Emin olma duygusunu çok özledim..şüphenin rengine bulaşalı çok oldu..önceden nasıl güvenirdim sırtımı nereye yaslardım gözüm arkada kalmadan nasıl yola çıkardım hepsini unuttum..şimdi her şeye puslu bi camın arkasından bakıyorum..biraz kırgın biraz yorgun
Benimle derdi olan benimle konuşmuyor; gidip benim haricimde herkesle konuşuyor. Ama mesele ben değilim zaten. Mesele; yaptığı gıybetin karşısında baş sallayanların ilgisi, "Doğru diyorsun" diyenler, şakşaklayanlar, keyifle dinleyenler...
Bazı insanlar gerçeği değil, kendini haklı hissettiren kalabalığı sever.
Tam uyuyacaktım aklıma annemin anaannem vefat ettikten sonra evini toplarken bir çorap görüp koklayarak ağladığı sonra da yengemin abla o benim çorabım dediği geldi
Bir erkeğin sosyal medyada seninle fotoğraf paylaşmaması:
Evli
Başka sevgilisi var
Seni önemsemiyor
Başkalarına yürüyor
Seninle gelecek planı yok
Yani sen kutsalsın, özelsin, aman nazar değer diye değil sevgili dostum🤭
Kucağa oturanın Sevgilisi var,
Göğüse para takan Evli ve eşi hamile,kucağa alan Evli ve 12 yaşında kızı var,Sorsan çağdaşız moderniz,yerin dibine batsın sizin çağdaşlığınız.. 🤮
Vize randevuları hangi tarihlere açılır:
Fransa
İstanbul - Mart Sonu / Nisan
İzmir - Mart Sonu
Ankara / Gaziantep - Mart / Nisan
*Her hafta düzenli olarak randevu açılıyor.
İtalya
İstanbul / İzmir / Ankara - Mart
*Tüm şehirler yüksek ihtimalle 16-20 Şubat civarında randevu açacaktır sırayla
Hollanda
İstanbul - Nisan Sonu
İzmir- Nisan
Ankara - Nisan
*Bekleme listesi hemen hemen her gün açılıyor, İstanbul bölgesi 15 diğer şehirler 7-10 gün içinde sıra geliyor.
Yunanistan
İstanbul - Nisan (Ek kota mart açabilir)
İzmir - Nisan (Ek kota mart açabilir)
Ankara - Nisan (Ek kota mart açabilir)
İspanya
İstanbul - Nisan
İzmir - Mart / Nisan
Ankara - Mart - Nisan
*Genelde önümüzdeki 3 aya sırayla veya karmaşık olarak randevu açılıyor. Uzun genel açılışlar yukarıdaki aylar olacaktır.
Avusturya
İstanbul / İzmir / Ankara - Mart Sonu / Nisan
Çekya
Tüm şehirler alınabilir genel açılış - Nisan
Slovenya - Nisan
56 yaşında vefat eden Apple'in kurucusu
Steve Jobs’un yazdığı son yazı
çok ama çok manidardır.
Çok manidar...
Birkaç kez okumak bir köşeye çekilip
düşünmek gerek bence.
İş hayatında, büyük başarılara ulaştım.
Kimilerinin gözünde,
hayatım, başarının timsali,
fakat işim dışında,
çok az neşem oldu benim.
İşin sonunda,
zenginliğim ve alışmış
olduğum hayatın,
bana getirdiği tek gerçeklik,
ölümle yüzleştiğim şu anda,
yatağımda uzanıp,
hayatımı gözlerimde canlandırırken,
fark ettim ki; gururlandığım
şöhretim ve servetim
ölüm karşısında ne kadar da
manasızmış...
Arabanızı kullanması için,
size para kazandırması için,
birilerini işe alabilirsiniz.
Ancak,
hastalığınızı taşıması için,
kimseyi işe alamıyorsunuz.
Kaybedilen maddi şeyler
bulunabilir veya yerine
başkası yerine konur,
fakat;
kaybedildiğinde bulunamayacak veya
yeri dolmayacak tek şey var:
O da “Hayat.”
Şu an;
hayatınızın hangi sahnesinde
olursanız olun,
zaman ile
o sahne perdesinin
kapanması ile yüzleşeceksiniz.
Tavsiyem,
ailenize, eşinize, arkadaşlarınıza,
çok kıymet verin ve sevin.
Kendinize iyi davranın
ve insanlara değer verin.
Yaşlandıkça ve
ümit ediyorum akıllandıkça,
fark ediyorsunuz ki
300 dolarlık saat de
30 dolarlık saat de
aynı zamanı gösteriyor.
Ve zaman herkes için bir gün bitiyor.
Zekeriya EFİLOĞLU
Eğitimci-Yazar
14 Şubat Sevgililer Günü yarın…
Ve ben bir psikolog olarak bu günü önemsiyorum.
Bu kadar koşturmalı, tempolu, sorumluluklarla dolu bir dünyada insanların birbirine özel zaman ayırmasını hatırlatan bir gün olması açısından kıymetli buluyorum.
Birbirimize dönmeyi kolaylaştıran bir motivasyon anı gibi görüyorum.
Partnerimizin hayatımızdaki yerini fark etmek…
Onun varlığının dünyamızda kapladığı alanı hatırlamak…
İlişki hikâyemizde bıraktığı izi görmek…
Bunların sembolik bir karşılığı olarak alınan bir hediye elbette değerli.
Ama şuna karşıyım:
Özel hissettirme yarışına…
Hediye koşturmasına…
Başkalarıyla girilen görünmez rekabetin hizmetçisi olmaya…
Çünkü bu, motivasyon değil; baskı üretir.
Yakınlık değil; performans doğurur.
Ve bir süre sonra ilişki, sahici bir bağ olmaktan çıkıp karşılıklı bir “alma-verme” hesabına kilitlenir.
Oysa belki de bugün,
büyük jestlerden çok küçük bir temasa alan açmak için var.
Belki de bir hediyenin yanına, sevgililiğinizin serüvenini koymak iyi gelir…
Dalgalanmalarını, kritik eşikleri, özlemle andığınız zamanları, birlikte şükrettiğiniz günleri…
Hayalini kurup gerçeğe dönüştürdüğünüz anları yeniden konuşmak…
Belki bugün, hediyenin lüksünden çok
sevgililik hikâyenize temas ettiğiniz için anlamlı olur.
Birbirinizi yeniden duymanın,
geçtiğiniz yolu fark etmenin,
“iyi ki” dediğiniz yerlerde biraz durmanın günü olabilir.
“Kadın olsaydım çok param olurdu” diyenlere söylüyorum: Kadın olup onurlu yaşayan o kadar çok insan var ki, bu cümle aslında sizin dünyaya ne kadar dar bir yerden baktığınızı anlatıyor. Kadını bir beden, bir çıkar aracı, bir kolay yol sanmak acizliktir. Hayatını emeğiyle, aklıyla, sabrıyla kuran; kimseye eğilmeden, kimseyi kullanmadan yaşayan milyonlarca kadın var. Parayı karakterin önüne koyanlar, karakteri hiç tanımamış olanlardır. Kadın olmak bir avantaj ya da dezavantaj değil, bir duruştur. Onuruyla yaşayan bir kadın, en pahalı hayatı yaşayan ama kendine saygısını yitirmiş bin kişiden daha zengindir. Bu yüzden meseleyi para üzerinden değil, insanlık üzerinden konuşmak gerekir. Çünkü para herkese gelir, ama onur çok az kişiye nasip olur.