Bu video herkesin galerisinde yer edinmelidir. Kaydedin, indirin, bir şekilde kaybetmeyin dostlar. Ömür boyu size lazım olacak.
🎬 Film: Charlie Chaplin - Limelight (1952)
🇯🇵 En Japón tienen un secreto ancestral que casi nadie conoce…
Mezclan cúrcuma + canela + pimienta negra + miel y crean la famosa Miel Dorada.
Uno de los remedios naturales más potentes que existen.
¿Quieres saber por qué es tan poderoso? 🧵👇
🔴 Bu nedir?
Görüntüler İspanya'dan. Profesyonel bir dağcı güneş tutulması sonrasında garip bir ışık hüzmesi fenomenini kaydetmeyi başardı. Bu bir antik boyut kapısı mı yoksa simülasyon hatası mı?
Si tienes papas en casa debes probarlas 😋
👩🍳tugbaylamutfak
🗓️Ingredientes:
2 patatas ralladas grandes
2 cucharadas de harina
2 pedazos de huevo
La pimienta y la pimienta negra se pueden añadir como especias opcionales.
Buen provecho 🌸
Bir vatandaş, elinde, kolunda veya yüzünde siğil bulunanlara fıkhi bir yöntem önerdi. Bazıları anlatıları önemserken bazıları ise “Dayı saçmalıyor.” yorumu yaptı.
12 AĞUSTOS 2026 YARIN GÖKYÜZÜNDE ÜÇ BÜYÜK OLAY ART ARDA
Yarın gerçekten sıradan bir gün değil.
Sabaha karşı Jüpiter, Merkür, Mars, Uranüs, Satürn ve Neptün olmak üzere altı gezegen hizalanıyor.
Ardından Aslan burcunda Güneş tutulması gerçekleşiyor.
Gece olduğunda ise bu kez Perseid meteor yağmuru zirveye ulaşıyor. Yani halk arasında yıldız kayması dediğimiz o muazzam görüntülerin en yoğun olduğu gecelerden birine giriyoruz.
Önce altı gezegen…
Ardından Güneş tutulması…
Sonra gökten geçen yüzlerce meteor…
Üstelik bütün bunlar Yeni Ay karanlığında, aynı 24 saatlik zaman diliminin içine toplanıyor.
Ben uzun zamandır bu yüzden 12 Ağustos tarihinin altını çiziyorum. Çünkü bazen bir tarih vardır, tek bir olay taşımaz olaylar üst üste gelir ve o gün adeta bir dönemin işaret fişeğine dönüşür.
Yarın 12 Ağustos.
Altı gezegen hizalanıyor.
Güneş tutuluyor.
Perseidler gökten yağmaya başlıyor.
Bakalım bu kadar büyük bir buluşmanın ardından dünyada ve hayatlarımızda hangi taşlar yerinden oynayacak…
Ağustos ayı
Bol Bol Ayetel Kürsi okuma ayı...
Deyip duruyorum.
Schumann Rezonans değerlerini paylaştığım tweetlerde Sema - Arz ve Ard çatırdarsa SES ve FREKANS ile seslenir diyorum.
Bir de herkesi durup durup Tövbeye çağırırım.
Eee, bundan sonrası da, fazlası da "Haddi Aşmak" olur.
Feng Shui'ye göre, evinizdeki dağınıklık rastgele değildir.
Bu, enerjinin hayatınızda nerede sıkışmış olabileceğinin bir yansımasıdır.
Yatak odası dağınıklığı =
Şeytan'ı en iyi hangisi anlattı?
Kayıp Cennet değil.
Faust değil.
Usta ve Margarita değil.
Bir Türk romanı:
SES.
Çok mu iddialı geldi?
Okuduktan sonra tekrar konuşalım.
https://t.co/g1IwGvlj6F (şu an herkese açık)
Emekli Albay Dr. Eray Güçlüer:
Oğuzhan Uğur, duyuyor mu bu feryatları acaba.Vicdanı sızlıyor mu?
“Baraj patladı” yalanı yüzünden 3 gün yardım çalışması yapılamadı.O üç gün içinde ölen insanların vebali bu adamın üzerindedir.
Oğuzhan Uğur tutuklansın!!
🔴 ABD'li emekli Albay Douglas Macgregor:
▪️Türklere İsrail ile savaşa girmemeleri için F-35 rüşveti veriyoruz.
▪️Onların kenarda oturmasını istiyoruz. Onları kavgaya dahil etmek istemiyoruz.
▪️Erdoğan, "Bana F-35'leri verin barış olsun" diyor. Sorunumuz şu ki, dostumuz Erdoğan, Donald Trump'tan çok daha zeki.
▪️Çünkü Erdoğan sadece 'Tamam kenarda duruyoruz, karışmayacağız' demekle yetinmez. Bu geçici bir süre için böyle... Bunu İsrailliler de çok iyi biliyor.
▪️Yıllar önce İsrail'de yaptığım bir askerî sunumda şunu söylemiştim: Bölgede İsrail için tek gerçek varoluşsal tehdit Türk Devleti'dir.
▪️Herkes bana deliymişim gibi bakmıştı. Sonra şöyle demiştim: Şimdi siz İran ile birbirinize füze ve bomba atabilirsiniz. Ancak İranlılar İsrail'i işgal edemez. İsrail'i Türkler işgal edebilir. Sizler Osmanlıların yüzlerce yıl boyunca yönettiği topraklarda yaşıyorsunuz.
▪️Trump savaşı önlemeye çalışıyor ama bunun işe yarayacağını sanmıyorum. Çünkü bence İslâm bir bütün olarak birleşiyor.
▪️Arap Yarımadası'ndaki zengin, varlıklı elitleri unutun. Asıl Müslümanlardan bahsediyorum. 'İslâm evi'nin içinde yüzlerce yıldır görmediğimiz ölçekte büyük bir ittifak ortamı var.
📌 Bulgar yazar Sophia Proneikos,
Ankara'daki NATO Zirvesi'nde en etkileyici bulduğu anları paylaştı:
Tarih, beni şaşırmaktan asla vazgeçmeyen bir alışkanlığa sahiptir. Neredeyse hiç kaybolmaz. Sadece kendini o kadar zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki, modern insanlar buna törensel protokol demeye başlar.
Tam da bu yüzden, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin en büyüleyici sahnesi, müzakere masasının etrafında gerçekleşmedi. Bu sahne, ilk el sıkışmadan hemen önce yaşandı; yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, dünyanın en eski askeri bandosu olan "Mehter"in sesiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne hoş geldin derken, önlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi üniformalı askerler duruyordu.
Ne muhteşem bir tarihsel süreklilik hissi: Savaş sonrası dünyanın sembolü olarak 1949'da kurulan bir askeri ittifak, kökenleri on üçüncü yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na giriyor. Mehter asla sıradan bir askeri bando değildi, bir silahtı. Osmanlı orduları Belgrad'a, Konstantinopolis'e, Rodos'a, Mohaç'a veya Viyana'ya doğru ilerlerken duyulan ilk şey, devasa "kös" davullarının gök gürültüsüydü; ardından "zurnalar"ın keskin sesi, sonra pirinç trompetler ve çarpan zil sesleri geliyordu; çünkü müzik sadece orduyu eşlik etmiyordu, ordunun bir parçasıydı; amacı askerleri eğlendirmek değil, savaştan çok önce düşmana bir imparatorluğun bizzat onlara doğru geldiğini söylüyordu.
Avrupa'nın Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaşmalarından sonra Batı ordularının kademeli olarak Osmanlı davullarını, zillerini ve sözde "Türk usulü"nü benimsemesi tesadüf değildir; bu usul daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven'ın müziğine bile yolunu bulacaktı, çünkü bazen tarih bir medeniyeti kılıçla fethetmez.
Bir ritim yeter.
Ve tam da bu yüzden bu töreni bu kadar büyüleyici buldum; kimse Osmanlı İmparatorluğu'nu canlandırmaya çalışmıyor diye değil, Türkiye'nin büyük medeniyetlerin her zaman anladığı bir şeyi anladığını fark ettiğim için: Geçmiş bir yük değil, bir dildir ve o dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar,
çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter.
@Pergament_F
Bir doktor, yemek sonrası çöken o ağır yorgunluğun asıl sebebinin yiyecekler değil kan şekeri dalgalanması olduğunu belirterek, bu durumu 30 dakika ve bir limon ile tamamen engelleyebileceğinizi açıkladı.
SATÜRN YIKTI… URANÜS UYANDIRDI… ŞİMDİ SIRA SENDE!
Son iki üç yıldır neden aynı kapıda bekletildiğini hiç düşündün mü?
Neden aynı insanlar farklı yüzlerle karşına çıktı?
Neden aynı acıyı farklı isimlerle tekrar tekrar yaşadın?
Çünkü kader bazen dersi değiştirir ama sınavı değiştirmez.
Bak sana bir şey söyleyeyim…
Eğer hâlâ en küçük sözde kırılıyorsan, hayat seni değil nefsini eğitiyor demektir.
Eğer hâlâ kin tutuyorsan, gönlünde Allah’ın nurundan çok nefsinin gölgesi büyümüş demektir.
Eğer hâlâ herkesi suçluyor ama kendine hiç dönmüyorsan, hakikatin kapısına daha gelmedin demektir.
Eğer hâlâ şikâyet ediyorsan, Rabbinin sana açtığı sırrı değil, sadece yaşadığın zorluğu görüyorsun demektir.
Ve eğer hâlâ ben yaptım, ben başardım, ben haklıyım diyorsan… en ağır perde hâlâ önünde duruyor demektir.
İşte Satürn bunun için gelir…
Elinden tutmak için değil…
Tutunduğun sahte dayanakları yıkmak için.
İşte Uranüs bunun için gelir…
Seni rahat ettirmek için değil…
Uyandırmak için.
Çünkü Allah bazen bir insanı büyütmeden önce yalnız bırakır.
Bazen bütün kapıları kapatır ki tek kapının Kendisi olduğunu anlayasın.
Bazen herkesi senden uzaklaştırır ki sadece O’na yaslanmayı öğrenesin.
Tasavvuf der ki en büyük fetih bir şehir değil, nefistir.
En büyük zafer bir düşmanı yenmek değil, öfkeni susturabilmektir.
En büyük zenginlik mal değil, kalbinin Allah’tan başkasına esir olmamasıdır.
Belki de bugün yaşadığın hiçbir şey tesadüf değil.
Belki de son iki üç yıldır yaşadığın bütün kırılışlar, seni yıkmak için değil, senden eski seni söküp almak içindi.
Çünkü Allah bazen insanı ödülle değil, sarsarak büyütür.
Ve unutma…
Satürn binayı yıkar. Uranüs kapıyı açar. Ama o kapıdan yürüyüp yürümeyecek olan sensin.
JÜPİTER ASLANDA YAY İÇİN ESKİ İNANÇLAR YIKILIYOR, KADER YENİ YOLUNU ÖNÜNE KOYUYOR
30 Haziran 2026 ile 26 Temmuz 2027 arasında Jüpiter Aslan burcuna geçtiğinde Yay ve yükselen Yayların 9. evini açacak. Aslan, Yayı ateş elementiyle destekler yani bu geçiş Yaya sert bir çarpışma gibi değil, uzun zamandır sönmüş olan cesareti yeniden yakma gibi çalışır. 9. ev dediğimiz yer sadece yurtdışı, eğitim, hukuk değildir. Burası insanın inancı, hayata baktığı pencere, kader yönü, bildiğini sandığı doğrular, uzak yollar, büyük kararlar, öğretmek, öğrenmek ve artık eski hayatına sığamama evidir. Yani Jüpiter Aslan Yaya şunu soracak Sen bugüne kadar gerçekten kendi yolunda mı yürüdün, yoksa sana doğru diye öğretilen yolda mı oyalandın?
son 12 yılda sadece olay yaşamadı anlam kaybı yaşadınız Bir dönem çok inandığı insanlara artık inanamadınız Bir dönem uğruna savaştığı hedefler artık heyecan vermedi. Bir işi yaptı ama ruhu orada kalmadı. Bir ilişkiyi taşıdı ama geleceği göremedi. Bir çevrenin içinde bulundu ama artık aynı dili konuşmadığını hissettin Bazı Yaylar aileyle sınandı, bazıları eşle, bazıları uzak yollarla, bazıları eğitimle, bazıları resmi işler ve hukukla, bazıları da kendi inanç sistemiyle. Dışarıdan gülüyor gibiydiniz ama içeride sürekli şu soru vardı Ben gerçekten bu hayatı mı istiyorum?
2014 2015 dosyası burada çok önemli. O yıllarda bir yol açıldı. Belki bir eğitim başladı, belki bir şehir değişti, belki uzak bir yerle bağ kuruldu, belki evlilik ya da ilişki üzerinden hayat yönü değişti, belki hukuki bir konu başladı, belki de insanın dünyaya bakışını değiştiren bir kırılma yaşandı. Şimdi 2026 2027 o dosyayı yeniden açıyor. O zaman neye inandınız, kime güvendiniz, hangi yola girdiniz, hangi hayali ertelediniz, hangi kapının arkasında beklediniz şimdi bunların cevabı gelecek.
2023te Yay için perde açıldı. Artık bazı şeyler eskisi gibi tat vermemeye başladı. Gittiği yer aynıydı ama içindeki insan değişmişti. Konuştuğu insanlar aynıydı ama sohbetler boş gelmeye başladı. Sürdürdüğü işler aynıydı ama ruhu başka yere bakıyordu. 2024 ve 2025te ise bu fark ediş daha da büyüdü. Bazı Yaylar artık ikna olamadı. Bazıları eski hedeflerine heves duyamadı. Bazıları Ben burada ne yapıyorum demeye başladı. İşte bu uyanıştı. Hayat Yaya şunu gösterdi Sen yolunu kaybetmedin, sen eski haritayla yeni kaderi bulmaya çalıştın.
Şimdi Jüpiter Aslan devreye girince Yay için kapılar açılır ama önce soru gelir. Gitmek mi istiyorsun, kalmak mı? Öğrenmek mi istiyorsun, öğretmek mi? Eski düzeni sürdürmek mi istiyorsun, yoksa kendi bildiğin yola mı çıkmak istiyorsun? Bu dönem bazı Yaylara eğitim kapısı açar, bazılarına yurtdışı bağlantısı getirir, bazılarına hukuk ve resmi işlerde sonuç verir, bazılarına sosyal medya, yayıncılık, danışmanlık, yazmak, anlatmak, öğretmek gibi alanlarda büyüme verir. Bazı Yaylar bir başvuru yapar, bazıları bir belgeyi tamamlar, bazıları bir davadan haber alır, bazıları da hayatını değiştirecek bir insanla uzak bağlantı üzerinden tanışır.
Meryem der ki Yay için bu dönem şans geldi oturduğun yerden büyüyeceksin dönemi değil. Bu dönem kader sana yol gösterecek ama yürüyüp yürümeyeceğini sana bırakacak. Çünkü Yayın sınavı çoğu zaman kapının kapalı olması değildir kapı açıkken korkudan beklemesidir.
Aşk tarafında uzak mesafe, farklı şehir, farklı kültür, eğitim ortamı, yolculuk ya da sosyal medya üzerinden tanışmalar olabilir. Ama asıl mesele şu olacak Bu insan benim ufkumu açıyor mu, beni aynı yere mi bağlıyor? Çünkü 2026 2027de Yay daraltan ilişkiye tahammül edemez. Kalbi de yolu da genişlemek ister.
İş tarafında ise bildiğini paylaşan Yay kazanır. Eğitim veren, danışmanlık yapan, yazan, konuşan, içerik üreten, yabancılarla çalışan, hukuk, akademi, turizm, ticaret, medya, yayıncılık, spiritüel bilgi, dil, seyahat ve uzak bağlantılarla işi olan Yaylar için büyüme kapısı açılır. Ama aynı zamanda eski iş anlamını yitirdiyse artık bunu daha fazla inkâr edemez.
Bu süreç 2027 Temmuza kadar Yayı bir karar noktasına taşır.🌹