Cumhuriyet Halk Partisi��nin Genel Başkanı,
dün de bugün de yarın da
Özgür Özel’dir.
Çünkü Sayın Özgür Özel,
kapalı kapılar ardında değil,
YSK denetiminde yapılan kurultaylarda delegelerin oylarıyla seçilmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi;
iki olağan,
iki olağanüstü olmak üzere toplam 4 kurultay yapmıştır.
Bu kurultayların tamamı seçim hukuku kapsamında,
ilçe seçim kurulları,
il seçim kurulları
ve Yüksek Seçim Kurulu denetiminde gerçekleştirilmiştir.
Şimdi ise mahkeme kararları üzerinden,
delegelerin iradesi tartışmaya açılmaktadır.
Bu durum sadece CHP’ye değil,
Türkiye’de demokrasiye,
hukuk güvenliğine
ve millet iradesine zarar vermektedir.
Dün siyasi videolar yayınlanıyor,
bugün mahkeme kararları servis ediliyor.
20 sayfalık böyle bir kararın bir gecede hazırlanmadığı açıktır.
Türkiye’ye yaşatılmak istenen şey hukuk değil,
siyasi mühendisliktir.
102 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi’ni mahkeme salonlarında dizayn etmeye çalışanlar şunu bilsin:
CHP’yi ne korku teslim alır,
ne baskı susturur,
ne de yargı operasyonları yolundan döndürür.
Zincir oluşturup paylaşalım dostlar!
Kemal Kılıçdaroğlu'nu CHP'de görmek istemiyoruz!
Kemal Kılıçdaroğlu'nu CHP'de görmek istemiyoruz!
Kemal Kılıçdaroğlu'nu CHP'de görmek istemiyoruz!
Kemal Kılıçdaroğlu'nu CHP'de görmek istemiyoruz!
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Savcı, Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının “sahte” olduğuna dair iddiasını diplomayı veren İstanbul Üniversitesi’ne bile inandıramadı!
İstanbul Üniversitesi’nin kendi avukatı mahkemede açıkça söylüyor:
“Davacının doğrudan yaptığı bir eylemi belirtmiyoruz.”
Yani ortada “fail” yok,
ortada “sahtecilik” yok,
ortada “suç” yok…
Ama yine de 8 yıl 9 aya kadar hapis isteniyor!
Bu ne demektir?
Bu, hukuk değil;
siyasi tasfiye girişimidir.
Bir ülkenin geleceğini sandık belirler.
Ama iktidar kaybedeceğini anlayınca,
rakibini diplomayla, mahkemeyle, savcıyla devre dışı bırakmaya çalışıyor.
İmamoğlu’nun dediği gibi:
“YSK” vurgusu şu anlama geliyor:
‘Bu kişi her an Cumhurbaşkanı adayı olabilir, acele edin!’
Bu dosya artık bir “diploma” dosyası değil;
bu dosya millet iradesine kurulan kumpastır!
Türkiye bir hukuk devleti ise,
hukuk; delille, suçla, eylemle konuşur.
İftirayla değil!
Milletin seçme hakkını gasp ettirmeyeceğiz!
İsmail Saymaz'ın bu konuşmasını siyasal islamcılara günde 3 kez zorla izletmek lazım
Kardeşim İslam'ın haram kıldığı tek şey kadının saçı, etek boyu ve içki midir
Hırsızlık yapmak, kul hakkı yemek, yalan ve adaletsizlik helal midir, Akp bitti artık‼️
AK Parti ve MHP’ye oy veren vicdanlı kardeşlerime sesleniyorum. Her fırsatta dinden ve vicdandan bahsedenler, mübarek Ramazan’ın bir İftar vaktinde 31 yıllık diplomamı iptal edip, aynı günün gecesinde bir sahur vaktinde gözaltına aldılar.
Göreve geldikten sonra İBB’ye 1200 müfettiş geldi, her işlemimiz didik didik edildi. Attığımız her adım, aldığımız her nefes yakından takip edildi. Yıllardır gelmeyen bütün müfettişler İBB’de kamp kurdu, İBB Meclisi bizi devamlı denetledi, bir grup medya her gün açık aradı. İhaleler dahil bütün iş ve işlemler anında basına yansıtıldı ve tüm detaylarıyla paylaşıldı.
Allah’a hamd olsun ki hepsinden tertemiz çıktık, hiçbir usulsüzlük bulunmadı.
Millet her şeyi gördü, bildi ve 3. kez 1 milyon oy farkıyla bizi seçti.
Her şey ondan sonra başladı.
Belediyeden iş alamamış bir grup ve onlarca suç kaydı olan bazı insanların şikayeti ile harekete geçildi. Bunlara gizli tanık iftiraları eklendi ve buradan aklın almayacağı bir suçlama oluşturuldu. Bir torba uydurdular içine akıllarına gelen her şeyi attılar.
Şimdi “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali hakkımızda yalan haber bombardımanıyla üste çıkmaya çalışıyorlar. Ciddi herhangi bir suç bulunamayınca insanları arayarak “gizli tanık”, “yalancı şahit” olmaya zorluyorlar. Yazık çok yazık.
Bizim Allah’a şükür veremeyeceğimiz bir hesabımız yok. Kumpas aklıyla hareket edenler eninde sonunda kaybeder ama bu arada olan güzel ülkemize oluyor.
Diplomam bir günde iptal ediliyor, kaç kuşaktır alın teriyle emekle biriktirdiğimiz tüm mal varlığımıza apar topar el konuluyor, haysiyet çiğneniyor.
Bir gün herkesin kapısını çalabilecek bu hukuksuzluğa evlatlarımız ve geleceğimiz için dur demeliyiz. Kendine ait olmayan koltuğu korumak adına her yolu mübah gören anlayışa dur demeliyiz. Ahlakı, hak ve hukuku korumanın partisi olmaz.
Ben bu ülkenin her görüşten insanının sağduyusuna güveniyorum. Herkesin milli iradeden yana olduğuna hiç şüphem yok. Haktan ve hukuktan nasibini almamış bir avuç insanın bu ülkeye yaşattığı zulmü artık durdurmamız gerekiyor. Seçimler gelir geçer, o parti gelir, bu parti gider ama kalıcı olan hakka ve hukuka olan güvenimizdir.
Herkes için, her zaman adalet.