co/E0Jvl76knr
Danışma kurulu üyesi olarak görev aldığım GCA, GLOBAL COMMUNICATION ASSOCIATION, 2026 senesindeki yıllık İletişim Konferansı'nı Bulgaristan'da American University of Bulgaria'da 1-5 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirecektir. 15.Ocak özet başvuru için son tarihtir.
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa’yı ve TMT’yi araştırmak için yakın zamanda Kıbrıs’taydık. EOKA’ya karşı sivil bir mücadele veren mücahitler hala hayatta. Ancak maalesef Kültürel Hafıza aktarımı çok zayıf, yeni kuşaklar bu mücadeleyi bilmiyor, önemsemiyor en önemlisi kavrayamıyor. Şehitliklerin temsil gücü zayıf, mücahitler nostaljik algılanıyor. Bu mücadele için daha çok çalışma, tören yapmalı, müfredat güçlendirmeli. YARIN İÇİN DÜNÜ UNUTMA! @NurayKayacan
Özellikle Tik Tok yayınları nedeniyle Amerika ve Avrupa kamuoyunda “propaganda savaşını” kaybeden soykırımcı Netanyahu, İsrail elçiliğine çağırdığı influencerlara; yeni savaş aracının silah ve askerden çok “sosyal medya” olduğunu ve Amerikan kamuoyunu etkilemek için Tik Tok’un satın alınmasını ve “dost” dediği Elon Musk ile X için konuşacaklarını anlatıyor.
Ana akım medyayı elinde tutan Yahudi sermayesi sosyal medyayı da ele geçirecek. Trump da Tik Tok’un satın alınması için karar imzaladı
As the Global Sumud Flotilla sets sail to Gaza, may Gaza hear this collective cry: "Gaza, you are not alone! You have stirred the world from its deep sleep".
#GSFinGaza#GHFinTheHague
Mariam Dagga, killed by Israel today, was an incredibly talented photographer. She relentlessly and courageously documented the genocide. I'm going to share some of her images. Graphic content included.
Bugün #DünyaMüzelerGünü.
Stuart Hall’un dediği gibi:
Müzeler nesne sergilemez; temsil inşa eder.
Peki ya madunlar?
Kimin sesi duyulur? kiminkisi vitrinde kalır!
Kimi asla konuşturulmaz!
Batı'nın kendini merkezde konumlandırdığı, "öteki"ni egzotik ve edilgen kıldığı o sergileme dili,
bugün hâlâ pek çok müzede yaşatılıyor.
Müze ihtişamlı geçmişin değil,
onarma çabasının da mekânı olmalı.
Alanında uzman, farklı kurumlardan gelen çok kıymetli zihinlerin bir araya gelerek titizlikle yürüttüğü Güçlü Medya Bilinçli Toplum Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen çalıştay ile medya içeriklerinin topluma etkileri derinlemesine ele alındı.
Büyük bir emek ve kolektif katkıyla ortaya çıkan 32 maddelik sonuç metni, medya yayıncılığına dair önemli tespitler ve sorumluluk alanları içeriyor.
Bu çıktılar, sadece bir rapor değil; yayıncılık anlayışına yön verecek, sektöre ayna tutacak bir yol haritası olacaktır.
#GüçlüMedyaBilinçliToplum
Uluslararası Marmara Lisansüstü İletişim Öğrencileri Kongresi-4 kapanış oturumuyla 6 Mayıs’ta tamamlanacak.
Konuşmacılar:
Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya – “Türkiye ve Ortadoğu Tarihini Yeniden Düşünmek”
Prof. Dr. Cemil Aydın – “Sömürgecilik Sonrası Dünyanın Kayıp Geleceği”
A.A. staj ve iş olanakları standı MİLEF Kongre'de!
Geleceğinizle ilgili sorular, mesleğinizle ilgili kaynaklar için MİLEF Kongre'de açılacak Anadolu Ajansı standına bekliyoruz..
#marmarailetişim#milefkongre2025
Deprem sebebiyle ertelenen KADİS’in yeni programı açıklandı!
Sempozyumun ilk gün (9 Mayıs) oturumları yüz yüze, ikinci gün (10 Mayıs) oturumları ise çevrim içi gerçekleşecek.
Detaylı bilgi için: https://t.co/dbjpia005b
Marmara Üniversitesi mensubu olmayan katılımcılarımızın Uluslararası Marmara Lisansüstü İletişim Kongresi-4’e katılmak için aşağıda yer alan bağlantıdaki formu doldurmaları gerekmektedir.
Bekliyoruz!
https://t.co/0bqjrHw3oj
Uluslararası Marmara Lisansüstü İletişim Öğrencileri Kongresi-4, 5 Mayıs Pazartesi günü başlıyor.
Açılış konuşması: Prof. Dr. Mehmet Emin Babacan
Açılış Oturumu: Mukavemet, Dekolonizasyon ve Enformasyon Ekosistemi
29-30 Mayıs tarihlerinde Ankara'da RTÜK tarafından düzenlenen Güçlü Medya Bilinçli Toplum çalıştayında Buşra ve Haldun hocalarımla birlikteydik.Gündüz Kuşağı ve Magazin Programları oturumunda destek olmaya çalıştım. Tüm RTÜK ekibine teşekkürler.
Anadolu’nun Ermiş Kadınları araştırmasında gördüm: Acı, direniş ve dua, zamanlar ötesi ve coğrafyalar ötesi bir kadın hafızasında birleşiyor. #FreePalestine#Gaza#GazaGenocide