Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Kurtuluş Savaşı” kavramının yeni müfredatta yer almayacağını, “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” dedi. Yeni müfredatta “Kurtuluş Savaşı” kavramının çıkarılacağını, yerine “Milli Mücadele” kavramının getirileceğini söyledi.
Bir hatırlatmayı ifade etmek isterim,
Öncelikle bu İsimlendirme keyfi değil, dönemin kendi adlandırmasıdır. Savaşı yürütenler ona “İstiklal Harbi” dedi, gazilere verilen madalyanın adı İstiklal Madalyası, milli marşın adı İstiklal Marşı’dır. “Kurtuluş Savaşı” bu adın Türkçeleşmiş halidir. Ayrıca “koskoca Osmanlı İmparatorluğu” argümanı kendi içinde çelişkilidir, o koskoca imparatorluk 1918’de savaşı kaybetmiş, ordusu terhis edilmiş, başkenti işgal altında, padişahı işgalcilerle uzlaşmış durumdaydı. “Kurtuluş Savaşı”tam da o devletin artık halkını koruyamadığı boşlukta, Anadolu halkının kendi örgütlediği direniştir. Osmanlı’nın büyüklüğüne saygı, işgal gerçeğini silmeyi gerektirmez, ikisi aynı anda anlatılabilir. “Milli Mücadele” zaten kullanılan bir kavramdır, sorun eklenmesi değil, “Kurtuluş”un çıkarılmasıdır. İki kavram yüz yıldır yan yana yaşıyor. Birini müfredattan silmek pedagojik bir sadeleştirme değil, tarihsel anlamı daraltan bir tercih olur. “Mücadele” neye karşı verildiğini söylemez, “Kurtuluş” ise işgali, Sevr’i ve bağımsızlığın bedelini ismin içinde taşır. Öğrenciden gizlenen kelime değil, o kelimenin hatırlattığı bağlamdır.
*Çok uzun yazmışsın okunmuyor abi…
Mizahın tamamen yasaklanacağı ve kabul görmeyeceği günlere doğru koşar adım gidiyoruz.
Plastip şovlardan, Soyut Padişah gibi oyunlardan geldiğimiz noktaya bakın.
Deniz Göktaş gibi korkmayan ve olması gerektiği gibi mizah yapanın başına gelenleri görün.
Yarın arkadaşlarınızla kendi aranızda bir siyasetçiyle ilgili konuştuğunuz zaman bile sesiniz içinize kaçtığında, fısır fısır ve korkarak konuştuğunuzda hatırlarsınız.
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
@geronimoapo İsmail Kartal’ ın ekibinde u. Arası anlamda kabul olmuş isimlerden ekleme olacak mı? Yoksa oğlundan sonra kuzen, Yiğen amca falan diye devam mı edecek acaba?
Genel merkeze polis sokturan, kurultay falan yapmaz.
100 milletvekili ile istifa edip yeni bir parti ile Ana Muhalefet partisi olunmalıdır.
Halkın parti takıntısı yok, nasıl ki SHP ve DSP iktidar olduysa yeni parti de iktidar olur.
🚨 Fenerbahçe taraftarı yarın saat 09:30'da Tedesco'ya destek vermek amacıyla Samandıra Can Bartu Tesisleri'nde olacak. Organizasyon #TaraftarSamandıraya tagı üzerinden planlandı.
Günlerdir akıl almaz bir karalama kampanyası ile karşı karşıyayım.
Yayınımda anlattıklarım, makaslanarak söylediğimin tam aksini söylemişim gibi aksettiriliyor.
“Adalat bakanının mal varlığından bize ne diyenler olabilir ancak burada durum farklı iddialar şunlar gerekirse yargıya taşınabilecek bir süreç” diyor, konuyla ilgili iddiaları sıralıyorum. Verilen yanıtları aktarıyorum. Söylediklerim cımbızlanarak öyle bir algı operasyonu yapılıyor ki hayretle izliyorum.
Bu operasyon önce muhalif görünümlü hesaplar üzerinden başladı. Sonra kampanyaya Fetullahçılar dahil oldu. Cemaatçiler bizleri karalayarak muhalif kamuoyunu manipüle etmek, kendilerine yeni varlık sebebi yaratmanın peşinde.
20 seneyi aşkın süredir, ekranın arkasında önünde bu mesleği kendi anlayışım ve prensiplerim çerçevesinde yapmaya çalışıyorum. Kim olduğum belli, ne dediğim ortada.
Doğumunu göremediği kızının 'Baba' dediğini mahkemede öğrendi:
...
Tutuklu sanıklar salona aldı. Önce kadın tutuklar merdivenden çıktı. Ardından erkekler alınmaya başlandı. O anda bir ses yükseldi. "Maya baba dedi, Ramazan, 'Maya 'Baba' dedi". Herkes dönüp baktı. Bu sesin sahibi Pınar Çalışkan Gülten'di, eşi İBB İmar Müdürü Ramazan Gülten'i sesleniyordu. Ramazan Gülten tam anlamadı ama el salladı. Ardından avukatlar Gülten'e durumu aktardı. Döndü bir daha bu kez daha güler yüzlü döndü el salladı. Tüm salon alkıştan yıkılıyordu.
Ramazan Gülten, eşinin doğumunda yanında olamamıştı izin alamadığı için. Gülten, çocuğunun baba deyişini de mahkeme salonunda öğrenmiş oldu.
Mecbur kaldığım için Akhisar’dan İstanbul’a giden Metro Turizm’e ait 353402 numaralı otobüse bindim. Otobüs, Bursa Otogarı’na gelince muavin ‘45 dakika bekleyeceğiz’ dedi. 45 dakika sonrasına bilet satmışlar. Otobüste cenazesi olan, uçak bileti almış yolcular var. Yolcularla itiraz için yazıhaneye gidince görevliler kaba, tehditkar sözlerle ‘Bekleyeceksiniz’ diyor. İnsanların haklarını aramamasına alışmışlar. Açıklama yapan tek yetkili yok. Metro Turizmi mecbur kalmasam asla kullanmazdım. Kimse kullanmamalı.