Soma'da madenciler son yolculuklarına uğurlandı
Manisa'nın Soma ilçesinde maden ocağındaki göçükte yaşamını yitiren işçilerden Kerim Ören, memleketi Kırkağaç'ta toprağa verildi.
Oğlu Yaşar'ın babasına veda ettiği bu görüntüler ise yürekleri yaktı.
"Kapitalist olarak o, yalnızca sermayenin kişileşmesidir. Onun ruhu sermayenin ruhudur. Fakat sermayenin tek bir yaşam dürtüsü vardır: değer ve artı-değer yaratma, sermayenin değişmeyen kısmını, üretim araçlarını, mümkün olan en büyük miktarda artı-emeği emmeye yöneltme eğilimi."
Son günlerdeki fon-para olaylarını düşündüm de insülin direnci gibi bir şey herhalde. Milyonlarca liran var zaten,dolandırarak kazanıyorsun. Hücrelerine giremiyor tabii; ne yapsın hücrelerin parayı? Hoop daha fazlasını istiyor. Bir şey sanıyor parayı zavallı varlığın.
Milyonlarca insanı geleceksizleştir, fonlardan medet umar hale getir, ardından bir de o fonlar üzerinden soy. Bu yaşadığımız ekonomik kriz değil, soygun düzeni.
Bir skandalı da ben ifşa edeyim.
AKP kurmayının vurgunla suçlandığı ve patronları tutuklananÖzata Denizcilik’in yönetiminde çok kısa süre önce bir değişim yaşandı. Tesadüfe bakın ki, şirketin yönetim kurulu üyesi İskender Balcı birdenbire istifa etti.
Sanki, filikaya binip gemiyi terk etme gibi… Tıpkı hisselerini satıp milyar kazanan Fatma Betül Sayan Kaya gibi…
Peki, kim bu İskender Balcı? Yazayım: Osman Çelik’in damadı. Osman Çelik mi kim? Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı!
Gördünüz mü?
Memleketin hazinesini emanet ettiğimiz insanların pek “akıllı” damatları nerelerden çıkıyor?
Sahi, Mehmet Şimşek yardımcısına “bu ne iş” diye soracak mı?
İşte KAP’ta yer alan o “istifa” 👇🏼
Hiçbir şeye gerek yok, kamusal kaynakların buna göre dağıtımı yeterli. Fakat bu düzen bunu sağlayamaz. O nedenle evet, patili dostlar için de sosyalizm şart
Düşünsenize bu görüntüler üzerine hemen bölgeye ekipler gidiyor, kelepçelenen baba mahkemeye çıkarılmak üzerine gözaltı merkezine götürülüyor çünkü hayvanlara zulmetmek meğer en ağır suçlardan biriymiş hukuk sistemimizdeki,
Çocuk ve anne de psikiyatrlar, pedagoglar eşliğinde babalarının yarattığı psikolojik tahribatı onarma sürecine giriyorlar, o esnada belediye ekipleri de hemen hijyenik mama ve su kapları yerleştirmiş, insani koşullarda yaşayan, barınma ve güvenlikleri sağlanmış, mahalleyle uyumlu ve nüfus planlamasıyla kontrol altında tutulan mutlu kediler köpekler kıtır kıtır mama yiyorlar kuyruk sallıyorlar...
Ne güzel bir hayal değil mi, keşke gerçek olsa. Acaba gerçek olması için ne yapmak lazım...
Birbirine kültürel olarak karşıt görünen bu iki süreç örgütlü, hak arayan ve ülkesinin kaderi üzerinde egemenlik iddiasında bulunan yurttaşın zayıflaması noktasında tarihsel olarak kesişebilir, ve öyle de oldu.
Gerçekten de "SGB denilen oluşum" gibi bir ifade kullanmış mı? Kısa süre önce verdiğiniz kararları bu derece kriminalleştiriyorsanız, kim size neden güvenip yola çıksın? Ek olarak, 1 oy TKP 1 oy Kılıçdaroğlu söylemi akıllarda hala. Bazen sorumluluk alabilmek gerek :)
Kemal Okuyan:
💬2023 seçimleri döneminde yaptığımız asıl hata Sosyalist Güç Birliği'nin parçası olmaktı.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde TKP'nin neden Kılıçdaroğlu’nu desteklediği sorusuna TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan:
"Biz orada tavır alırken Kılıçdaroğlu’na kefil olmadığımızı söyledik. Biz Türkiye toplumundaki 'Erdoğan gitsin' söylemiyle kavga edebilecek bir birikim yaratamadık ve dedik ki, 'Gözünüzle görün.' Dolayısıyla ben, 'Gördünüz mü Kılıçdaroğlu’nu?' diyenleri ciddiye almıyorum çünkü mesele Kılıçdaroğlu değil. Unutuluyor, tüm CHP Kılıçdaroğlu ile birlikte hareket ediyordu. Yarın Özgür Özel için benzer bir şey söylenecek. Çünkü bu sistem kahramanlar yaratıp sonra onları kanalizasyon çukuruna gömmek üzerine kurulu. Bu değil mesele. TKP stratejisini başka şekilde kurmuştu. Bizim temel görevimiz CHP denilen ve büyük umutlar beslenen o yanılsamadan halkımızı kurtarmaya çalışmak. 2023'e geldiğimizde kurtarmak için yeterli enerjiyi yaratamadık. Vakit kaybettik. TKP'nin o dönem yaptığı asıl hata, Sosyalist Güç Birliği denilen, TKP'ye ve birçok solcuya vakit kaybettiren oluşumun parçası olmaktı.
Tarih CHP-HDP'nin arkasına dizilmeyen, bağımsız bir hatta ısrar eden solu haklı çıkarıyor. Fakat mesele haklı çıkmak değil, kitleleri bir siyasal perspektifte buluşturabilmek. Yeni görevlerimizin farkında olalım ve kendimize güvenelim.
Pizzacı ZP'lilerin güç gösterisi sahte mi? Olabilir. Gerçek mi? Olabilir.
Peki sol, bunun cevabına göre mi tavır almalı?
Başkası tarafından belirlenmeyen, kendi bir özne olarak varolabilen ve kendi gündemini kendisi belirleyebilen, bildiğini yapmaktan vazgeçmeyen bir sol mümkün.
@zeynabelle@realAnilAba@GultekinBerkant@yazilama Zeynep hanım gazetenizin tazminatı ödememesi tek bir anlama gelir, gazeteniz kendi yayınladığı yazıya sahip çıkmıyor. Bu hiçbir şey değilse kendi işine, kendi okuruna saygısızlık.
Ayrıca adam aylardır muhatap bulamıyor, Berkant'ın bir anda İsmail'i ortaya atması ise çok çiğ
Sosyalist Emekçiler Partisi (SEP) genel başkanı Güneş Gümüş'ten TKP'ye:
💬 ...tartışmaya Kemalist/ulusalcı bir yerden dahil olarak, her zamanki gibi Kürt halkının demokratik/ulusal beklentilerini gözardı ederek komünistlik oynayamazsınız. Bunu da sözde sınıfsallık arkasına gizleyemezsiniz. Bu sınıfsallık Kautskyci reformist solun şovenist sınıfsallığıdır. Burjuva devlete sadık, milliyetçilere göz kırpan komünist olamaz.
@Gunes_Gumus_SEP@SEPmedya
Ciddi insanlar ciddi sorunları ciddi bir biçimde ele alır. Türkiye soluna musallat olan dejenere bir toplamın yarattığı onca sis bulutunu dağıtan, oldukça net bir açıklama.
#Açıklama | İlerici kamuoyuna
02.06.2025 tarihinde saat 19.35 sıralarında bir geçici üyemizin taciz faili olduğunu iddia eden üniversiteli bir kadın üyelerimize ulaşmış ve böylece konu tarafımıza ilk kez aksetmiştir.
Komitede konuyla görevli kadın arkadaşımız müşteki kadına ulaşarak ilk teması yaklaşık 15 dakika içinde 19.50 civarı sağlamıştır. İlk temasın ardından iddianın kategorik olarak karantina prosedürü gerekli konulardan “kadına yönelik suçlar” kapsamında olduğu anlaşıldığından, hakkında suç isnat edilen geçici üyemiz Yusuf’un üyelik süreci askıya alınmış ve soruşturma sonuçlanana kadar tüm dernek faaliyetlerinden el çektirilmiştir.
Müştekinin bizlere aktardığı olay özetle şöyledir: “Bize ulaşmasından yaklaşık 2 ay önce tacizde bulunduğu, sonraki iletişimlerinde manipülatif ifadeler kullandığını, kimi mesajlarına ise yanıt vermediğini dolayısıyla psikolojik şiddet uyguladığını" belirterek taciz ettiğini ve manipülasyon uyguladığını ifade etmiştir. Müşteki kadından konuyla ilgili elinde bulunan ve delil sayılabilecek tüm materyalleri tarafımıza iletilmesi rica edilmiştir. Saat 20.00 sıralarında tarafımıza müştekinin delil olduğunu düşündüğü ekran görüntüleri iletilmiştir. Saat 20.15 sıralarında hakkında şikâyet bulunan Yusuf hakkındaki tedbir uygulamalarının işleme alındığı kendisine iletilmiştir.
Komitede görevli yoldaşımız, soruşturma aşamasında kadın beyanının esas alınması evrensel ilkesi uyarınca şikâyette bulunan müştekiyle en erken şekilde yüz yüze bir görüşme yapmak için öneride bulunmuş ve bu öneri kabul görmüştür. Ardından derhal görüşme konusunda randevu alınarak, ilgili kişinin uygunluğunu belirttiği şekilde 03.06.25 tarihi saat 19.00’a planlama yapılmıştır.
Ancak 3.06.25 saat 13.00 civarında başvuruda bulunan müşteki arkadaş Yusuf’la “son bir kez görüşmek istediğini” belirtmiş, Disiplin Komitesi'nden kadınlar olarak şikayetçi kadın arkadaşın kendi güvenliği ve soruşturma salahiyeti açısından ilgili şahısla görüşmesinin risk barındırdığını, sürece azami ölçüde ehemmiyet verildiği ve tarafımızla ertelediği görüşmenin yapılması için haber beklendiği iletilmesine karşın müşteki kadın arkadaş kararının bu yönde olduğunu ve tarafımızla ancak 04.06.25 tarihinde görüşeceğini belirtmiştir.
Takip eden saatlerde şikayetçi kadın arkadaştan görüşme için yeniden haber beklediğimiz sıralarda sosyal medyada Yusuf hakkında bir video yayınlanmıştır.
Süreçte derneğimize ulaşan ilk şikâyet ile derhal tedbirler alınmış, konu soruşturmaya başlanmış, Disiplin Komitesi hemen toplanmış ve süreç müşteki kadın arkadaşa bildirilmiştir. Telefon görüşmeleri yoluyla kurulan diyaloglar sırasında şikayetçi arkadaşın derneğimize yönelik herhangi bir ithamı veya eleştirisi olmamıştır. Dolayısıyla bu konu değerlendirme dışı tutulmuştur.
Ancak anonim isimli bir sosyal medya hesabı tarafından paylaşılan ve kontrolsüz şekilde gerçekleştirilen müdahale derneğimizin acil müdahale sürecini akamete uğratmıştır.
Özetle süreçte her şeyden önce yöntemsel bir sıkıntı bulunmaktadır. 2 Haziran akşamı bize ulaşılmıştır. Aynı akşam Yusuf’un pratik süreci durdurulmuş ve müşteki arkadaşla iletişim kurulmuştur. 3 Haziran günü müşteki arkadaşla planladığımız görüşme kendisi tarafından iptal edilmiş, aynı gün Yusuf’un teşhir edildiği video X sitesinde paylaşılmıştır. 4 Haziran günü ise ne yazık ki Yusuf’un hayatına son verdiği haberi bizlere ulaşmıştır.
Tüm bunlar bir buçuk gün içerisinde olmuştur.
Derneğimizin meseleyi hakkıyla araştıracak ve bağımsız kişilerin de katılımına açık bir soruşturma süreci yürütme imkânı kalmamıştır. Ne kadınların derdini anlatmasına fırsat verilmiş ne de bir savunma yapma olanağı kalmıştır. Biz herkesle görüşmeye, herkesi dinlemeye, herkesi tatmin edecek bir soruşturma süreci için bütün önerilere açık olduğumuzu açıklıkla ifade etmişken ne yazık ki mesele 20 yaşında bir insanın ölümüyle sonuçlanmıştır.
İlgili süreç güvenli şekilde işletilirken ve şikayetçi kadın arkadaş ile tam bir iletişim sağlanmışken sosyal medyada plansız, ucu açık ve istismar edilmeye açık bir paylaşımın yer alması teşhir gibi kadın hareketinin önemli bir aracının bu biçimde kullanılması mekanizmanın zayıflatılmasına da yol açmaktadır. Yapılanların öz savunma manasında bir teşhir olmadığı açıktır. Bu araçların yanlış kullanılmasının tüm kadınlar açısından olumsuz sonuçları olabileceği için, azami hassasiyet gösterilmesi elzem olduğu halde bu aracı alelade bir linçten farksız biçimde hayata geçirenler tarafından gösterilen bu sorumsuzluk herkesin malumudur ki çok vahim bir sonuca yol açmıştır.
Ortada ne başı sonu belli bir suçlama ne bir soruşturma ne de bir savunma vardır. Buna ne yazık ki fırsat verilmemiş, başta müşteki kadın olmak üzere herkese zarar verecek bir yöntem tercih edilmiştir. Şimdiyse ortada soruşturma yürütecek bir zemin kalmamış, nihayetinde bir linç videosu ve bir ölümün dışında hiçbir şey elde edilememiştir.
Bizler kimsenin devrimcilere ya da kadın hareketine baktığında adalet yerine linci koyan, savunma hakkına fırsat vermeyen, kontrolsüz bir kitle rüzgârının etkisiyle insanların hayatlarında geri dönülmez sonuçlar doğuran bir manzaranın görünmesini istemiyoruz. En başta kadınlara zarar veren bu orta çağ ilkelliğinin siyasal kılıflarla meşrulaştırılmasını da tolere edecek değiliz.
Dünden bugüne tavrımız nettir: Her işimizde sabırlı olacağız, özenli olacağız; suçunu sabit gördüğümüz insanlara ceza vermekten çekinmeyeceğiz ancak hiçbir insanı da umutsuz vaka olarak görmeyeceğiz. Kadın mücadelesini herkesi susturarak tekeline almaya çalışanları ve bu mücadelenin araçlarını sorumsuzca kullananların provokatif çıkışlarını dikkate almayacağız.
Son olarak bu sözde “teşhir” sürecini örgütleyenlerin, sorumsuzca yaptıkları şeylerin kadın mücadelesine ve devrimci mücadeleye zarar verdiğini; bir insanın savunmasının dahi alınmadan suçlu ilan edilip cezalandırılmasının sonuçların çok vahim olduğunu, acı bir ölümün ardından da olsa artık anlamalarını temenni ediyoruz.
Gelecekte bu türden acıların yaşanmaması adına netleşilmesi gereken konular bulunmaktadır: İlk olarak linç kültürünün olduğu yerde hiçbir sorun çözülmez.
İkinci olarak kadın mücadelesine ilişkin araçların ve mekanizmaların istismarı ve zayıflatılması; devrimci yapıların soruşturma süreçlerinin üzerinden atlanması kimseye fayda sağlamaz.
Konuşulması, tartışılması ve üstünden atlanılmaması gereken en önemli hususlardan biri de insani ilişkilerin çelişkili niteliklerini göz ardı etmenin yaratacağı olumsuz sonuçlardır.
Devrimcilik adına dönüşüm olasılığını yok saymak, ahlaki mutlakiyetçiliği devralmak, yalnızca bireyleri değil, devrimci siyasetin kendisini de tüketir. İnsanların hatalarıyla öğrenip büyüyebileceğine dair inanç, mücadelelerin sürdürülebilirliği için elzemdir. Cezai süreçler ve soruşturmalar bireyin kendi çelişkilerini aşarak politik özneye dönüşme ihtimalini elinden almamız anlamına gelmemelidir. Tam aksine, hataya rağmen mücadeleye katılabilen özneyi kazanmak, faşizmin toplumu zombileştiren ölümcül ahlakçılığına verilecek en kuvvetli yanıttır.
İnsanlar arasındaki karmaşık ilişkiler alanı devrimci mücadelenin konusu değilse bile onun zeminidir. Ancak bugün tanıklık ettiğimiz şey, bu alanın bir ahlaki denetim ve simgesel temizlik hedefiyle terbiye edilmeye çalışılmasıdır.
Bu anlayış, sosyal ilişkiyi özünde yoz ve suç üretmeye yatkın bir zemin olarak görür; ona ancak sürekli denetim, cezalandırma ve dışlama mekanizmaları eşliğinde varlık tanır. Devrimci mücadeledeki temel ahlaki ilke olan dönüşüm imkânı böylece boğulur. Bu ise en baştan mücadelenin kaybedilmesi demektir.
Süreç bizim nazarımızda böyle gelişmiştir.
İlerici kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.
Devrimci Gençlik Dernekleri
5 Haziran 2025
Ertuğrul abinin iyi niyetine şüphe yok. Bununla beraber; Sol Parti, EMEP ve EHP'nin doğru görülen öğrenci korteji ısrarının pratikte örgütsüzlüğün örgütlenmesinden başka bir anlam ifade etmediğini kabul etmek gerek. TİP ve TKP ne kadar birbirine benzemese de doğru noktadalar.
"1 Mayıs önemli bir mücadele günü olmakla birlikte uzun dönemli olarak yapılan çalışmaların, sınıf hareketinin, sosyalist hareketin ve kitle hareketinin mevcut durumunun yansımasıdır."