Please tell this child that his father was sent to kill innocent people, while the person who killed him was only defending himself, his family, his people, and his homeland.
Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ni beraber tanıyalım!
Dil Tarihli olmak ne demek?
Dil Tarih’in ilerici ve aydınlık mirasını kimlerden devraldık?
Fakültemize dair sormak istedikleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
#dtcf#AnkaraÜniversitesi#yks#tercih
Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ni beraber tanıyalım!
Dil Tarihli olmak ne demek?
Dil Tarih’in ilerici ve aydınlık mirasını kimlerden devraldık?
Fakültemize dair sormak istedikleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
#dtcf#AnkaraÜniversitesi#yks#tercih
Tarlabaşı Sahne’den Deniz Göktaş’a mektup:
“Sevgili Deniz,
Bir sahne kurduk.
Bunu sana haber vermek istedik.
Tarlabaşı Semt Evi’nin içinde. Mahallenin tam ortasında. Ayda bir konser veriyoruz. Tarlabaşı Band çalıyor, ardından başka müzisyenler geliyor. Kimi zaman aynı şarkıya eşlik edenler, birbirinin adını ilk kez o akşam öğreniyor. Biz sahneyi biraz da bunun için kurduk. İnsanların birbirini yeniden tanıması için.
Biliyorsun, bu düzen uzun zamandır insanları birbirinden uzak düşürmenin yeni bir yolunu buluyor. İnsanlar da yan yana gelmenin yeni yollarını buluyor. Bazen bir semt evinde, bazen bir konserde, bazen de hiç tanımadığı birine yazdığı bir mektupta. Biz galiba en çok o anlarla ilgileniyoruz. Çünkü bir araya gelen insanların kurduğu cümleler, çoğu zaman en yüksek seslerden daha kalıcı oluyor.
Biz o yolların birini büyütmeye çalışıyoruz.
Her konser gecesi aynı şeyi düşünüyoruz. Sandalyeleri dizerken de düşünüyoruz bunu, kablolar birbirine dolanırken de, çocuklar sahnenin önünü şenlendirirken de. Bu ülkede sanatın asıl marifeti kusursuz olmak değil; insanların birbirinden vazgeçmesini engellemek.
Belki de bu yüzden sanat hiçbir zaman sadece sanat olmuyor. Bir şarkı bazen insanları aynı nakaratta buluşturuyor. Bir oyun aynı salonda nefes aldırıyor. Bir roman hiç tanımadığın biriyle aynı cümlenin içinde buluşturuyor. Yerini bulan bir kahkaha ise bazen uzun uzun yapılan konuşmalardan daha fazla yankı yapıyor.
Bir şarkının, bir oyunun, bir romanın, bir karikatürün, bir stand-up gösterisinin bu kadar ciddiye alınması boşuna değil. Demek ki bazen tek bir cümle, sayfalarca nutuktan daha etkili olabiliyor. Demek ki yerini bulan bir kahkaha, en kalın duvarları aşıp çok uzağa gidebiliyor.
Bizim de sana yazma nedenimiz tam olarak bu.
Geçmiş olsun demek için değil.
Aynı cümlede olduğumuzu söylemek için.
Çünkü bizim “Deniz Göktaş’a ayıracak vaktimiz var”.
Çünkü son zamanlarda memlekette herkes birbirinin vaktine göz dikmiş durumda. Kimin ne konuşacağına, neyi dinleyeceğine, neye güleceğine, neyi önemseyeceğine karar vermeye çalışan çok. Biz ise inadına vaktimizi başka türlü kullanıyoruz.
Bir konsere ayırıyoruz.
Bir kitaba ayırıyoruz.
Mahallede kurduğumuz küçük sahneye ayırıyoruz.
Birbirimizi dinlemeye ayırıyoruz.
Sana ayırıyoruz.
Çünkü vakit dediğin şey takvimden önce bir tercihtir. Biz de tercihimizi uzun zaman önce yaptık.
Tarlabaşı Sahne’de ışıklar her ay yeniden yanıyor. Bu bazen dışarıdan bakınca küçük bir iş gibi görünebilir. Oysa biz biliyoruz; memleketin en büyük işleri çoğu zaman en küçük salonlarda başlıyor.
Bir gün o salonun seyircileri arasında seni de görmek isteriz.
O güne kadar, buradan yükselen her alkışın içinde sana da ayrılmış küçük bir pay olduğunu bil.
Dayanışmayla,
Tarlabaşı Sahne”
@idgoktas
silahlar sussun, insanlar ölmesin elbette. rejim inşasında fiilen seçimsiz bir yere doğru gidilirken tüm bu olup bitenin demokratikleşmeye dair bir illüzyon gösterisi olduğu da akıldan çıkarılmasın ama.
çözüm yasasını ülkenin genel gidişatından ve iktidarın niyetlerinden ayrı okuyalım, ön yargılı olmayalım, eleştiren kürt düşmanıdır, demokrasi karşıtıdır, barış istemiyordur, egemen ulus, sosyal şovenizm, kemalizm falan filan...
olur, hayırlı işler herkese.
Sabah çalar saatle değil, bomba sesleriyle uyanmak...
Gazeteci Mahmud Adem'in Gazze'deki mesaisi, ailesi için su ve yiyecek aramakla başlıyor. Karaborsada 5 bin dolara fırlayan bilgisayarlara ulaşamadığı için haberlerini elektrik kesintileri altında, sadece bir cep telefonuyla yazmaya çalışıyor.
O, uzaktan bir trajedi anlatmıyor; çadırda yaşayarak, açlığı ve yerinden edilmeyi bizzat tadarak milyonlarca Filistinlinin acısını belgeliyor. Bu bir meslekten öte, insanlık onuru mücadelesi.
https://t.co/8Mny8BECuC
Değerli tiyatro yazarı, müzisyen dostumuz Bilgesu Erenus'u yitirdik.
1970'lerin ikinci yarısına damga vuran oyunu "Nereye Payidar" ile emekçi halkı, işçi sınıfını sanatı ve mücadelesinin omurgasına yerleştiren Bilgesu Erenus'u 1980 darbesi ardından yoğunlaşan karanlığa karşı verdiği mücadeleyle de hatırlıyoruz.
1990 ve 2000'lerde albümleri, konserleri, oyunları, senaryoları, romanları ile üretkenliğini sürdürdü.
Dostumuzu kaybetmenin üzüntüsüyle, sevenlerine, dostlarına, ailesine başsağlığı diliyoruz.
Gazeteciliğin hayatta kalma savaşına dönüştüğü yer: Gazze
7 Ekim'den bu yana 250'yi aşkın gazeteci katledildi. Mahmud Adem de bombaların altında gerçeği haykıranlardan sadece biri. Evi bombalandı, ekipmanları enkaz altında kaldı, en yakın meslektaşlarını toprağa verdi. Ancak o, silah yerine kamerasını, sessizlik yerine kelimeleri taşıyarak soykırımı tüm dünyaya duyurmaya devam ediyor.
https://t.co/8Mny8BECuC
Bilgesu Erenus yaşamını yitirdi
📌Senarist, yazar ve şair Bilgesu Erenus 83 yaşında yaşamını yitirdi. Tiyatro edebiyatında iz bırakan, aydınlık bir Türkiye ve eşitlik, özgürlük mücadelesine her zaman omuz veren Erenus için 8 Ağustos'ta Harbiye'de tören düzenlenecek.
https://t.co/pXLPsqJdyC