Öğrencilerin ezbere bildiği ve milyonda bir denk gelen benimde çalmayı bildiğim tek şarkı 🎶
(Genelde benim repertuarımdaki şarkıları onlar bilmiyor)
Teşekkürler 11/A
Atanana kadar atanmadın diye öğretmen saymazlar,atanırsın yaptığın işi meslekten saymazlar.
Verdiğin yılları emeği görmezler,bir çoğu değil üniversitesi daha iyi yerlere gelirim umuduyla lise 1-2 de okulu bırakır umduğunu bulamayınca da yarıda bırakmayıp okuyana sallar işte böyle
@ben1keci2 En son mercimek çorbasına kaşık bırakıp ekmek almaya markete indim geldiğimde çorbayı ocak içmişti tencerenin dibine ağlayarak ekmek bandım.
Özetle hikayeymiş o taktik.
Memura maaş ödeyebilmek için devletin birilerinden vergi toplaması gerekmiyor.
Tıpkı emekli maaşlarının ödenebilmesi için o ay çalışanlardan aynı miktarda prim toplanmasının zorunlu olmaması gibi…
Kendi parasını çıkaran devlet, maaş ödemesini teknik olarak gerçekleştirebilir.
Peki devlet neden memurun maaşından vergi kesiyor?
Bir cebine koyup diğer cebinden geri alıyor.
Üstelik para çoğu zaman memurun hesabına tam olarak girmeden, bordro üzerinde ödenmiş ve geri alınmış sayılıyor.
Yapılan şey, bütçe kayıtlarında devlete gelir yazmaktır.
Bugünkü sistemde devlet, harcamalarının vergilerle karşılanmayan bölümünü (büyük kısmı) tahvil ve bono çıkararak borçlanmayla finanse ediyor.
Bankacılık sistemi ise kredi verirken yeni kaydi para yaratabiliyor.
Sonuçta toplumun parasını yaratma gücü, büyük ölçüde faiz karşılığında çalışan özel bankaların elinde bulunuyor.
Devlet kendi para birimi üzerinden borçlandığında teknik olarak parasız kalıp iflas etmez.
Fakat bunun maliyeti başka yerde ortaya çıkar:
Faiz gideri,
gelir dağılımı bozukluğu,
kur baskısı
ve enflasyon…
Burada sorulması gereken şudur:
Enflasyonu yalnızca memur maaşları mı oluşturuyor?
2026’da Türkiye ekonomisinin tahminî büyüklüğü yaklaşık 77,3 trilyon TL.
Merkezi yönetimin personel gideri yaklaşık 4,9 trilyon TL.
Yani memur maaşları Türkiye ekonomisinin yalnızca yaklaşık %6,35’i.
Peki enflasyonun geri kalan kısmı nereden geliyor?
Bankaların şirketlere ve kişilere açtığı kredilerden,
kur artışlarından,
enerji ve ithal girdi maliyetlerinden,
faiz giderlerinden,
rantlardan,
tekelleşmeden,
fiyatlama davranışlarından
ve üretimin yetersiz kaldığı alanlardan…
O hâlde mesele memurun aldığı maaş değil.
Asıl mesele, paranın kim tarafından, kimin için ve hangi bedelle yaratıldığıdır.
Tekstilde çalışırken bizim iş arkadaşları da iyi yağlama yapardı patrona.
Ben yağlama yapmayı bilmediğim için sevmezdi beni gerçi hoş bende onu hiç sevmezdim.
Konunun yemek olan yağlama ile alakası yok.