🏳️🌈 Yıldız Tar’a Uluslararası LGBTİ+ Hakları Ödülü
🏆 Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni, gazeteci ve LGBTİ+ hakları savunucusu Yıldız Tar, İrlanda’da düzenlenen GALAS Ödülleri’nde Uluslararası LGBTİ+ Hakları Ödülü’ne layık görüldü.
https://t.co/o9T8SgDu0y
Hem Valilik hem Emniyet yetkilileri, yapmayın... kolluğun yetkisini aşıp suç işlemesine izin vermeyin. Vatandaşın hakkını, hukukunu korumak zorundasınız.
Bu şahsın kimliğini tespit edip işlem başlatmalısınız. Kolluğun sokakta vatandaşı dövmesine izin vermemelisiniz
#İBBDavası'nda 2.Celse 28.gün
Bu sabah buraya 3.5 saat kelepçeli olarak getirildim
"Kızımı üç gündür görememeyi"
"Biri tuttu..biri vurdu"
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'un tutuklu avukatı #MehmetPehlivan söz aldı.
"Sayın Başkan, sayın heyet, sayın savcım;
Ben 16 aydır mesleki faaliyetlerim nedeniyle tutukluyum.
Mahkemenizden avukat olduğum için hiçbir zaman ayrıcalık istemedim, istemiyorum.
Diğer sanıklardan da daha fazla bir hakka sahip olduğumu, daha korunaklı olduğumu da iddia etmiyorum.
Ve özellikle son yaşadıklarım bir avukatın başına geldiği için de daha ağır şeyler değil.
Ağırlığı; bir avukatın bile başına geliyorsa..Kimsenin güvencesi olmadığı anlamına geldiği için ağır.
Sayın başkanım, heyetinizin 'tutukluğa devam' kararı verdiği günün gecesinde uykumdan uyandırıldım.
Dakikalar içerisinde 16 aylık hücrem, eşyalarım toplatılmam istendi ve nereye gideceğimi bilmeden bir cezaevi nakil aracının içine bindirilerek nakledildim.
Elbette Adalet Bakanlığının bir tutukluyu başka bir cezaevine nakletme yetkisi vardır, kanunda bu yetki var.
Ama bu yetkisi sınırsız değil; her yerde, her şekilde, istediği biçimde kullandırabileceği anlamına gelmiyor.
5275 sayılı Kanun'un 58. maddesi tutukluluğun barındırılmasında esas olanın yargılama yeri olduğunu söylemektedir.
Bunu esas kılmaktadır.
Nitekim benim yargılamam burada, Silivri'de ve haftanın 4 günü devam ediyor sayın başkanım.
En çok 58. maddesi de yine naklin 'eziyet verici olmaması' gerektiğini söyler sayın başkanım.
Ben az önce anlattığım şekliyle gecenin 3'ünde uyandırılarak... Bunun 'eziyet' olduğunu izah etmek için başka bir kelime bulmak istemiyorum, bulamıyorum.
Eziyetini, belirsizliğini, işte yasal açık görüş hakkımı, kızımı görememeyi falan bir kenara koyuyorum.
Hoş, 3 gündür koyamadım da bir kenara...
Koyduğumu varsayalım.
Bu yol, mesafe, arada geçen zaman konusunu en iyi siz heyetiniz biliyorsunuz; bunun nasıl bir eziyet olduğunu sayın başkanım.
Burada bir duruşmadan sonra siz dönüyorsunuz sayın başkanım...
Bazı duruşma akşamları biz de burada kendimize ayrılan yerde kalıyoruz.
Halbuki işte o konuşmanızda evinizin de buraya aslında çok uzak bir ilçede olmadığını söylemiştiniz.
İşte şoförleriniz de var malum sebeplerden ötürü. Kısa mesafe ve konfora rağmen o aradaki zaman ve mesafenin üzerinizdeki yoruculuğu sebebiyle siz bile burada kalmayı tercih ediyorsunuz sayın başkanım.
Belki sağlıkla ilgili birtakım sıkıntılarınız vardır...
Ben bu sabah 3,5 saat kelepçe eşliğinde buraya geldim sayın başkanım.
Sayın başkanım, burada sahiden tüm samimiyetimle heyetinizin hakkını teslim etmek istiyorum, teşekkür etmek istiyorum.
Bakanlık beni bir başka cezaevine nakletti...
Bir başka şehre, bir başka cezaevine nakletti.
Heyetiniz hemen cezaevine yazı yazdı ve sanığı duruşmada hazır etti.
Ben bu yazıdan şunu anladım: Bakanlık beni duruşmadan uzaklaştırmak istedi, heyetiniz benim duruşmaya gelişim için çaba sarf etti.
Mahkeme Başkanı:
"Bize cezaevi nakil bildirimi yapıldığında biz talep beklemeksizin yazdık.
Dün aramışlar, cezaevini aramışlar. Bugün sabah da aradık yine aynı şekilde. Bu şekildeki bir de günlük her duruşmada bu şekilde nakil gelip gitmenin çok sağlıklı olmadığını kanaatindeyiz. Bununla ilgili de görüşlerimizi yazacağız. Yani bizim durum değil de, ancak biz bu sorunu çözmek için elimizden geleni yapıyoruz."
Mehmet Pehlivan:
Tam olarak o sebeple zaten...
O zaman şöyle diyeyim; tamamıyla heyetinizin hakkını teslim etmek, teşekkür etmek istiyorum.
Bakanlık, yazınızın ve talebim olmaksızın cezaevine yazdığınız yazının,
Bakanlığın bu uygulamasına katılmadığınızı gösteriyor.
Bunu önemli gördüğüm için de tutanaklara geçmesini, kayıtlara geçmesini istedim.
Samimiyetimle belirtmek istedim.
Ama sayın heyet; hakkımızdaki hükmü siz kuracaksınız. Hakkımız, hukukumuz size emanet.
Tutukluk bu aşamada mahkemesine emanettir.
...
➡️2009’da İstanbul Çevre Düzeni Planı'nda bu bölge, biyolojik çeşitliliğin korunması amacıyla Habitat Parkı ilan edildi.
➡️2025’te “Afet riskiyle mücadele” için Rezerv Alanı yapıldı.
➡️2026’da ise “kentsel gelişme alanı” ilan edildi.
Ömerli Barajı havzasında adım adım yürütülen ekolojik yıkım zincirinin kronolojisi bu.
Ömerli havzasında ‘kentsel gelişme’ demek;
⚠️burası artık doğal alan değil, şantiye sahasıdır demek. Çok katlı siteler, villalar, asfalt yollar, otoparklar, viyadükler, altyapı kazıları, kanalizasyon hatları demek.
⚠️yağmur suyunu süzen 2 milyon metrekarelik devasa süngerin yok edilmesi demek.
Kuzey Ormanları ve içme suyu havzaları sizin iş ve arsa “geliştirme” sahanız değil, İstanbul’da yaşayan istisnasız herkesin suyu, nefesi, sağlığıdır. Bu şehrin yaşam destek sistemlerini tahrip etmeye son verin artık.
İstanbul’un Mevlevi kültürüne yıllarını vermiş, musikişinas ve ebru sanatçısı Nail Kesova Dede’nin yaşadığı üzücü durumu dün akşam Ali Eyüboğlu Bey’in bu paylaşımından öğrendik. Bu sabah erkenden İBB ekiplerimizle Okmeydanı Hastanesi’ni ziyaret ederek Nail Kesova Dede ve yanında bulunan Cüneyt Bayraktar Bey’le görüştük. Ekiplerimiz, eşi Perihan Hanım’ı ziyaret etmek üzere de tedavi gördüğü hastaneye gidiyorlar.
Kendileriyle iletişim hâlindeyiz; ihtiyaç duydukları desteği sağlamak için elimizden geleni yapacağız. Her ikisine de şifa diliyor, duyarlılığı ve paylaşımı için sayın Ali Eyüboğlu’na (@eyuboglualice) teşekkür ediyorum.
Ataşehir Belediyesi el değiştirsin diye bugün yine bir operasyon yapılıyor.
Peki Ataşehir’den sonra sırada neresi var? Ya ondan sonra ve daha sonra?
Vatandaşlarımızda "Acaba sıra ne zaman bana gelecek?" endişesi başladı!
AKP, güç sarhoşluğu içinde olduğu için farkında değil ama Türkiye’yi sosyal bir patlamaya doğru sürüklüyor!
Akbelen’de ayaz var, nöbet var, ama bir tek geri adım yok.
Bizi yorup bu topraklardan vazgeçireceklerini sananlar hâlâ bizi tanımamış.
Bu toprağa doğduk, bu toprakta yaşadık.
Gerekirse bu toprakta ölürüz; ama asla bırakıp gitmeyiz.
Barış Pehlivan: "Ya arkadaş, Mustafa Sandal'ın eşine uygulanan tarife niye Fatma Betül Sayan Kaya'ya uygulanmıyor?
Mesela onunla ilgili son dakika haberlerine bakıyorum. Fatma Betül Sayan Kaya ve ve eşi İlyas Kaya'nın mal varlıklarına tedbir uygulanması talep edildi. Bak ya, talep edilmiş, yani konuldu denmiyor.
Hadi diyelim ki o karar okeylendi. Yani mal varlıklarına da el konuldu. Peki aynı Mustafa Sandal'ın eşine ve Mustafa Sandal'ın kayınpederine uygulanan tarife Fatma Betül Sayan Kaya ve eşine de uygulanacak mı?
Gözaltına alınacaklar mı, bilmiyorum, olması gerekiyor."
Onlarca basın emekçisinin, gazetecinin çalıştığı kurum için özenle yürütülen iftira kampanyası sonucu bu kadar ağır bir karar verilebiliyor. Ne söylesek az!
Kamuoyunun Dikkatine,
Milletvekilliği görevim süresince;
AKP’nin yaptığı yolsuzluk, usulsüzlük ve kamu zararları üzerine kamuoyunu aydınlatmaya çalışıyorum.
Bu nedenle AKP’nin ve türlü güç odaklarının hedefinde ve tehdidi altında olduğumun farkındayım.
Fon vurgunu konusunda yaptığım açıklamalar ve üzerinde çalıştığım dosyalar nedeniyle AKP’nin saldıracağını biliyordum.
Ama bunu eşim üzerinden yapacak kadar alçalacaklarını tahmin etmiyordum.
Konu, bana dokunamadıklarından ailem üzerinden beni tehdit etmelerinden ibarettir.
Hem geçmişte hem de bugün, geniş bir kadroyla çalışmalarımı sürdürüyorum. Bunların arasında danışmanlarım, çeşitli alanlardaki uzmanlar, hukukçular ve siyasetçiler vardır.
Ortaya atılan asılsız iddianın amacı, fon vurgunu meselesinin konuşulmasını engellemektir.
Bana buradan, hem de eşim üzerinden saldırmak bir itibar suikastı ve susturma girişimidir.
Bu operasyonu yapanlar açıkça şunu diyorlar: “Sen ve partin, bu fon vurgunu meselesini daha fazla kurcalamayın!”
Benim üzerimden tüm milletvekillerine ve ailelerine verilmek istenen bu aşağılık mesajı reddediyorum.
Bu tehdide, bu alçaklığa pabuç bırakacak değilim. AKP’nin yolsuzluk, usulsüzlük ve kamu zararlarının üzerine gitmeye kararlılıkla devam edeceğim.
Yaklaşık 700 milyar liralık fonu yöneten Tera Yatırım ödeme krizine girdi
Şirketin patronu Tezmen, Erdoğan vurgulu açıklama yaptı
Hazine ve Maliye Bakanlığı acil toplantı ile krize el koydu
Resmi Gazete'deki karara göre arasında Kuzey Ormanları’nın da bulunduğu 27 ilde milyonlarca metrekare orman alanı daha orman sınırları dışına çıkartıldı.
Ormana "Sen artık orman değilsin" diyen dünyada tek ülkeyiz.
Ek 16'ncı madde kaldırılmalı ve maddeye göre çıkarılan kararlar iptal edilmelidir.
Ormanlar inşaat, maden, enerji, turizm ve altyapı sahası değil; su, nefes, gıda, sağlık ve vatandır.
https://t.co/TftdN9qdiS
Yaparsa AKP yapar!
Ticaret Bakanlığının Dünya Ticaret Örgütü’ndeki panel yargılamasında kaybettiği Çin otomobilleri davasının sonucuyla ilgili;
29 Temmuz 2026 tarihinde yaptığı basın açıklamasında tek bir ‘Çin’ kelimesi geçmiyor.
Ek vergi konan Çin, DTÖ’ye şikayette bulunan Çin, davayı kazanan Çin, misilleme yapabilecek ülke Çin!
Ama basın açıklamasında Çin yok!
Bunun adı düpedüz gerçeği saklamaktır!
İBB Miras’ın size sunmak için hazırladığımız son mekanını duyurmaktan onur duyuyorum.
103.649 eserlik koleksiyonu ile İBB Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi - Zafer Toprak Arşivi 22 Eylül Salı günü, Beyoplu Metrohan’da kapılarını açıyor.
Prof. Dr. Zafer Toprak’ın Cumhuriyet tarihine adadığı ömrünün mirası, artık İstanbulluların hizmetinde.
📖 40.996 kitap
📰 49.567 süreli yayın
📷 ~5.000 fotoğraf
✉️ 6.868 evrak
🎓 595 tez
🖼️ 196 afiş
📮 327 kartpostal
Toplamda yaklaşık 103.649 parça arşiv ile Zafer Toprak Arşivi, İstanbul’un Cumhuriyet tarihi araştırmalarına değer katacak büyüklükte yeni bir merkez olarak hizmete açılıyor.
Araştırmacılara, öğrencilere, gençlere, tarihçilere, akademisyenlere İBB Miras’tan yepyeni bir mekan ve yaşam alanı.
🗞️Borsa vurgununda çifte soygun
2.000.000.000.000 TL
AKP iktidarının “ev alma hayali” satarak borsaya çektiği yurttaşların tasfiye edilecek fonlardaki 950 milyar TL'lik (yaklaşık 20 milyar dolar) birikimi buhar oldu. Bir avuç azınlığı ihya eden sistem çöktü. 2 trilyonluk devasa enkaz kamu bankaları eliyle yine halkın sırtına yıkıldı. Hem yurttaşın tasarrufu yutuldu hem de kurtarma faturası topluma kesildi. Operasyon 2 trilyon liralık çifte soyguna dönüştü.