kopuş. kimi zaman usul usul. kimi zaman birdenbire. kimi zaman sessiz sedasız. kimi zaman gürültülü, kavga kıyamet. bu kopuşun nasıl olduğunun bir önemi yok. koptun mu? koptun. canından bir parça, o kopup giden bağla beraber gitti mi? gitti. bu kadar.
Bu hayatta sizi asla pişman etmeyecek tek şey kendiniz olmaktır. Bir şey yapmak istemiyor musun, dur. Bir düşünce sana hitap etmiyor mu, bitir. Bir insan sana kötü enerji mi veriyor, kes. Bu kadar. Bunun öylesi böylesi yok. Benliğiniz pazarlık konusu olamayacak kadar değerlidir.
kırgın olduğumu anlatmak istedim. küs değildim, nefret etmiyordum, kin beslemiyordum, düşman hele hiç değildim. ama bazıları kırgınlık ile ipleri kopartmayı eşdeğer sayıyor. oysa ben sadece kırgındım ve gönlümün onarılmasını diledim. bunun bana çok görülmesini aşamıyorum.
Gerçek hayattaki yaşantısını bildiğim insanların hikayelerine bakınca bastırılmış tüm duygularını ya da yaşayamadıkları tüm şeyleri -mış gibi yaparak paylaştığını görüyorum
Hayatım içinden çıkılamaz bir hal aldı. Destek beklediklerim sırtını döndü, herkes kendi yolunda, dayanak gördüğüm seni de bi memnun edemedik diye diye devrilmeme müsaade ediyor. Beni anlayan bir Allah’ın kulu kalmadı. Allah yolumu hayra çevirsin.
hayatı yanlışlarla dolu bir insanı düzeltmek uğruna girişilen mücadeleden kendini de yitirip öyle çıkmak. bir kere bana bundan olmuştu. sonra kimseyi düzeltemeyeceğimi anlamıştım. insan hamur değil ki, dilediğin şekli veresin. bırakalım herkes olduğu hâlde kalsın. kimsenin payına da bir ötekini düzelteceğim diye kendini yitirmek düşmesin.
Eskiden zihnimdeki düşünceleri, sesleri susturmaya çalışırdım. Şimdilerde zihnimde bir tını bile yok. Öyle büyük hayaller de kurmuyorum ulaşamazsam zehir zıkkım olur diye. Bugünümü yaşıyorum elimden geldiğince. Teşekkür ederim kendime.