AKP’de Erdoğan sonrasına ilişkin tartışmalar bir kez daha yoğunlaştı. Eski isimlere yenileri eklendi, hatta Akın Gürlek’in adını da görmeye başladık Hakan Fidanlı, Bilal Erdoğanlı, Berat Albayraklı listede.
Henüz Erdoğan’ın adaylığı ilan edilmiş değil. İktidarın iddia ettiği gibi seçimler 2028’de yapılacaksa, 2033 yılına kadar sürecek bir dönemden söz ediyoruz demektir. Zor.
Bu açıdan bakıldığında tartışma belli ki sadece bir sonraki dönemle ilgili değil. O yüzden iktidara yakın bazı gazeteciler Cumhurbaşkanlığının yeniden sembolik bir makama dönüştürüldüğü ve asıl ağırlığın AKP Genel Başkanı ve Başbakan’a kaydırılacağı bir modelden söz etmeye başladılar. Yani AKP’ye yeni bir Genel Başkan arıyorlar.
Peki iktidar cephesinde bu geçişi olanaklı kılacak ve toplumu ikna edecek bir heyecan, bir iddia var mı?
Anayasa deniyor. İçeriğe dair tık yok hâlâ; takırtı tukurtu var. Yeni Osmanlı’ya anayasal bir düzlemde meşruiyet sağlamak sanıldığı kadar kolay değil. Bekliyorlar.
Yeni çözüm süreci. Orada da bekliyorlar.
Tek yaptıkları, yerli ve yabancı sermayeyi AKP dışı arayışlardan uzak tutacak ve düzen içi seçenekleri seçenek olmaktan çıkaracak operasyonlar yapmak. Hedefleri CHP’yi yönetilemez hale getirmek demiştik, bu noktaya şimdiden gelmiş durumdayız.
CHP’yi yönetilemez hale getirdiler ama AKP’yi yönetebiliyorlar mı, bu gerçekten kuşkulu. CHP operasyonları bir açıdan AKP’yi rahatlatıyor ama diğer açıdan AKP’yi de krize sokuyor. Krizin nerede kontrol altına alınacağını, hatta kontrol altına alınıp alınmayacağını kimse bilemez.
İlginç bir döneme giriyoruz. Uluslararası sistem de son derece dağınık, sürekli yeni hamleler, yeni inisiyatifler, yeni bloklaşmalarla karşılaşıyoruz.
Açık olan bir şey var. “Devlet aklı” filan deniyor, geçiniz. AKP’nin 24 yıllık iktidarı düzen siyasetini çok ama çok hırpaladı. Siyasetin iç dinamikleri kuruma eğiliminde. Baksanıza hâlâ Abdullah Gül’lü aile fotoğraflarına bel bağlayanlar var!
Bu kadar ağır sorunlarla yüz yüzeyken toplum, siyaset alanına dönük hoyrat müdahalelerin sistemin inandırıcılık sorununu derinleştirmemesi mümkün değil.
Yaklaşmakta olan krizi iyi okumak ve ona uygun stratejiler geliştirmek zorundayız. Türkiye’nin kavşağı seçimli bir demokrasi ile, seçimsiz biri monarşi arasında olmayacak. Türkiye’nin kavşağı açgözlülüğün akılsızlaştırdığı bir sömürü düzeninde bilinmezlik ve yıkım içinde sürüklenmekle emekçi halkın temsil ettiği yeni bir kurucu irade arasında olacak.
Kemal Kılıçdaroğlu’na hain diyenlerin partiden ihraç edileceğine dair bir haber okudum. Bu vesileyle Kemal Kılıçdaroğlu’na yalnızca hain demeyi yeterli bulmadığımı belirtmek istiyorum. Çünkü kendisi yalnızca hain değil aynı zamanda işbirlikçi, işgalci ve operasyoncu birisidir.
Devletin polisiyle partilileri karşı karşıya getirmekten imtina etmeyen, milyonlarca insanın iradesini gasp ederken bir an bile geri adım atmayan bu kişiye ne desek azdır. Böyle bir kişinin karşısında olup onunla mücadele etmek, tarihin bize yüklediği en doğru vazifelerden biridir.
Emperyalist işgale ve çürümüş saltanata karşı verilen büyük mücadelenin ilk adımı, 19 Mayıs’ı selamlıyoruz!
Bundan 107 yıl önce 19 Mayıs 1919’da başta Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı’na öncülük eden kadrolar Anadolu’daki işgal güçlerinin sökülüp atılması ve ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile sonuçlanan büyük bir adım attılar. Emperyalizm ve çürümüş saltanat halkımıza ve bağımsızlığımıza kastediyordu. Emperyalizm ülkeleri yıkıma, halkları sefalete sürükleyen bir illet, saltanat ise bir avuç asalağın menfaatleri ve zenginliği için halkı ve onun iradesini hiçe sayan aşağılık bir düzendi. Kurtuluş Savaşı emperyalist işgalle birlikte saltanat düzenine de son verdi.
Bugünse Türkiye’de holdingler ve tarikatlar düzeni hüküm sürüyor. Ülkeyi yönetenler holdinglerin menfaatlerini gözetmeyi her şeyin üstünde sayarken, bu yolda ülkenin bağımsızlık ve egemenliğini de ayaklar altına almakta hiçbir sakınca görmüyorlar.
Bir asır sonra ülkemiz tekrar aynı karanlık tabloyla karşı karşıya. Savaş ve işgallerin, sömürü ve yoksulluğun, ülkenin talanı ve halkın iradesinin hiçe sayılmasının karşısında yapılacak bellidir:
Emperyalizmin ve onun terör örgütü NATO’nun topraklarımızdaki varlığına son verilmeli, NATO’dan çıkılmalı, NATO üsleri kapatılmalıdır.
Çokuluslu tekellerin, holdinglerin, tarikatların saltanatı sonlandırılmalıdır.
Türkiye bağımsızlık ve egemenliğini bir Emekçi Cumhuriyeti ile, Sosyalist Cumhuriyet ile yeniden ve mutlaka kazanacaktır.
Kurtuluşu yaratan halkımıza, mücadeleye önderlik eden kadrolara ve Mustafa Kemal Atatürk’e saygıyla.
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Gazeteci İrem Yıldırım'ın sorularını #KomünistBakış'ta yanıtlıyor?
📌TKP neden kamulaştırma yerine devletleştirme diyor?
"Kastettiğimiz şey şu: Üretim araçlarının özel şahısların elinden alınması ve toplumsal mülkiyete devredilmesi. Kamulaştırma dendiğinde devletin bazı özel şahısların elindeki arazileri satın alması anlaşılıyor.
Biz ise el koymayı savunuyoruz. Özel şahısların bir biçimde eline geçmiş madenlerin, fabrikaların, enerji santrallerinin toplumsal mülkiyete dönmesi gerektiğini söylüyoruz."
Ülkemiz de halkımız da satılık değil!
Madencilerin yaşam hakkı için madenler devletleştirilsin!
Soma’da 301 maden işçisinin yaşamını yitirdiği katliamın üzerinden 12 sene geçti. Soma Kömür İşletmeleri A.Ş isimli özel bir şirket tarafından işletilen Eynez Sahası Karanlıkdere mevkiindeki maden sahasında yaşandı katliam. 2014 yılında yaklaşık 3 bin maden işçisi çalışıyordu madende ve 301 maden işçisi bu katliamda yaşamını yitirdi.
Özelleştirilen benzer yüzlerce maden ve maden sahasından biri, özel bir şirketin zenginliğine zenginlik katmak için aldığı ve işlettiği bir madende yaşandı bu katliam. Türkiye’de her yıl onlarca maden işçisi özel şirket ve holdinglerin işlettiği madenlerde yaşanan iş cinayetlerinde hayatını kaybetmeye devam ediyor. Madenciler ölüyor.
Maden katliamlarında, iş cinayetlerinde ölmeyen madenciler ise sağlık ve güvenlik tedbirlerinin asla yeterli düzeyde alınmadığı ağır koşullarda çalışmaya devam ediyor. Hem de her an işsiz kalma riskiyle, sosyal haklarını ve insanca bir geliri asla elde edememe pahasına. Üstüne verilmeyen haklar... Patronlar, özel maden şirketleri böyle devam etsin istiyorlar. Madenciler ölümle sefalet koşulları arasında gidip gelen bir hayata boyun eğsin istiyorlar.
Soma katliamının sorumlusu piyasa düzenidir. Piyasa düzeninin semirttiği holdingler, onların kural tanımayan arsızlıkları ülkenin madenlerini yağmalamakta, işçilerin ekmeğine el koymakta, hayatına kastetmektedir. Bir avuç asalak Türkiye’nin üstüne çökmüş, yedikçe yemekte, halka ait olana el koymakta, ülkemizin tüm kaynaklarını, halkın alın terini, işçilerin yaşamlarını yiyip bitirmektedirler.
İş cinayetlerinin son bulduğu, madencilerin ölmediği bir ülke istiyoruz.
Madenlerde insanca ve güvenli çalışma koşulları sağlanmalı, madencilerin çalışma hakkı güvence altına alınmalıdır.
Madenlerde holdinglerin sömürü ve yağması son bulmalıdır!
Madencilerin yaşam hakkı ve ekmekleri için madenler derhal ve bedelsiz olarak devletleştirilmelidir!
Bu ülkenin yarınlarına olan inancımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.
Çünkü biz; zor zamanlarda kenetlenen, dayanışmayı büyüten, milletinin derdini kendi derdi bilen, memleketi için omuz omuza veren büyük bir milletiz.
Artık, ülkemizin kirli siyasetin gölgesinden kurtulduğu, hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu, demokrasinin güçlendiği bir geleceği hep birlikte kurmak zorundayız.
Birlikte çalışıyor, birlikte mücadele ediyoruz.
Ve Türkiye’ye hep birlikte umut olacağız.
Çünkü biz birlikte güçlüyüz.
@eczozgurozel@ekrem_imamoglu
Arkadaşlar,
Yol arkadaşımız Murat Abimizin hepimizin desteğine ihtiyacı var.
El birliğiyle yapamayacağımız şey yok.
Detaylar Murat Abi’nin videosunda, ilk önce oraya gidiyoruz.
Sonra da bu bıraktığım linke gidip izlenmeleri artırıyoruz👍
@Ejderha
https://t.co/fsKXzA1fgK
Dün söylediğim gibi Youtube Konsol Üssü ve Orta Dünya kanallarının para kazanmasını kapattı. Videoda sebebin ne olduğunu anlattım. Çok özet üçüncü bir kanaldaki tek bir video yüzünden bütün kanalların para kazanması kapatıldı. Sorunlu kanalın sorununu çözmeden de açılmayacak. Çözmeyi denemek için o kanalda saat kotasını doldurmalıyım. Detaylar videoda. Link bir sonraki mesajda.
Ahmet Taşağıl’ın Türk tarihi araştırmalarına katkısı ona her zaman dil sürçmesi hakkı verir. Üstelik erdemlidir. Türk tarihine ve Türklüğe aşkını ise yazdığı eserlerle zaten göstermiştir.
Hiç bir zaman Osmanlı düşmanı olmadım. Bana göre Osmanlı Türk’tür. Uzmanı olmadığım konuda konuşmam doğru değil . yanlış hatırladığım bir konuda fikir beyan etmişim. Konu uzmanları en iyi değerlendirmeyi yaparlar diye düşünüyorum. Bilginize…
Giggle Panda didn’t just pump today…
It reminded everyone what a strong community can do. 🐼🔥
We were here when it dipped.
And we’re here while it rises.
We are not just a community.
We are a family.
And this is only the beginning. 🚀
#GigglePanda#GIGL#BNBChain #CryptoCommunity