Devlet geleneğimizin temelinde adalet vardır.
İmkân varsa herkes için vardır; yoksa da kimse için yoktur.
Ormancılık meslek camiası, ülkemizin orman varlığını korumak için en zor koşullarda, en yüksek sorumlulukla görev yapan bir camiadır.
Orman yangınlarında, arazide, kriz koşullarında ve yüksek risk altında gece–gündüz demeden görev yapan meslek mensuplarımızın emeği ve fedakârlığı inkâr edilemez bir gerçektir.
Ancak bugün çalışma hayatında, aynı riski ve sorumluluğu taşıyan meslek grupları arasında gelir ve özlük hakları açısından ciddi bir denge sorunu bulunmaktadır.
Çalışma hayatına ilişkin yasa değişikliği başlıklarının gündeme gelmesi, ormancılık meslek camiası açısından önemli bir fırsattır.
Bu süreçte; sahada fiilen risk altında çalışan,
yüksek sorumluluk taşıyan meslek mensuplarımızın gelir ve özlük hakları bütüncül ve hakkaniyetli bir yaklaşımla ele alınmalıdır.
155 şehit vermiş bir meslek camiasının;
yıpranma payı kapsamı dışında bırakılması,
döner sermaye uygulamalarında yer almaması, vekâlet görevlerinin karşılıksız yürütülmesi, meslektaşlarımızda haklı bir beklenti ve ciddi bir adalet duygusu zedelenmesi oluşturmaktadır.
Talebimiz nettir: Devlette bir imkân varsa,
bu imkân adalet ve eşitlik ilkeleri doğrultusunda değerlendirilmelidir.
Döner sermaye uygulamaları emeği ve sorumluluğu esas almalıdır.
Yıpranma payı, fiilen risk altında çalışan meslek gruplarını kapsamalıdır.
Vekâletle yürütülen görevler karşılıksız bırakılmamalıdır.
Emekli meslek mensuplarımızın yaşadığı mağduriyetler görmezden gelinmemelidir.
Bu talepler bir ayrıcalık isteği değildir.
Bu talepler; mesleğin onuruna, emeğin karşılığına ve kamu hizmetinin güçlenmesine yönelik meşru ve makul beklentilerdir.
Ormancılık camiasının ortak sesi olmak,
meslektaşlarımızın taleplerini doğru bir dille ve doğru bir zeminde ifade etmek
hepimizin sorumluluğudur.
Birlik ve dayanışma içinde hareket edildiğinde, bu hakların karşılık bulacağına inanıyoruz.
🔹Klavye delikanlılığına soyunanların,
🔹Yapay Zeka Videolarına Bel Bağlayanların,
🔹Çağdaşlığı ve Demokrasiyi kendilerini Üstün Irk ve efendi zannedenlerin kendi hakkı görenlerin,
💧Yaptığı işler daha nasıl anlatılabilirdi ki!
🌹Elinize sağlık! Birliğe Çağrı ve SKM ekibi!
BİR TAHSİS, İKİ ANLAYIŞ, BİR BÜYÜK ADALETSİZLİK; RİXOS DOSYASINI AÇIYORUZ!
Kamuoyuna ve Değerli Meslektaşlarımıza saygıyla duyurulur.
Bu bir polemik değildir.
Bu bir yanlış anlaşılma hiç değildir.
Bu açıklama; görmezden gelinen, üstü örtülen ve artık saklanamayan bir gerçeğin ilanıdır.
Rixos Premium Belek’teki kullanım hakkı,
%50 Orman Mühendisleri Odası,
%50 Türkiye Ormancılar Derneği’ne verilmiştir.
Her iki kuruma da 75’er oda tahsis edilmiştir.
Ama sonuç adalet değildir.
Orman Mühendisleri Odası’nın 20 bin üyesi vardır.
Türkiye Ormancılar Derneği’nin ise yalnızca 1.800.
20 bin üyeye 75 oda.
1.800 üyeye yine 75 oda.
Bu bir denge değil, bu açık bir ayrıcalıktır.
2025 yılı itibarıyla OMO katılım payının tamamı 418 öğrenciye burs olarak aktarılmaktadır.
Tek kuruşu bile gizlenmez, saklanmaz.
Peki TOD?
Üyelerden ne kadar para alınmaktadır?
Bu paralar kimin için, hangi amaçla kullanılmaktadır?
Açıklayın!
Bugün TOD, neredeyse üç yılda bir tüm üyelerini Rixos’a gönderebilirken,
OMO üyeleri aynı imkânı on beş yılda bir zor görmektedir.
Aynı tahsis. Aynı oda sayısı. Ama adalet yok.
Ve işin en rahatsız edici kısmı burasıdır.
Orman Mühendisleri Odası’na, mesleğini yapan herkes üye olabilir. Kapı açıktır.
Ama TOD’da kapılar kapalıdır.
Kimlerin girebildiği, kimlerin dışarıda bırakıldığı belli değildir.
Adında “Türkiye” olan bir dernek, Türkiye ormancısını dışlayamaz!
Buradan açıkça ilan ediyoruz:
Türk ormancısıyım diyen herkes TOD’a üye olmak isteyecektir.
Soruyoruz:
Kabul edecek misiniz?
Yoksa kapılar yine “uygun görülenlere” mi açık olacak?
Demokrasiden söz edenler,
önce kendi kapılarını açmak zorundadır.
Çözüm basittir:
Şeffaf olun. Hesap verin. Gizlenmeyin.
Meslek sahipsiz değildir.
Meslektaş yalnız değildir.
Bu bir tehdit değil, bu bir hatırlatmadır.
Toprağımız bir, yolumuz bir.
https://t.co/mz9rtwHupc
Yapılamaz Denileni Yaptık, Tarihi Yeniden Yazdık!
Meslektaşlarımızın istihdam sorununu lafla değil, rekorlarla çözdük.
Mühendis Odaları tarihinde görülmemiş bir iş birliği ve mücadele sonucu kamuya son beş yılda 2500 alım ile tarihin en yüksek alım rakamlarına ulaştık.
Mesleğimize değer, meslektaşımıza iş sağladık. Hamaset ve dedikodularla değil, sahadaki başarımızla mesleki gücümüzü gösterdik.
Birlikte Başardık, Birlikte Kazanmaya Devam Edeceğiz.
Toprağımız Bir, Yolumuz Bir!
#BirliğeÇağrı
Söz verdik, daha fazlasını hep birlikte başardık!
Göreve geldiğimizden bugüne, ormancılık büro ve şirketlerimizin faaliyet alanlarını genişleterek iş çeşitliliğini artırdık; faaliyet gösteren ormancılık büro ve şirket sayısı 3 kattan fazla arttı.
Binlerce meslektaşımıza özel sektörde istihdam alanları açıldı.
Yurtiçinde ve özellikle yurtdışında daha etkin ve güçlü iş alanları oluşturmak için yine birlikte çalışmaya devam edeceğiz!
Toprağımız Bir, Yolumuz Bir!
#BirliğeÇağrı
Söz verdik, daha fazlasını hep birlikte başardık!
Cumhuriyet tarihinin en büyük kamu istihdamları, bizim dönemimizin mücadelesiyle gerçeğe dönüştü.
OGM, DKMP ve ÇEM başta olmak üzere kamuda istihdam mücadelesi hız kesmeden devam edecek!
Birlikte başardık, daha fazlasını yine birlikte başaracağız!
Toprağımız Bir, Yolumuz Bir!
#BirliğeÇağrı
OMO Şubeleri için Genel Kurul tarihleri açıklandı.
Genel kurullarımızın, her zaman olduğu gibi, meslektaşlarımızın katkılarıyla bir demokrasi şölenine dönüşeceğine yürekten inanıyoruz.
Tüm meslektaşlarımızı genel kurullara davet ediyoruz.
Toprağımız bir, yolumuz bir!
CHP Genel Başkanı Özgür Özel bir saldırgan gibi konuşmaya devam ederek, siyasetçi gibi konuşmaktan tamamen uzaklaşmıştır.
Her konuşmasında Cumhurbaşkanımızı, partimizi ve ittifakımızı, medya kuruluşlarını, şirketleri hedef alan bu saldırgan dil sadece kendisine zarar verecektir. Bütün vatandaşlarımız bu yıkıcı ve zorba zihniyeti tam olarak görmüştür.
Özgür Özel milli şirketleri boykot etme çağrısı yaparak, sadece kendisinin CHP Genel Başkanlığına liyakatini boykot etmiştir. Özgür Özel’in medya kuruluşlarını ve şirketleri açıkça bu şekilde tehdit etmesi, siyasal zorbalıktan başka bir şey değildir. Siyasi cümle kurma kabiliyeti olmayanların tehdit dilinden başka bir yeteneği olmadığı görülmüştür. Özgür Özel’in kendini ispat çabası içinde kullandığı bu dil siyaset rotasından tamamen çıkmıştır.
CHP’nin kendi iç gündemi olan konularla ilgili Cumhurbaşkanımıza, Ak Parti’mize ve Cumhur İttifakımıza saldırması hedef saptırmaktan başka birşey değildir.
İşin siyasi açıdan esası şudur:
1.Bazı CHP’liler bazı CHP’li belediyelerin yolsuzluk yaptığını söyleyerek aylardır gündemdeki iddiaları dile getirdi.
2.Bazı CHP’liler, geçmiş kurultayda hile yapıldığını öne sürerek CHP Olağanüstü Kurultayı’nın iptali için mahkemeye başvurdu.
CHP yönetimi konuyu saptırmamalı, iddia sahibi CHP’lilere cevap yetiştirmelidir.
CHP yöneticilerinin, CHP gibi köklü bir partiyi saldırgan ve zorba bir zihniyetin merkezi haline getirmesi vahimdir.
Rakiplerimizin sağduyulu olmasını ve gerçek siyasetle karşımıza çıkmasını isteriz. Karşımıza zorbalık ve saldırganlık dolu sahte siyasetle ��ıkanlara ise gerekli cevabı ve hakettiklerini layıkıyla veririz.