Atatürk’ün sözünün üstüne söz söylemek nafile çaba, Atatürk’ü yenme hayali kurmak ciddi idrak sorunudur. Türk Kurtuluş Savaşı elbette ve tam anlamıyla bir KURTULUŞ savaşıdır, emperyalist işgalden, esaretten, zilletten, cehaletten, ezilmişlikten, yokluktan, kulluktan KURTULUŞ savaşıdır.
Tarih bilimdir, fesli delilerin, çakma profesörlerin hezeyanları değil.
Devlet yönetmek ciddi iştir!
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
Sözcü Televizyonu sunucusu Serdar Cebe'den çarpıcı Donald Trump değerlendirmesi:
🎙️ "Trump'ın programında Anıtkabir ziyareti yok. Açık konuşalım, iyi ki de yok. Çünkü o fotoğraf Atatürk'ün mirasına yakışmazdı."
Cebe, Atatürk'ün mazlum uluslara bağımsızlık fikrini miras bıraktığını hatırlatarak, Trump'ın siyasi sicilinin Anıtkabir'in ahlaki ağırlığını taşıyamayacağını vurguladı.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? @serdarcebe #kırmızıçizgi
🎥 Şarlatan tarihçilere, sahte Osmanlıcılara hanedanın içinden TOKAT GİBİ CEVAP! İyi dinleyin...
👤 1. VİDEO | II. Abdülhamit'in torunu Ertuğrul Osman:
🗣️ Atatürk bütün dünyaya baş tuttu! Fevkalade bir şey yaptı. Memleketi kurtardı. Türkiye parça parça olacaktı. Her Türk'ün Atatürk'e borcu var, benim de var!
👤 2. VİDEO | V. Murad'ın torunu Dünyaca Ünlü Yazar Kenize Murad:
🗣️ Benim ailemin sürgüne gönderilmesinden daha önemlisi, Atatürk'ün ülkemizi kurtarmasıdır. Eğer Atatürk olmasaydı, Türkiye olmazdı. Avrupa devletleri bu toprakları paramparça edecekti.
✨Ve Net Hakikat:
Atatürk olmasaydı ne Osmanlı kalırdı ne de bugün üzerinde yaşadığınız Türkiye diye bir devlet olurdu! Bunu hanedanın bizzat "gerçek torunları" göğsünü gere gere kabul ederken, kraldan çok kralcılık yapanların derdi nedir? Hanedanın gerçek evlatları bu minneti teslim ederken, Osmanlıcılık maskesiyle Atatürk düşmanlığı yapanlar sadece kendi cehaletlerini ve hainliklerini sergiliyor.
Boş hamaseti bırakın da şu asil duruşu izleyin! 🇹🇷 #Atatürk #Osmanlı
👉 Yıl 2011
Ortada henüz ne sığınmacı krizi var, ne ne de yeni anayasa dayatmaları...
Banu Avar 15 yıl önce çıktı ve bugün yaşadığımız her şeyi, kelimesi kelimesine televizyonda anlattı. O günden sonra da ulusal kanallara çıkması yasaklandı! @didemyvzylmz
Anıtkabir, sadece bir mezar değil…
Türk Ulusu'nun Millî Mücadele ruhudur.
Özgürlük ve bağımsızlık sembolüdür.
Toprağı vatan yapan şehitlerin kanı, kutsalıdır.
Anıtkabir, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurumsal hafızasıdır.
Atatürk’ün düşüncelerinin yaşatıldığı yerdir.
Kurucu değerler abidesidir.
Vatandan, milletten başka sevgili bilmeyen kahramanların hatırasıdır.
#anıtkabir
Gazze'ye ağlayıp ABD ile bağımsızlık kutlayanlar..
Starbucks'ları basıp köprüye tren muamelesi yapanlar..
Çuval olayını unutup ulusal onurdan bihaber olanlar..
__
Meltem Tv Ana Haber
Menderes Hükümeti, 5 Mart 1959'da imzaladığı antlaşma ile Amerikan ordusuna hükümeti korumak üzere Türkiye'ye silahlı müdahelede bulunma hakkı tanıdı.
Hükümetlerin çoğu Menderes'in varisi olmakla övündü. Bugün NATO KOLORDUSU vs. tartışılıyor.
Dünü unutma, bugünü iyi anlarsın.
Türkiye’yi işgal eden devletler, pikniğe geldikleri için 4 yıl kaldılar. Mesela Yunanlar çelik çomak oynarken 130 bin kayıp verdiler ve yenildikleri için tarihlerinin en büyük felaketi olarak adlandırdılar; 6 devlet adamını da kurşuna dizdiler. İşgalciler 4 yıl sonra, sıkıldıkları için Anadolu’dan ve İstanbul’dan ayrıldılar. Kurtuluş Savaşı değilmiş Milli Mücadeleymiş. Tarihte hiç bir ülke, kahramanlarına bu denli sırt çevirmemiştir. Kurtuluş Savaşı/ İstiklal Savaşı’nda şehit düşen kahramanların ahını almak kolay değil…
Atatürk "KURTULUŞ SAVAŞI" diyor.
Mustafa Kemal Atatürk, 29 Ekim 1933'te okuduğu 10. Yıl Nutku'nda "Kurtuluş Savaşı" kavramını kullanmıştır.
Hatta 10. Yıl Nutku'nun taslak metnine yazdığı "İstiklal Savaşı" ifadesindeki "istiklali" çizip yerine "Kurtuluş" yazmıştır.
Atatürk'ün yazdığı 10. Yıl Nutku daktilo edildikten sonra, Atatürk tarafından üzerinde -mürekkepli kalemle- bazı düzeltme ve ilâveler yapılarak son şeklini almıştır.
Atatürk'ün okuduğu 10. Yıl Nutku'nun son sekli şöyle başlamıştır:
"Türk milleti
Kurtuluş savaşına başladığımızın, 15 inci yılındayız. Bugün, Cumhuriyetimizin, 10 uncu yılını doldurduğu, en büyük bayramdır.
Kutlu olsun!..."
Belgeler ekte! Kırmızıyla işaretledim.
Bu arada 1926 yılında İsmet Paşa bu savaşa "İstiklal Savaşı" denileceğini belirtiyor. Atatürk de istiklal savaşı ve milli mücadele kavramlarını kullanıyor, ama 1930'larda dil devrimi sürecinde "kurtuluş savaşı" kavramını kullanıyor.
Atatürk'ün Dil Devrimine karşı olanlar ve Türk Devrimi'nin evrimini görmeyen, görmek istemeyenler için bunun bir anlamı olmayabilir ama Dil Devrimine önem verenler ve Türk Devrimi'nin evrimini bilenler için bunun anlamı büyüktür.
Ayrıca biz tarihćiler zaman zaman "Milli Mücadele" ifadesini de kullanırız ama Yusuf Tekin'in niyeti başka! O, Atatürk'ün de kullandığı "Kurtuluş Savaşı" ifadesini mufredattan kaldırmaktan söz ediyor.
"Kurtuluş Savaşı" demeyecekmişiz!
Neyden kurtuluyormuşuz?
Önce Osmanlı varmış!
Millî Eğitim Bakanımız böyle diyor!
Evet... Sayın Bakan, Mustafa Kemal Atatürk Samsun'dan Kurtuluş Savaşı'nı başlatmadan önce bir Osmanlı vardı. Ama hangi Osmanlı?
Viyana kapılarına dayanan Osmanlı mı, Sevr'e imza atan Osmanlı mı?
Cevap çok açık: Sevr'e imza atan Osmanlı!
Payitahtı işgal altında olan bir Osmanlı!
Kurucusu Osman Gazi'nin sandukası Yunan askeri tarafından tekmelenen Osmanlı!
Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır.
Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır.
Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim:
Sevr'den kurtulduk!
İstanbul'daki İngiliz işgalinden kurtulduk.
Gaziantep'teki Fransız zulmünden, Ege'deki Yunan zulmünden, Doğu'daki Ermeni zulmünden kurtulduk.
Asırlık Türk yurdunun Haçlı çizmeleriyle çiğnenmesinden kurtulduk.
Tekrarlayalım: Atatürk, yüce Türk milletiyle bir Millî Mücadele vermiştir ve bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı'dır.
Unutmayın; altında Atatürk'ün imzası olmayan son zafer olmasaydı, önceki hiçbir zaferimizi kutlayamayacaktık!
Örneğin, bugün İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak bunu Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarmasına borçluyuz.
O yüzden tarihi tarihçilere bırakıp temelinde farklı hesaplar olan ucuz işlerle uğraşmamalıyız.
Hele de bu konulara eğitimi asla karıştırmamalıyız!
Unutmayalım: Osmanlı da bizim, Türkiye de bizim, hatta daha önceki Selçuklu da bizim!
Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir.
Ülkemiz ekonomik buhranın pençesinde inliyor;
Emekliler açlıkla mücadele ediyor;
Esnaf yıkılıyor;
Sanayici iflas ediyor;
Çiftçi üretimden vazgeçiyor.
Dış politikada NATO zirvesinin sahte ışıkları altında tam bir geri çekilme yaşıyoruz.
Kıbrıs’ta yeni bir Annan planının hazırlığı yapılıyor;
Doğu Akdeniz’de geri çekilme yaşanıyor;
1 milyar dolar ödenerek alınan sondaj gemileri 4 yıldır limanlarda yatıyor.
Suriye’yi fethettik diyorlardı:
Yeni Suriye yönetimi Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Rum kesimi ile anlaşıyor;
Bütün bunlar yaşanırken PKK’ya ve Öcalan’a af geliyor;
PKK kendisini tasfiye etmedi silah bırakmadı yine de PKK önünde adeta diz çökülüyor!
Ve nihayet milyonlarca Suriyeli sığınmacının ülkelerine dönmeyeceğini Şam büyükelçimiz ilan etti!
Gayri Milli Eğitimsizlik bakanı İstiklal Harbi ve Kurtuluş Savaşı kavramlarını ders kitaplarında yasakladı!
Eşsiz vatanımızın güzel insanları, Büyük Türk Milleti,
Vatanına ve halkına yapılan bu saldırılara dur demek için seçimlere kadar sabret, öfkeni içinde büyüt ve sandığa taşı! @zaferpartisi@zpgencresmi
Ne sorarsan sor
Kılıçdaroğlu kendi bildiğini okuyor
Aciz kaldı,
Kimseyi dinlemiyor, yalan söylüyor
Hiçbir soruya doğru cevap veremiyor
Gazetecilerin sözünü sürekli kesiyor
Kesinlikle bir proje
Kesinlikle CHP’yi bitirmeye gelmiş
Bu adam CHP için Erdoğan’dan tehlikeli,
Net
HEDEF LAİK CUMHURİYET!
Hep ne dedik? "Teröristbaşının hedefi de Atatürk'ün kurduğu Laik Cumhuriyet'tir," dedik.
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve onun tüm yerli işbirlikçileri, hep birlikte Atatürk'ün kurduğu Laik Cumhuriyeti hedef almış durumdalar. Anayasa değişikliğinin temel amaçlarından biri de budur. Eğer toplumu hazırlayabilirlerse Anayasanın laik karakterini yok edip Cumhuriyetin laik katakterini değiştirmeye kalkacaklardır.
"Atatürk'ün Mirası LAİK CUMHURİYET" adlı kitabımda bütün ayrıntıları ile anlattığım gibi Türkiye'de laiklik sadece düşünce ve vicdan özgürlüğünün, çağdaş hukukun, kadın haklarının, toplumsal barışın, akıl ve bilim eksenli çağdaş yaşamın değil, aynı zamanda ulusal egemenliğin, demokrasinin, hukuk birliğinin, yargı bağımsızlığının ve bağımsız devletin de güvencesidir.
Türkiye'de "demokrasi" diyerek laikliği hedef alan her kim varsa açıkça YALAN söyleyip toplumu kandırmaktadır.
Teröristbaşının "Demokratik İslam" söylemi de bir aldatmacadır. Devlet yönetiminin bir dine dayandırıldığı ortamda laiklikten, dolayısıyla demokrasiden söz edilemez.
Çünkü eğer laiklik yoksa düşünce ve vicdan özgürlüğü de yoktur. Laiklik yoksa insan aklının ve tecrübesinin eseri çağdaş hukuk da yoktur. Laiklik yoksa kadın hakları da yoktur. Laiklik yoksa dinler, mezhepler, belirleyicidir. Toplumda tarikatlar ve cemaatler egemendir. Dinsel vesayet söz konusudur. Belli bir dinin kuralları egemendir. Laiklik yoksa çağdaş hukuk önünde yurttaşların eşitliği de söz konusu değildir. Laiklik yoksa yöneticilerin dinsel dokunulmazlık zırhına bürünmeleri çok kolaylaşacak, böyle bir ortamda DÜNYEVİ ulusal egemenlikten, dolayısyla demokrasiden de söz edilemeyecektir.
Laik Cumhuriyeti hedef almak, laikliği esas alan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Anayasal düzenini hedef almaktır. Bu da suçtur.
Dün (19 Haziran 2026) gece, SÖZCÜ TV'de Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından anladığım:
-Butlan CHP’si kurultaya gider mi? Hayır.
-“Terörsüz Türkiye” sürecini destekler mi? Evet.
-Atatürk'ün ulus devlet anlayışını yok edecek Anayasa değişikliğine evet der mi? Evet.
-Seçim ister mi? Hayır.
-Cumhur İttifakını destekler mi? Evet.
-Bazı CHP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması yönünde oy verir mi? Evet.
-Önümüzdeki seçimi altın tepside sunar mı? Evet.
-Altı Ok'un tümünü reddetmesine rağmen "Altı Ok"u kullanır mı? Evet.
YANİ, PİRUS zaferini tercih ediyor. Yok edilecek bir partinin koltuğunun korunması. Ve Atatürk'ün emaneti 103 yıllık partinin yok edilmesi. Kılıçdaroğlu, belki bu misyonla tarihe geçmek istiyor.
SORU ŞU: Neden? Amaç ne? Sadece hırsla, ihtirasla ve kişisel çıkarla açıklanamaz...
Kemal Kılıçdaroğlu'nun ihaneti ile alakalı en muhteşem paylaşımı Cem Seymen yapmış
*Öfkeliyiz. Çevremdeki herkes çok kızgın. Kimse Kemal Kılıçdaroğlu ismine tahammül bile edemiyor şu anda
*Televizyonlara çıkıyor mağdur edebiyatı yapıyor bir de. Kayyumluğu kabul etmeseymiş kaymakamlar mı yönetseymiş CHP'yi. Böyle diyor
*Kendi seçmenine gerizekalı muamelesi yapıyor, alemi aptal yerine koyuyor. Hiç sıkılmadan. Zerre umursamadan. İnsanların öfkesi biraz da buna
*Kemal Kılıçdaroğlu'nun son kurultay süreci ve sonrasındaki konumunu bu gözle okuyabilir miyiz?
*Bence evet. Neden mi?
Bakın, yıllarca bu ülkede 'sarayın yargısı', 'talimatla çalışan mahkemeler' diyerek adaletsizliğe karşı yürüyen, meşruiyetini bu eleştiri üzerine kuran bir lider düşünün
*Sonra bir gün bir kurultay yaşanıyor ve aynı lider, koltuğu geri almak uğruna, tam da hayatı boyunca eleştirdiği o yargı mekanizmasının sunduğu bir can simidine sarılıyor: Mutlak butlan kararı
*İşte kırılma noktası tam olarak burası. Bu durum, 'Partiyi kayyıma bırakamazdım' ya da 'Hukuki haklarımı kullandım' gibi rasyonalize edilmiş kılıflarla açıklanamaz
*Eğer iktidarın tek taraflı güç dinamiklerinin aparatı haline gelmiş bir yapıdan medet umuyorsanız, şeytanın temsilcisiyle masaya oturmuşsunuz demektir
Ne demişti ABD'nin yeni dünya düzeni kuramcıları Paul Henzeler, Samuel Huntingtonlar, Graham Fullerler?
"Atatürk'ün mirası laik Cumhuriyet'ten vazgeçin! Yeniden Osmanlı'ya dönün! Yüzünüzü Orta Doğu'ya çevirin!" demişti.
Ne diyor ABD'nin Ankara Büyükelçisi T. Barrack?
"Ulus devletten vazgeçin! Osmanlı millet sistemine dönün!" diyor.
"Orta Doğu'da güçten anlarlar! Burası için en iyisi merhametli monarşi ve meşruti monarşi!" diyor.
Ne diyor AKP iktidarının önde gelenleri "Artık Yeni Türkiye var, Eski Türkiye yook!" diyor.
Nedir "Yeni Türkiye?"
Atatürk'ün kurduğu üniter, laik, çağdaş ulus devletin yerine bir ABD Projesi durumundaki "Yeni Osmanlıcılık" çerçevesinde laiklikten, ulus devletten ve hatta demokrasiden vazgeçip yüzünü Orta Doğu'ya dönmüş Türkiye'dir. Son zamanlarda AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın Türk-Kürt-Arap vurgusu da buna yöneliktir.
Şimdi de Kılıçdaroğlu, "Türkiye Osmanlı coğrafyasında gitmek zorundadır!" diyor. " Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız. Osmanlı coğrafyasında Türkiye olmalı," diyor.
Evet, özellikle Atatürk'ün CHP'sinin çok yönlü bir dış politikası vardı. Bu kapsamda Atatürk'ün CHP'si 1934'te Balkan ülkeleriyle Balkan Paktı, 1937'de İslam ülkeleriyle Sadabat Paktı'nı yapmış, İran'dan Afganistan'a İslam dünyası ile iyi ilişkiler kurmuştu. Doğrusu da buydu.
Ancak Kılıçdaroğlu'nun bugünkü söylemi, bugünün koşulları çerçevesinde Atatürk'ün CHP'sinin çok yönlü dış politikasının yeniden hatırlanması olarak değerlendirilemez. Bence Kılıçdaroğlu'nun bugünkü söylemi, altını çizerek vurguladığı " "Osmanlı Coğrafyası" , "Osmanlı'nın toprakları" ifadesi, CHP'yi, dış politikada iktidarla ve Cumhur ittifakıyla hizalama söylemiydi.
Görülen o ki, Kılıçdaroğlu ile CHP'nin de BOP planına, "Yeni Osmanlıcılık"a, "Yeni Türkiye" kurgusuna katılması amaçlanıyor.
Gerçek şu ki, hedef sadece CHP değil, hedef Atatürk'ün kurduğu üniter, laik Cumhuriyet'tir.
CHP'de 57 üyeli Parti Meclisinden 28'i istifa etti.
Ve hukuk uzmanları haklı olarak, Olağanüstü Kurultay'a gidilmesi gerektiğini söylüyorlar. Saygı duyarım.
-Ama, strateji yerine taktikle uğraşıyorlar.
“Butlan vakası” sanıldığı gibi yalnızca koltuk ya da makam meselesi değil...
“Terörsüz Türkiye” sürecinin kayıtsız şartsız destekleneceği...
Anayasa değişikliğine “evet” denileceği…
Atatürk’ün “ulus devlet” yapısı yerine, Osmanlı millet sisteminin savunulacağı…
Lozan’ı hazmedemeyenleri mutlu edecek adımların atılacağı bir süreçtir.
Önce federasyon, ardından bölünmeye uzanan hüzünlü bir yolculuğun kilometre taşıdır…
Ve bu süreçte, Atatürk’ün vasiyeti; kendi evi, fotoğrafı ve "Altı Ok"u kullanılarak çiğnenmektedir.
"Taktik olmadan strateji, zafere giden en yavaş yoldur. Strateji olmadan taktik, yenilgi öncesi yapılan gürültüdür," der Sun Tzu.
Ağaç yerine ormanı görelim...
31 Mayıs 1950, Churchill’den İnönü’ye mektup:
“Tarih, general olarak kazandığınız zaferlerden başka, Türkiye Cumhuriyeti’ni 2.Dünya Savaşı’nın vahim tehlikeleri içinden nasıl sıyırıp geçirdiğinizi kaydedecektir.”
-İstiklal Savaşı’nın Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk,
Batı Cephesi Komutanı Mustafa İsmet İnönü ve Genelkurmay Başkanı Mustafa Fevzi Çakmak…
-Bu 3 kahramana sadece dua edilir, minnet duyguları iletilir, teşekkür edilir.
-Düşmanı Churchill bile hakkını verir.
Onlar olmasaydı camide ezan okunamazdı, ataların mezarında dua okunamazdı. 17. Türk Devleti olmazdı. İstanbul işgalcilerin olurdu.
-Tarih nankör değildir, bu kahramanları asla unutmaz…
#atatürk #inönü