paraya gerçekten aşırı derecede muhtaç değilseniz çalışmayın.
çalışmak zorundaysanız da ağır-tehlikeli, iş kazası geçirme ihtimalinizin yüksek olduğu işlerde asla çalışmayın.
tüketimden ve üretimden gelen gücünüzü sonuna kadar kullanın. bu sizin en meşru hakkınız.
sevgili gençler, hobilerinize savaş açan anlayışa karşı yapabileceğiniz en etkili protesto; temel ihtiyaçlar dışında alışveriş yapmamaktır!
dışardan yiyecek, içecek almayın, sipariş etmeyin. temel ihtiyaçlarınızı satın alırken en az 4-5 yerden fiyat kontrolü yapın.
Steam'de 45 oyunun sayfası erişime engelli:
Engellenenler arasında Rockstar Games'in "Bully: Scholarship Edition" ve "Manhunt" oyunları, "POSTAL" serisinden üç oyun ve "Poppy Playtime" da bulunuyor.
https://t.co/JBMNtEk98s
temel ihtiyaçlar dışında yaptığınız her alışverişte sistemin işleyişini ebedileştiriyorsunuz.
onların daha da güçlenmesine neden oluyorsunuz.
sağlıklı gıdaya erişime harcadığınız paraya acımayın ama onun dışındaki her para harcamanızı bin kere düşünerek yapın.
@umit_k maaşı, alacağı vermemek o kadar normalleşmiş ki.. tekstil, inşaat, maden ve mevsimlik tarım işçilerinden, garsonlardan, hizmet sektöründeki pek çok çalışandan aylarca maaşlarını alamadıklarına dair haberler okuyoruz hep. özellikle bu yıl inanılmaz çoğaldı, 2025'te bu kadar yoktu.
sadece milletvekillerinin servetlerini kamulaştırarak ülkenin ev sahipliği oranını yüzde 90 seviyelerine rahatlıkla çıkartabilirsiniz. inanılmaz büyük bir servetimiz var... fakat bu servet sadece birkaç kişinin, oluşumun elinde, bomboş bekliyor..
insanlar; "kiracılık sistemi yasaklansın, barınma ihtiyacı aylık kazanç elde edilebilecek bir araca dönüşmesin." dediklerinde, bir takım gerizekalılar; "kiracılık sistemi yasaklanırsa kimse ev almaz, müteahhitler de ev yapmaz" gibi bir argümanda bulunuyorlar
Çorum'da barınacak yeri olmadığı için köy mezarlığında kalan 65 yaşındaki Asuman Yalçınkaya, belediyenin misafirhanesine yerleştirildi.
🗣 Asuman Yalçınkaya:
Mezarlık, büyük şehirlerden daha güvenli. Mezarlıkta zaman zaman kalıyorum. Elbette çok korkuyorum fakat yatacak, kalacak yerim yok.
Onlarla dertleşiyorum, bu da beni rahatlatıyor. Duygusallığım fazla, zaman zaman ağlıyorum ve rahatlıyorum.
yani konut üretimini özel sektöre devrettiğimiz için milyonlarca insan sokakta kalma riski ile yaşıyor.
konutları devlet üretsin dediğimizde bütçe yetmez gibi saçma bir argümanda bulunan insanlar da oluyor.
yoksulun-işçinin bunlarla aynı ortamda bulunmaktan kaçınması kadar doğal başka hiçbir davranış kalıbı yoktur.
şu yazımda da bu durumu anlatmıştım, sosyal dışlanma konusu;
mesleklere göre sosyoekonomik sınıflar listesi;
1.-Yoksul sınıf;
İnşaat işçisi
Mevsimlik tarım işçisi
Kağıt toplayıcı, hurdacı
Merdiven-altı fabrika işçisi
Sanayi işçisi
Gündelikçi (yevmiyeci)
Hamal
Sokak satıcısı (seyyar satıcı)
Temizlik işçisi
Tarla işçisi
Çaycı vb.
Yoksul sınıfı diğerlerinden ayıran en temel şey, düzensiz iş olgusudur. "İş" denilen şey onlar için düzenli bir maaş, pazar izni ya da yıllık izin demek değildir. Bugün vardır, yarın yoktur. Bir ay boyunca iyi kötü bir gelir elde edilir, sonra aylarca hiçbir şey gelmez. Hiçbir iş olmaz. dışarıdan bakan biri "bir ayda 100 bin lira kazanmış" diye düşünebilir; ama o paranın ardından gelen üç, dört aylık boşluk hesaba katıldığında, aylık ortalama gelir asgari ücretin bile altına düşer. Üstelik o boş aylarda biriken borçlar, elde avuçta ne varsa eritir.
İş güvencesi diye bir şey yoktur.
Bugün çalıştığın yerde iş bittiğinde yarın yeni bir yerden iş gelene kadar işsiz kalmış olursun. mevsim, hava şartları, projenin ya da piyasanın, işin durumu neyse senin kaderin odur.
daha net bir örnek verelim. temizlik işçisi olduğunuzda sadece insanlar evlerini temizletmek istediğinde işinizi yapabilirsiniz. bir ay boyunca full çalışmanız garanti değildir. iş çıkarsa çalışabilirsiniz sadece...
mevsimlik tarım işçileri örneğin, sadece meyvelerin hasat edilecekleri zamanlarda çalışabilirler..
veya inşaat işçileri, işini yaptıkları inşaat bittiğinde yeni bir inşaat işi çıkana kadar beklemek zorunda kalırlar. bu bekleme süreci aylar sürebilir.
dikkatinizi çekmek istediğim en önemli nokta sadece iş geldiğinde bu kişilerin çalışabilmesi...
işler çoğunlukla sigortasızdır. bu kişilerin sağlık hizmetlerine erişimleri de fazlasıyla kısıtlıdır... muayene ücretlerini karşılayamazlar.
düzenli maaş alamazlar. Maaş güvenceleri yoktur. İşini yaparsın, emeğini verirsin ama paranı aylarca alamazsın. Karşındaki "parayı bir-iki aya vereceğim" der, sen de beklersin. O para eline geçene kadar enflasyonla erir, alım gücü düşer. Bu bekleyiş sırasında ne yapacağını, ne yiyeceğini bilemezsin.
Aylarca maaşını alamayan işçilere dair haberlere basit bir google araması ile ulaşabilirsiniz...
aylarca maaşı, emeğin karşılığını alamama sorunu istisna değil, yoksul sınıfın rutinidir.
iş güvenliği önlemleri de sıfırdır.
çalıştıkları işlerin çoğu ağır-tehlikeli iş olarak tanımlanır.
İş kazası yaşamamış bir yoksul bulmak imkansıza yakındır. İş kazaları sonucu hayatını kaybeden pek çok işçi yoksul sınıftandır...
Yüksekte çalışırlar. güvenlik kemerleri ve ipleri yoktur. en ufak bir denge kaybında metrelerce yükseklikten aşağı düşerler. kimyasallara maruz kalırlar.. ağır yük kaldırırlar ve korunaksız makinelerle uğraşırlar...
iş kazalarında hayatlarını kaybeden işçilerin başlıca ölüm nedenleri şunlardır; Ezilme, Göçük, Yüksekten Düşme, Elektrik Çarpması, Nesne Çarpması-düşmesi, Patlama, Yanma, Zehirlenme, Boğulma, Kesilme, Kopma..
iş kazaları sonucu uzuv kaybı da yoksul sınıfta sıkça gözlemlenir. en sık görülen uzuv kayıpları; parmak, el kopmasıdır...
Kolu kesilen, parmağını kaybeden, belini sakatlayan, ciğerleri biten sayısız yoksul insan vardır..
orta yaşlı, yaşlı pek çok yoksul kişi meslek hastalıklarından muzdariptir...
yoksullar genellikle; alçısız, sıvasız, rutubetli, küflü, sağlıksız bir evde kalırlar. (kiracı veya ücretsiz kalınan bir ev - aile evi, gecekondu vb.) Çocuklar o rutubetin içinde büyür. astım, bronşit bu evlerin sıradan misafirleridir.
yoksullar konut güvencesizliği de yaşarlar. özellikle onları idare edecek tanıdıkları, ev sahipleri yoksa sokakta kalma riskleri aşırı derecede yüksektir. çoğu potansiyel evsiz adayıdır. gizli evsiz olarak tanımlamak yanlış olmaz.
bulundukları şehrin dışına çıkamazlar. çıksalar bile seyehatleri sonrası geldikleri şehirde barınma ihtiyaçlarını karşılayamazlar.
otellere verecek parayı bırakın hostellere, apartlara verebilecek paraları bile yoktur.
şehir değiştirdiklerinde; otogarlarda ya da camilerde geceyi geçirmek zorunda kalırlar.
maddi durumları seyehat özgürlüklerini ellerinden alır... tatil yapabilmekten bahsedemiyoruz bile..
sık sık sosyal dışlanma yaşarlar. kendi semtlerinin dışına çıktıklarında veya daha üst sosyoekonomik düzeydeki insanların bulunduğu yerlerden geçtiklerinde insanların yüzünü ekşiten, tiksinen bakışlarına maruz kalırlar. Kimse açıkça bir şey söylemese bile bakışlarıyla ve tavırlarıyla onlara bok torbası gibi hissettirirler.
insanlar bu kişilerle çoğunlukla iğneleyici ve aşağılayıcı bir tavırla, üslupla konuşur. konuşmalardaki iğneleyici üslup, doğrudan hakaretten daha ağırdır. hakaret etmezler belki ama uslüpları ve davranışları ile hakaret etmekten daha beter bir durumda bırakırlar yoksul kişileri.
insan yerine koymadıklarını söylemek abartı değildir...
bir hizmet alırken, bir kapıdan girerken, birine bir şey sorarken her seferinde bunu hissederler yoksullar.
yoksulların bireysel gelirleri; 28 bin veya altı -
Hanehalkı gelirleri 2 asgari ücret veya daha altıdır....
son birkaç yıldır orta sınıfı gözlemliyorum. istisnalar dışında hepsi, dışarda gördükleri yoksul kişilere ve işçilere karşı tiksinerek bakıyorlar. yüzlerine istemsiz bir iğrenme belirtisi geliyor. net bir şekilde gözlemleyebiliyorsunuz.
Sosyal anksiyete, mekanın ticarileştiği ve sosyalleşmenin pahalılaştığı bir dünyada yoksul insanın kamusal alandan çekilerek 'bireysel onurunu koruma' mekanizmasıdır.
Sistem, yarattığı sınıfsal dışlanmayı şöyle maskeler: Bedenin Sığınması vs. Insanlardan kaçma. Dışarı adım attığı an her şeyin bir maliyete dönüştüğü bir kentte, cebi boş bir gencin odasından çıkmak istememesi bir fobi değildir. Bu ticarileştirilmiş toplumsal alanda madara olmamak için geliştirilmiş sınıfsal bir savunma hattıdır.
Çünkü kusursuz tüketim kalıplarının ve kurumsal jargondaki özgüvenin kutsandığı bir vasatta taşralı ya da yoksul bir insanın duraksaması biyolojik bir arıza değildir. İnsan insanlardan değil sistemin onun diline, kıyafetine ve cüzdanına yapıştıracağı o kaybeden etiketinden kaçar.
Yani parası olmayanın insan sayılmadığı bir vitrinde sosyalleşememek bilişsel bir çarpıtma değilde mülksüzleştirilmiş insanın mekansal tecritle yüzleşmesidir.
Ana akım tıp ise kafe ödevleri maruz bırakma egzersizleri ve özgüven haplarıyla insanları sokağa dökmeye çalışır. Bu kişiyi iyileştirmek değil onu cebindeki boşlukla daha çıplak ve savunmasız bir şekilde piyasanın ortasına fırlatmaktır.
Psikiyatri, cüzdanı boşaltılmış insanın evine sığınmasını 'hastalık' sanır. Oysa insanın ihtiyacı özgüven terapisi değil ticarileşmemiş kamusal alanlar, insanca bir iş ve geleceğe dair somut bir güvencedir. Sınıf analizi yoksa tedavi sadece bireyi kendi yoksulluğundan utanmaya mahkum eder.
yoksullarla-işçilerle iletişim kurmaları gerektiğinde, bok parçası ile iletişim kurmak zorunda kalıyorlarmış gibi bir tavır takınıyorlar. hiçbir saygı göstermiyorlar, üslupları inanılmaz rahatsız edici.
@ketonyamaster hayatta kalmak için sisteme uyum sağlama anlayışını o kadar abartıyorlar ki.. kendilerini her gün parça parça yok eden sisteme uyum sağlayarak hayatta kalabileceklerini düşünüyorlar. hayatta kalmak için savaş anlayışına geçmeliler. uyum sağlamak bazen ciddi bir şekilde yok eder.
görev tanımı dışında işçi çalıştırdığı veya bir kişiye dört, beş kişilik iş yükü yığdığı tespit edilen işverenin, mal varlığının en az %50'si kadar tazminat cezası alması gerekiyor.
denetimlerde güvenlik önlemlerini sağlamadığı tespit edilen, ÇALIŞANI İŞ KAZASI GEÇİRİP YARALANAN VEYA HAYATINI KAYBEDEN işverenin, mal varlığının en az %50'si kadar tazminat cezası alması gerekiyor.
görev tanımının bildirimi de zorunlu olmalı.
işçiye işe başlamadan önce görev tanımını detaylı olarak anlatan yazılı bir belge verilmesi gerekli.
görev tanımına uygun olmayan bir şekilde çalıştığı kanıtlı olarak tespit edilen işçiye, 1 aylık maaş kesintisi cezası verilmeli