Sesimi duyurabilmem için sesinize ihtiyacım var!
Beni duyan, herkesten destek istiyorum. Lütfen genç evlatlarımız için tuttuğum #AdaletNöbeti’ne ses olun, destek verin.
10 yıl geçti! Gençlikleri, özgürlükleri ve gelecekleri ellerinden alınan evlatlarımız için 🙏
@avidrissahin Çok doğru bir tespit .10 yıl oldu suçu olmayan tamamen yasal faaliyetlerden dolayı (sendika üyesi,bankadaki kendi hesabına para yatırma,çocuğunu özel okula gendörme,gazete dergi aboneliği vs.) öğretmeni,memuru ,hakimi , askeri,polisi vb Savunmasını dahi almadan işinden ettiniz.
Sayın Abdullah Güler’in masumiyet karinesi konusunda geldiği aşamadan büyük memnuniyet duyduk.
Lakin yine de sormadan geçemeyeceğim.!!!
Belediye soruşturmalarında, sanatçılara yönelik uyuşturucu soruşturmalarında insanlar daha yargılama bitmeden hedef gösterilirken; KHK’larla yüz binlerce insanın adı Resmî Gazete’de yayımlanıp hayatları altüst edilirken masumiyet karinesi neredeydi?
Masumiyet karinesi, işinize geldiğinde hatırlayacağınız bir hukuk ilkesi değildir!
214 kişi için gösterdiğiniz hassasiyeti, yıllarca suçlu ilan edilen, itibarı zedelenen, ailesi ve geleceği dağılan herkes için de gösterecek misiniz?
Hukukta çifte standart olmaz. Masumiyet karinesi herkes için ya vardır ya da hiç kimse için yoktur!
İLHAN İŞBİLEN🚨⚠️
Duruşma salonunda yere yığılan 80 yaşında bir ihtiyar... Sedyeyle taşınan bir bedene adaleti tek kişilik hücrede mi aratıyorsunuz? İlhan İşbilen beyin kanaması geçirdi, ölüme bir adım daha yaklaştı.
⁉️ HastaMahpusa SesOl ⁉️
Onbinlerce KHK’lı resmi gazetede isim isim yazıldı tüm dünyaya afişe edildi.
Binlerce işe iade edilen var.
Bu insanların LEKELENMEME HAKKI yok muydu?
Ne zaman bu kadar arsız oldunuz?
Bakanınızın belirttiği 214 kişiyi açıklayın. Muhalefet değil Adalet Bakanı 214 kişiden söz ediyor.
Sayın @_cevdetyilmaz,
Fon vurgununa karıştığı iddia edilen kişilerin isimlerinin açıklanması talebine karşı “lekelenmeme hakkı”ndan söz etmişsiniz.
Peki, hiçbir somut suç isnadı ortaya konulmadan, savunmaları dahi alınmadan, on binlerce insan tek bir KHK ile kamu görevinden çıkarılırken; isimleri, hatta T.C. kimlik numaraları Resmî Gazete'de yayımlanırken LEKELENMEME HAKKI neredeydi?
Bu insanların itibarı, onuru, aileleri ve gelecekleri yok muydu?
Lekelenmeme hakkı yalnızca belli kişiler için değil, herkes için geçerli bir hukuk güvencesidir.
KHK’larla yüzbinlerce insanın ismi liste liste Resmi Gazetede yayımlandı, lekelenmeme hakkı hiç hatırlanmadı, ama konu foncular olunca anında lekelenmeme hakkı.
Ülkede milyonlar adalet, barış ve af bekliyor, ama konu foncular olunca anında varlık barışı/vergi affı gibi çağrı.
PKK ve APO’cu DEM, AKP ve MHP'lilerin dikkatine!…
Bahçeli! Özellikle de senin dikkatine!
“Yıl 1987 Gatadan 1987/5 siciliyle mezun oldum. Tayin yerimizi kura ile çektik, elime tüküreyim, bi çektim Erzincan. "aileme çok uzak" diye haritaya bakıp bakıp höykürerek ağlıyorum. Bi baktım Nevin yanımda, o da ağlıyor. Nevin de Erzincan’ı çekmiş. Neyse ki en samimi arkadaşımla gidiyorum diye hafiften teselli buldum.
Biz Nevin’le el ele tutuşup gittik. İkimiz de yeni nişanlanmıştık. Nevinin nişanlısı Mehmet, öğretmen ve Ankara’da, benim nişanlım Murat üsteğmen, o da Ankara’da. Yolda plan yapıyoruz; Erzincan Asker Hastanesine katılış yaparız, en fazla 15 gün sonra dönüp düğün yapar Eş tayininde en fazla 1 ay içinde Ankara’ya döneriz.
Erzincan Asker Hastanesi 200 yataklı ufak, iş de azdır, en azından GATA gibi olmaz diyoruz.
Erzincan’a indik herkes bize yeni gelen hemşireler filan diyor valizi taşıyor, çok mutlular...
Neyse, başta bizi inanılmaz coşkuyla karşıladılar. Biz de nasıl seviniyoruz herkes çok cana yakın diye.
Meğer hastanede 6 hemşire varmış bizimle birlikte 8 olmuşuz. Ee olsun iş çok az ki bu kadar hemşire var diye iyimser olmaya çalışıyoruz.
Baş tabip bize "hastanenin üst katında hemşireler kalır, mutfak var istediğinizi pişirebilirsiniz ama çarşıya giderken benden izin alacaksınız, size araç tahsis edeceğim" dedi . Amanın biz bi sevindik özel araçla filan gezecegiz diye. Ertesi gün mesai bitince gidip alış veriş yapmamız lazım. Bizim ‘özel araç’ geldi. Arkası branda askerî jeep. Arkada iki koruma ellerinde G3, Nevin’le öne bindik hoplaya zıplaya alış veriş yapıp döndük. Yine iyimseriz, yine gülüyoruz filan. Akşam yatma vakti kıdemli hemşire abla bize dedi ki" üniformalarınızı yatağın ayak ucunda giymeye hazır bulundurun.
Acil durumda hızla giyinip acile ve ameliyathaneye gitmek gerekebilir". Ne sıklıkta acil durum olabilirdi ki?
Uykuya geçtik geçmedik kapı gümbür gümbür vuruldu. Nöbetçi subay bağırmaya başladı.
"Pülümür Karakolu vuruldu"
Fırlayıp giyindik, asansör filan beklemeden koşarak indik. Ambulanslar gelmeye başladı. Biz yaralıları indirdirip müdahale edeceğiz.
Bir yüzbaşı jeepten atlayıp kucağıma bir şey tutuşturdu; “şunu tut ve sahibini bul" diye verdigi şeye önce dört elle sarıldım. O kadar panik içindeyim ki algılayamadım önce, bana ne verdi, sahibi kim? Galiba aşırı terliyorum, tüm göğsüm ıslandı diye düşündüm.
Tuttuğum şeye baktım. Kalçaya yakın hizadan kopmuş bir bacak.
Sonrasını hatırlamıyorum kısa süreliğine bayılmışım.
Kendime geldiğimde yerdeyim ve hala kopmuş bacaga sıkı sıkıya sarılmışım. Göğsüm ter degil kan içindeydi.
O gece biz 30 şehit verdik!Ambulansta gelen Mehmetciklerden sadece bir yaralı çıktı. Diğerleri zaten olay anında şehit olmuşlardı.
2 gün sonra, gece 4 gibi bağırışlar,
"Alp karakolu basıldı"
Ve bu böyle devam etti. Biz aylarca bırakın gidip düğün yapmayı çarşıya yiyecek bile almaya gidemedik.
Ben ve benim tüm meslektaşlarımın böyle binlerce, anı diyemeyeceğim çünkü anılar güzeldir, travması var.
Yıllarca böyle çalıştık, sonra sanki normal insanlarmış gibi akşamları evimize gidip yemek pişirdik çocuklarımıza anne babalık yapmaya çalıştık. Benim çocuklarım ne zaman düşüp bir yerini incitse normal bir anne gibi üzülemedim. Çünkü biz başka annelerin öpmeye kıyamadığı evlatlarının kollarını bacaklarını topladık. Unutamıyorum. Bazılarının üzerinden kanlı aile fotoğrafları çıkardı. Bugün bile ben o fotoğrafları hatırlıyorum.
Bazen o kadar çok ağlardık ki bizim göz yaşlarımız Onların kanıyla karışırdı. Yıllarca eşim beni uykumdan uyandırırdı. “Zeyno uyan kabus görüyorsun sürekli çığlık atıyorsun ne gördün?" diye sorardı. Hep kopmuş kollar, parçalanmış kafalar, üzerime bulaşan beyin parçaları"
Ben bana bu dünyada cehennemi yaşatan hic kimseyi affetmiyorum. Kimseyle de barışmıyorum.”
Zeynep Uğur Cincioğlu.
KHK'larla ihraç edilen insanların yalnızca işlerini değil,ekonomik ve sosyal yaşamlarını da etkileyen sonuçlar ortaya çıktı.Çözüm bütün bu sonuçları kapsamalıdır.
#KHKİçinSiyasiKarar
1,5 yıl önce aşağıdaki paylaşımı yapmıştım. Bugün yaşananlar, o gün sorduğum soruyu yeniden hatırlattı.
Eşi cezaevinde olan bir kadın, çocuklarının geçimini sağlayabilmek için evinde boncuktan anahtarlık yapıyor, komşularını da bu işe katıyordu.
Şafak vakti, tam teçhizatlı kolluk görevlileriyle evlerine operasyon yapıldı. Evde bulunan, kadınların el emeğinin karşılığı birkaç bin lira dahi poşetleriyle birlikte suç delili muamelesi gördü. (toplamı 5BinTL)
Mahkeme tutanağında kadın hâlâ derdini anlatmaya çalışıyor:
“O ele geçirilen para bizim emeğimiz olduğu için onun iadesini talep ediyorum… Benim çocuklarım var.”
Aradan birkaç yıl geçti.
Bugün ise fon soruşturmasında milyarlarca lirayı bulan işlemler ve kazanç iddiaları tartışılıyor. Eski bir bakanın ve eşinin adı da bu iddialar kapsamında gündemde. Haklarında malvarlığı tedbiri uygulanmış olmakla birlikte, kamuoyuna yansıyan bilgilere göre henüz ifadeleri dahi alınmış değil.
O kadınların boncuk dizmesi, komşularıyla birlikte anahtarlık yapması ve emeğinin karşılığında para kazanması zaten suç değildi.
Asıl mesele de tam burada.
Son derece sıradan bir geçim faaliyetinin dahi kriminalize edilerek şafak operasyonlarına konu edildiği bir dönemde gösterilen olağanüstü kolluk ve adli refleks ile bugün milyarlarca liraya ulaşan ciddi iddialar karşısında sergilenen adli refleks arasındaki fark ister istemez insanı düşündürüyor.
Kimse peşinen suçlu ilan edilmesin.
Ama kimse de peşinen suçlu muamelesi görmesin.
Hukuk; isme, makama, döneme veya siyasi yakınlığa göre değil, delile göre ve herkes için aynı şekilde işlemelidir.
@ismailsaymaz
Öcalan’a resmi görev, dağdaki PKK’lıya siyaset yolunun açılmasının konuşulduğu ortamda, 22 yıl ülkeye hizmet etmiş biri olarak Türkiye’de konuşamazsın denilmesi çok ağırıma gidiyor ….
Böyle bir ortamda kimliğimizi ismimizi saklayarak konuşmak zorunda bırakılmak çok ağırıma gidiyor böyle bir şeye katlanmam mümkün değil.
Burası bizim ülkemiz değil mi ?
Ben kendi ülkemde konuşamayacaksam yaşamamın ne anlamı var ?
Aktütün Karakolu'na 350 PKK’lı terörist saldırdı.
62 vatan evladı tam 9 saat aralıksız mücadele verdi, 17 kahraman şehit düştü ama Bayraktepe’yi teslim etmedi...
Ruhları şad olsun.
Mekanları cennet olsun.
Unutma.
Unutturma.
@mkorkmaz62 Sorusturma ve yargilama olmadan ihrac edildik, 6 ay sonra iddianame geldi, 2,5 ay sonra da mahkeme sureci basladi. Yargilama bitmeden diyor da bize yargilama baslamadan ihrac verildi. 657 DMK nin ne usulune ne esasina uyuldu. KHK ile hukuk dışına çıkılabiliyor, ....
@mkorkmaz62 Elbirliğiyle zulmü tamamladılar hocam.
En dürüst kadroları temizlediler, kalan hırsızı rüşvetçiyi korumak için de adalet numaraları yapıyorlar.
Savcının suçüstü yaptığı adamı bile uzaklaştırmıyolar şimdi.