Kamuoyu tepkisinden çekindiği için açıktan destek veremeyen utangaç KK’cıların açıklamaları birbirine çok benziyor.
1) KK ekibinin bu karar için yürüttüğü kulis faaliyetleri es geçiliyor; mutlak butlan sanki kaçınılmaz bir doğa olayıymış gibi anlatılıyor.
2) Mutlak butlan kararı bir yargı müdahalesi değil, sıradan bir parti içi rekabet gibi sunuluyor.
3) Meşru yönetimin hukuk mücadelesi “partiye zarar veriyor” diye engellenmeye çalışılıyor.
4) CHP’yi birinci parti yapan kadronun tasfiye edilip, partiyi yıllarca %25 bandında tutmuş bir siyasetçiye teslim edilmesi iktidara yarayacak durum olarak görülmüyor.
5) Dört kurultay kazanmış yönetimin meşruiyeti kabul edilmiyor ama çözüm için yeni kurultay seçeneği de kapatılıyor.
6) Yaklaşık 1000 delegenin ve 111 milletvekilinin kurultay çağrısı yapmış olmasına da değinilmiyor.
Geriye fiilen tek seçenek kalıyor: KK yönetimini tanıyıp kurultaysız şekilde parti içinde kalmak. Parti içinde yenemediği rakibini iktidar desteğiyle tasfiye edip, seçmen desteği olmadan yoluna devam etmeye çalışan bir siyaset anlayışı.
80 yaşına gelmiş, insanların gözünün içine baka baka yalan söylüyor.
Sabah saatlerinde Genel Merkez önünde mafyatik tiplerden oluşan, ne idüğü belirsiz gruplar toplanmaya başladı. Ne partiyle ne siyasetle ilgisi olan bu şahısların hangi maksatla Genel Merkez önüne geldiğini anlamak çok da zor değil. Bu gruplar Genel Merkez önünden uzaklaştırılmış, ardından bahsettiği 5-6 milletvekili arkalarına bu kirli ve provokasyoncu güruhu alarak kol kola Genel Merkez önüne gelmiştir.
“Biz görüşmek istedik” safsatası kocaman bir yalandır.
Barış Pehlivan: "Kimden haber alıyorsun ya? Bir kararı o hakim dışında bak çocuğu ve karısı bile bilmez bilmemeli, bilemez. Peki sen nasıl haberdar oluyorsun?
O kararın böyle çıkacağından eminsin ki video çekebiliyorsun.
Bak eskiden yargı imamları vardı yargı imamları haber verirdi. Eskiden Burhan Kuzu vardı, arardı hakimi arardı.
Seni kim aradı ya? Kemal Kılıçdaroğlu'nu kim aradı arkadaş? Kemal Kılıçdaroğlu'na kim bilgi verdi arkadaş? Kemal Kılıçdaroğlu'na o bilgiyi veren tam olarak ne dedi arkadaş? Kemal Kılıçdaroğlu'na o bilgiyi veren kişi hangi yolla dedi?"
CHP ahlaki ve kuruluş koduna Özgür Özel döneminde dönmüştür Bay Kemal.. @kilicdarogluk
Kuruluş kodlarında sende olmayan cesaret, ahlak, erdem bulunur.
Kuruluş kodlarında korkalık yoktur.. protesto için üç adımı bile “Bize zarar verirler, öldürürler diyerek” yürümekten korkan.
Kuruluş kodlarında her türlü aldığı maddi kaynağı geri ödenmek üzere kayıt tutup kuruşuna kadar geri ödeyen erdem vardır. Kimseye el avuç açmayan.
Dahası kuruluş kodunda yetkiyi halktan almak vardır. Güçten ve kapısında kul olduklarından değil.
Otur düşün.. Hayatına dokunduğun kaç kişinin nefretini aldığını.. Sonra CHP’nin kuruluş kodlarını konuş..Senin kafandaki kodlar CHP’nin kuruluş kodları değil belli ki.
Mesela 13 defa seçim kaybettiği halde geri gelmek için el aleme el avuç açmak yoktur kuruluş kodlarında. Şerefi ile çekilmek vardır.
Son not: Kuruluş kodlarını öğrenmek istersen “Yarının Adamı” serisini dikkatlice oku..
Yarının Adamı nasıl olunur oku öğren.. Bu milletin daha fazla ahını almadan köşene çekil..
CHP tabanının en tiksindiği kanaldan transfer yapıyor. Bu kadar kör göze parmak gitmenin anlamı ne? Tamamen seçmende siyasete dair bir apati mi yaratmak? Simülasyon gibi ülke hakikaten.
Hukukçu arkadaşım mutlak butlanı şöyle özetlemiş:Şu anda Türkiye’de yaşanan hukuksuzluğu ancak şöyle anlatabilirim:
Üzerine üç çocuk yapılmış on yıllık evliliğinizi, dayınızın küçük torunu “ vallahi ben gelinin sevmeden evlendiğini düşünüyorum. Herkes böyle söylüyor “ diyip başvurduğu, normalde buzdolabı televizyon iadesi ile ilgilenenen Tüketici Hakları Mahkemesi iptal ediyor..
Yaşanan şu anda budur. #mutlakbutlan
📣 İsmail Saymaz:
⭕Kılıçdaroğlu ve arkadaşları 2,5 yıldır bütün mesailerini CHP’yi geri almak için harcıyorlar.
⭕Yani AK Parti ile mücadele onlar için bir gündem başlığı olmaktan çıkmış durumda.
⭕AK Parti ile mücadele defterini çoktan kapattılar. Ne yapıyorlar?
⭕Parti liderliğini geri alabilmek için sosyal medyada bütün günlerini Özgür Özel’i, Ekrem İmamoğlu’nu, karalamakla, onların politikalarının aleyhine faaliyet yürütmekle geçiriyorlar.
⭕Hatta bazıları duyduğu yalan doğru ne varsa sosyal medyada yazmakla, savcıların önüne düşürmekle, bazıları tanık olmakla, gizli tanık olmakla vakit geçiriyorlar ve gitgide CHP dışı bir unsura dönüştüler.
⭕Ve bunlardan bazıları CHP içindeki iktidarı geri alabilmek için ülkedeki iktidarı alma ihtimalini öteleyebilirler.
⭕Mesela bu topluluk, CHP’lilerin üzüldüğüne seviniyor. Bu topluluğun sevindiğine de CHP’liler üzülüyor.
⭕Böylesi bir duygusal kopuş da var.
Özgür Özel: Sayın Kılıçdaroğlu aradı, kendisinin telefonuna henüz dönmedim. Dönüp de ne konuşacağız?
Sayın Kılıçdaroğlu'nun daha önce şanla şerefle seçildiği CHP Genel Başkanlığı koltuğuna AK Parti yargısının eliyle dönmek isteyeceğini ihtimal dahilinde görmek istemem ama açıklamaları buna işaret ediyor.
O telefon, kararı meşrulaştırmak içinse ben öyle bir şeyde uzlaşmam!
Her türlü kirli teklife kapalıyız.
Ben Genel Merkezdeyim,arkadaşlar Genel Merkezde,gece gündüz buradayız.Bizi buraya delegeler oturttu ancak onlar kaldırır.
Kendi parti üyelerini polisle dövüp, kendi milletvekillerine biber gazı sıktırıp “İl Başkanlığı” koltuğuna oturmaya çalışan bir zihniyet.
Kılıçdaroğlu ve ekibi için söylenecek başka bir söz yok.
Ben İmamoğlu haklı mıdır haksız mıdır bilemem ama şunu bilirim; bu iktidar haklı olsaydı şu geçtiğimiz 5 günde İmamoğlu’nun çarşaf çarşaf yolsuzluklarını somut delillerle bağırta bağırta tüm basında ifşalatırdı.
Melih Gökçek'in tek bir kez karakola çağrılmadığı bir düzende, Cumhurbaşkanı Adayı'nın uyuşturucu tüccarı gibi hapse tıkılması adil değildir.
Meseleniz adalet değilse, cezalandırdığınız şey suç değildir.
Gazetecilerin adaletin yanında olma sorumluluğu var. Tarafsızlık adı altında "ortayolculuk" gazetecilik değildir. Korkuyorsanız yapmayacaksınız bu mesleği.
Merhaba, ben Önceki dönem MHP’den Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, hakkımda çok sayıda usülsüzlük, yolsuzluk, çökme, görevi kötüye kullanma iddiaları oldu.. Basına da çok defa yansıdı.. üç dönem başkanlık yaptım, oğlum olmadığı için becerikli damadımın birini, belediye iştiraki olan Spilaş A.Ş. ye Genel Müdür yaptım, diğer damadımı Manisa Belediyesinin Basket takımının başına geçirdim, hem eşimin hem de benim tüm akrabalarımızı belediye de iş sahibi yaptım, bazı akrabalarımız yoğunluktan dolayı işe gelemiyordu bankamatikten maaş almalarını sağladım,
Manisa FK takımını Belediyeden bedelsiz olarak satın aldım, belediyenin tesisi olan koskoca Şükrü Bayrıl tesisini aylık 5 bİN TL’ye kiraladım, ortağım Liseli Mevlüt Aktan’ı da kulübe başkan yaptım, becerikli damadımı da başkan vekili yaptım, Mevlüt’ün işleri iyi değildi ama ben başkan olduktan sonra belediyemizden milyarlarca liralık ihaleleri mevlüt ve yeğeninin şirketi kazandı, nasıl kazandıysa helal olsun bütün işleri onlar alıyordu, çok çalışkanlardı,
imar işlerinde çok katlı projelendirmeler hep benim arsalarıma denk geldi, 4-5 kat olması gereken projeler birden 19 kata kadar çıktı, düşünsenize 10 daire kazanacağım yerden 100 daire kazanıyordum, çok mutlu oluyordum..
Spil dağını bilirsiniz, dünyaya diz çöktüren şehzadelerimizin yetiştirildiği yerler, orada çok güzel bir arsa buldum, dedim burayı bir şekilde bizim kıza alıyım, çam sakızı çoban armağanı, ama önce güvendiğim bir tanıdığımın üstüne alıyım, sonra onun eniştesinin üzerine geçirip sonra kızımın üzerine alıyım dedim, adam belediye başkanı devletin arazisine çöktü demesinler diye.. insanların ağzı torba değil ki büzesin, bal tutan parmağını yalar,
belediyeye boş zamanlarımda uğruyordum, genel de çeşme de ki yazlığımda oluyordum, çeşme gerçekten çok güzel ortağım Mevlüt’le orada villalarımız var, sonuçta belediye başkanıyım maaşım çok fazla,
Manisa da benden habersiz, beni görmeden kimse iş yapamazdı, Manisa FK’yı Mevlüt Aktan’ı, beni tanımayan Manisa da barınamazdı, koskoca belediye başkanıyım, arkamda dağ gibi MHP vardı, tabi onları da hiç ihmal etmedim,
Ahmet Turgut sağolsun bütün kazançlı işlerde bana yol gösterdi, her türlü kazandırıyordu, Ahmet’i çok severdim, Ahmet’in BENGÜTÜRK TV adında televizyon kanalı vardı, İstanbul’da yaşıyordu ama sağolsun hep Manisa da benim oda da Genel sekreterim Aytaç Yalçınkaya’nın odasında otururdu, belediyemizi ve bizi çok severdi, bizde onu, çay kahve içerdi, belediye personeli onu çok severdi, çay dağıtan personelimize bile bir tomar bahşiş verirdi, acayip bir adamdı..
BİR GÜN, Manisa’nın en büyük projesi var, Uzunburun katı atık tesisleri, şu anki değeri 3-5 milyar tl olmuştur, oraya çöktük, yatırımcı Hacı Nuh Kaya’yı rezil ettik, milyonlarca dolar borç batağına soktuk, hiç düşünmemiş mi belediyelerle iş yapılmaz yatırım yapılmaz, ahmak mıdır nedir? Hacı Nuh Kaya’nın yaptığı yatırımlar üzerinden, her ay ortalama 80 milyon TL para kazanıyoruz, Hacı Nuh Kaya utanmadan sosyal medya hesabından ona yaptıklarımızı yazmış, adalet arıyorum deyip duruyor, biz ona dedik ki ne adaleti, AKP-MHP arkamızda dava açarsan birde suçlu çıkarsın dedik, o bizi dinlemedi, etrafımda ne kadar adam varsa, tanıdık eş dost, belediye çalışanı, hep birlikte X’den yaptığı paylaşımlar hakkında hakaret davası açtık, öyle olmaz böyle olur dedik, Hacı Nuh Kaya Türkiye de ki sistemi bilmiyor mu? Bal tutan parmağını yalar kardeşim.
Ama adam X den yazmaya devam etti, bizim başarılı belediye başkanlığını tüm Türkiye’ye anlatınca, seçimi kaybettik,
Ferdi Zeyrek yeni başkan oldu, ama Hacı Nuh Kaya bilmiyor ki değişen bir şey yok, her şey kaldığı yerden devam edecek..
SONUÇ, hamd olsun hakkımda hiç bir soruşturma açılmadı, seçimi kaybettiğim gece belediyenin kasasından yandaş firmalarıma 600 milyon çıkarmak istedim ama Ferdi Zeyrek göstermelik olarak savcılığa suç duyurusunda bulundu, ondan da bir şey çıkmadı zaten..
Ekrem İmamoğlu'nun savunmasından:
“Benim milletime, vatanıma, bayrağıma olan sevgimi, bağlılığımı ölçecek, aşağılayacak ya da terörle iltisaklı diyecek kişi, anasının karnından doğmadı!
Ben, ‘Ne istediler de vermedik?’ diyenlerden ve ‘Dün dünde kaldı cancağızım.’ diyenlerden değilim!
Ben, Cumhuriyet değerlerine bağlı, Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında gençleri ile tarih yazacağı bir döneme imza atmaya kararlı bir siyasetçiyim!”