“CMK 172. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararlar itiraz yoluna tabidir. İtiraz süresi içinde itiraz edilmeyen veya itiraz edilip reddedilen kararlar kesinleşir. Kanun, Cumhuriyet savcısının verdiği kovuşturmaya yer olmadığı kararlara kesin karar niteliği vermiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve sulh ceza hakimliğince bir karar verilmedikçe aynı fiilden dolayı kamu davası açılamayacaktır. Bu husus CMK 172/2. maddesinde vurgulanarak kesin karar etkisi ortaya konmuştur. Bu karar artık şüpheli için bir güvence teşkil eder. Bu durum kesin hükmün sağladığı güvence kadar korunaklı olmasa da nispi bir güvence sağlar. CMK 173. maddesinin son fıkrasında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara yapılan itirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı dava açılabilmesi için 172/2. maddesindeki şartların gerçekleşmesi gerekir.
Yasanın 173/son ve 172/2. maddelerinde belirtilen yeni delil, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmeden önce var olmayan, bilinmeyen bir delildir. Var olan ya da bilinen delilin yeni bir yoruma tabi tutulması yeni delil sayılamaz…”
(Yarg. 1. CD., 2.7.2025, 6815/5469).
Fix a cabinet door when the hinge screws have stripped the wood. A simple metal reinforcement plate fits over the damaged area, creating a solid new surface to securely re-attach the hinge.
OKUMUŞ İLE ENTELEKTÜEL FARKI
Bizim halkımız elit ve entelektüel sıfatlarını sevmez. Bu karşıtlık okumuşlar arasında da görülür (neticede "entel, dantel" sözü onların marifetidir. Pekiyi neden?
Okumuş olmak bilgi sahibi olmak; entelektüel olmak ise bilgiyle eleştirel bir ilişki kurabilmektir. Eğitim insana bilgi, uzmanlık, meslek ve statü kazandırabilir; fakat bağımsız düşünme yeteneğini, sorgulama cesaretini ve ahlakî sorumluluk bilincini kendiliğinden kazandırmaz.
Okumuş insan kendisine öğretileni öğrenir; entelektüel, öğretilenin doğruluğunu, hangi çıkar ve iktidar ilişkilerine hizmet ettiğini de sorgular.
Okumuş insan, mevcut düzen içinde başarılı olabilir; entelektüel ise gerektiğinde o düzenin meşruiyetini tartışmaya açar. Birincisi bilgisini yükselmek, uyum sağlamak ve güç kazanmak için kullanabilir; ikincisi bilgiyi hakikati aramak, yanlışları görünür kılmak ve toplumun düşünsel ufkunu genişletmek için kullanır. Bu nedenle her diplomalı insan entelektüel olmadığı gibi, her entelektüelin de diploma sahibi olması gerekmez. Çünkü, entelektüelliğin ölçüsü ne kadar bildiğimiz değil, bildiklerimiz karşısında ne kadar özgür olduğumuz ve hakikat uğruna neyi göze alabildiğimizdir.
"Değişmeyi, değiştirmeyi bileceksin.
Konforundan vazgeçmeyi göze alacaksın.
Kendi dünyanı yerinden kendin oynatacaksın.
Bir insanın bittigi an, miskinlige esir olduğu andır."
Az önce bir kavram öğrendim ve aklımdan çıkmıyor.
“Dört Ocak Teorisi.”
Bunu bir kez anladığınızda, hayata bakış açınız değişecek.
Elon Musk’ın ilk evliliğinin neden bittiğini
Bezos’un neden fit ve başarılı olmasına rağmen boşandığını
Zuckerberg’in ise neden arkadaşının olmadığını açıklıyor.
Hayatımızda neden her şeye aynı anda sahip olamadığımızı da açıklıyor.
Gelin adım adım anlatayım:
"Her bir kişinin yaşamı,
kendi hakkındaki rüyâsının yorumudur."
Ancak yorumlamak için yormak
ve yorulmak gerek.
Ve kendi yolunu döşemek.
Bundandır ki,
her insan kendi yolunun imkânını
kendi sırtında taşır.
Bir bedel ile.
Çünkü:
"Îmân, imkân verir;
bedel mümkün kılar."
1/ Önce tarayıcı geçmişini temizleyin
Herkesin bildiği yöntem bu. Yalnızca cihazınızda saklananları temizler.
Chrome’u açın → sağ üstteki üç noktaya dokunun → “Tarama verilerini sil”e girin → zaman aralığını “Tüm zamanlar” olarak seçin → üç kutucuğu da işaretleyin → “Verileri sil”e dokunun.
Cihazınız temizlendi. Google’daki kopya ise hâlâ duruyor.
5. İlk cevabı son cevap olarak kabul etmeyin.
Aldığınız cevap istediğiniz seviyede değilse hemen vazgeçmeyin. Şunu yazın:
“Bu cevabı kendin değerlendir, eksik veya geliştirilebilecek 3 noktayı bul ve bunları düzelterek cevabı yeniden yaz.”
Çoğu kişi ilk cevapta bırakıyor. Asıl fark, cevabı birkaç tur geliştirince ortaya çıkıyor.
4. Yapay zekânın emin olmadığı şeyleri uydurmasını engelleyin.
Komutunuza şu cümleyi ekleyin:
“Doğrulayamadığın bilgileri doğrulanmamış olarak belirt. Tahminlerle gerçekleri birbirine karıştırma.”
Özellikle sayılar, tarihler ve özel isimlerde bu çok işe yarar. Yapay zekânın biliyormuş gibi cevap verme ihtimalini azaltır.
3. Büyük işleri tek seferde yaptırmaya çalışmayın.
“Fikir bul → planla → metni yaz → düzelt” gibi her şeyi tek komuta sıkıştırmak yerine işi aşamalara bölün.
Önce fikri oluşturmasını isteyin.
Çıktıyı kontrol edin.
Sonra bir sonraki aşamaya geçin.
Acele etmeyin. Yapay zekâyı verimli kullanmanın önemli noktalarından biri bu.
2. Ne üretmesini değil, ortaya çıkmasını istediğiniz sonucu söyleyin.
❌ “Bir gönderi hazırla.”
✅ “Okuyan kişinin gönderiyi gördükten sonra hemen harekete geçmek isteyeceği bir metin hazırla.”
Ayrıca istemediğiniz bir örneği de ekleyebilirsiniz:
“Şu tarz ifadeleri kesinlikle kullanma…”
“Bu tondan kaçın…”
Yapay zekâya kötü örnek göstermek, istemediğiniz cevapların gelme ihtimalini ciddi şekilde azaltır.
1. Önce yapay zekânın rolünü ve sınırlarını belirleyin.
İlk cümlede size kim olarak cevap vermesini istediğinizi söyleyin.
❌ “Bir pazarlama metni yaz.”
✅ “Deneyimli bir dijital pazarlama danışmanı gibi cevap ver. 1000 karakteri geçme, teknik terimlerden kaçın ve cevabı sonuç → neden → örnek şeklinde yaz.”
Sadece bunu yapmak bile cevabın yönünü ciddi şekilde değiştirir. “İstediğin gibi yaz” demek yerine yapay zekâya ne istediğinizi net bir çerçeveyle anlatın.
Biraz iddialı söyleyeceğim ama ChatGPT, Claude ve Gemini kullananların büyük çoğunluğu yapay zekâya yanlış şekilde komut veriyor. “Şunu yap”, “bunu anlat” gibi kısa ve belirsiz komutlar verdiğinizde yapay zekânın gerçek potansiyelini ciddi şekilde düşürüyorsunuz.
Bundan sonra komut verirken şu 5 kuralı deneyin:
“Sonbaharda düşmeyen yaprak, kardeşlerinin gözünde hain, ağacın gözünde sadık, mevsimlerin gözünde ise isyankâr; çünkü herkes durumu kendi açısından görür."
Maksim Gorki