İç manzarası kitap, dış manzarası alabildiğine deniz olan bir ev var tahayyülümde, tasarımı sade, içi küçük, az eşyalı, kapital markaların dekorasyonundan uzak durduğu, mümkünse zili olmayan, kimsenin uğramayacağı her anlamda "bana kadar" bir ev.
Düşüncesiz, samimiyetsiz ve hedefsiz yaşayan insanlarla çevrili olmaktansa, seçilmiş yalnızlığı tercih etmek bir olgunluktur. Çağın iğrenç olgularında hata yapmamanın mümkünatı yokken, hataları görebilmek ve kendine sınır çizebilmek en büyük lükstür.
İnsana en çok şiir yakışıyor,
Sonra yeryüzüne yağmur,
Gökyüzüne mavi…
Ve en çok insana vefa yakışıyor,
Yüreğe sevda,
Gözlere haya…
Ve en çok yaşamak yakışıyor,
İnsanca, sevdaca, duruca…
- Ahmet Telli (Saygı ve özlemle…)
Tekim, kendime yetiyorum, çektiğim bir yoksunluk ya da vazgeçemeyeceğim bir alışkanlık, bir bağlılık yok; hayatı sevmeye çalışmakla uğraşmıyorum ve bu durumu romantize etmiyorum sadece akıştayım, rafine zevklerimin peşinde minimalist adımlarla koşuyorum; huzurluyum çokça.
İnsanlara güvenmeden de mutlu olunabiliyor, yalnızken de yaşanabiliyor, biri sizi merak etmeden de kendinizi değerli hissedebiliyorsunuz, özlemek eylemi sadece fanilere karşı olmuyor ve insan birçok şeyi sevebiliyor; kitaplara aşık olup, tabiat ile huzur bulabiliyor; öğrendim.