Biz ülkemizde yaşayan toplam 13 milyon Suriyeli sığınmacı ve çoğunluğu Afgan, Afrikalı vs kaçağı 1 senede ülkelerine yollayacağız dediğiniz zaman “Nasıl yollayacaksınız o kadar insanı?” diye ayağa kalkanlar, Zafer Partisi’ni insan hallarını çiğnemek ile suçlayanlar, yabancı düşmanı diye saldıranlar şimdi Suriye sınırındaki illerimizde yaşayan bazı Suriyeliler gayrimenkullerini kontrol etmek ve bazıları da iddialara göre yağma için Suriye’ye geçince “Bakın Suriyeliler gidiyor” diye tempo tutuyor, bütün Suriyelilerin geri dönmek için harekete geçtiği algısını oluşturmak istiyorlar:
Eğer zerre kadar samimiyetiniz var ise sığınmacılar ile ilgili yönetmelik ve yasayı uygulayarak Suriyelilere verdiğiniz “ Geçici koruma statüsünü” sona erdirdiğinizi ilan edin. Suriyelilere yapılan sağlık yardımının durdurulduğunu ilan edin. Onlarda hastanede para ödesinler. Aldıkları ilacın parasını ödesinler. Diğer ayni ve maddi yardımları durdurun. Hadi bekliyoruz. @zaferpartisi
1-Gaziantep şehir hastanesine,kol uyuşması,göğüs ağrısı ve kalp krizi şüphesi ile eşimle yürüyerek gittik.Aciliyetimizi defalarca söylediğimiz halde ekg dahi çekilmeden yetkililer tarafından azarlanıp bekletildik.Bekleme sonucunda 37 yaşında 2 çocuk babası eşimi kaybettim.
Düğününe giderken esir alınıp şehit edilen Hüseyin Sarı’dan utanmadınız mı terör örgütü elebaşını meclis kürsüsüne davet ederken. https://t.co/vsF5Qye7pp
Gazze’de bebekler ölüyor diye manşetleri doldururken, Türkiye’de öldürülen bebekleri görmezden geldiniz.
Türkiye’nin dertleriyle değil, Arap coğrafyasının dertleriyle ilgilisiniz.
Siz Türk milletinin çıkarlarına değil, Arapların davasına hizmet ediyorsunuz.
Kıvırmadan söylemek gerek.
8 bin tl için insanların bebeklerini öldüren insanların yaşatılmasını istemiyorum. Yasal ya da yasadışı farketmez benim için.
Rabia Naz 6 sene önce bugün şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Cinayet olması muhtemelken kimse yargılanmadı ve Rabia Naz'a ne olduğu hala bilinmiyor!
Bir kez daha soruyoruz, Rabia Naz'a ne oldu!
#RabiaNazaNeOldu
Her fırsatta Atatürk’e beddua ettiler. Her fırsatta…
Ülkeyi işgal eden İngilizlere bu kadar beddua etmediler mesela. Çocukları Londralarda okudular. Ülkeyi işgal eden Fransızlara bu kadar beddua etmediler. Kulesinin önünde poz verip parfümlerini sıktılar. Ülkeyi işgal eden İtalyanlara bu kadar beddua etmediler. Trikolarını giyip düğün düğün gezdiler.
Yunana sövdüler, haklarını yemeyelim. O da İzmir’i işgal ettikleri için değil, tarih bilgileri facebook ve Cüneyt Arkın filmlerinden ibaret olduğu için Yunanı Bizansla eşlediler. Ülkemizi işgale yeltenen 1900lerin Yunanına değil, 1400lerin Yunanına sövdüler. Kurtuluş mücadelemizde Ruslarla da savaştığımızı zaten bilmiyorlardır. Onlara beddua etmemelerini anlarım. Fakat Ermeni çetelerine, Rum çetelerine, düşmanla anlaşan ağalara beylere, sırtımızdan vuran Araplara bile bu kadar beddua etmediler. 15 temmuzda, ağzından Allah’ı eksik etmeyen, çalınan sorularla, bağlı olduğu tarikat torpiliyle yüksek mevkilere getirilen tipler, kısıtlı yetenekleri ve cehaletleriyle ülkenin ırzına kastettiler. Bunlar, halkın, ordudaki şerefli askerlerin, kahraman polislerin zaferini sahiplenip, bizi de dışında bırakıp, o günü kendi bayramları bellediler. 7 düvele Allah Allah diye hücum eden kahramanları es geçtiler. Anaların, babaların yürek acısına şahit topraklarda, Kurtuluş savaşına yalan dediler. Bir ay sonrasını tahmin edebilen dayıların müridi oldular da, yüz yıl sonrasını satır satır anlatan Atatürk’e dönüp bakmadılar.
Oysa en çok onlar bakmalıydı. Zira Atatürk 100 yıl evvel, tam da bu insanları anlattı.
“İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.”
Erdoğan, belediyesi muhalif bir partide olan şehirlere “herhangi bir şeyin gelmeyeceğini” ilan ediyor.
Nerede söylüyor?
Depremin yerle bir ettiği, CHP’li bir belediye başkanı tarafından yönetilen Hatay’da.
Bu sözler yerel seçimde muhalif adaya oy verecek her şehre gözdağıdır.
Sen iyilik olsun diye mahlukatın tekini arabana al ve canından ol. Şu olayın daha ötesi yok. Etimle kemiğimle insanlıktan nefret ettiğim bir andayım #taksici
Memlekette “belirli bir kesimin hayatı hariç” iyi giden, mutlu eden, yüz güldüren hiçbir şey yok. Her gün kan, gözyaşı, keder, öfke, ölüm. En ilkel toplumlarda bile göremezsiniz şu kadar kötülüğü…
Ramazan Böçkün, inancını tatlı bir dille tebliğ eden kendi halinde bir dervişti.
Allahın bir mazlum kulu...
Kim ve kimler niçin öldürdü?
Bu cinayet mutlaka aydınlatılmalı.
Antalya’da 52 yaşındaki özel bir uygulamanın sürücüsünün önünü kesip,
“Seni bu arabanın içine gömerim” diyen sarı taksi haydutu için 18 yıl yıl hapis cezası istendi.