Gitmek isterdim, gece olunca ışıl ışıl aydınlanan gökyüzüne, okyanuslara, tutulacağımı bilsemde balık olmak isterdim balıkcının oltasına. Aşka dair yazılmış şiirde söz olmak isterdim. Ve verdiğim her sözü tutmak isterdim, sonra put gibi kalmak isterdim. Sonunda görünce gerçeği, sonsuza kadar inanmak isterdim, yıkılmak isterdim gerçeğin karşısında. Aşkı, sevgiyi, aşkın en yalın halini, yani gözlerini. Gözlerinde yanmak isterdim. Sonra; bir kibrit çöpü gibi yanmak isterdim. Hani yanacağını bile bile ağaç olmak. "isterdim"..
Noktasını şimdi koydum ;
Bilinmezlikler içerisinde bir rüya olmak isterdim; tanıdık bir melodide, kulaklarında yankılanan o tanıdık nota. Ama hayatım, dram filminde en can alıcı yer, ya da romantik bir filmde final sahnesi tadında. Sonbaharda dalından düşen yaprağın çaresizliği saklı hatırlarımda. Oysa ben antik çağlarda yaşamış bir kahraman olmak isterdim. Ömrüm “sen de mi Brutus” diye geçerken. Şirin için dağları delmek isterdim. Manolyalarla dolu bahçemizde gezerken ellerini tutmak isterdim, sonsuz bir huzur içinde gözlerine bakmak isterdim. Anne karnındaki huzur gibi… Soğuk bir kış gecesinde gökyüzünden yağan kar olmak isterdim. Kardan adam yaparken üşüyen ellerini ısıtmak isterdim. Ayçiçeği olmak isterdim sonsuz tarlalarda, sabahları güneşimi beklerdim. Ve en sonunda, bütün bu olmak istediklerimin ötesinde, sadece senin nefesinin değdiği yerde durmak isterdim; ne rüya, ne nota, ne kahraman… Yalnızca senin adınla ısınan, sessiz ve eksiksiz bir an..
O gün titreyen sesindeydi hayalimdeki sen. Ayın en güzel hali hilâl aydınlatıyor yüzünü sanki. Gülüşünse dağatıyor bendeki tüm hüznü. Ve dalıyorum hayalimdeki senin olmazlarına. O an ürperiyor bedenim, hafif esen poyrazda dalından düşen yaprak misaliyim, sensizim. Soğuk esiyor artık sensizlik rüzgarı, bütün benliğimde hissediyorum bunu.İliklerime kadar üşütüyor beni bu durum. Yeni yeni tanısamda özlediğim kişisin. Belkide uzun zamandır beklediğim sensin. Hissediyorum çünkü titriyorum karşında sebepsiz.Nefesimsin boğuluyorum sensizliğin kuytularında. Sonra sen geliyorsun, sıcak tavırların cezbediyor beni.Yeniden hatırlıyorum erkekliğin kudretini. Dağalıyor sis sen gelince, güneş bile farklı ısıtıyor sanki beni.Birden yağmur yağıyor ve iliklerimize kadar ıslanıyoruz. Yüzümüzde beraberliğimizin verdiği mutluluktan açan çiçekler çok farklı sanki.Ya şu açan gökkuşağına ne demeli ben hiç farketmemiştim yedi rengini. Seviyorum hayalimdeki senle konuşmayı en çokta paylaşmayı. Ama kelimelerin bittiği bir yer oluyor, olmazlarımızı hatırladığımızda.İşte o zaman akıyor göz yaşları yanaklarından, onlar bile güzel inci taneleri.