Veryansın Tv'nin kurucusu, yazar Nihat Genç'in yıllar önce yaptığı açıklama yeniden gündemde:
"Kurtlar Vadisi ve Ezel dizisini çekenler bir gün gelecek bu ülkenin mahkemelerine yargılanacaklar. Sırasını bekliyor. Kurtlar Vadisi'nin tüm yönetmenleri ve senaristleri de mahkum edilecektir. Ben ölürüm, ölmem ama mahkum edilecektir."
‘Tarihimizi tıka basa dolduran bitmeyen savaşları, o tarlaların ekmeğiyle kazandık! Söyleyin vatan toprağını kaç gram altına sattınız? Söyleyin vatan toprağını kaç boncuğa sattınız? Kaç boncuğa takas ettiniz dedelerimizin mezarını? Kalmadı bu topraklarda sizi bağışlayacak tek bir vatansever, kalmadı bir doğa! Sizi bağışlayacak Tanrı’yı kendi ellerinizle öldürdünüz!’
Nihat Genç
1956- 4 Temmuz 2025
Avukat Ersan Barkın'dan 'Nihat Genç' mesajı:
"Sokağa, Sakarya’ya girdiğinde, bir film kahramanı gibi deri pardesüsünü ardına ardına atan rüzgarla kardeşliğini sonra fark ettim.
Maçka’nın yamaçlarının gözlerine vurduğu hırçınlığı ise görmemek mümkün değildi.
Turhan Kitapevi’ndeki dergi rafından aldığımız Leman’da, bir geniş sayfanın altındaki yatay ‘köşe’deki satırların yazarıydı Nihat Genç. Sonra Devlet Tiyatrosu bülteninde çıktı karşıma.
Sonra baktım ki her sokak başında o var, Kızılay o, Ankara o.
Öyle yazmışım geçtiğimiz yıl:
“Ankaralıların Nihat abisi; alçaklığımızı, iki yüzlülüğümüzü, görmezden gelişimizi yüzümüze vuran…
Konuştuğunda duymazdan gelmeler bundan, “ama”, "lakin" ardına gizlenen şifa dileyişler bundan.
Öyle ya, duyarsak eğriliğimizi, yüzsüzlüğümüzü, alçaklığımızı, vatansızlığımızı kabul etmek zorundayız.
Nihat Genç, reddedişin, “Veryansın”ın, “Kuvva”nın silahşörü, kurmayı…
Yaşamak için soluk alması gerekmeyenlerden, “Rasattepe” sakinlerinden…”
Ona söz verenlerden yalnızca biriyim.
Kuvva için, istiklal için verilen sözleri tutmadan karşısına çıkmaya cesaret edemeyeceklerden, yalnızca biriyim. Aziz ruhu, şad olsun."
https://t.co/BBJnbn8Yit
"Ama" yok. "Fakat" yok. Müdanasız, tavizsiz bir "tam bağımsız Türkiye" yemini!
Mustafa Kemal Atatürk'ün önce silahla, ardından kalemle girdiği kavgaya ayağına ayakkabısını bile geçirmeden koşan adam, ADAM!
Ne çok şey öğrendik senden. Ve ne kadar az öğrenebildik.
Çakal sürüsünün arasına tek başına dalan kurttun sen. Kavgaya girerken "yanımda kim var" diye bakmamayı öğrendim ben kendi adıma. Sensiz daha 6 ay geçmemişti ki, @sars0061 bana dair sözlerini anlattı bana. Hem gurur duydum, hem yokluğunun acısını.
Sensiz bir sene olacak yarın.
Evvel gidenlere selam söyle güzel abim.
Gönlünü ferah tut.
Kuvayı Milliye ayaktadır!
#NihatGenç
Şehit Öğretmen Mehmet Zeki Dündaralp ‘in hatırasına saygıyla….
1924 sonlarında Bingöl’de başöğretmenlik yaparken, bölgede bir ayaklanma hazırlığı yapıldığını fark etti.
Hazırlıkları raporlar ve telgraflarla yerel yöneticilere, İçişleri Bakanlığı’na ve Ankara’ya bildirdi.
Ancak ihbarları ciddiye alınmadı; hatta hakkında soruşturma açıldı, görevden uzaklaştırıldı ve kısa süreli hapis cezasına çarptırıldı.
Şeyh Sait isyanı başladıktan sonra Lice’ye sığındı. Asiler Lice'ye gelince genç muallimi Kale Mahallesi’ndeki evinin önünde öldürdüler.
Öldürüldükten sonra cesedi bir atın ardına bağlanarak Lice sokaklarında sürüklendi, ardından okul bahçesine bırakıldı ve bir süre kimsenin yaklaşmasına izin verilmedi , naaşı köpekler tarafından parçalandı.
Mehmet Zeki Dündaralp’in ölümünden sonra geride eşi Fatma Aliye Hanım ve küçük oğlu Necati kaldı. Oğlu Necati, babası öldürüldüğünde yaklaşık 6 yaşındaydı ve bazı anlatımlara göre olaya bizzat tanıklık etti.
“Şeyh Sait hatırası” tartışmalarının olduğu bu günlerde Cumhuriyetin ilk şehit öğretmenlerinden Mehmet Zeki Dündarlp’i saygı ve rahmetle anıyorum. 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi İstanbul İl Başkanlığı olarak, Cumhuriyet’in kurucu ilkelerine ve milli birliğe sahip çıkma kararlılığıyla yola çıkan Kızılcagün Platformu’nun 5 Nisan Pazar günü düzenlenecek “Açılım Tehlikesi ve Milli Birlik” paneline tüm yurttaşlarımızı davet ediyoruz.
Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren bölücü açılım tehlikesine karşı sözümüzü birlikte büyütmek için buluşuyoruz.
5 Nisan 2026 – 11.45
Asmina Davet ve Balo Salonları
Namık Kemal Mah., Sütçü İmam Cd., No:88, Ümraniye/İstanbul
Milletler fedakar evlatlarının omuzları üzerinde yükselir. Bugün kurgu olmayan, hayal olmayan muhteşem bir hikâyeyi ve bu hikâyenin kalbinde bulunan bir yapıyı paylaşacağım:
15–18 yaş aralığındaki 103 Askeri Harbiye öğrencisinin ve Abidin Paşa Köşkü’nün hikâyesini…
İstanbul’un işgali ile birlikte 16 Mart 1920’de Kuleli Askerî İdadisi ve Harbiye dâhil olmak üzere askerî okullar kapatılır. Ancak harbiyeli aidiyetinin ve millet için var olduklarının şuurunda olan bu 103 çocuk kahraman, askerî okulun deposundan alabildikleri malzeme ve mühimmatla birlikte vapurla İnebolu’ya ve Mudanya’ya, oradan da kara yoluyla Ankara’ya gelirler.
Perişan bir hâlde Ankara’ya ulaşan genç harbiyeliler önce Cebeci Askerî Hastanesi’ne yerleşirler. Sayıları artınca, son dönem önemli Osmanlı devlet adamlarımızdan eski Ankara Valisi Abidin Paşa’nın köşkü olarak bilinen ve o tarihlerde Jandarma Karakol Kumandanları Mektebi olarak kullanılan yapıya yerleştirilirler.
Kısa sürede kendi inisiyatifleriyle burayı koğuş sistemiyle küçük bir harbiyeye dönüştürürler. Başlarında öğretmenleri veya komutanları olmadan büyük bir düzen ve disiplin içinde eğitimlerine devam ederler. Üniformaları ise şeker çuvallarından diktikleri iptidai üniformalardır.
Bugünkü Ankara Asker Alma Bölge Başkanlığı’nın arkasındaki pazar yerinde normal talimlerini yaparlar. Cebeci Camii’nin yanından çıkan dik yokuşta ise süngü talimi gerçekleştirirler. O çocukların yaptığı süngü talimleri o sokağa isim olmuştur. Bugün hâlâ o dik yokuşun adı “Süngü Bayırı Sokağı”dır.
Mahalle halkı da bu çocukların hem idealist hem de perişan hâlinden etkilenir. Meyve kuruları, tarhana, ekmek ve çökelek getirerek onların iaşesine katkı sağlar.
Durumdan haberdar olan Fevzi Çakmak Paşa çocukları ziyaret eder. Hem duygulanır hem de talimat vererek sonradan Dikimevi diye anılacak bölgedeki terzi atölyelerinde bu şeker çuvalı üniformaların yerine askerî üniformalar diktirir. Artık bu çocuklar gerçek bir Harbiye talebesine benzedikleri için daha mutludurlar.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün bu fedakâr subay namzetlerine olan ilgisi ve talimatıyla eski Abidin Paşa Köşkü olan bu küçük Harbiye binasının eli yüzü düzeltilir, koğuşlar bahçeye alınır ve
1 Temmuz 1920’de bir açılış töreni düzenlenir.
Bu açılışta Mustafa Kemal Paşa şu konuşmayı yapar:
“Bugün ordumuz zabitanı saydığım evsafa tamamen maliktir. Fakat buna bir şey ilâve etmek lâzımdır ki içinde bulunduğumuz şu fevkalâde ahval ve şeraitin heyecanlarıyla, gayeleriyle yetişecek olan genç zabitlerimiz bize istiklâl için daha kuvvetli ümitler bahşedeceklerdir.
İşte bugün bu basit ve debdebesiz merasimle Büyük Millet Meclisi namına büyük bir mükâfata mazhar olmuş bulunuyoruz.
Ordumuz bugünün şeraitine ve bugünün evsafına malik genç zabitana sahip olacak ve ordu bu genç zabitanla cidden iftihar edecektir. Bu zabitanı Büyük Millet Meclisine mesaisiyle takdim eden mektep müdürü ve rüfekâ-yı mesaisini Büyük Millet Meclisi namına tebrik ederim.”
Ayrıca okulun şeref defterine şu notu düşer:
“Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti, ‘ya istiklâl ya ölüm’ ahdiyle yetişen ilk istiklâl zabitanının ordu ve milletimize takdim ve tevdi olunduğunu görmekle bahtiyarım.”
Türk milletini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atatürk ve İnönü dönemlerine yönelik “tek parti faşizmi” sözlerine yanıt veren Genel Başkanımız Serkan Öz hakkında açılan davanın karar duruşmasına davet ediyoruz.
📅 2 Nisan 2026 Perşembe
🕣 09.30
📍Ankara Adliyesi, Sıhhiye (63. Asliye Ceza Mahkemesi)
#2NisandaAtatürkveCumhuriyetiSavunacağız
MSB'den, NATO'nun çok uluslu kolordu açıkması!
NATO'nun Türkiye Cumhuriyeti topraklarında ne işi var?
Erdem Atay: Neden yabancı postalları Türk topraklarına basıyor? Böyle bir rezillik, kepazelik yok! Kimler bunun altına imza atıyorsa Amerikancının dik alasıdır. Bu millet buna izin vermemek zorunda.
Programın tamamını izlemek için tıkla:
https://t.co/walT1h7NZf
@medreyata
Horoz ve tilki öyküsü...
Üçüncü dünya ülkeleri ve emperyalistler...
Tilki belli de genç horoz kim ya da kimler iyi bakmak gerek!
İki tür insan veya toplum vardır: Onurlu olanlar; Onuru hilafına yemlenirken yem olanlar...
Çok öğretici, izleyin derim...