İnsanın bu hayatta en çok deneyimlendiği duygu “yanılmaktır.” Etrafındaki kimseleri düzelterek huzuru yakalayacağını sanarak yanılır. Sınırsız sevginin ve güvenin muhabbeti pekiştireceğini zannederken yanılır. Her konuda hassas ve nazik olursa incinmeyeceğini sanarken yanılır. Çok çabalarsa olacağını varsayarken yanılır. Düştüğü durumun içinden bir daha çıkamayacağını sanarken yanılır. Emek verdiği her şeyin yeşereceğini zannederken yanılır. İnsan yanıla yanıla öğrenir yaşamı, yontularak değişir bakışı.
Her şeyin elinde olmadığını, tedbirin üstünde bir de takdirin olduğunu, bazı toprakların çorak olduğunu, vazgeçmenin ve bırakmanın bazen elzem olduğunu, hallerin değişebileceğini insana bir şekilde bu yolun sahibi öğretir.
İnsanın en büyük hatası, herkesi kendi gibi sanmasıdır zannımca. Yaş aldıkça öyle insanlarla karşılaşacaksınız ki her seferinde biraz daha şaşıracaksınız. İnsanlar sahiden kötü; iyilik kılığına girip sizi hiç beklemediğiniz anda kırıyorlar. Siz iyi niyetle yaklaştıkça onlar bunu bir zayıflık sanıyor, verdiğiniz değeri gözlerini kırpmadan harcıyorlar. Zamanla anlıyorsunuz ki herkes sizin gibi düşünmüyor ve sizin kadar vicdanlı değil. Bu durum insanı üzüyor, başkalarına güvenmeyi zorlaştırıyor belki ama en azından gerçeği görüp kimseye hak ettiğinden fazla değer vermemeyi öğreniyorsunuz.
İnsan insana imtihandır. Bu yüzden bazı insanlar ödül, bazıları ise cezadır. Kimi hayatına ferahlık katıp yürümeyi kolaylaştırır, sana şefkati ve paylaşmayı öğretir. Kimi de yükünü ağırlaştırıp sabrını sınar ve kime ne kadar mesafe koyman gerektiğini gösterir. En nihayetinde karşına çıkan herkes olgunlaşma yolculuğuna hizmet eder. Kimi yoluna ışık tutarak, kimi de seni karanlıkta kendi ışığını bulmaya mecbur bırakarak.
Hayatta attığın her adımın bir bedeli olduğunu unutmayacaksın.
Ya ne yaptığını bileceksin, neyin karşılığında neyi seçtiğini hesap edeceksin; ya da düşünmeden yaşayacak ve önüne gelen hesabı ödeyeceksin.
Saygısızlık yaptıysan, bedelini ödeyeceksin.
İnsan harcadıysan, bedelini ödeyeceksin.
Paranı çarçur ettiysen, bedelini ödeyeceksin.
Vaktini öldürdüysen, bedelini ödeyeceksin.
Yıllarını boş geçirdiysen, onların hesabını da vereceksin.
Çünkü hayat kimseye torpil geçmez.
Ne yaptığını unutabilirsin ama hayat unutmaz.
Ertelediğini unutabilirsin ama zaman unutmaz.
Kaçtığını sanabilirsin ama hesap senden kaçmaz.
Her şeyin bir bedeli var.
Kibrin de.
Açgözlülüğün de.
Tembelliğin de.
Yanlış insanların da.
Yanlış kararların da.
Güzelliğinin bile.
Bugün bedel ödemiyorsan, sadece hesap henüz önüne gelmemiştir.
Ve gün gelir…
Hayat önüne hesabı koyar.
Her şeyin bir bedeli var, güzelliğinin de :)
Günü gelir ödenir,
Öde Firuze.
Hayatta bazen her şey ters gidiyor gibi görünür. Yolun tıkandığını, hedefinden sapıp tamamen farklı bir yere savrulduğunu hissedebilirsin.
Zihnin sana bitti, buraya kadarmış diye fısıldar. Oysa fiziki mesafeler, engeller ve zamansızlık zihnin birer illüzyonudur.
İnanç sadece kuru bir temenni ya da pasif bir umut değildir. İnanç, ruhun hedefiyle kurduğu sarsılmaz bir frekans bağıdır.
Bir şeye tüm varlığınla odaklanıp inandığında, aradaki o görünmez ip asla kopmaz.
Bazen sen yorulursun, adımların durur ya da hayat ��artları seni başka yollara sürükler.
Ama içindeki o hizayı koruduğun sürece, sen oraya yürüyemesen bile evrenin çarkları senin için dönmeye devam eder.
Hakiki inanç, sadece seni hedefe yürüten bir motor değil sana ait olanı eninde sonunda ayağına çeken devasa bir mıknatıstır...
hayatta kendine yapılacak en büyük iyilik, zorlamaktan vazgeçmektir. ileri gitmeyen ilişkiler, sana iyi gelmeyen çevreler, artık sana hitap etmeyen düşünceler. bırak ki alan açılsın, bırak ki seni daha iyiye götüren yollar görünsün.