Ben açıkça söyleyeyim, “özgürlük” adı altında yapılan bu tarz konuşmalar bana samimi gelmiyor.
Ben bir Müslüman olarak şuna inanıyorum: Herkes inancına göre yaşar. İslam’da mahremiyet diye bir kavram var ve ben bunu önemsiyorum. Kâbe gibi İslam’ın en önemli mekânlarından birinde bir erkeğin, mahremi olmayan bir kadınla konuşmamayı tercih etmesi bana göre son derece doğal. Çünkü o kadın onun mahremi değil. Ve o erkeğin bu mesafeyi koruması bir eksiklik değil, bilinçli bir tercihtir. Üstelik bu da bir özgürlüktür. Kimse buna karışamaz.
Ama birileri çıkıp bu tercihi küçümsemeye başladığında, işte orada dururum. Çünkü özgürlük sadece sizin istediğiniz gibi davranmanız değil. Benim inancıma göre çizdiğim sınırlar da özgürlük. Kimse bana bunu “geri kalmışlık” gibi anlatamaz.
Ayrıca hac gibi bir ibadet hakkında böyle hafif, yüzeysel konuşulmasını da doğru bulmuyorum. Orası turistik bir deneyim değil. “Üç gün dayanabildim” gibi ifadeler bana ibadetin ruhunun hiç anlaşılmadığını düşündürüyor. İnsan yaşadığı zorluğu anlatabilir ama bunu küçümser gibi anlatmak bana göre saygısızlık.
Ben kimseye nasıl yaşayacağını söylemiyorum. Ama kimse de benim neye inanacağımı, nasıl sınır çizeceğimi bana öğretmeye kalkmasın. Özgürlük buysa, benim özgürlüğüm de bu.
Açık konuşayım; hiç görmediğimiz/yaşamadığımız için bizden büyüklerin CHP yorumlarına daha mesafeli yaklaşırdım.
Ancak son yıllarda gördüklerim, duyduklarım ve yaşadıklarım beni aynı çizgiye getirdi. Az bile söyleniyormuş.
Kızım sizi dağa kaçırıp tecavüz, işkence eden, şehirde de annelerinize kumalı hayatı reva gören, hala patolojik bir ataerkillik ezberini ve patriyarka okumasını size dayatan faşist bir hareket için mi ağlıyorsun? Vallahi sınıf ve kadın hareketini pkklı faşistlerden kurtaracağız.
Açık giyinmedikleri için iki kadın linç ediliyor şaka mısınız siz ya hani özgürlükten bahseden de sizlersiniz. Alerji testi yaptırın kendinize din düşmanları!!!
Kürt'tür ve kendisine Uygur soykırımı sorulduğunda "Benim için sadece Çin vardır. O ülkede yatırımlar yaptım, oradan çok para kazanıyorum, o halde Çin benim anavatanımdır, gerisi de vızırtıdır" mealinde sözler söylemiştir.
Dünya üzerindeki en pahalı dondurmayı, çayı, kahveyi, poğaçayı, tatlıyı satmasıyla tanınır. Ondaki kazık fiyatlar Paris'in Şanzelize Bulvarı'ndaki pastanelerde bile yoktur.
Diyarbakırlı bir kadın, DEM partili vekile:
“Başlarım Kürdistan davanıza! Şerefsizler! Senin çocuğun hangi özel okulda okuyor? Karın hangi plajda? Sen bunu desene! Alıştınız milletin çocuğunu dağa göndermeye!”