Abbas Kiyarüstemi, on yıl önce bugün dünyadan göçtü:
“Aşk, yanlış anlamanın sonucudur. Birini tüm çıplaklığıyla kavrayıp tamamen anladığımızda aşk yavaşça sona erer; çünkü aşk, karşımızdaki kişiye yüklediğimiz anlamlar ve ilüzyonlar üzerine kuruludur.”
Allah kimseye espirisini imam Hatipli savcıya açıklama zulmü yaşatmasın. Çok zor. Kendimden biliyorum. Gollum’un kim olduğunu ne iş yaptığını neden kıymetlimisss efendimisss dediğini mahkeme tutanaklarına geçirten ilk insan olabilirim. :)
Bu ülke artık bir yangın yeri, tehlikenin nereden geleceği belli olmayan bir tekinsizlik mekanı. Çocuklar, kadınlar, hayvanlar, ağaçlar, aydınlar…İnsanı insanda tutan değerler hızla aşınıyor. Harcanan, harcanmak istenenlerin bir sonu yok artık..
rejimin yarattığı böyle sahtekar bir profil tiplemesi de var. kendilerinde olmayan her değeri sanki bütünüyle içselleştirmiş ve kuşanmaya dünden razı bir cesaret abidesiymişcesine hükmedenine gösterme arzusuyla yanıp tutuşurlar.
biliyorsunuz bunlar ekseriyetle gazze'de şehit olmaya taliptir, afrin'de, şam'da şehit olmaya namzettir, bu kutsal makama lojistik yüzünden erişemeyen de evde kılıçla, başında miğferiyle tv karşısında ecdat topraklarında at koşturan birer tımarlı sipahi ruhuyla kendinden geçerek payanda olur.
hülasa gerçekle bağları koptukça, hükmedenin kırbacı sırtlarında şakladıkça, silik ve sefil ruhlarının anlamdan yoksun varoluşlarına eşlik eden omurgasızlığın tarihini bıkmadan yeniden yazıyorlar.
İnsan dedin mi biraz da herkesin huzurunu bozmalı, küçük iktidarları tedirgin etmeli, herkes tarafından da sevilmemeli. Kendini ifade ederken hakikat yerine, küçük bir köle grubunu etrafında toplama sinsiliğinden kurtulmalı.
Bu ülkede tabu sayılan kişilere yöneltilen tek bir eleştiri bile tutuklanma gerekçesi sayılırken, tamam mıyız şimdi? Her şey hassasiyetlerinize uygunsa devam edelim mi?
İnsanlar hastaneye yargılanmak ya da davranışlarıyla gündem olmak için değil, tedavi olmak için geliyorlar.. Bazen davranışları gerçekten zorlayıcı ya da komik gelebilir ki bunu hemen her sağlık çalışanı yaşar…
Kapitalizm ahlak üretmez; her şeyi piyasanın ve karın ölçüsüne indirger. Sınıflı toplumlarda insanı dayanışmaya çağıran hep din olmuştur. Dinleri yalnızca baskı üreten kurum olarak görenler, kapitalizmin ahlaki boşluğunu hangi değerlerle dolduracaklarını da açıklamalıdırlar ;) ☕️
Kitapta beni en çok hüzünlendiren “Kendisine ait bir ülkesi oldugunu ve orda yüksek sesle konusma hakki bulundugunu hissederek büyümek, ne ferahlatici bir şeydir“ sözüydü. Çünkü o ana kadar bu ferahlığı hiç yaşamamıştım ve kalan hayatımda da yaşamayacağımı bilmek çok koymuştu aq
Ters kelepçeyi süngüsünü düşürmek için takmıyorlar, “kelle koltukta” bir işe soyunan Deniz’in bu muameleden demoralize olmayacağını onlar da biliyor. Spesifik olarak histerik yandaşın “bu devlet bizim, oh olsun!” mastürbasyonu için yapıyorlar
Madımak Katliamı’ndan sonra Yaşar Kemal de sokaklara çıkıp “36 yazarını yakan bir ülkeden hayır mı gelir?” diye haykıracağına “Arkadaşlar bundan sonra sadece beyaz dizi kitapları yazacağım” diyebilirdi mesela…
Düşünemediyse!
🔴 Boşanma Aşamasındaki Cani Erkek, Eşini Boğazından Bıçakladı
Çatalca’da boşanma aşamasındaki çiftin Millet Bahçesi’nde buluşması kanlı bitti. Adil Beysi, tartıştığı eşi Damla Beysi’yi boğazından bıçaklayarak yaraladı. Polis, kaçan şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı.
Hiçbir erkek, reddedilmeyi ya da ayrılığı şiddetle cezalandırma hakkına sahip değildir. Kadına el kaldıran, bıçak çeken herkes en ağır cezayı almalıdır. Kadına yönelik şiddetin hiçbir bahanesi, hiçbir mazereti olamaz.
İnsanlar git gide kötüleşmiyor insanlar hep kötüydü, şimdi daha görünür ve buna bağlı olarak git gide daha yüzsüzleşmiş haldeler yalnızca ama yine kötüler, insana dair tüm iyi beklentilerimizi yıkarcasına hem de..