EMEKLİLERİ ÖLÜME MAHKUM EDENLER
MUTLAKA HESAP VERECEK!
Başları dik ve onurla yaşamak için bir ömür çalışmış emeklilerin onur mücadelesini büyütmek için Köprübaşı’ndan Hamamyolu’na yürüyoruz!
Para İçin Değil, Onurumuz İçin!
EMEKLİLERİ ÖLÜME MAHKUM EDENLER
MUTLAKA HESAP VERECEK!
Bugün hakları için AYM önünde buluşan emeklilerden biri, yaşadığı çaresizlik nedeniyle intihar teşebbüsünde bulundu.
Bir yanda türlü vurgunlarla servetlerine servet katan bir avuç azınlık, diğer yanda bir ömür çalışan ve bugün açlığa, yoksulluğa ve sefalete mahkûm edilen milyonlarca emekli…
Başları dik ve onurla gezmek için bir ömür çalışmış emeklilerin onur mücadelesini büyütmek için 26 Eylül Cumartesi günü 15.00’da Köprübaşı’nda buluşuyoruz!
Eğitim Sen Eskişehir Şubesinin çağrısıyla Köprübaşındayız.
Manisa Turgutlu’da İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde gerçekleşen silahlı saldırıda yaralanan öğrencilere acil şifalar diliyor; öğrencilerimize, ailelerine ve tüm eğitim emekçilerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Ama artık yeter!
Çocuklarımızın eğitimi ve geleceği piyasanın, sermayenin ve tarikatların insafına bırakılamaz.
Tarikatların ve sermayenin emrindeki bir çalışan olarak bakanlık koltuğunu işgal eden Yusuf Tekin ARTIK İstifa!
YUSUF TEKİN İSTİFA!
Manisa Turgutlu’da İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde gerçekleşen silahlı saldırıda yaralanan öğrencilere acil şifalar diliyor; öğrencilerimize, ailelerine ve tüm eğitim emekçilerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Ama artık yeter!
Bugün öğrenciler de öğretmenler de sınıfta, okulda ve sokakta kendini güvende hissetmiyor.
Maraş’tan Siverek’e, şimdi de Manisa’ya uzanan saldırıları yalnızca birkaç kişinin bireysel eylemi olarak görmek, eğitim sisteminin ve toplumun içine sürüklendiği çürümeyi görmezden gelmektir.
AKP iktidarı eğitim sistemini yıllardır eşitsizlik, piyasalaşma ve tarikatlaşma üzerinden yeniden şekillendiriyor.
Parası olanın nitelikli eğitime ulaşabildiği, yoksul halk çocuklarının ise ya geleceksizliğe ya da MESEM’ler üzerinden ağır sömürü koşullarına terk edildiği bir düzen yaratıldı.
Bu düzen gençleri geleceksiz bırakırken, ortaya çıkan boşluğu bir yandan çeteler ve uyuşturucu ağları, diğer yandan tarikatlar ve cemaatler dolduruyor.
Eğitim sistemi çocuklarımızın geleceğini korumak, eşit fırsatlar yaratmak ve güvenli bir yaşam alanı oluşturmak yerine; giderek daha fazla piyasanın, sermayenin ve tarikatların ihtiyaçlarına göre biçimlendiriliyor.
Buna razı değiliz, bu düzen değişecek!
Eğitim bir ayrıcalık değil, kamusal bir hak olacak!
Özel okul merkezli eğitim düzenine son verilecek; eğitim her düzeyde parasız, eşit, laik ve bilimsel hale getirilecek!
Patronlar, tarikat ve cemaatler eğitim sisteminden kovulacak.
Çocuklarımızın eğitimi ve geleceği piyasanın, sermayenin ve tarikatların insafına bırakılamaz.
Tarikatların ve sermayenin emrindeki bir çalışan olarak bakanlık koltuğunu işgal eden Yusuf Tekin ARTIK İstifa!
Eskişehir’de Eski devlet hastanesi ve Hava Hastanesi’nin de içinde bulunduğu 4 sağlık alanının özelleştirme kapsamından çıkarıldığının açıklanması Eskişehirlilerin tepkisi ve yan yana gelerek vermiş olduğu mücadele ile ortaya çıkmış bir kazanımdır.
Yağma ve talana bundan sonra da izin vermeyeceğiz.
Demokratik, laik, insan haklarına saygılı, hukukun üstün olduğu, insan odaklı bir Türkiye kurma çabamızda tüm Eskişehir halkını yağma ve talana karşı birleşik mücadeleye çağırıyoruz!
SOL Parti’den Eskişehir Hava Hastanesi açıklaması: İl Sözcüsü Hüseyin Öztürk, özelleştirme kararının henüz Resmî Gazete’de yayımlanmadığını belirterek, kentteki açıklama, yürüyüş ve eylemlerin sonuç verdiğini savundu.
#eskişehir#havahastanesi#solparti
Parça parça gizli işgal
Eskişehir’de 265 hektarlık alanın nadir toprak elementleri çıkarılmak amacıyla Cumhurbaşkanlığı kararıyla acele kamulaştırılması tepki çekti. Yaşam savunucuları: Acil kamulaştırma bir yöntem haline geldi. Mücadele etmeliyiz
https://t.co/JLvexapdZG
ESKİŞEHİR’İN KAYNAKLARININ EMPERYALİZME PEŞKEŞ ÇEKİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ!
Eskişehir Beylikova ve Sivrihisar’da bulunan Nadir Toprak Elementleri ruhsat sahasında bulunan toplam 258 taşınmazın Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılma kararı 31.08.2026 tarihli resmi gazetede yayımlandı.
Eti Maden tarafından açılışı yapılan nadir toprak elementlerinin işletileceği tesisin verileri halkla, kamuoyuyla paylaşılmadan Beyaz Saray koridorlarına taşınmıştı.
Trump’ın Çin’le rekabet içinde, dünyanın her yerindeki bu tür hammadde kaynaklarına çökmek üzere bir planın olduğu biliniyor.
Memleketin her yanını sermayeye peşkeş çeken iktidar şimdi de Amerikancı politikalar ile birlikte Eskişehir’imizi emperyalistlerin hammadde savaşında jeopolitik bir koz olarak kullanıyor.
Sömürge madenciliği ülkeleri yeni bir bağımlılığa zorlayan yeni bir emperyalist modelin suretleri olarak beliriyor.
Nadir toprak elementlerinin Amerika’ya açılması ülkenin işgal edilmesinden başka bir anlama gelmez. Henüz sürecin başında 264 hektarlık alan ve 258 taşınmazı kapsayan acele kamulaştırma kararı da bunun en büyük göstergesidir.
Halka hiçbir gerekçe sunmadan, açıklama yapılmadan yayımlanan karar aynı zamanda yöre halkının mülksüzleştirilmesi anlamını taşıyor. Akp iktidarı neoliberal politikaları uygulamak adına daha önce defalarca yaptığı gibi bir kez daha Eskişehirlileri görmezden geliyor.
İçeride halk desteğini kaybetmiş, meşruiyetini ABD ve Trump’ta arayan AKP iktidarı topraklarımızı emperyalizme peşkeş çekerek tam bir teslimiyet içinde olduğunu gözler önüne seriyor.
Eskişehir ve ülkemizin kaynaklarının emperyalizme pazarlanmasına izin vermeyeceğiz.
Bütün ezilen halkların özgür geleceği için mücadele edenler, ABD ve İsrail’in Büyük Orta Doğu bataklığında kurdurmak istediği bu gerici-faşist rejim dayatmasına karşı birleşerek demokrasinin, kardeşliğin, barışın ve bir arada yaşamın yolunu açabilecek güçtedir.
Kendi varlığı demokrasiye karşı bu rejimden demokratik çözüm beklenemeyeceği açık… Çerçeve yasa da Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin değil…
Silahların susması ve savaşın sona ermesi, tüm toplumun ortak özlemidir. Bunun için atılacak adımlar da kimsenin karşı çıkacağı şeyler değildir.
Bugün önemli olan, geniş toplumsal kesimlerin de ortak ve haklı kaygısı olan, sürecin iktidarın ömrünü uzatacak bir pazarlığa dönüştürülmemesidir.
İktidarın hedefi, sürecin en başında ortaya koyduğu ifadelerde de yer aldığı üzere, Erdoğan’a ömür boyu başkanlık yolunu açmak ve yeni anayasa ile siyasal İslamcı faşist rejimi kalıcılaştırmaktır.
Bu süreç, ABD ve İsrail’in Orta Doğu’ya yönelik yeni düzen kurgusunun bir parçası olarak dayatılmaktadır. Etnik ve mezhepsel temelde bölünmüş, “Yeni Osmanlı Milletler Sistemi” olarak ifade edilen bu gerici-monarşik düzende barışa ve demokrasiye yer olmayacaktır.
Bütün ezilen halkların özgür geleceği için mücadele edenler, ABD ve İsrail’in Büyük Orta Doğu bataklığında kurdurmak istediği bu gerici-faşist rejim dayatmasına karşı birleşerek demokrasinin, kardeşliğin, barışın ve bir arada yaşamın yolunu açabilecek güçtedir.
Yeter ki ülkemiz ve bölge halklarının başına nice belalar açmış kişilerden ve güçlerden ezilen halklarımıza hiçbir hayır gelmeyeceğinin bilinciyle, onların kurdukları tuzaklara aldanmadan birlik ve dayanışma içinde mücadele edelim.
Kendi varlığı demokrasiye karşı bu rejimden demokratik çözüm beklenemeyeceği açık… Çerçeve yasa da Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin değil…
Silahların susması ve savaşın sona ermesi, tüm toplumun ortak özlemidir. Bunun için atılacak adımlar da kimsenin karşı çıkacağı şeyler değildir.
Bugün önemli olan, geniş toplumsal kesimlerin de ortak ve haklı kaygısı olan, sürecin iktidarın ömrünü uzatacak bir pazarlığa dönüştürülmemesidir.
İktidarın hedefi, sürecin en başında ortaya koyduğu ifadelerde de yer aldığı üzere, Erdoğan’a ömür boyu başkanlık yolunu açmak ve yeni anayasa ile siyasal İslamcı faşist rejimi kalıcılaştırmaktır.
Bu süreç, ABD ve İsrail’in Orta Doğu’ya yönelik yeni düzen kurgusunun bir parçası olarak dayatılmaktadır. Etnik ve mezhepsel temelde bölünmüş, “Yeni Osmanlı Milletler Sistemi” olarak ifade edilen bu gerici-monarşik düzende barışa ve demokrasiye yer olmayacaktır.
Bütün ezilen halkların özgür geleceği için mücadele edenler, ABD ve İsrail’in Büyük Orta Doğu bataklığında kurdurmak istediği bu gerici-faşist rejim dayatmasına karşı birleşerek demokrasinin, kardeşliğin, barışın ve bir arada yaşamın yolunu açabilecek güçtedir.
Yeter ki ülkemiz ve bölge halklarının başına nice belalar açmış kişilerden ve güçlerden ezilen halklarımıza hiçbir hayır gelmeyeceğinin bilinciyle, onların kurdukları tuzaklara aldanmadan birlik ve dayanışma içinde mücadele edelim.
5 Akut Gönüllüsü ve 5 orman işçisinin hayatını kaybettiği Seyitgazi yangınının 1. Yılında Köprübaşında buluştuk.
Sorumluları Aklayamazsınız, Hesap Vereceksiniz!
Toprağımızı, suyumuzu ve geleceğimizi sermayenin talanına teslim etmeyeceğiz. Köylülerle omuz omuza, yaşamı savunmaya devam edeceğiz.
Hep birlikte bu şirketleri topraklarımızdan göndereceğiz!
Eskişehir Alpu Ovası’nda sömürge madenciliğine geçit vermeyeceğiz!
Eskişehir’i yok etmek üzere gözünü bu kez Alpu’ya diken Bakanlık ve maden şirketi yetkilileri jandarma korumasında yurttaşlardan kaçtılar. Kaçarken toplantı tutanaklarını da halktan kaçırdılar.
Halkın Katılımı Toplantısı’nın gerçekleşememesinin ardından gerçeklerin yazdığı tutanakları kendimiz hazırladık , gerçek halk kürsüsünü kurduk.
Eskişehir’i hep birlikte savunacağız, Alpu’da madene izin vermeyeceğiz!
Memleketimize , yaşam alanlarımıza sahip çıkıyoruz!
11 köyden gelen yurttaşlar ve çok sayıda doğa ve yaşam savunucusu olarak şirket ve bakanlık yetkililerinin sunumuna sloganlarla ve sırtımızı dönerek yanıt verdik.
Sözümüz belli:
#AlpuOvasındaMadenİstemiyoruz