Öğrencilerin kendi imkânlarıyla oluşturduğu hayvan bakım alanına saldıran, çevik kuvvet marifetiyle 136 köpeği kaçıran Ege Üniversitesi Rektörüne karşı bir aradayız.
Yaşama, emeğe, hayvana düşman tek adam rejimine karşı birleşelim!
Saray rejimi, çöküşünü engellemek için ülkeyi zapturapt altına almaya, toplumu karanlığa boğmaya devam ediyor. Son dönemde basın üzerindeki baskıların artması, sosyal medya hesaplarına art arda erişim engelleri getirilmesi ve son olarak Halk TV’ye uzanan kayyum gaspı rejimin halktan ve gerçeğin sesinden duyduğu korkunun kanıtıdır.
ABD aparatlığıyla, halk düşmanlığıyla, çıkar birliğiyle var olmuş ve ancak ayakta kalabilmiş siyasal İslamcı faşist rejim, bugünlerde fon skandallarıyla, iç hesaplaşmalarla ve sarıldıkları yılanlarla çöküşün eşiğinde olduklarını göstermiştir.
Gazetecileri tutuklamak, medya kuruluşlarını kapatmak, beğenmediği her yere kayyum atamak bu çöküşü görünmez kılmayacaktır.
Bu kayyum düzeni, medyayı tek adamın propaganda aygıtına dönüştürmek, toplumu biat ettirmek istemektedir.
BTK kararlarıyla özgür basını susturabileceklerini, gençliğin ve muhalefetin sesini kısabileceklerini sananlar çok iyi bilsin ki halkın haber alma özgürlüğüne yapılan baskılar ve sansür nafiledir!
Her tarafıyla çatırdamış, çöküşe hazır rejiminiz ülkenin her yerinden gözükmektedir; ne Tele1'i, ne T24'ü ne Halk TV'yi engelleyerek bu çöküşü gizleyemezsiniz.
Enkazınızı göreceğiz!
Halkın haber alma hakkını, gazetecilerin onurlu kalemlerini ve gençliğin gür sesini savunmaya devam edeceğiz.
Bugün gerçekleri haykırma, sesimizi duymayanlara ulaştırma günüdür. Bugün mücadele günüdür.
Şimdi Ernesto'lar zamanıdır. Faşizme ve emperyalizme karşı bir motosiklete atlayıp yollara düşme zamanıdır. Günlüklere yazılan devrim türkülerini çıkarıp dört bir ağızdan tutturma, Che'nin çağrısına omuz verme zamanıdır.
Hasta la victoria siempre, comantande!
#CheGuevara
YTÜ’DE BÜYÜK VERİ İHLALİ
Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun (KVKK) 7 Ekim 2026 tarihli kararıyla, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde 1 Ekim’de başlayan bir fidye yazılımı saldırısı kamuoyuna duyuruldu.
Saldırıdan yaklaşık 140.000 öğrenci ve 4.500 personelin etkilenmiş olabileceği belirtiliyor. Üstelik şu an için hangi kişisel verilerin etkilendiği dahi belirlenmiş değil. Ziyaretçilere ilişkin sayı da henüz bilinmiyor.
Bu yalnızca teknik bir arıza meselesi değildir. Üniversitelerin öğrencilerden topladığı kişisel verilerin güvenliği, doğrudan öğrencilerin temel hakları ve mahremiyetiyle ilgilidir.
Öğrenciler günler boyunca sistemlere erişim sorunları yaşarken, saldırının niteliği ve kapsamına ilişkin belirsizliklerin devam etmesi ciddi soru işaretleri yaratıyor.
140 bin öğrencinin verisi söz konusuysa, öğrencilerin bilgilendirilmesi bir lütuf değil, temel bir yükümlülüktür.
Şimdi sorulması gereken soru açık:
Öğrencilerin verileri ne kadar güvende ve bu güvenliğin hesabını kim verecek?
12 Eylül cuntasının karanlığında idam edilen İlyas Has'ı sevgiyle, özlemle ve inançla anıyoruz.
Yıldızı gençliğin sıkılı yumruklarında parlamaya devam edecek!
DTCF'de AKP - MHP destekli faşistlerin saldırısına karşı kendini savunan, aralarında bir arkadaşımızın da bulunduğu 3 öğrenci gözaltına alındı.
Genelgeleriniz, çeteleriniz, kolluğunuz sökmez; üniversiteleri özgürleştireceğiz!
Fransa sokakları bugün, geleceksizliğe ve sermaye düzeninin dayatmalarına karşı mücadele eden öğrencilerin isyanıyla yankılanıyor! Okulların niteliklerinin artırılması ve koşulların iyileştirilmesi için mücadele eden devrimci ruhu yürekten selamlıyoruz.
Haklarını arayan liselilere yönelik polis müdahalesi sonucunda onlarca genç yaralandı, 400'den fazla öğrenci gözaltına alındı. Ancak baskılar isyanı bastıramadı, direniş liselerden üniversitelere sıçradı! Bu direniş karşısında paniğe kapılan sağcı siyasetçilerin sol yapıları hedef gösterip kapatılmasını istemesi düzen siyasetinin gençliğin birleşik gücünden ne kadar korktuğunun en büyük kanıtıdır.
Fransa'da gençliğin üzerine saldıran iktidarın polisiyle, ülkemizde kampüsleri ablukaya alan Saray rejiminin polisleri aynı sömürü düzeninin bekçileridir. Dünyanın neresinde olursa olsun kapitalizmin gençliğe vadettiği tek şey geleceksizlik, baskı ve yoksulluktur.
Sisteme karşı sokakları özgürleştiren, baskılara itaat etmeyen Fransa gençliği hepimize umut oluyor. Gençliği şiddet ve yasaklarla terbiye etmeye çalışan bu sermaye düzenini hep birlikte yıkacağız.
Baskılar, gözaltılar ve polis şiddeti bizleri yıldıramaz! Direnen liseliler dünyayı güzelleştiriyor!
Yaşasın devrimci dayanışmamız, Yaşasın öğrenci mücadelesi!
Ülkemizi büyük bir sefalet ve karanlığa boğan Saray rejimi, çöküşünü engellemek için elindeki tüm baskı aygıtlarına sarılmaya devam ediyor. Son aylarda, özellikle de son haftalarda gazetecilerin, haber ajanslarının, gençlik örgütlerinin ve siyasi partilerin sosyal medya hesapları bir bir erişime engelleniyor. Getirilen erişim engelleri bu düzenin gerçeğin sesinden ne kadar büyük bir korku duyduğunun en net kanıtıdır!
Halkın haber alma hakkını doğrudan hedef alan iktidar, BTK kararlarıyla hesaplarımıza sansür ve erişim engeli getirmektedir.
SOL Genç'in Twitter hesabı ise toplamda 7 kez kapatılırken, web sitemiz ve Instagram hesabımız birer kez erişime engellendi.
Bilgisayar başında muhalif avına çıkarak bizleri yıldırabileceğini, yasaklarla gerçeğin üzerini örtebileceğini sananlara açıkça sesleniyoruz: Baskılarınız ve sansürünüz nafiledir!
Bizi susturamayacaksınız!
MESEM atölyelerinde çocukları ölüme sürükleyenlerin, emekliye intihardan başka seçenek bırakmayanların ve memleketi tarikatların karanlığına teslim edenlerin suçlarını yüzüne vurmaktan bir adım bile geri atmayacağız.
Tek adam rejimi, itiraz edenlerden, gerçeği yazanlardan ve eşit bir memleket düşleyenlerden tir tir titriyor.
Bütün baskılara rağmen bu memleketin gerçek sahipleri olarak özgürlük için mücadele etmeye devam edeceğiz. Halkı yasaklarla boğmaya çalışan bu Saray rejimini göndereceğiz ve asıl o zaman "hesap"laşacağız!
Saray'ın karanlığına karşı, yaşasın demokratik Türkiye!
Ankara'da 15 yaşında bir lise öğrencisi intihar etti!
Öğrencisinden emeklisine bu rejimin gölgesinde artık geçinemiyoruz, okuyamıyoruz, nefes dahi alamıyoruz.
Çocukların ölmediği bir dünya kuracağız,
Halkı sefalete sürükleyenlerden hesap soracağız!
Ankara'da Anayasa Mahkemesi önünde zam talebiyle yapılan eylem sırasında emekli bir yurttaşın intihar girişimi, Saray rejiminin yarattığı ekonomik yıkımın en acı özeti.
İnsanca bir yaşam talep eden milyonların meydanlarda mücadele verdiği bu günlerde, bir emeklinin intihar kararı vermesi sermaye düzeninin halka reva gördüğü sefaletin ve onur kırıcı yoksulluğun göstergesi.
Saray'ın şatafatlı sofralarında porsiyonlar büyürken, ülke açlığa ve ölüme terk edilmekte.
Çok iyi biliyoruz ki emeklinin mahkûm edildiği bu sefalet, biz gençlerin çalınan hayatlarından ve geleceksizliğinden bağımsız değildir!
Gençleri iş cinayetlerinde ölüme sürükleyenler ile, emekliyi intihara mahkûm eden aynı Saray rejimidir. Gencinden emeklisine halkı nefessiz bırakan bu düzene karşı adalet ve eşitlik için birleşeceğiz.
Saray rejimini gençliğin birleşik mücadelesiyle göndereceğiz!
İstanbul Üniversitesinde hafta boyunca parasız ve nitelikli beslenme için topladığımız dilekçeleri kayyum rektörlüğe vermek için buluşuyoruz!
Parasız Beslenme Haktır!
⏰13.00
🗓️29 Eylül Salı
Ülkeyi karanlığa, gençliği yoksulluğa mahkûm eden Saray rejimi, iktidarını korumak için okulları ve kampüsleri sermayenin arka bahçesi haline çeviriyor. Öğrencilerin en temel taleplerini meşru şekilde savunmasını engelleyen son "güvenlik" genelgeleri; polis ve ÖGB ablukası, gençliğin eşit ve özgür bir ülke için yan yana gelmesinden duyulan derin korkunun eseridir!
Bizleri "potansiyel suçlu" ilan eden karanlık zihniyet iyi bilsin ki; okullarımız Saray'ın propaganda aracı değildir!
Aynı rejim, okullarda ilk dersi sahte bir "terörsüz Türkiye" masalına ayırarak kendi ömrünü uzatmanın ve kirli siyasi manevralarını aklamanın peşindedir. Ancak ikiyüzlülükleri ortadadır: MEB'in imzaladığı gerici protokollerin hemen ertesi günü Manisa’da yaşanan kanlı okul saldırısı ve her gün bir yenisi eklenen MESEM cinayetleri, şiddetin ve karanlığın asıl kaynağının bu sermaye düzeni olduğunu göstermektedir.
Kendi varlığı demokrasiye düşman olan, halkın iradesini gasp eden bir rejimden barış ve demokratik çözüm beklenemez!
Ne baskıcı genelgeler okul saldırılarını önleyebilir ne de sahte derslerle barış sağlanabilir! Güvenle yaşayabilmenin, çalınan geleceğimizi kazanmanın tek yolu Saray rejiminden kurtulmaktan geçiyor. Tüm gençler olarak eşitlik, adalet ve haklarımız için birleşeceğiz.
Saray'ın karanlığına karşı, yaşasın tam bağımsız ve demokratik Türkiye!
Urla'da bir bağ evinde 12 Eylül cuntasına karşı direnirken yüzünde dünyanın en güzel gülüşüyle ismini bize, sevdasını yarınlara bırakan Mine Bademci devrimci gençlerin mücadelesinde yaşıyor!
⭐️ #MineBademci devrimci yolumuza ışık tutmaya devam ediyor.
Dün 7 Bakanlığın imzaladığı "okullarda güvenlik" protokolünün üstünden 1 gün dahi geçmeden Manisa'da düzenlenen saldırıda 11 çocuk yaralandı.
Maraş ve Siverek'de yaşanan saldırıların ardından bas bas bağırmıştık:
- Okullara polis yığarak, öğrencileri kriminalleştirerek, tüm özgürlükleri kısıtlayarak bu saldırılara çözüm bulamazsınız.
- Bu saldırılar münferit değil; AKP'nin politikalarının, sermayenin ve tarikatın bakanı Yusuf Tekin'in uygulamalarının bir sonucu.
Gencecik çocukların geleceklerini ve yaşamlarını korumak için yapılabilecek tek şey AKP'den ve Yusuf Tekin'den kurtulmaktır.
Geleceğimizi kazanmak için birleşelim!
İstanbul Üniversite'sinde bir senede yüzde 180 zamlanan yemekhane fiyatlarına karşı bir aradayız!
Okulumuzun hiçbir bir bileşenine sorulmadan yapılan rutin hale gelmiş bu adaletsiz zammın derhal geri çekilmesini istiyoruz!
Zamların Sebebi Saray Rejimi!
İstanbul Üniversitesinde dönem başında yapılan zam ile bir öğün yemeğin fiyatı 70 TL'ye çıkarıldı. Söz, yetki, karar üniversite bileşenlerine demek için Pazartesi günü bir araya geliyoruz!
📍İstanbul Üniversitesi Rektörlük Önü
⏰12.30