23 Yıllık AKP İktidarından Hesabı Sorulacak 23 İnsan (Flood)
1. Soma Maden Katliamı’nda tekme atılan madenci yakını
Tekmeyi atan kişi dönemin Başbakanı Yusuf Yerkel.
GEZİ’de mesele nasıl sadece ağaçlar değildiyse, doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Türkiye çapında başlatılan bu ikinci büyük isyan dalgasında da mesele sadece Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali veya 90 kişiyle birlikte göz altına alınması değildir.
Mesele sistem haline getirilmiş adaletsizliktir, hukukun araçsallaştırılması, biat etmeyene düşman hukuku uygulanması, kuralsızlık, yolsuzluk, kayırmacılık, nepotizm, zorbalık, keyfilik ve hesap vermezliktir.
Mesele öğrencisinden emeklisine, işçisinden memuruna halk açlık, yoksulluk, fakirlik, sağlıksız beslenme ve sağlıksız yaşam koşulları, işsizlik, çaresizlik ve kendisi ve ailesi için devasa bir gelecek kaygısı içinde perişan halde hayatta kalmaya çalışırken, iktidar mensuplarının ve yandaşlarının aşırı zenginleşmesi, çakarlı araçlar ve korumalarla, kaynağı belirsiz paralarla ultra lüks hayatlar yaşamalarıdır.
Mesele ehliyetsizlikten, liyakatsizlikten, denetimsizlikten Soma’da madende, Çorlu’da trende, Bozkurt’ta selde, Kartalkaya’da tatilde bir tek kişinin bile ölmemesi gereken yerlerde yüzlerce insanımızın ölmesidir.
Mesele durdurulamayan kadın cinayetleridir, iş kazalarında %90’dan fazlası önlenebilir sebeplerle meydana gelen ölümlerdir.
Mesele 6 Şubat depremlerinde, dışarı kaçabilmiş insanlar sokakta dehşet içinde kar, kış, yağmur, çamur altında, eksi derecelerde hayatta kalmaya çalışırken, 140 yıllık şanlı Kızılay’ın başkanının, depolarında bir alıcı çıkana kadar beklettiği çadırları satmasıdır, enkaz altında kurtarılmayı bekleyen insanlarımızın, başında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin olduğu işe yaradığı tecrübeyle sabit afetlerle mücadele sistemimiz yok edildiği için pisi pisine ölmesidir.
Mesele dinciliktir, Allah ile aldatmak, Kuran ile aldatmak, yaşam tarzı dayatması, özgürlüklerin kısıtlanması, çocukların zorla imam hatiplere yollanması, Türkiye’nin Araplaştırılması, camiye de, kışlaya da, her yere de siyasetin sokulmasıdır.
Mesele emperyalizmin Türk’e en büyük tuzağı, Ilımlı İslam diye hayatımıza soktuğu ve iktidar güçlendikçe Radikal İslam’a dönüşen Siyasal (CIA’SAL) İslam’dır ve onun iktidardaki elemanlarıdır.
Mesele bölücülüktür, bebek katili terör örgütünü muhatap almak, pazarlık etmek, 50.000 kişinin katili, ağırlaştırılmış müebbet cezasını çeken Teröristbaşı’nı TBMM’nde konuşturmaya çalışmak, Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk 4 maddesine saldırmak, Anayasa’dan Türk’ü çıkarmaya çalışmak, Türk milletini var eden 30 küsur etnisiteden sadece birinin dili olan Kürtçeyi resmi dil yapmaya çalışmak, hepimizi bu ülkenin eşit, ��zgür ve egemen sahibi kılan Türk milleti tanımını ırkçılaştırmaktır.
Mesele bedeli Atalarımızın kanlarıyla ödenmiş büyük Türk milletinin biricik vatanına milyonlarca ne idüğü belirsiz Suriyelinin, Arap’ın, Afgan’ın, Pakistanlının, Afrikalının, bilmem nerelinin ortak edilmesi, yüz binlercesine yasa dışı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmesidir.
Mesele Hudut Namustur diyerek binlerce şehit vermişken, kevgire döndürülen sınırlarımızdan önüne gelenin vatanımıza sokuşturulmasıdır, Ege’deki 20 Adamızın ve 2 Kayalığımızın Yunanistan’a terk edilmesi, diğer Yunan Adalarıyla birlikte bize karşı yasa dışı silahlandırılmasına göz yumulması ve egemenlik haklarımızdan tavizler verilmesidir.
Mesele madenlerimizin, ormanlarımızın, zeytinliklerimizin, SİT alanlarımızın, kıyılarımızın, doğal güzelliklerimizin ve her şeyimizin yağmalanmasıdır.
Mesele bütün sınav sorularının çalınması ve yandaşlara dağıtılmasıdır, Hakimlik Sınavında biri rekor kırarak iki kere birinci, bir kere sekizinci olan adayın her mülakatta ısrarla elenmesidir, mülakatı kaldıracağız sözü verdikleri halde asla yapmamalarıdır, Türk milletini cahil bırakmak için milli eğitimin sistematik olarak niteliksizleştirilmesidir.
Mesele Büyük Kurtarıcı ve Büyük Kurucu Atatürk’e düşmanlıktır, Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet’in kazanımlarına düşmanlık, laikliğe düşmanlık, çağdaş dünyanın değerlerine düşmanlıktır.
Mesele hak temelli yaşam anlayışına karşıtlıktır, insan haklarına, kadın haklarına, çocuk haklarına, insanların farklı yaşam tarzlarına, hayvan haklarına, doğa koruma yasalarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne karşıtlıktır.
Mesele iktidarın 23 yıllık çok ağır bilançosunun ve iktidarda kaldıkları her günün, Türk milletinin yaşam kalitesini daha fazla mahvetmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını ve güvenliğini çok daha fazla tehdit etmesidir.
Mesele bu harika ve bereketli ülkede, muhteşem coğrafyada harika insanlarla birlikte hepimizin ortak geleceğidir. Hiçbir tek adamın hezeyanlarına ve sayesinde, oligarklaşanından kendi küçük çıkarlarının peşinde koşan vatan, millet sevgisinden yoksun yandaşlarına feda edilemez.
‘İktidar aslında bir hukuksuzluk yapmıyor, evrensel ve laik hukuku cebren ve hile ile alaşağı edip kendi bireysel hukukunu inşa ederek hukuka meydan okuyor ve evrensel hukuk nezdinde suç işliyor.’
AKP ve onun yoz iktidarı…
Asla Cumhurbaşkanı olma vasfı taşımadan Cumhurbaşkanı olabilmiş “diplomasız”, liyakatsız, kinden beslenen partili Cumhurbaşkanı
50 bin insanı katletmiş, “son kullanma tarihi” çoktan geçmiş teröristi meclise çağırırken karşısına dikilenlerin hapse girmesine ses çıkarmayan ‘iktidar eş başkanı’
Bunların “her devrin adamı” dalkavukları
Adaletsizliğe karşı durmayan Adalet Bakanları
Bebeklerimiz yoğun bakımda katledilirken, katleden hastaneye ödül veren Sağlık Bakanlığı’nın işini nasıl yaptığı/yapamadığı belli, hala istifa etmeyen Sağlık Bakanı
İnsanlar çoluk çocuk kar ayazında cayır cayır yanarken yine işini yapmadığı açıkça belli, sorumsuz ve denetimsiz, hala istifa etmeyen Turizm Bakanı
Kolonların kesildiğini, kaçak yapıların büyütüldüğünü, kumdan binalarda insanların öleceğini bilen, can ve mal güvenliğini sağlayacak afet riski önlemlerini almayan, gözler önündeki her türlü çarpıklığı görüp de gerekeni yapmayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanları
İsteyenin ülkeye elini kolunu sallayarak giriş yaptığı, asayiş ve güvenlik bırakmayan sığınmacı sorununa yurttaşın tepkisini önemsemeyen, milyonlarca kaçağın güvenliğimizi yerle bir etmesine olanak tanıyan İç İşleri Bakanları
Yabancıya kolayca vatandaşlık yolunu açan, Türkiye'de “çalışma izni almaksızın” çalışma ve ikamet hakkı veren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanları
Pandemide piyasanın üstünde bir fiyatla kendi bakanlığına dezenfektan satabilen Ticaret Bakanı
Ona yatırım desteği vermiş Sanayi ve Teknoloji Bakanları
Bilimle, denetimle önlenebilecekken meydana gelen Çorlu tren faciasında sorumluluk üstlenmeyen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı
Kendi evini Kızılay’a bağışlayan Cumhuriyet Bakanı Refik Saydam’dan nerelere düştüğümüzün resmi olan, çadır satan Kızılay Başkanı
Bu çağda dört başı mağrur konteynırlar yerine insanları çadır kentlere mahkum eden, yönetemeyen ama hala yönetim ısrarında bulunan doyumsuz iktidar aparatları
Beynini kiraya vermiş, onurunu terk etmiş, bir koltuk uğruna önceden dediğini kolayca yutmuş, bu yoz idareye el ve güç veren namussuz siyasetçiler
İlkokul mezunu, ne “first” ne de “leydi” olan ama Tıp Kongresi’nde konuşabilen, çantasını başkasına taşıtan Emine Erdoğan
Mahalle kahvesinde pişpirik atarken konuşur gibi konuşan ve kendine “gazeteci” diyen cahiller ve hainler
Durumun tomografisini çeken gazeteciler, akademisyenler, yurttaşlar bir bir susturulmaya çalışırken “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyen omurgasızlar
Baskı ve zorbalıkla beslenenler, sizler daha nereye kadar gidebilirsiniz?!
Tarih sizlerden çok gördü. Hepsinin de sonu aynı oldu BOP sürüleri!
Sizden korkan sizin gibi olsun.
Susmayacağız, korkmayacağız!
Bu devir de benzerleri gibi geçecek.
#susma
#korkma
#Korkmuyoruz