İran Şiiliği Mecusilik ve Yahudiliğin muta ilişkisinden doğan bir ideolojik piçliktir. Temeli öfke, kin ve hakarete dayanır. Pers devletinin Ashab tarafından yerle yeksan edilip Kisra’nın öldürülmesi onlara dert olmuştur. Bu nesebi gayri sahih, “kurgulanmış” siyasal Şiiliğin tüm iftiralarına rağmen Hz. Muaviye Hz. Hasan’ın ve Hüseyn’in kendisine biat ettiği halifedir. İslam’ın sınırlarını 40 yıl Bizansa karşı müdafaa etmiştir. Şimdi sen ey rafızi sessizce uzaklaş ve kendini kırbaçlayıp başını döv. Zira eşekler ancak dayak ile uslanır.
Los terroristas sionistas israelíes de las FDI matan a un niño palestino de 14 años. Necesitamos que este video se vuelva viral. Compártelo.
#CIJ_ICJ 🇵🇸🌎⚖️
Bekleyen Gelinlik
Gazzeli Gelin Adayı Düğününden Hemen Önce Kafasından Vuruldu
Evin her köşesi artık sessizliğe bürünmüş durumda. Evin her yerine dağılmış düğün eşyaları ise sürekli bir acı kaynağı haline geldi.
Gazze'nin merkezindeki El-Maghazi mülteci kampında mütevazı bir evde, genç Hala Derviş, dünyadaki her kızın hayalini kuracağı gibi, düğününden önceki son saatlerini yaşıyordu.
Beyaz gelinliği hazırdı, nişanlısı tüm düğün hazırlıklarını tamamlamıştı ve aile, uzun zamandır savaş ve roket seslerine alışmış bir şehirde nadir bir mutluluk anı yaratmak için son hazırlıklarla meşguldü.
Ancak yeni bir hayata başlamadan önce ailesinin evinde geçireceği son gece olması gereken o gece, saniyeler içinde ailenin hâlâ anlamlandırmakta zorlandığı yıkıcı bir trajediye dönüştü.
30 Nisan Perşembe akşamı, Hala ailesiyle birlikte evlerinde oturmuş akşam yemeği hazırlıyordu. Gazze'deki yaşamın sürekli korkusuna rağmen, ortam sakin, mutluluk ve heyecan doluydu. Aile, tek bir kurşunun hayatlarını altüst edeceğinden habersizdi.
Hala'nın annesi Um Lotfi, verdiği demeçte, kızının o gün olağanüstü mutlu olduğunu söyledi. Yaklaşan düğününden sürekli bahsediyor, kutlamanın küçük detaylarını, gelinliği ve konukları düşünüyor, sanki onları çevreleyen korkunun içinden bir anlık mutluluk çıkarmaya çalışıyordu.
Annesi, acıdan titreyen bir sesle, Hala'nın bu günü uzun zamandır hayal ettiğini hatırlattı.
Gazze'deki zor koşullara rağmen, aile onu mutlu etmek için ellerinden gelen her şeyi yapmıştı. Neredeyse her şeyi hazırlamışlardı, nişanlısı ise düğün için gerekli malzemeleri çoktan ayarlamıştı.
Annesi, "Bütün süre boyunca güldü ve düğün gününün bu kadar yaklaştığına inanamadığını söyledi," dedi.
Olaydan sadece birkaç gün önce Hala'nın annesi de bacağından vurulmuştu, ancak kızının mutluluğunu gölgelememek için acısını görmezden gelmeye çalışmıştı. Evde neredeyse hiç hareket edemediğini söylese de, düğün hazırlıkları boyunca Hala'nın yanında durmakta ısrar etmişti.
"Bacağımda bir sakatlık vardı ama onun önünde güçlü görünmeye çalıştım. Düğününden önce üzülmesini veya endişelenmesini istemedim," diye açıkladı.
Sonra aniden, ailenin hiç beklemediği bir anda, El-Maghazi mülteci kampının doğusunda konuşlanmış bir İsrail keskin nişancısının ateşlediği bir kurşun, evin kapalı cam penceresini delerek Hala'nın başına isabet etti.
Annesi, olanları tam olarak kavrayamamış ve sakin kalmaya çalışarak, hikayesine devam etmeden önce birkaç saniye durakladı.
"Camın kırılma sesini duydum, sonra Hala'nın gözümün önünde yere yığıldığını gördüm," diye hatırladı.
"Başından korkunç bir şekilde kan fışkırıyordu. Çığlık atmaya başladım ve ona doğru koştum. Ne olduğunu anlayamadım. Her şey bir saniye içinde oldu."
Anne, titreyen kızını kucağına alıp odadan oturma odasına sürüklediğini ve titreyen elleriyle kanamayı durdurmaya çalıştığını söyledi.
O sırada Hala'nın babası odaya girdi, ancak kızını kanlar içinde görünce şoktan bayılarak yere yığıldı.
“Babası bu manzaraya dayanamadı,” diye ekledi. “Hemen yere yığıldı. Onu çok seviyordu. O, babasının gelin olarak görmeyi beklediği kızıydı.”
Bu sırada Hala'nın erkek kardeşi onu kucağına alıp panik, ağlama ve çığlıklar arasında hastaneye götürdü. Annesi, kızının ruhunun gözlerinin önünden kayıp gittiğini hissederek onların peşinden koştuğunu söyledi.
"Onların arkasından koşuyordum, histerik bir şekilde çığlık atıyordum," dedi. "Doktorlara ve gördüğüm herkese sürekli soruyordum: Hâlâ yaşıyor mu? Nefes alıyor mu? İçinde hâlâ yaşam belirtisi var mı? O gece, kalbim durmuş gibi hissettim."
Hala, hastaneye kaldırıldıktan sonra acil servise alındı, kafa tomografisi çekildi ve ardından Deir al-Balah'taki El-Aqsa Şehitler Hastanesi'nin yoğun bakım ünitesine nakledildi.
O geceden beri annesi, birkaç kısa saat dışında hastaneden neredeyse hiç çıkmadı. Her gün yoğun bakım ünitesinin kapısının yanında oturup doktorlardan gelecek güven verici bir sözü bekliyor ve kalbini saran korkuya rağmen umuda tutunuyor.
O acı dolu günleri anlatırken, her sabah Hala'nın yanına gidip onunla konuştuğunu, ancak Hala'nın cevap vermediğini söyledi.
"Ona onu beklediğimizi, gelinliğinin hâlâ burada olduğunu ve herkesin onun için dua ettiğini söylüyorum," dedi sessizce. "Bazen kendimi tutamıyorum ve sürekli ağlıyorum, uyanıp tekrar bize dönmesini bekliyorum."
Hala şu ana kadar yoğun bakımda kalırken, ailesi kızlarının kaderiyle ilgili dualar, korku ve endişe dolu günler geçiriyor.
Annesi, Hala'nın yaralanmasından beri evin tamamen değiştiğini söyledi. Artık her köşe sessizlikle dolu, evin her yerine dağılmış düğün eşyaları ise sürekli bir acı kaynağı haline gelmiş.
“Evdeki her şey bize onu hatırlatıyor,” dedi. “Kıyafetleri, düğün eşyaları, hatta kahkahalarının sesi bile hâlâ var gibi geliyor. O şeylere bakmadan ağlayamıyorum.”
Ailenin zamanla olan ilişkisinin de değiştiğini sözlerine ekledi.
"Eskiden onun düğününü kutlayacağımız günü sayardık, ama şimdi Hala'nın tekrar bize kavuşmasını beklerken yoğun bakım ünitesinin dışında saatleri sayıyoruz."
Korku artık aileyi de etkisi altına almış durumda. Hala'ya isabet eden kurşun, kapalı evlerinin penceresini delmiş ve evlerinin bile artık güvenli bir yer olmadığı hissine kapılmalarına neden olmuştu.
Annesi, "Eve dönmekten korkmaya başladık," dedi. "Kurşun evimize bu şekilde girdikten sonra nasıl güvende hissedebiliriz ki? Orada uyumak veya içeride kalmak bile zorlaştı."
Ailenin yaşadığı psikolojik çöküşe rağmen, Hala'nın annesi kızının hayata geri dönebileceğine inanarak umudunu korumaya çalışıyor.
"Her an Tanrı'nın ona yeni bir hayat vermesi için dua ediyorum," dedi. "Bu dünyada tek istediğim onun gözlerini açıp tekrar gülümsemesi, böylece onu kutlayıp beyaz gelinliğiyle yürürken görebilmemiz."
Şanlıurfa��da meydana gelen kazada, biri polis memuru olmak üzere iki kadının hayatını kurtarmak için sulama kanalına atladıktan sonra vefat eden Suriyeli Mezar El Mehmet’in ailesine taziye ziyaretinde bulunan Emniyet Müdürü Atilla Aksoy:
Merhumun yakınlarının dile getirdiği sözler hepimizin yüreğine dokundu:
“Biz Suriye Halkı olarak kardeşimiz olan Türk milletine ve halkına kurban olarak bir evladımızı vermekten onur duyduk. Evladımızın şehit olduğuna inanmakla birlikte evladımızın iki Türk kızımızı kurtarırken şehit olması ayrıca bizi gururlandırdı.
Bizim namusumuz ve şerefimizin en büyük koruyucusu ve teminatı sizlersiniz. Nasıl ki Türk askerleri Suriye topraklarında Suriyeliler için şehit olduysa, biz de Suriye halkı olarak Türk halkının her bir ferdi uğruna canımızı feda etmeye hazırız.”
FETÖ Darbesini kabul ettiler.
‘Darbeciydim’ diyen eski Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş’ten şok sözler geldi
“Nasıl öğrendiler? Bir numaralı şüpheli Hulusi Akar ve yakın ekibi. Sonraki çözülme Abidin Ünal ve Bülent Bostanoğlu’nun da katılmasıyla oldu. Belli ki, korkmuşlar, bizi satmışlar.
Başarısızlığın ikinci sebebi; plan dışına çıkılmasıdır. Plan, ne olursa olsun Erdoğan’ın alınmasıydı. O alınmadan, kimse alınmayacaktı. O alınmazsa, başarısız olacağımızı biliyorduk.
Çiğli’deyken Boğaz Köprüsü’nde olanları görünce, ‘Bunlar kim?’ dedim. Hâlâ anlam veremiyorum. Planda yok.
Ankara’da uçakların uçması; bunlardan sonra git al, nasıl alacaksın?
Komutanlar sizi satarsa, tüm plan deşifre olursa, her adımınız içerden MİT’e aktarılırsa başarısız olursunuz tabi, ne bekliyorsunuz ki?”
Bir israilli siyonist 2 Filistinli küçük kızı aracı ile ezip kaçtığı anlar..!!
Bunların hepsi tepeden tırnağı alayı terörist, Allah belanızı versin sizin..
Şehit gazeteci Hasan Aslih'in kadrajından
Tarihin karanlık sayfalarına kazınan anlardan biri..
Yıkıntılar arasında eşeği ile su yada gıda aramaya çıkan Gazzeli çocuğu vuran İsrail askerleri, çocuğu kurtarmaya çalışan adamı da vuruyor.
Burası Nazi kampı değil
İsrail hapishanesi
Çocuk yaştakı Filistin'li çocuğa, israil askerleri elektrik vererek işkence yapıyorlar
İnsanlık onuru böyle bir zulme sessiz kalamaz
O sadece kucagında cocugunu taşıyan bir anneydi...
Yahudiler tarafından başından vurularak katledildi..
Dünya huzura kavuşmak istiyorsa,bu yolda ki en büyük engel israillilerdir,yahudilerdir
KAHROLSUN
ISRAIL..
Bu gazeteci, İsrail'in 5 yaşından küçük on çocuğun boğazlarını kesip kenara koyduğunu anlatıyor.
Bunu hepsini kendi gözlerimle gördüm, bu olayın tanığıyım.
GAZZE’Yİ GÖR!
#ShoutToGaza