Sağ gibi yaşar. Sol gibi düşünür. 90'lar sever. Evli, Mutlu. Utku'nun ve Duru'nun babası.
Türk istikbalinin evladı.
Ne Atamdan vazgeçerim ne de eserinden.
Bakın bu fotoğraf ne anlatıyor? Tam 10 yıl boyunca Edirne’den Çatalca’ya, Yemen'den Çanakkale'ye, Sarıkamış’tan Dumlupınar’a, kanla sulanmış toprakların feryadını...
Özgürce nefes alabilmek için canını, malını, her şeyini feda etmiş bir milletin isyanını...
Çocukları, torunları özgür yaşayabilsin diye evine dönmekten vazgeçip, merminin üstüne koşan Mehmed'in kabre sığmayan hayalini...
Sultanahmet'te okunan ezanı, İzmir Konak'ta göndere çekilen al bayrağı, Erzurum'da doğan güneşi, Isparta'da kararan üzümü...
Hasan Tahsin şehit edilirken hiçbir şey yapamayıp acı ve umutsuzlukla yumruklarını sıkan Edibe Teyze'nin diş gıcırtısını...
Haymana Kaltaklı Köyü'nde yakılan camide kömür olmuş Ankara köylüsünün ellerini gördüğünde Halide Edip'in gözünde donan yaşları...
Yunan tümeninin yol değiştirdiğini Mehmetçiğe haber verebilmek için yalınayak bozkırda koşarken vurulup kanatlanan, meleklerin yanına uçan 7 yaşındaki ismini bile bilmediğimiz çocuğun azmini...
Düşman Bölüğü köyü yakıp yıkarken, gözünün bebeği kızını elinden koparıp alırlarken "yetiş Kemâl Paşam, yetiş" diyen babanın yalvarışını...
“Zito Venizelos” diye bağırmadığı için defalarca süngülenen, yine de bağırmayan Miralay Süleyman Fethi’nin Türk Subayı duruşunu...
Herkes susarken "Geldikleri gibi giderler" diyebilen Adam'ın milletine verdiği sözü…
O Adam’ın idam fermanına, vatan için, gönüllü ortak olanların inancını...
Vatandan başka sevgili bilmeyenlerin tek hayalini...
Konuşuyor bu fotoğraf, vicdanı olanlarla, o günün koşullarını anlayıp değerlendirebilenlerle!
Bakın, orada yorgun, 4 senede 10 yıl yaşlanmış, ama mağrur, muzaffer bir adam var. Anlatıyor, diyor ki; “Onca kan, gözyaşı, eziyet, zulüm, kavga, ama sonunda bütün bir milletin çektiklerinin bedelini ödettim!"
"Anadolu'nun kanla yazdığımız tapusunu bugün, burada bütün emperyalistlere imzalatıp Türkiye'nin Türk vatanı olduğunu kabul ettirdim!"
"Yıllarca bize zulmedenlerin, ölmeden bize kefen biçenlerin karşısında bak nasıl dimdik ve muzaffer duruyorum ey Türk Milleti!”
“Artık gözyaşlarını sil, bir daha da asla boynunu bükme!"
Bugün 24 Temmuz!
102 sene önce, cephede bu millet uğruna dövüşürken hiç görmediği evladını toprağa veren adam, İsmet İnönü, kader ortağının, başkomutanının ona verdiği kalemle, Lozan'da bu toprakların tapusunu Türk Milleti’ne tescil etti!
Kutlu olsun, sonsuz olsun.